anglo saxon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
anglo saxon etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

27 Nisan 2021 Salı

The Etymology of Haakon and Earl is Turkish

 



The origin of this name/word "Hakan" is Turkish, and the meaning is not as they (picture above/wiki) say.


The meaning is "ruler, leader", as today "king".

Turks (7th-8th c) did use the title Hakan before the Scandinavians (10th c) did.


Hakan was also used by the Hun-Turks, which they came to Scandinavia after the death of Atilla the Hun (d.453), and then begins also the age of the Vikings. So, not every Viking was a Scandinavian blood 😉




The word/title "Earl", as in "Earl Haakon Sigurdsson of Norway (937-995)" is also Turkish of etymology.


It was used by the Turkish tribes (even in BC. times) long before the Germanic tribes was using.


So, it is not Germanic as the Oxford English Dictionary says! Or Proto-Norse as the wiki says!




"They" say it comes from Eril (Er-il) > Lord of the country


BUT... It is Turkish.


* Er = Man, lord, ruler, master.

* İl / El = County, province, state.

* Erilaz = Er İl As (Turkish, As is also a tribe name; "Leader of the As County")

> The Scythian-Turks,

> Hun-Turks, Avar-Turks, Khazar-Turks;

> Kipchak (Polovets)-Kuman (Cuman)-Turks, Pecheneg-Turks

in Europe....who was assimilated among Germanic, Celtic, Anglo-Saxon, Fin-Ugor, etc., tribes.


SB

link1 - link2 - link3



Eagle in Gothic (?, Anglo-Saxon or Germanic) art, but influenced by Scythian-Turkish art.


"What indeed was this ‘European’ identity? The early medieval culture that ultimately gave rise to modern European nation states was brought about by a fusion of Hunno-Danubian (i.e. eastern Eurasian culture of the steppe brought to the west by the Hunnic Empire and the Alans) aristocratic culture and the surviving residues of Roman civilization in western Eurasia. The elite of the Frankish, Burgundian, Ostrogothic, Lombard and other states in the West patronized this hybrid culture that later became the dominating ethos of medieval ‘Europe'.... It has also been argued that many of the leaders of post-Roman Europe were either Hunnic or mixed Hunnic in origin. The Huns certainly did not just disappear into oblivion. They left visible political and cultural traces that facilitated the transformation of Roman Europe into early medieval Europe."

Hyun Jin Kim - The Huns



Hun-Turks - 6th c AD, a horse with knotted tail is Turkish tradition "warrior goes to war"


I find this article (Were there Huns in Anglo-Saxon England? Some thoughts on Bede, Priscus & Attila, by Dr. Caitlin R.Green / link) also a progress; Accepting "a Hun-Turk as ancestor"... 


But "ancestor" is not the only thing, we can also trace with art & traditions, plus the using of Turkish alphabet (Scythian-Hun/Turk) and transforming it into "futhark", as they call (German tribes had no writings before Huns, south part did use Latin alphabet with Roman Emp., but literacy rate was also very very low). One of the letter in "Futhark", and after that in "Anglo-Saxon alphabet", has the same meaning as the letter (tamga=mark) in Turkish alphabet (Orhon insc.), and that is "home, land", which is very important in humans life... So, not only as "ancestor" had the Turks an impact on German and Celt tribes, but also with social life and civilization.


Semra Bayraktar



Don't underestimate the power of Turkish and Turks


27 Ekim 2020 Salı

Longobardlar, Gothlar ve İskoçlar

 

Longobard = Uzun Sakallı > Lombard'a dönüşüyor.



Lombardların MS 643'ten önce yazılı yasaları yoktur. Atalarının "yazılı olmayan gelenek ve kültürü" yaşlıların hatıratlarından MS 7.yy'dan sonra yazıya geçirilir.

Longobardlar (Uzun Sakallı) < Winniller, bir İskandinav kabilesi.
Doğum destanı; Origo Gentis Langobardorum.

* 7.yy'da ad değiştiren kabileler...
* 7.yy'da yazıya geçirilen anane...
* 7.yy'dan önce yazısı olmayan kabileler...




Türk boyları da zaman içinde farklı adlarla tarih sahnesinde yerini almıştı. Ancak Batılı onları Türk olarak görmez, ama iş kendilerine geldi mi, "Grek", "Roma", "Germen" ya da "Kelt" der ve tek çatı altında toplar. Sadece Avrupa'daki Türkleri tek çatı altında toplasak; Kimmer, İskit, Gelon, Agathirsi, Goth, Hun, Avar, Hazar, Kabaroy (daha sonra Macarlara katılırlar), ya da Kıpçak-Kuman, Peçenek, Bulgar, Çuvaş, Kırım, Gagauz, Osmanlı (tabi bir de bunların alt grupları var) gibi, hepsinin soyadı Türk dediğimizde Batılıların dudakları uçuklar, hatta bayılan falan da olabilir 😃


Ostrogotların kralı Büyük Theodorik (454-526)
Babası: Theodemir
Amcaları:  Balamir ve Bidemir
Kişilerin Türk olup olmamasını tartışmayacağım, olabilir olmayabilir de. Ancak Amal kardeşlerin adları Türkçe !...

Bana bir masal anlat, ancak içinde dürüstlük olsun...
SB


ENG:
Theodoric the Great (Flavius Theodoricus, 454-526)
King of the Ostrogoths
Father : Theodemir
Uncles : Valamir and Vidimir
I will not discuss whether these individuals are Turks or not. However, the names of the Amal brothers are Turkish of origin, and still in use as male or surname among Turks;
(theo) DEMİR - BALAMİR - [vidimir=bidemir (b/v)]

So, you can not write history without Turks or Turkish.
And tell me a story, but have honesty in it...
SB



Sezar ve Tacitus döneminden sonra Germen sözü genelleşiyor. Franklar Allemani derken, topluluklar kendilerine Longobard (Lombard), Goth, Vandal, Frisian, Kelt diyordu ama Germen demiyordu. Kayıtlı en erken Germenik dili ise 4.yy'da, Gothların Ulfila incilidir ki orada bile Türkçe kökenli olan ve Tanrı sözüne karşılık (ki baba dediklerini hepimiz biliyoruz) Ata sözünü kullanıyorlar. Türkçe özel isimleri var; Tulga gibi... Gothların çıktığı bölge İskitlerin ülkesiydi. Eski İngilizce ya da eski Almanca dedikleri dil ise 8.yy'dan başlar. Slavların tarih sahnesine çıkışı ise 6.yy'dır. Pliny ve Tacitus Venedileri Slavların atası olarak kaydetmiş, ancak Venedi Slavca değil. Ancak Germenler daha sonra Venedi sözünü Wends olarak değiştirdiklerinde Slavları kastetmişler. Yani kabile isimleri farklı diğer kabilelerde farklı "etnik" olarak kaydediliyor. Herkes kendine göre bir isim yapıştırmış, ki bu kabilelerin kendi kendilerini andıkları isim tarih içinde kaybolmuş. Gothların arasında İskitler, Sarmatlar, Hunlar var ki onlardan önce bölgede yaşamış olan Kimmerleri unutmamak gerek.

Ayrıca, German kabilleri olarak tanımlanan topluluğun, kendisine German dediğine dair bir kanıt olmadığı gibi, kelimenin dillerinde anlamı da yoktur. Bazı Kimmer ve İskit kabileleri de German/Germen olarak kaydedilmiş. Aralarında mutlaka Keltler de var, yani Germen dedikleri aslında karışık, hepsi "Hint-Avrupalı" değil, ama asimile olmuş. Atilla döneminde bile İskit ve Germen kabileleri karışmıştı.


This is not a "beast" as the Westerner scholars named it,
This is a "Wolf-Dragon", and to be seen in every Turkish art.




Bana bir masal anlat, ancak içinde dürüstlük olsun...
Tell me a story, but, with honesty in it...




30 Ekim 2017 Pazartesi

Türk Kültürünün Anglo-Sakson Edebiyatına Etkisi...









Orta Dünyanın Analizi - İlkay Aydın

Elinizdeki kitap, Yüzüklerin Efendisi romanında yer alan en önemli karakterlerin hangi mitolojilerden alındığını karşılaştırmalı ve detaylı olarak anlatan inceleme-araştırma çalışmasıdır. Bugüne kadar sayısız araştırma yapıldı. Kitaplar, makaleler yazıldı. Ancak tam anlamıyla deşifre edilemedi. Bu konuda rehber bir kitap olacak. Kısacası, Tolkien’in romanı yazarken yaptığı kokteyli nasıl hazırladığını göreceksiniz. Bunun yanında Türk kültürünün diğer kültürlerle olan derin bağlarını da.(arka kapak)

J.R.R.Tolkien (1892-1973) : John Ronald Reuel Tolkien, İngiliz yazar, şair, filolog ve profesör unvanlı akademisyen. Uzmanlık alanı Anglo-Sakson Dili ve Edebiyatıdır. Hobbit, Yüzüklerin Efendisi ve Silmarillion gibi fantastik kurgu eserleriyle tanınır. Tolkien öldükten sonra kitapları oğlu Christopher Tolkien tarafından derlenip düzenlenerek piyasaya sürülmüştür.



Analysis Of Middle Earth by İlkay Aydın 
(the book is in English and Turkish)

The book in your hand is a research study describing that the most important characters in the novel of "The Lord of the Rings" have been received from which mythologies in detail and comparatively. Until today, numerous researches have been carried out. But it could not be deciphered literally. I think that his book will be a guide. In short, you will see how Tolkien prepared the cocktail he made while writing the novel. In addition to that, the deep ties of Turkish Culture with the other cultures.








İlkay Aydın'ın "Orta Dünyanın Analizi" kitabı ile ilgili olarak
Prof.Dr.Osman Karatay'ın yorumu: 


YÜZSÜZLÜKLERİN EFENDİSİ...
Arkadaş bir konu bilimsel yöntemle araştırılır, bir sonuca ulaşılır. Sen araştırma süreci, sonuç veya yöntemle ilgili fikrini dile getirirsin. Biliyorsan tabii. Yoksa toptancı yaklaşamazsın hiçbir meseleye. Burası toptancı hali değil, bilim meydanı. Bilen konuşur burada. Bilmeyen susar.

Dünyanın Türk olması mümkün değil. Bunu biz senden iyi biliyoruz. Ama süren araştırmaları, gayretleri "dünyayı Türk yaptılar" diye yaftalayamazsın. Sana rağmen de bu çalışmalar sürecektir.

Neyse, gelelim esas meselemize. Değerli arkadaşımız Ilkay Aydin'ın yakınlarda "Orta Dünyanın Analizi" adlı kitabı çıkmıştı. 20. yy'ın en önemli yazarı kabul edilen Tolkien'in Yüzüklerin Efendisi'ndeki öğeleri Türk mitolojisi ile karşılaştırıyor. Yavaş yavaş, düşünerek okudum. Çok istifade ettim. Bir kez daha kutlarım.

Tolkien bir dünya, dolayısıyla ona özgü diller ve kültürler tasarladı. Bunun saf derecede özgün olmasını bekleyebilir miyiz? En başta elflerin varlığını biliyorsak, elbette hayır. Dolayısıyla Tolkien ürettiği dilleri ne derece mevcut dillerden farklılaştırabildi? Ona da kuşkulu yaklaşmak gerekir.

İlkay'ın çok güzel tespitlerine ilave olarak bazı notlarımı burada aktarmak istiyorum. 

- Arda: Arapça 'arz' (aslında okunuşu 'ardh'), İng. 'earth', Mac. 'erdö' gibi birçok kelime 'yer' ile ilgili anlamlar içeriyor. Dolayısıyla, 'arda' çok özgün değil, kopya.
- Eldar: Quenya dilinde el kelimesi 'halk' demekmiş. Bana çok tanıdık geldi :). Ama Ön-Türkçede 'yıldız' kelimesinin karşılığı olmalı bu. Tolkien Ön-Türkçenin temel özelliklerini biliyor olmalı.
- Melkor: Kor kelimesi 'yükselen' demekmiş. Bizde de öyle. Quenya dili Türkçeden mi türetilmiş acaba?
- Çoğul eki -r: Bunun romandaki türetme dile eski Norsk dilinden değiştirilmeden alındığı görülüyor ama eski Türkçede de aynı çoğul eki var.
- Avar elfleri, bana tanıdık geldi.
- Kötü Maia'ların ismi olan 'balrog' sanki Macarcadan kopyalanmış. 
- Dehşetli iki balrogun ismi ilginç: Gothmag ve Thuringwethil. Birincisinde Goth gözüküyor. Olabilir diyeceksiniz ama durun ikincisinde Batı Gotlarının kendine verdiği isim olan Thuring var.
- Kurt adam Drauglin'in ismi hepinize Transilvanyalı Kont Dracula'yı çağrıştırmıştır.

Avarlar, Macarlar, Gotlar, Ulahlar derken bayağı bayağı Doğu Avrupa'da dolaşıyoruz. Kusura bakmayın, German mitolojisi Yüzüklerin Efendisi'ni üretecek yeterlilikte değil. Olsaydı Goethe'nin Faust'u bu kadar çok Yunan rengine bürünmezdi ve German olarak kalırdı. Ama Tolkien akıllılık etmiş, Yunan mitolojisi iyi bilindiği için neredeyse hiç girmemiş oraya.

- Saruman: Ak Saruman derlermiş ona... Saruman eski Türkçede zaten 'akça' demek. 
- Entleri ayaklandıran Radagast... Hayal ürünü mü sandınız? Değil. Antlar Avarlara direnen en önemli Doğu Slav kabilesinin ismidir, Radogast da onların kralı. Romandaki Radagast'ın hayatı Rhosgobel'de geçer. Burada da Rusya'nın kaynaklardaki en eski ismi olan Rhos geçiyor. Tolkien gerçek tarihten Ctrl C ve Ctrl V yapmış sanki.
- Boromir, adının anlamı bilinmese de (yani Tolkien bunu bize açıklamasa da), savaşçı komutandır. Ortak Slav dilinde bu kelime "Dünyanın Savaşçısı" anlamına gelir. Kaçmaz üstad! Doğu Avrupa benim bölgem.
- Alın bir tane daha: Smaug ejderhanın adı. Eski Slav zmay da 'tesadüfen' ejderha anlamına geliyor.
- Sauron'un bir kara şamancasına şekil değiştirmesini eski Türk kültüründeki "don (biçim) değiştirme" ile bağlantılı inceleyebiliriz.
- Uruk-hai halkı romanda Moğolsu bir tiple betimlenir. Lütfen sizler Uranhay kelimesinin anlamına bir bakıverin, nereye gideceksiniz.
- Resimdeki Gondor'un ismi "Taş ülkesi" anlamına geliyormuş... Bugün Taşkent'in merkezinde bulunduğu bölgenin eski İrani ismi Kang idi ve Ön-Türkçe Çaç 'Taş' kelimesinin çevirisiydi. Tolkien bu kelimeyi alıp sonuna eski Türkçede topluluk ve ülke anlamı veren dur- ekini koyarak bu ünlü kentin ismini elde etmişe benziyor.

Belki daha neler var İlkay'ın her sayfası dolu kitabına ilave edilebilecek...

Bir iyi, bir de kötü haberim var İlkay'a: Bu kitabın ikinci cildini yazabilir. Kitap o kadar iyi ki ve konu o kadar derin ki, bunu devam ettirmek gerekecek gibi... Daha bir kaç gün önce izlediğim bir filmde Elfler şarkıcılık ve dansözlükten başka işe yaramadıkları için Grimm kardeşlere saydırıp duruyorlardı. Emre Aygün, ikinci bir omuz verip onları Alperen haline getirmek de galiba sana düşen görev olacak. "



"Elf" was derived from "Alp", not only the name, they have the same character to...Origin is Turkish Culture !




Reha Başoğlu ile İlkay Aydın Ropörtajı
Sözcü/Kültür Sanat-22 Ağustos 2017


İngiliz dilbilimci ve Oxford Üniversitesi profesörü J. R. R. Tolkien’in inanılmaz hayal gücünün eseri Yüzüklerin Efendisi, kendine has öğeler taşımasıyla kimi çevrelerce bir sanat eseri olarak tanımlanırken, tüm zamanların en çok satan ikinci romanı olarak da dünya tarihine geçti. Peter Jackson'un yönetmenliğinde sinemaya aktarılan ve sayısız ödül alan seri ise dünyada milyonlarca kişi tarafından izlendi. Bu denli geniş çevreye hitap etmeyi başaran Tolkien'e, hayal gücüne, romanda yer alan felsefeye ve de sembollere ilişkin birçok kitap, analiz ve makale yayımlandı…

Mersin'de yaşayan harita mühendisi İlkay Aydın ise yeni çıkan ‘Orta Dünyanın Analizi’ kitabında Tolkien'in Yüzüklerin Efendisi romanının yapısını oluştururken esinlendiği kaynağın Türk mitolojisi ve destanları olduğunu ispat niteliğinde ortaya koyduğunu belirtiyor. Kendisiyle İngilizce ve Türkçe olarak çıkan yeni kitabını ve detaylarını konuştuk…

R.B.: Kitabı yazmaya nasıl karar verdiniz ve araştırmanız ne kadar sürdü? Gerek Erken Türk tarihi gerekse Tolkien eserleri konusunda geniş bir birikim isteyen bu süreç, ne gibi evrelerden geçti?

-  1981 Mersin doğumluyum. Yıldız Teknik Üniversitesi-Harita Mühendisliği mezunuyum. Meslek alanımda çalışmanın yanında yaklaşık 3-4 yıldır Ön-Türk kültürü ve tarihi üzerine araştırmalar, okumalar yapıyorum. Aynı zamanda ekstrembilgi.com adresinde bir web sitem var. Kitap fikri web sitemin sayesinde oldu. Hem Türk tarihi üzerine çalışmalarımı geliştirmek hem de web siteme içerik sağlayabilmek için bir Türk mitolojisi sözlüğünü okumaya başladığımda fark ettim benzerlikleri. Sonrasında 4-5 günümü alan bir yazı hazırladım. İnsanlardan olumlu tepkiler almak cesaret verdi ve kitabı yazmaya karar verdim. Sonrasında ne kadar zorlu bir çalışmaya talip olduğumu fark etmeme rağmen tüm önemli karakterleri deşifre edeceğimden emindim. 1,5 yıllık yoğun bir çalışmanın sonunda kitabımı tamamladım.

R.B.: Ön-Türk tarihi kimi araştırmacılar tarafından M.Ö. 40 bine kadar dayandırılacak kadar oldukça eski olmasına rağmen, yanlış siyasi politikalar nedeniyle bazı çevrelerce “Her şeyi de Türkler'e bağlıyorlar” gibi bir algı oluşmuş durumda. Kitabınızla ilgili de gelebilecek böyle eleştirilere şimdiden bir cevabınız var mı?

-  Öncelikle kitabımı okumalarını tavsiye ederim. Herkesin başta kabul etmesi gereken şey Türk kültürünün ve tarihinin büyüklüğü. Her şey Türkleri içeriyorsa söylemekten çekinmem. Ancak çalışmamda tarafsız ve bilimsel bir yaklaşımım var. Emin olmadığım hiçbir yerde Türklerle bir bağ kurmaya çalışmadım. Tolkien'in neyi nereden almış olabileceği konusunda düşündüm. Tespit ettiğim karakterlerin Yüzüklerin Efendisi'ndeki karakterlerle ortak özelliklerini maddeler halinde sıralayınca ortaya kitabım çıktı.

R.B.: Peki, okurlar, kitabınızda nasıl bir kurguyla karşılaşacak? Tolkien'in yarattığı dünyanın hangi bölümleri ele alınıyor?

-  Öncelikle Yüzüklerin Efendisi'ni bilmeyen ve mitoloji ile ilgili olmayan okurlar için temel bilgiler vermeye çalıştım. Sonrasında en önemli karakterlerin ayrı ayrı incelemesi karşınıza çıkıyor. Yüzüklerin Efendisi'ndeki karakteri tanıtıyorum. Mitolojide eşleştirdiğim karakteri tanıtıyorum. Sonrasında iki karakter ortak özelliklerini sıralıyorum. Bunun haricinde Orta Dünya haritasının gerçek yerini izah eden bölüm, mekanlar ile ilgili çözümleme ve karakterler haricindeki araştırmamda ortaya çıkan ek bilgiler, motifler, ve olayları kısaca değerlendiren genel notlar bölümüyle tamamlıyoruz.

R.B.: ‘Yüzüklerin Efendisi kitabında Tolkien'in Türk düşmanı olduğu ve Orc'ların da Türk olduğu' iddiası var. Kitabınızda ise bununla ilgisi olmayan bambaşka bir boyut karşımıza çıkıyor. Bu ‘Orc'lar Türktür' iddiası nereden çıktı ve işin aslı nasıl?

-  Bu iddia, kitabımla ilgili bana sorulan soruların başında geliyor. Sanırım çalışmamın bu tür spekülasyonları içerdiğini düşünmelerinden kaynaklanıyor. Bu konu Tolkien'in mektuplarında geçer. Orc’ları tanımlarken “Kısa boylu, geniş vücutlu, yassı burunlu, soluk benizli, geniş ağızlı ve çekik gözlü -Avrupalı gözüyle- Moğolların daha aşağı ve daha sevimsiz versiyonlarıdır” şeklinde bir ifadesi var. Bir diğer konu ise Orhun kelimesinin İngilizce yazılışının ‘Orkhon’ olmasından kaynaklı. Sonraki açıklamalarında ırkçı bir yaklaşımı olmadığını beyan ediyor. Ben de Tolkien'in ırkçı olmadığını düşünüyorum. Tolkien, kahramanlarına, mekanlarına, öğelere isim ararken dünya mitolojilerinden faydalanmış. Numenor krallarına ad verirken Oğuz Kağan'ın oğullarının isimlerinden faydalanmış. Rohan Kralı Theoden'in defin töreni Türklerdeki ‘yuğ töreni’dir. Kitabımda da detaylı bir şekilde izah ettiğim gibi büyük oranda Türk kültüründen faydalanmış. En önemli karakterleri oluştururken, Türk mitlerini hikayenin merkezine yerleştirmiş. Irkçılık veya düşmanlık bunun neresinde?

R.B.:Teşekkür kısmında Dr. Muazzez İlmiye Çığ'ın ve Prof. Dr. Osman Karatay'ın isimleri var. Kitabı yazarken size nasıl destek oldular?

-  Aslında Tolkien de bir teşekkürü hak ediyor. Sağ olsun bana tüm mitolojileri okuttu. Sümer mitolojisi ile ilgili bazı detaylarda İlmiye Hocanın değerli katkısı oldu. Sayın Osman Karatay hocamın ise Elf ve Alp karşılaştırmasını içeren değerli makalesi işimi kolaylaştırdı. Kendisini her fırsatta rahatsız ettim. Takıldığım bazı konuları danıştım. Bazen tamamladığım bölümleri kendisine okutup bir nebze de olsa çalışmamın teyidini yapmaya çalıştım.

R.B.:Tolkien'in Orta Dünyası'nın esin kaynağı için yurtdışında birçok felsefi ve dil bağlamında eleştiriler, analizler yayımlanıyor. Kitabınızda dikkatimi çeken nokta, bunların arasında yaratılış mitosunda İbrahimi dinleri, İskandinav, Yunan mitolojisi ya da Doğu mitolojisine bağlayan çalışmaların aksine Türk mitolojisini örnek gösteriyorsunuz. Bu kıyaslamalardan Türk mitolojisi nasıl galip çıktı?

-  Kitabımda bunu detaylıca anlattım. İlk önce Tolkien'in oluşturduğu hiyerarşiyi algılamak ve kağıda kaleme dökmekle başladım. Hikayede Tanrı Eru evreni yaratmıştır. Kendisine arkadaşlık etsin diye de Valar ve Maiar'ı yaratmıştır. Burada Tanrı-Tanrı Yardımcısı-Rahip veya Tanrı-Tanrı yardımcısı-Kam veya büyücü şeklinde bir oluşum çıkıyor. Bu oluşumu tüm dünya mitolojileri ile karşılaştırmak gerekiyordu. Elemeyi yaptıktan sonra her şey çorap söküğü gibi geldi.

R.B.:Yaratılış mitoslarından Altay, Er Sogotoh ve Yakut destanlarından referans veriyorsunuz. Orta Dünya'nın bu destanlarla ilişkisini kısaca açıklar mısınız?

-  Bizzat ‘Orta Dünya’ kelimesi bu destanlarda geçiyor. Orta Dünya kelimesinin İskandinav mitlerinden alıntı olduğu konusunda genel bir kanı var. İskandinav dillerinde geçen mid-gard ‘Orta Bahçe’ veya ‘Orta Yer’ anlamına gelse bile ‘Orta Dünya’ demek değildir. Siz olsanız halihazırda Türk mitolojisindeki ‘Orta Dünya’ kelimesini mi kullanırsınız yoksa mid-gard'ı esnetip ‘Orta Dünya’ manasında mı kullanırsınız? Aslında bu benzerlik İskandinavlar ve Türkler arasındaki kültürel etkileşimi de ortaya çıkarıyor. Bu açıdan ayrı bir önemi var.

R.B.: İyilerin tarafındaki Gandalf ile Oğuz Kağan destanındaki Arkıl Hoca karakteri eşleşiyor. Kimdir Arkıl Hoca, benzerlikleri nelerdir?

-  Arkıl ve Irkıl Hoca yüce bir şaman. Şamanların atası kabul edilir. Oğuz Kağan destanında geçer. Aynı zamanda Oğuz Kağan'ın oğlu Gün-Han'ın veziri, yaşlı bilge danışmanı olarak geçer. Bu özellikleri ve Aragorn-Gandalf ilişkisi sebebiyle benzetilebilir. Gandalf'ın bir diğer adı da ‘Gri hacı’dır. Ancak kitabımda bahsettiğim gibi Gandalf'e Irkıl hoca demek araştırmamı eksik kabul etmek demektir. Gandalf'ın kim olduğunu bölümdeki metnin tamamını okuyanlar anlayacaktır.

R.B.: Harita mühendisi olmanızın çalışmanıza etkisini herhalde kitabınızın son bölümünde ilginç bir çözümlemeyle görüyoruz. Bu çözümleme aklınıza nasıl geldi?

-  Yıldız Teknik Üniversitesi Harita Mühendisliği Bölümü’ndeki değerli hocalarıma saygılarımı sunuyorum. Mesleğimi en ilginç şekilde icra eden ben oldum sanırım. Tolkien'in her bir öğeyi bir yerlerden esinlenerek oluşturduğu fikri zihnimde yer edince, “neden Orta Dünya haritası da gerçek dünya haritasında olmasın?” diye düşündüm. Dünya haritasını bölge bölge tarayıp Orta Dünya’daki yer şekillerini eşleştirmeye çalıştım. Bulmam çok uzun sürmedi. Ancak Orta Dünya haritasını tam olarak tespit etmek için 17 noktayı çakıştırdım. Yorucu bir çalışmaydı.

R.B.: Kitabınızda Tolkien'in Yüzüklerin Efendisi eserinin Türk destanları ve mitlerindeki karakterlerden ve kültüründen esinlenerek ortaya çıktığını ispat niteliğinde gösteriyorsunuz ve kitabınız İngilizce olarak da çıkacak. Yurtdışında okunması ve yankılanması açısından şimdiye kadar ne gibi çalışmalarınız var?

-  İngilizce tercümesi Türkçe baskısıyla eş zamanlı tamamlandı. Şimdilik amazon.com'da yayınlanıyor. Kindle okurları için dünyanın her yerinden erişilebilir durumda. İngilizce ve diğer dillere çevrilip basılı halde yayımlanması ile ilgili İngiltere'de çok uluslu bir yayınevi ile görüşebilirim. Öncelikli olarak Türkçe baskısında istenilen noktaya gelmesini bekliyorum. Kitabımın yayın tarihi dikkate alındığında yurtdışı için adım atmanın erken olduğunu düşünüyorum. 2. baskıda kitabı genişletme ihtimalim sebebiyle de biraz bekliyorum.

R.B.: Daha fazlasını araştırmak isteyen okurlara hangi eserleri okumayı tavsiye edersiniz?

-  Ben çalışmamı yaparken Julius Ceasar'ın Gallia Savaşı isimli kitabından tutun George Macdonald'ın ‘Princess and Goblin’ine kadar okumak durumunda kaldım. Tolkien'in özellikle ünlü Rus Türkolog Vasiliy Radloff'un eserlerinin tamamını okuduğuna eminim. Tolkien'in neleri okuduğunu şöyle hayal etmeye çalıştığımda kendisinin orta çağ masal ve efsanelerini sevdiğini, Fin diline olan ilgisi sebebiyle bir şamanik destan olan Kalevala'yı okumasından sonra Orta Asya'yı derinlemesine incelemeye başladığını tahmin ediyorum. Sonrasında bu kadar bilgiyi nasıl kullanırım noktasında Yüzüklerin Efendisi'nin ortaya çıktığını düşünüyorum.

R.B.: Türk kültürü, dili ve destanlarının bu kadar köklü bir tarihe ve zengin bir sembolizma evrenine, hem de Tolkien'in yüz milyonlarca kişiye ulaşan hayal gücünün eserine kaynaklık edecek kadar derya deniz bir niteliğe sahip olmasına rağmen, Türk dünyasında bu tür romanlar göremiyoruz. Her iki evreni inceleyen biri olarak bu durumu nasıl yorumluyorsunuz? Popüler tabirle sorarsak; Neyimiz eksik?

-  Aslında son dönemde Türkiye'de fantastik edebiyatta Türk mitolojisini içeren eserlerde artış gözlemliyorum. Mitoloji denince dinsel hikayeleri de kapsıyor. Belki çoğunluğun Müslüman olduğu bir ülkede olmamız ön yargılı bakmamıza sebep oluyor ve bizi kendi kültürümüzden uzaklaştırıyordur. “Neden biz yapmadık” diye hayıflanmakta haklıyız. Bu soruyu sosyologların ve edebiyatçıların cevaplaması daha doğru olur.

R.B.: Kitabınızda yer alan Orta Dünya ve Türk medeniyetleri ilişkilendirmesi oldukça ses getirecek. Orta Dünya'nın Türk kökenlerini araştırmaya devam edecek yeni eserler gelecek mi? Kısacası bir sonraki projeniz ne olacak, ipucu var mı?

- Açıkçası Orta Dünya ve Türk ilişkisi yerine herhangi bir dünya mitolojisinden olduğunu keşfetseydim de kitabı yazardım. Tabi Türk kültürünün yoğun olması bizim için ilgi çekici ve önemli. Kitabımın sonunda bahsettim. Eğer okurlardan yoğun bir talep gelirse Yüzüklerin Efendisi'nde incelenmesi gereken çok sayıda konu hala mevcut. Örnek vermek gerekirse, Tolkien'in oluşturduğu diller muazzam. Olayları Joseph Campbell'in monomitleri ile eşleştirilebilir bir çözümleme de yapılabilir. Benim temel amacım Ön-Türk kültürü ve tarihi üzerine çalışmak. Zaten bu kitap çalışması da tesadüfen fark ettiğim bir durum. Türk mitolojisi sözlüğü okurken bir anda kendimi Orta Dünya'nın içinde buldum. Bir sonraki projeme henüz karar vermiş değilim. Üzerinde düşündüğüm birkaç konu var. Etrüskler, İskitler, Avrupa dillerine yerleşmiş Türkçe sözcükler gibi… Sayın Muazzez İlmiye Çığ hocamın bir önerisi oldu. Belki hiçbiri olmaz ve Silmarillion'da yer alan karakterleri analiz ederim. Zaman gösterecek....








Betül Lostris'ten kitabın analizi için link Anka Enstitüsü





"Herkes Türk değil", Türkoloji adına araştırma yapanların sloganı da bu değil zaten. Türkler tarihi, kültürü, efsaneleri ve bir birey olarak "Avrupalı"ların içine nüfus etmiştir. Batılıların, Türkleri "doğulu ve alt medeniyetten" görmeleri, geçmişi bırak bugün dahi "kendilerin üsttün medeniyetten" saymalarından kaynaklanmaktadır. Açıkça görülür ki, hala "ari ırk" teorisine sarılmaktadırlar. 

Doktora öğrencilerinin çalışmalarında birazcık Türk kültürü ve tarihine atıf yapılsa, doktoralarını vermemek için önüne engel koyarlar. Türk kültürü ve tarihini "Batı tarihi ve kültürüyle karşılaştırmalı araştırma yapanlara "sen bununla ilgilenme, o Türk değil, Türk Orta Asya'dan geldi, o dönemde Türkün ne adı ne de kendisi vardı" diyerek projesine onay vermezler. 

SSCB döneminde "Kurşunlanan Türkoloji" gibi, bugün AB+ABD Üniversiteleri + UNİCEF - NWO (Yeni Dünya Düzencileri) ve hatta BM bile Türkoloji çalışmalarının önüne engel koymaktadır. Bunu da en çok yurtdışında öğrenim gören doktora öğrencileri yaşar. Araştırma yapan "batılılar" Türk dünyasına bakmak bile istemez. Pazırık'ın Gordion Kurganı ile bağlantısını görmek istemez. Alp'ın Elf'le olan bağını göz ardı eder. Türkçe'nin dünya dillerine etkisini duymak istemez. Anglo-Sakson destanı olan Arthur, Excalibur, Lancelot, Beawulf'un ya da Hıristiyanların Kutsal Kase'sinin Türk kültürünün içinden çıktığını şiddetle red eder.  Alman, yani 1200'lerde yazılan German destanı Nibelungen'da  geçen Balmung Kılıcı'nın aslında Siegfried'in değil 453'te ölen Attila'nın Kılıcı olduğunu, 6.yy'a gelindiğinde ise Arthur adının ilk kez görüldüğünü ve 12.yy'da da Excalibur kılıcıyla beraber tanıtıldığını ve hepsinin de çalıntı ve sonradan uydurma "destanlar" olduğunu da kabul etmez.  Vikinglerin tanrı diye kabul ettikleri Odin'in bir Türk olduğunu bilmek istemez. Nasıl ki "Avatar" filmi Yakut Türkleri'nin Olonho Destanı'ndan çıkma ise, Çin Destanı olarak geçen "Mulan" da bir Türk'tür... Hatta, Homer'in destanları bile Dede Korkut ile paralellik taşır ki, Homer'den daha eski olduğunu söyler Azerbaycan Türkologları...

1940'lı yıllarda okul kitaplarında geçer İskitler'in Türk olduğu. Peki, yeni nesil bugünkü eğitim kitaplarından öğrenebiliyor mu bunu? Hayır!.. 1949'dan beri eğitimimizin içinde cirit atanlar, Türk tarihini değiştirme tohumlarını bir bir atmıştır... Üstüne de artarak gelen din eğitimi cilasını vurmuştur. O günden beri gelip geçen hükümetler ise, ne içte ne de dışta, Türkoloji araştırmalarına "canı gönülden" destek vermemiştir...Lakin bu değişecektir. Bize düşen görev ise, Türkoloji alanında çalışıp tüm zorluklara karşı göğüs geren hocalarımızı, öğrencilerimizi ve araştırmacılarımızı desteklemektir. Saygılar, SB.






"Sen Türk olduğunu unutsan da, düşmanın asla unutmaz!"
Ebulfez Elçibey 
(1938-2000)





16 Mayıs 2017 Salı

Alanlar / Alan Turks and Lancelot



"ALANUS A LOT" tan "THE ALAN OF LOT" a, sonra mı?
Tabii ki "LANCELOT" 
"Lot Nehrinden bir Alan" anlamına geliyor...
ve Lancelot destanı buradan türüyor.
Ben demiyorum bir "batılı" "From Scythia to Camelot" kitabında diyor"... 
Kökenini de "Nart Destanı"na bağlıyor.


Ancak kitabında belirttiği, "İran dili konuşan İskitler" ya da "Nart, Osetlerin Destanıdır" açıklamalarına kesinlikle katılmıyorum. Çünkü, İskitler Türk boylarının atası olmakla birlikte Nart Destanı Osetlerden daha çok Karaçay-Malkar Türklerinin destanıdır ki, Saka Türklerinden kalmadır.


Ortaçağ el yazmasından
Lancelot kendi mezarını açarken / Lancelot bir savaşta / Lancelot kılıçtan köprüyle Gorre'ye girerken


ALANUS A LOT - THE ALAN OF LOT - LANCELOT 


"Nart destanları eski Türk destanlarına daha yakındır."
"Alanlar Türktür"
"Karaçay-Malkar (Balkar) Türklerine aittir."
"Saka-İskit Türkleri ortak Atalarıdır." ...

Arthur ve Excalibur da Türk kültüründen etkilenerek yaratılmış bir efsanedir ki,
 İlyada ve Beowulf bile Dede Korkut ile ilişkilidir....

***

SCYTHİANS, ALANS and OSSETİANS How related are they? How much is Nart Saga related to İndo-Europeans?

Scythians, Alans are Turkish Tribe, and Nart Saga is more Turkish then Ossetian, or in other way, less-İndo-European. So, the info is been given by "C. Scott Littleton, Linda A. Malcor" in their book "From Scythia to Camelot: A Radical Reassessment of the Legends of King" is based on "Indo-European perspective", which is an inaccurate statement. Because nor the Alans and Nart Saga are İndo-Europeans, neither the Scythians are İranian speaking people. Not a single ancient author wrote, that the Scythians are İranian speaking people. There is even a Oghuz Kurgan (Курган Огуз) from the 4th c BC in Ukraine; Oghuz=Oğuz Turks


But, it is true what they wrote in this book about; "non-Celtic" source of Arthur (comes from "Arthır", an Alanian Turkish word for "Story Teller", but Ar-Er means also Man in Turkish!), how "Alan-a-lot" became "Lancelot" and "Arthurian tales which was produced after 12th-13th century"... 

Just like the Holly Grail comes from Oath Cups and coat of arms of Mamluk Turks, all these traditions are produced after interaction with the Turkish tribes...


SB.


"Lancelot not a character of primitive Arthurian tradition. First recorded mention by Chrétien de Troyes and sudden growth in popularity. We find no mention of the hero's name before the latter half of the twelfth century, yet within ten years of that first mention he is the most famous of Arthur's knights, and the lover of the queen.

The legend of the Grail, originally foreign to the Perceval story, completely dominated that story and changed the character of the hero, who became transformed into an ascetic celibate; while, on the other hand, the growing popularity of the Lancelot story had reacted prejudicially on the position alike of Perceval and the still earlier hero Gawain as knights of King Arthur's court. Eventually the two competing centres of romantic interest were Lancelot and the Grail, and it became necessary to combine them in such a manner that the latter, while still retaining its sacrosanct character, should yet contribute to heighten the fame of the popular 'secular' hero."
The Legend of Sir Lancelot du Lac
Jessie L. Weston, 1901




"The medieval sources, about Caucasian ALAN-AS, decribed them permanent as Turkish tribe. Whereas, there is no hint that they were İranian. As a result, of the long domination of these AS TURKS on İranian community, and neighborhood in the Caucasus, adopted this name. In fact, the word Os or Ossetia, is not essential of this community, they call themselves otherwise. They call themselves IRON."

"Aslar, Alanlar, Osetler, Sarmatlar ve Sakalar"
Prof.Dr.Osman Karatay

*
ALANS 

650 BC
Ases are first mentioned in Assirian sources as the Scythian name Ishkuza = Ish-Oguz or Ish-kiji, with the same semantic, where Ish is a variation of ethnonym As, and Oguz or kiji stand for people.

500 BC
Tribe of Aderbics, part of Masguts/Massagetae, sent 40 thousand infantrymen and 2 thousand horsemen to the camp of Darius the Great at the Babylon. It is evidence of the large nomadic population living on the banks of the Uzboy. Period from 7th c. BC to 5th c. AD was flourishing for Aral-Caspian area, combining settled agricultural and tribes specializing in sheep or horse animal husbandry. Symbiosis of farmers and nomads.

300 BC
From Chinese sources Alans are listed as one of four Hunnish tribes (Xu-la, Lan, Hiu-bu, Siu-lin) most favored by kings of Eastern Huns (Mao-dun/Mete and his son Ki-ok/Kök) of 3rd century B.C. (ToOD 146). Hiu-bu and Siu-lin are Ch. coding variations for Yui tribes, Uigurs; Lan stands for Alan = Tr. alan, yalan = steppe, synonymous with  Tr. yaziq = plain, plateau (Yazygs, Ases, Yases). Alt. name for Alans (probably, a W.Europe subtribe) is Gu-alan, Tr. quw alan = dry steppe; both names indicate part of clans living in steppe, while other part lives by river, mountain, forest etc. ... more:



"This race of resolute and indomitable men (= the Huns), inflamed by a fierce desire to sack others' property, sowing violence by looting and killing among the neighboring peoples, reached the Alans, the ancient Massagetae. (Ammianus. 31, 2, 12 Halanos ... veteres Massagetas - link)





As above mentioned, Oghuz-Huns-Massagetae and other tribe names are the ancestors of all Turks. So Alans are not İndo-Europeans, and therefore not considered as Ossetians. But today Alan and As Turks are asimilated among Ossetians, besides Ossetians call Karachay Malkar Turks as As-Alan, and Nart Saga belong to Turks, which was accepted by Ossetians and changed many names from the saga. And like N.Kisomov says : "by the 10th c. Ossetes were already polygenic (many) people." - SB.


*

"... it is clear that the Alans (Ases) never called themselves Irons, Irons is a self-name of the Ossetians only..."

"Thus, Alans made their celebrated military and political destiny hand-to-hand with their Türkic kins: Huns, Khazars and Kipchaks. From the 13 c. the Alans-Yases ceased to be ruling among the other Türkic people. But it does not mean at all that they disappeared physically, they lived among other Türkic people and gradually entered into their ethnicity, accepting their ethnonyms. Such a strong, scattered along all Eurasia people as Alans-Yases, could also participate in forming the Ossetian people, but they cannot be equated to the Iranian speaking Ossetians by a single trait. If the Scythians, Sarmatians and Alans were Ossetian speaking, all Eurasia should have Ossetian toponyms. They do not exist, unless artificially (quasi-scientifically) produced. Thus, in all their attributes the Alans were Türkic, and participated in the formation of the many Türkic (and not only the Türkic - Translator’s note) peoples."

Prof.Mirfatyh Zakiev (Academy of Sciences of the Republic Tatarstan)
Origin of Türks and Tatars/Chapter Five
Alano-As ethnical roots of the Türks


*

"Kafkas Dağları’nın en yüksek bölümünü oluşturan Orta Kafkaslar ise Türkçe kökenli bir dil konuşan Karaçay-Malkar halkı ile, Hint-Avrupa dillerinin İran kolunda bir dil konuşan Oset halkının tarihî yurdudur. Karaçay-Malkarlılar kendilerine Alan ve Tavlu (Dağlı) adlarını verirlerken, Osetlerin kendi dillerindeki adları İron ve Digor olarak bilinir. ...

Kafkasya’da yüzyıllar boyu birlikte yaşayan Adige, Abhaz-Abazin, Karaçay-Malkar, Oset ve Çeçen-İnguş halklarının Nart destanlarında benzer motiflerin yer aldığı görülmektedir. Nart destanlarının, köklerini Kafkas halklarının yerel kültürlerinden, Orta Asya’dan Kafkaslara kadar yayılan eski Türk boylarının ve Hint-Avrupa kökenli İranî kabilelerin kültürlerinden, eski Yunan mitolojisinden ve hatta Ön Asya medeniyetlerinin kültürlerinden alarak büyüyüp gelişen, Kafkas halklarının ortak mitolojik destanları olduğu anlaşılmaktadır. Karaçay-Malkar Nart destanlarında eski Türk mitolojisinin ve destan geleneğinin izleri açık olarak hissedilmektedir. Karaçay-Malkar Nart destanları birçok yönden Oset ve Adige Nart destanlarını da etkilemiştir.

Tarihte yaşamış ve Kafkasya coğrafyasında etkili olmuş bazı Türk kavimlerinin izlerinin Nart destanlarında saklı olduğu tespit edilmiştir. M.S. 6-7. yüzyıllarda Kafkasya’da hâkimiyet kuran ve buradaki diğer Türk boylarıyla birleşen Avarların, Oset ve Karaçay-Malkar Nart destanlarında yer aldıkları açıktır. Hun-Avar-Bulgar-Hazar-Kıpçak gibi Türk kavimleri Orta Kafkaslar’da yaşayan Osetlerin atalarıyla temasa geçmişler, bu sebeple bu etnik ve kültürel ilişkilerin izleri Oset Nart destanlarına yansımıştır. Theophanes ve Nikhitor adlı Bizans tarihçileri de Avarların Batı Kafkaslarda Bulgar Türkleri ile birleştiklerini yazmaktadır (Kuznetsov 1984: 168).

Oset Nart destanlarında, Agunda’nın babasının Batı Kafkaslardaki Urup Irmağı kıyılarında yaşamakta olan Avar Hanı olduğu nakledilmektedir (Kuznetsov 1984: 168). Karaçay-Malkar Nart destanlarında da Agunda, Avar Hanı’nın kızı olarak gösterilmektedir (Aliyeva 1994: 278-280).

Nart destanlarında yer alan bir başka Türk kavmi ise Ogur Türkleridir. M.S. II-III. yüzyıllarda Büyük Hun kitlesi ile Karadeniz’in kuzeyine gelen Ogur boyları Bulgar Türklerinin atalarını meydana getirdiler ve Kafkasya’da Kuban Irmağı çevresinde yurt tutarak yerleştiler (Kurat 1972: 109).

Oset Nart destanlarında Wrıjmeg adlı kahramanla ilgili bir bölümde Ogur Türkleri Agur adıyla geçer ve Nartların ülkesini işgal eden bir güç olarak tanımlanır (Dumezil 2005: 279). Oset Nart destanlarında Türklere Terk-Türk adıyla da rastlanması, Kafkasya’da Türk varlığının izlerinin mitolojik destanlara kadar girmiş olduğunu belgelemektedir.

Prof. Dr. Ufuk TAVKUL 


*

K.Laipanov, I.Miziev

Adilhan Adiloğlu

Türk Halklarının Kökeni - Kazi T.Laypanov, İsmail M.Miziyev

and the born of "Arthur and Excalibur"





24 Ekim 2016 Pazartesi

Common Alphabet - Ortak Abece





Scandinavian Futhark - Anglo Saxon Futhorc - Gokturks Inscription - 
Szekler (Sekel-Turks: descandents of Attila the Hun-Turk) Inscription
Common Alphabet
Is Scythian-Turks Alphabet - 5th c BC Issyk Inscription. 



1 - 2600-year-old Issyk Inscription.
Two lines of Saka inscription that changed view on the history of the Türkic people

2 - Proto-Türkic rune-like inscription on silver cup
(Issyk Inscription)

3 - Issyk Inscription

4 - Issyk Inscription
The Runes of the Golden Man of Issik / A Hungarian reading



Turkish (Gokturk) inscription and Tamga (symbol-mark)




In Orkhon Monument, there are more then 100 
the word "Türk", both are correct.



ilgili:

"apparently at some time the humanity didn't speak any other language but Türkic."








4 Eylül 2016 Pazar

ASKER - ASGEiR - OSCAR



ASKER - ASGEİR - ESGER - OSCAR

Asker kelimesinin kökeni Farsça deniliyor. Türkçe'de ise Su/Sü diyorlar. Ama AS ve Ker olarak heceye ayırınca farklı bir anlam çıkıyor ortaya. "AS" ulu, tanrısallık, bir Türk boyunun adı ; "KER" ise sınır, gören, çadır, mesken, kötülük anlamlarına geliyor. Bir de Germek, gerilmek var tıpkı mızrağın gerilerek atılması gibi.... Şahsen, Asker kelimesinin Farsça’dan geldiğini düşünmüyorum, özellikle de Türk boylarının göçleri, Türkçe’nin Akadca ve Arapça üzerindeki etkisi, uzun zaman Türklerle kültürel ve dilsel iletişimde olan Farslar varken. Aynı zamanda, ASKAR Orta Asya Türkleri (Kazakistan) arasında erkek adı olarak kullanılmaktadır.

İskandinavlar’da ise Asgeir’in anlamı As-Tanrı ; Geir-Mızrak, yani Asgeir-Tanrı’nın Mızrağı anlamına geliyor. Odin Tanrı olarak görülüyorsa onun mızrağı olmalı. Asgeir’den türetilen isim ise Oscar. Oscar kelimesinin Eski İrlandaca'dan (Keltce) İngilizce'ye girdiği varsayılır. Peki ne anlama geliyor? Yabancı, dışarıdan gelen, profesyonel olmayan, düşman ve geç dönem şiir edebiyatında SAVAŞÇI, KAHRAMAN. (wiki) Anglo Sakson göçleri 5.ve 6.yy'da gerçekleşir. O tarihten önce Odin ve Halkı İskandinav topraklarına girmiştir. Bu arada Atilla'nın ölümünden sonra da Halk her yöne dağılır, hatta İskandinavların arasına bile karışmıştır. Hunların en güçlü boylarından biri de Esgil / Esgel' dir. Macaristan'da yaşayan Sekel Türklerinin atalarındandır ve bu Sekel boyları, yani /Esgel/Asgel/Sekler "Sınırı koruyucuları" olarak görev yapar.

Asker, "Ulu Savaşçı", "Ulu Korucular", "Sınır Muhafızları" demektir. Asker kelimesinin ne arapça, ne de farsçayla bir ilgisi vardır! Asgeir - Esgel - Segel - Esger - Asker - Oscar kelimeleri aynı kökten doğmuştur ve TÜRKÇE'dir.

SB.


Servet Somuncuoğlu : "Kırgızistan'da Tanrı Dağları'nın kollarından Aladağlar üzerinde, deniz seviyesinden dört bin metre yükseklikte yer alan 
Saymalıtaş'ın 
en çarpıcı resimlerinden biri: At Üstünde Ayakta Ok Atan Süvari."
Turkish Petroglyph



OSCAR adı yabancı kaynakta nasıl geçiyor?:

Name OSCAR
GENDER: Masculine
USAGE: English, Irish, Portuguese (Brazilian), Swedish, Norwegian, Danish, Irish Mythology
PRONOUNCED: AHS-kər (English)
Meaning & History
Possibly means "deer friend", derived from Gaelic os "deer" and cara "friend". Alternatively, it may derive from the Old English name OSGAR or its Old Norse cognate ÁSGEIRR, which may have been brought to Ireland by Viking invaders and settlers. In Irish legend Oscar was the son of the poet Oisín and the grandson of the hero Fionn mac Cumhail. This name was popularized in continental Europe by the works of the 18th-century Scottish poet James Macpherson. 

Elizabeth Gidley Withycombe, link
The Oxford Dictionary of English Christian Names (1945)


Name OSGAR
GENDER: Masculine
USAGE: Anglo-Saxon
Meaning & History
Derived from the Old English elements os "god" and gar "spear".
Related Names: OTHER LANGUAGES: Ansgar, Ansigar (Ancient Germanic), Ásgeirr (Ancient Scandinavian), Ansgar, Asger (Danish), Ansgar (German), Ásgeir (Icelandic), Ansgar, Asgeir (Norwegian), Ansgar (Swedish)

Name ASGER
GENDER: Masculine
USAGE: Danish
Meaning & History
From the Old Norse name Ásgeirr, derived from the elements áss meaning "god" and geirr meaning "spear".

***

“Göktürk yazıtlarında, kuzeyde, Kögmen dağlarında Kırgızların komşuluğunda yaşayan Az Budun'dan bahsedilir. Burası, Türklüğün en doğu sınırıdır ve hemen ondan sonra etnik Moğol sınırı başlar.  Tarihte Asların anıldığı en ilginç yer ise İzlanda olmalıdır. Kuzeyin German asıllı halkları, mitolojik ögeler yükleyerek tarihlerini saga denilen destanlarda yaşatmışlardır. Snorri Sturluson adlı İzlandalı bir Viking, bundan sekiz asır önce, 1222-1225 yıllarında halkı içindeki bu sagaları toplayarak Heimskgringla adlı bir kitap hazırlamıştır.

Buna göre As halkı eski zamanlarda Troya'dan çıkmış ve Saks ülkesine (Saksonya) gelmiştir. Burada yerleşip bir süre yaşadıktan sonra daha kuzeye İskandinavya'ya gitmişlerdir. Yerli ahali bu yabancı insanları hayranlıkla karşılamış ve tazim etmiştir. Böylece içinde yaşadıkları toplumla bütünleşen ve İskandinav kızlarıyla evlenen As savaşçıları zamanla erimişler, ama önemli izler bırakmışlarıdır. En önemli izler Sturluson'un eserinde kalmıştır: "Troya Türk ülkesidir...Türklerin ülkesini terk edip...Avrupa'ya gelen Aslar buraya Türk töresi getirdi ve burada Türklerin koyduğu yasalar uygulandı..."

Doğrudan Türk kelimesinin geçmesi oldukça ilginçtir. Bunu 13.yüzyılda artık Türk isminin yerleşmiş olmasına ve Anadolu ve Azerbaycan'ın Türk ülkesi olarak görülmesine vermek mümkündür. İskandinavyalı Aslar açık şekilde Türkçe olan pek çok yer adı bırakmışlardır : Asgaard (As-kent)….

Osman Karatay
İran ile Turan: Hayali milletler çağında Avrasya ve Ortadoğu


Ynglinga’da bu Asya tarifi yoktur ama Prose Edda’da olmayan bir bilgiyi verir ve As halkından bahseder: “Don nehrinin doğusundaki memlekete Asaland veya Asaheim (As ülkesi veya yurdu) denir ve bu memleketin başşehrini Ásgard adlarlar.”

Aynı yazarın bir eserinde kıta tarif edilirken, diğerinde o kıtaya isim veren halktan bahsedilmesi herhalde Sturluson’un araştırmalarının gelişimiyle alakalıdır. 1220 sonrasındaki araştırmalarında As halkıyla ilgili bilgileri derinleşti ve bunun sadece bir kıta adı olmadığına kanaat getirerek ve eski kaynaklardan As yurdunun tam yerini tespit ederek Ynglinga’ya ekledi. Bu As bahsi Sturluson’un bilgisinin güncelliği veya eskiliği konusundaki tartışmalarda şaşırtıcı bir gerçeğe işaret eder. Hunların gelişinden önceki dönemde Don nehrinin doğusundaki Aral boylarına kadar uzanan düzlüklerde As adlı bir kavim başı çekiyordu.

Bu bahisleri tastamam efsane, dolayısıyla uydurma olarak gören halkiyatçılar, ardından adı geçen mekân ve kavramlara derin mitolojik manalar yüklemişlerdir. Örneğin, Asgard basitleştirici bir anlatımla tanrıların mekânı olarak sunulur. Merkezîdir. Onun etrafında Midgard (‘Orta Kent’) vardır. Burası insanların mekânıdır. Bilinen dünya ile engin okyanuslar arasında ise devlerin mekânı vardır (O'Donoghue 2008: 17). Hâlbuki burada tarihi bir hadiseye işaret edilmektedir. Bir göç vardır.

Osman Karatay - link
“Kral Odin’in Turkland’dan İskandinavya’ya Göçü”, Halk Kültüründe Göç Uluslararası Sempozyumu, 
(28-30 Mayıs 2010, Balıkesir), yay. Ali Duymaz, İstanbul 2012, s.532-539)

"Kurt Ağzı" Sancağı ile Ayakta bir Atlı Savaşçı
TÜRK KAYA RESİMLERİ - LENA / SİBİRYA
"Rusların verdiği tarihlendirme MÖ 14000-12000"
Kaya Resimler  → Tamgalar  → Alfabe

A Standing Turkish Warrior with "Wolf Mouth" Banner
TURKİSH PETROGLYPHS - LENA / SİBERİA
"14000-12000 PROTO - TURKS" said by the Russians.
Petroglyphs → Tamgas (mark,symbol) → Alphabet
Servet Somuncuoğlu "From Siberia to Anatolia - The Turks on the Rocks."

"Till the 13th c Sibir, later Siberia, is also coming from the Turkish root Sabir." 
Prof. Dr. László Rásonyi (1899,1984, Hungarian Turkologist) (Sibir is also known as Subar-SB)




KER: Kötü Varlık
Eşdeğer : GER/KİR/GİR

Çoğu zaman sıfat olarak kullanılır. O varlığın kötücül bir özelliğe sahip olduğunu gösterir. Hepsinde bulunan ortak bir özellik olarak tek ayaklı, tek gözlü, tek kollu, kel varlıklardır. Öteki aleme ait canlılar daima tek gözlü olarak betimlenir. Bu nedenle “Ker” sözcüğünü Kör anlamına geldiğini öne süren görüşler de mevcuttur. Sümerlerde “Kur” adlı bir yeraltı canavarı bulunur ki, yeraltında yaşayan varlıkların “Ker” sözcüğü ile tanımlanmasının kökeni buradadır. Yeraltında yaşadığına inanılan ve insanı sakalıyla boğup öldürdüğü söylenen, dirsek boyundaki Kerle adlı kötü varlıklar da bunların bir türüdür. Bu sıfatla anılan altı önemli varlık bulunur:

KER Yutpa : Yeraltı Ejderi - KER Abra : Yeraltı Yılanı
KER Arat : Yeraltı Balığı - KER Doydu : Yeraltı Balığı
KER Köylek : Yeraltı Cadısı - KER Ayna : Yeraltı Şeytanı

Anlamı: (KİR/KER/GER). Kirlilik ve kötülük bildirir. Moğolca HİR/KİR sözcüğü kirlilik, kötülük anlamları taşır. “Altını şer, incisi ker” şeklindeki halk deyiminde de bu kavram görülmektedir. Geri sözcüğü ile aynı kökten türemiştir. Bu kavram eski Türkçe’de ve Moğolca’da aynı zamanda SINIR, KENAR anlamı taşır ve KİRE/KER/HER/HOR olarak ifade edilir. Kör sözcüğüyle bağlantılı olması da muhtemeldir. Kör kelimesinin kökeni pek çok kaynakta Farsça olarak gösterilir. Fakat Türkçe’deki GÖR köküyle bağlantısı göz önünde bulundurularak Farsça’ya Türkçe’den geçmiş olma olasılığı dikkate alınmalıdır.

Türk Söylence Sözlüğü
Deniz Karakurt

***

GER = ÇADIR- OTAĞ 
(yabancı dile yanlış olarak giren YURT, ki o da Türkçe'dir. -SB)

Ger ve Kutsal Daire

Batılılar tarafından yurt olarak bilinen ger, Moğolların geleneksel yaşam mekanlarıdır. Yuvarlak bir örgü duvar üstüne monte edilmiş merkezi bir duman çıkış halkasından (tono) yayılan direklerden (uni) inşa edilmiştir ve Amerikan Güneybatısı yerlileri Navahoların hooghan'larına yakın bir benzerlik arz eder. Ayrıca, Tsantang ve Urianhai dahil birçok Siberia halkı tepee'lerde yaşar. Her durumda ger'in konumu ve sembolizmi bütün Moğol toplulukları için geçerli olmaktadır. Göçebe yaşantısı gereği seyahatlerine uymak üzere ger ve tepee'ler (yurt) kolay sökülüp takılmak için tasarlanmışlardı, ama yine de nerede kurulursa da ger'in görüntü ve anlamı değişmez. 

Moğol Şamanizmin Ana Hatları - Julie Stewart
Çeviren Kemal Menemencioğlu / link


***

... Kerekülüg begleri bodunı yapısındaki kerekülügü kolayca “çadırlı, göçebe” olarak çevirmek pek anlamlı görünmemektedir. Belli ki Tokuz Oğuzlardan başlamak suretiyle boy veya topluluk adları sayılmaktadır. Bu kelime grubunu “çadırlı beyleri ve milleti” şeklinde çevirmek boy-millet sırasını da bozmaktadır. Üstelik o devirde bozkırın olumsuz etkisiyle çadır dışında yaşayan insanların veya boyların olamayacağını söylemek mümkündür. Zaten bugün de Moğolistan’ın büyük şehirleri dışındaki yörelerde insanlar hâlâ çadırlarda yaşamaktadır. O zaman bütün sorun kerekülüg kelimesi üzerindedir. Tokuz Oğuzlar, Eki Edizler ve Kerekülüg begleri. Bu şekilde bir sıralamada kerekülüg kelimesinin bir boy veya topluluğun adı olması gerekir. Öyleyse kerekülüg begleri ibaresini “çadırlı, göçebe” değil de “Kazaklı beyleri, Kırımlı beyleri” gibi “Kerekülü beyleri” şeklinde anlamak gerekir.

Kerekülüg kelimesinin kökünün eski Moğolca ker kelimesiyle aynı olduğunu düşünüyoruz.Günümüz Moğolcasında bu kelime ger şeklinde olup, “çadır, yurt” anlamlarına gelmektedir: ger “yurt, çadır, keçe çadır; yerleşim yeri, ikametgâh; mesken ev” (LESSING 2003: 603); Kalmukçada ger “zelt,jurte, haus; familie, heim; haus”, Ramstedt ger kelimesinin Tib. gur kelimesinden alınmış olabileceğini düşünmektedir, (RAMSTEDT 1976: 134.)

Bütün bunlardan hareketle kerekülüg kelimesi Türkçe gramer kurallarına göre kök ve eklerine ayrıştırılırsa ortaya şu çıkar: < ker + AgU + lUg. + AgU topluluk (kolektif) bildiren ekle ilgili olarak Kök Türk metinlerinden şu örnekleri vermek mümkündür: ikägü “iki parça” (< *ekägü), üçägü “üçü birlikte”; buçegü < bu + üçegü “bu üçü”, (TEKİN 2000: 133, ayrıca krş. ERDAL 1991: 93-97.)

SONUÇ: Bilge Kağan Yazıtı Doğu yüzü 1. satırında geçen kerekülüg kelimesi “çadırlı, göçebe”olarak çevrilmekteydi. Altı Sir’lerden başlamak suretiyle bu bölümde Türk boy veya topluluk adları sayılmaktadır. “Altı Sirler, Dokuz Oğuzlar, İki Edizler, Çadırlı beyleri, milleti” şeklinde yapılan bir çeviri boy adı sıralamasındaki sırayı bozmakta, cümlenin anlamını tam olarak ifade edememektedir. Bize göre bu bölüm şu şekilde çevrilmelidir: “Altı Sirler, Dokuz Oğuzlar, İki Edizler, Kerekülü beyleri ve milleti”. Buradaki kerekülüg kelimesi bir Türk boyu veya topluluğunun adı olmalıdır. 

KEREKÜLÜG BEGLERİ - Erhan AYDIN / link
(International Journal of Central Asian Studies, Vol. 10-1, 2005, 23-31)

***

"En eski Moğolca metinler dahi, Moğol dilinin Türkçenin tesiri altında kaldığını göstermektedir."

Doç. Dr. Ahmet TEMİR
DTCF, Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi Dergisi, 1955, c 13, s 1-2

***

"Tespitlere göre, Göktürk belgelerindeki bütün kelime adedi, ancak 11.000 ile ifade edilmekte olup bunun hemen yarısı olan 5.302 kelime çözümlenmeye en uygun uzunluk ve mükemmeliyette bulunan üç yazıta aittir. Böyle olmasına rağmen, henüz bu yazıtlar bile, bazı karanlık ve izaha muhtaç noktalar bulunmasından dolayı, hâlen büyük emekler beklemektedir." der Aydemir. 

KÜL TİGİN YAZITI’NDAKİ ‘ER AT’ KELİMESİ ÜZERİNE, 2012
Âdem AYDEMİR / link





BUGÜNKÜ İNGİLİZCE İLE KIYASLAMA YAPARSAK

Bugün Türkçe de : Türk Dil Kurumu'na göre 111 bin 27 kelimenin 14 bin 1981’i yabancı kökenli (acaba!).

Yılmaz Asil'e göre ise; Bu yanlış bir sayıdır, Türkçe üretir bu yüzden sonsuzdur. / link

Bugün İngilizce de ise: 171.476 kelimeden 47.156'sı eski kelime, 9.500'ü türetilmiş kelimedir.

"The Second Edition of the 20-volume Oxford English Dictionary contains full entries for 171,476 words in current use, and 47,156 obsolete words. To this may be added around 9,500 derivative words included as subentries. Over half of these words are nouns, about a quarter adjectives, and about a seventh verbs; the rest is made up of exclamations, conjunctions, prepositions, suffixes, etc. And these figures don't take account of entries with senses for different word classes (such as noun and adjective)." / link


Yani, Eski Kelime 47.156 derken... Ortaçağ İngilizcesi mi? Ondan önce mi? Çünkü, henüz İngiltere "İngiltere" değilken, Türk Kağanlığı (Göktürk) döneminde bile 11.000 kelimesiyle Türkler var. İngilizce ise MS.5.yüzyıldan sonra İngiltere'ye göç eden Jütler ve Anglo-Saksonlar'la gelişmeye başladı. 

"The history of the English language really started with the arrival of three Germanic tribes who invaded Britain during the 5th century AD. These tribes, the Angles, the Saxons and the Jutes, crossed the North Sea from what today is Denmark and northern Germany. At that time the inhabitants of Britain spoke a Celtic language. But most of the Celtic speakers were pushed west and north by the invaders - mainly into what is now Wales, Scotland and Ireland." Old English (450-1100 AD) / link


Ne diyordu H.G.Wells, Yuan Chwang’ın 7.yy’da Türk topraklarının tasvirinden sonra: “Hatırlanmalı ki, o dönemde böylesine bir kent Anglo-Sakson İngiltere’sinde yoktu”

"At that time we must remember, there was hardly such a thing as a town in Anglo-Saxon England...." H.G.Wells. / link


Sutton Hoo bir Anglo-Sakson kurganı olmakla birlikte kurban edilmiş atıyla Türk kültürünü gösterir. Buluntular bile Hun-Avar kültürüne benzerdir. / link




Sekel Türkleri
ASKER - SEKEL - SEKLERS (SEGEL = SINIR MUHAFIZLARI)
Seklers. (Segel=border guard)
SEGEL - ESGEL - ASGEL - ASGER - ASGEİR !?!

In Hungarian mythology the youngest son of Attila (Etele) was called Csaba, which in Turkic and old Hungarian also meant shepherd, the “shepherd of the people”. This legend is about the mythical guardianship he symbolizes for the people of Transylvanian Hungarians who treat him as their ancestor and guardian “angel” in a loosely translated sense. The Transylvanian-Hungarian anthem even calls to him for his protection.

After the death of Attila in 453AD, his elder son Aladár, rushed to take the reins of government. The Germanic chiefs and their allies were able to surprise and kill him before he reached his destination. His brothers, scattered over the country, were pushed out by the rebellion of the Gepids, Sverves and Visigoths (Germanic tribes). Dengezik ruled from the area of the Don and Dniper rivers, a still large Hun Empire, constantly fighting the Gepids, Goths and Byzantium (Eastern Roman Empire). In 469 he died in battle. The Hun nations however continued in this region.

Attila’s youngest son Chaba (historic Irnak), whose mother was the daughter of the Byzanteen general Honorius, relinquished the Carpathian basin with his depleted nation, to rejoin his eastern relations. They returned to strengthen themselves, so they may be strong enough to return and also to cleanse Attila’s holy sword in the waves of the circular sea, to restore it’s magical powers.

At the border territory of Transylvania, he left 3,000 young warriors under the leadership Örmedzur, to keep guard over the land. These men were the ancestors of the Seklers. (Segel=border guard). The field of Chigle was their home, which today is the country of Csík in Transylvania. Before their separation Chaba prayed to their god Damacsek, that whenever his people were in trouble the forces of nature shall warn him, and he will return to protect them, even from the ends of the earth. The message carriers of earth, water, air, and fire will reach him wherever he might be....

...the Sekel has been at guard on the frontier and soon perhaps this trust will no longer be required… (Through most of Hungarian history their special charge was boarder-guardsmen.)...


Fred Hamori




Türk Boyları :

Eseg/Esgil/Askel tribes, .../link

Ezgil/Ezgel (Ch. Asitsze) tribe was described in the Chinese annals as strongest tribe of the Hun confederation... / link

Red Huns “Hermihions” (Esgil/Ezgel/Esegil/Eseg/Izgil/Ishkil/Ichgil/Äsägel/ /Askel/Askil/Sekler/Szek (ler)/Ch. Asitsze/Pin. Asijie, Sijie/Hermihions), ... / link

NOT: HERMİHİON veya KERMİHİON (HİON) ya da KIZIL HUNLAR aynı zamanda ABDAL-EFTALİT-AK HUNLAR olarak ta geçer... / link SB : 




İskandinavların arasına karışan Hun-Türkler:

"Swedish Professor Åke Daun show that foreigners perceive Swedes as being cold heartless people with a sluggish mind. These are traits that can be attributed to their Attila-genes.... According to Professor of Archeology at the University of Oslo, Lotte Hedeager, the old Norwegian (and also Swedish) ruling class consisted of Huns. ... many of the names given in the Nordic sagas are parallel to the names of Hunnic kings, like Halfdan (Huldin), Roar (Ruga), Ottar (Ottar), and Adils (Attila). ... Atle, which is derived from Attila, is a common name in present day Scandinavia."

By Tor G. Jakobsen, NTNU


***

Bir de:

Ordu (Askeri)- Düzen (Disiplin, Yasa, Kamu düzeni)

Ordo - Ordu kelimesi Türkçedir. Orhun Yazıtları'nda Ordu kelimesi geçer ve hakan konağı, saray karargah anlamındadır. Moğolca'ya da Türkçe'den geçmiştir, tıpkı Kızıl (Altın) Orda'daki gibi. Taşağıl hoca, "13.yy'a kadar Moğolca ile Türkçe arasında ayrım yapamazlar" der. Kaşgarlı Ordu'yu hakanın oturduğu şehir olarak açıklar. 350 milyon Türk dünyası varken listeye bile almamışlar. İşte bu Emperyal düşüncenin bir ürünüdür. Demek ki, buralarda milattan önceki dönemde de Türkçe konuşan halkların varlığı söz konusu, kısaca Türkler varmış. Latince'ye bile Türkçe'den girmiştir. Arsız, hangi Latince? wikide latin diye geçiyor da!!

Türkçe'nin izini Akadlar'da, Etrüskler'de, Pelasglar'da, İskandinavlar'da, Germanlar'da, Slavlar'da, Yerlilerde, İngilizce'de görüyoruz. İngilizce sanılan kaç Türkçe Kelime var acaba? Orhun Kitabeleri'nde 11.000 kelimemiz varken, İngilizce nasıl dünya dili olabiliyormuş efendim? bu işte bir bit yeniği var ya... ;)

Turkicworld sayfasından Language bölümünde Türkçe'nin diğer dillere olan etkisini görebilirsiniz.



ilgili: