sabazios etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sabazios etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Temmuz 2020 Pazar

Üç Gözlüler



Turova - Zeus - Üç Gözlüler - Okunev


Zeus adı, Hesiod (MÖ 7.yy), İlyada (yazıya geçirilme MÖ 6.yy), Herodot (MÖ 5.yy) gibi geç bir tarihte Grek kaynaklarında karşımıza çıkıyor. Oysa Trakya'da tanrı için "ziu/zia" sözleri var ki Trakya'dan geldiği savulunan Sabazios (ki Saban Türkçedir ve hala Sabantoy olarak kutlanır) at üzerinde göklerde gezen "Göçebe Gök ve Arpa Tanrısı" olarak gösterilir... ki Grekler ata MÖ 7.yy'dan sonra biner. Bununla birlikte Miken yazıtları dedikleri Linear B yazıtlarında (link1- link2) tanrı için "di-wo, di-we" sözleri kullanılmış, yani Zeus'taki ya da Trakya'daki gibi -z- ile değil. Turova'ya hem doğudan hem de batıdan göç var, ki bunların arasında Traklar da gösterilir. Ancak Trakların atası olarak gösterilen "Tiras" Türkçedir ve 'Togarma'nın amcasıdır; Togarma'nın amcası olan Tiras'in da babası Gomer/Kimmer'in diğer bir oğlu Aşkenaz, yani Hazarların atası, 10.yy'da Hazarlara tıpkı Sabazios sözündeki Saba gibi Sabir/Sabar da denilmekteydi... 

Togarma'nın oğlu olan "Taurus (Türk)" sözünü Turova da görürüz. Hitit metinlerinde Turova ülkesi ya da kenti için "Tarausia" sözü kullanılır, tıpkı bugünün Kırım ve çevresine zamanında "Taurisi Scythia"sı dedikleri gibi. Ayrıca Hitit metinlerinde geçen Tegarama (Gürün/Sivas) kentinin adı da Togarma'dan gelir. Tiras aynı zamanda "Tursha-Teresh" olarak da Etrüsklerin atası sayılmaktadır. ... Kırım ve Balkanlar'daki Kimmer-İskit varlığını da hatırlarsak, Sabazios'un bir Frig değilde bir İskit tanrısı/iyesi (ya da kam) olması yüksektir. Bu sebeple Zeus sözünün "di-we, ya da di-wo"dan ziyade "Sabazios"tan türetildiğini düşünüyorum, ki görevleri hem "Zeus" hem de Anadolulu "Şarap/Bağ Tanrısı Dionysos"ta görülür.

Özetle, Greklerin tanrılar düzeni, MÖ 8.yy'dan sonra Hesiod, İlyada, Euripides ve Herodot gibi yazar ve şairler tarafından "sonradan" oluşturulmuş. Herodot'un İskit atası olarak Zeus'u vermesi onun İskitlerin ne olarak adlandırdığını bilmemesinden kaynaklanıyor ki bir başka yerde Papaios (Papa-Baba) olarak verir ki İskit-Türklerinin Atamız demiş olması Herodot tarafından "Tanrı-Zeus" olarak algılanmış olması da muhtemeldir. Çünkü Greklerin kültüründe Tanrılar ata olarak verilir. İskitler ise tanrıları değil, insanları ata olarak gösterir, bunlardan biri Herkül (Erkle) ve diğeri de Targitaos'tur (Targitay). Ancak Herodot'a göre  her ikisinin de babası Zeus'tur. Soy atama/bağlama bir yasayla MÖ 6.yy'da gerçekleşmiş. Her aileye ya da kavme birer ata bahşedilmiş ve Herodot gerçekleşen bu olaydan tam 100 yıl sonra yazmış. Ayıca kıta Yunanistan'ın yerli halkı her kaynakta "Hint-Avrupalı olmayan" Pelasg (Etrüsklerin de atası) ve Lelegler olarak geçer ki bunların soyundan gelenler de Turova ile birlikte Batı Anadolu'nun yerlilerindendir.

Dionysos'a gelirsek;
Frig-Lidya coğrafyasında asıl adı Bacchus'tur ve Bağ/Buğ = "Tanrı-Bağcı" olarak Türkçedir. Her ne kadar Hesiod Dionysos'tan bahsetse de Bacchus sözü ise Euripides'in Bakkha'lar eseriyle MÖ 5.yy'da kıta Yunanistan'a girer. Ancak "Dionysos" adı Zeus'tan doğurulduğu için, Linear B'deki gibi "di-we/di-wo"dan türetilmiştir. -nysos için ise Nysia (Sultanhisar-Aydın) da doğduğu için geldiği ve Dio adına eklendiği öne sürürlür. Bir başka açıklamaya göre de Linear B yazıtındaki "di-wo-nu-so" dan türetildiği, ama -nuso'nun kökeni bilinmediği, hatta belki de "nüsa=ağaç" (MÖ 6.yy) anlamına geldiği de tartışılır. Yine de "nüso" sözü Hint-Avrupa dillerinden değildir... ki Bacchus/Dionysos "Asma/Bağ" tanrısı olduğu için asma da "ağaç" gibi görüldüğü için "ağaç tanrısı" olarak kabul edilebilinir. Ayrıca Pelasgların yerlisi olduğu Boeotia'da Dionysos "Ağacın içinde yaşayan tanrı" olarak anılır ve kurbanlar verilirdi. Bacchus için Sabazios'taki ya da Saban'daki gibi "Bakkhoi-Saboi" denildiği de bilinir. Arkeolojik kazılar da asmanın anavatanının Kafkasya ve Anadolu olduğunu, MÖ 3500'lerden beri de bilindiğini gösterir. Ve Dionysos nasıl Kibele'den doğmuşsa, Sabazios da ondan doğurulmuştur. Ancak daha sonra Zeus, Sabazios ile Dionysos'un babası yapılır. Burada "yumurta mı tavuktan, tavuk mu yumurtadan" sorusunu sorabiliriz. Bu tıpkı Afrodit'in öyküsüne benziyor; Afrodit Hesiod'ta Zeus'un halası iken, İlyada'da Zeus'un kızıdır. Çok net olan ise; Hint-Avrupa dillerinde kullanılan "wine (şarap)" ve  "vineyard (üzüm bağı)" sözlerinin "Bacchus" ile yakından uzaktan alakası olmadığı gibi,  "Saban" sözünü de anlamıyla Türkçe olarak açıklayabiliyoruz.


Turova Kralı Pirim'in ülkesindeki Zeus (tabi ki adı Zeus değildi, ancak ne olduğunu bilemeyiz) tapınağında bulunan ahşap heykelin de "üç gözü" vardı... Odysseus'un kör ettiği dev Kiklop da aslında tek gözlü değil, "üç gözlü" idi, çünkü adında anlamı "çok" olan "Poly" var ki bu da dev Kiklopların aslında "üç gözlü" olduğunu gösterir. Pelasglar duvar ustaları olarak da tanınmıştır, hatta Atina Akropolünün duvarlarını Pelasglar inşa etmiştir. Bu tip duvalara ya Pelasgic ya da Kiklop denilmiştir. Bu durumda Kikloplar da Pelasg soyludur.


Semra Bayraktar



Üç Gözlüler

* Kam (Şaman), Proto-Türk-Okunev MÖ 2500-1800 / Hakasya
* Sicilyalı Galatea ile Kiklop Polyphemus mozaiği / Cordoba-İspanya (Kordoba yer adı da Türkçe), Roma dönemi MS 2.yy.


Kam (Shaman)




Soru ve yorum:
Bağ-Buğ sözünün Tanrı anlamına geldiği ve eski dönemde kullanıldığı;
Buğday sözünün de tanrının yiyeceği olduğu için bağ-buğ sözünden türetildiği;
Aynı zamanda üzüm bağlarının da bu sözden türetildiği, çünkü Grek mitolojisindeki Anadolu kökenli tanrı Dionysos'un hem sabana öküz koşan (çiftçilik-buğday), hem de şarabın (üzüm bağları) tanrısı olmasından dolayı öz adı olan Bakkhos (Bacch-os)'u aldığı (Dİonysos adını Zeus'tan doğurulduktan (!) sonra alır, çünkü Dionysos zorla kıta Yunanistan'a girmiştir) ki Bağ sözü Türk Dünyasında üzüm bağlarıdır.
Rusçada tanrı sözüne karşılık Bog (Бог) sözünün de Türkçeden geçtiği;

Soru: Bağ-Buğ = Tanrı ; doğru mudur?
Yorum: Doğru ise Bacch-os sözü özüyle tanrı demektir ve Türkçe kökenlidir. Hem Buğday, hem de üzüm şarabı tanrıyı ifade eder... Bu sebeple Hıristiyanlıkta "İsa'nın kanı" diye şarap içmekteler...


* Bağdaş kurarak oturmak da buradan geliyor olabilir, tanrının mekanı, kut alan alp kağan...
* Türk Mitolojisinde Yaşıl Han > Bacchus'un Ağaç Tanrısı olması...
* Buğu > Hakan ve elitlerin yakılarak defnedilmesi, tanrıyla bütünleşmek (ozlaşmak)
* Bağrı yanmak, gönül bağı, bağırmak, bağışlamak, bayılmak (beğenmek)
* Bağdat - Bağdadı = Karnını doyurmak, Tanrı tarafından bağışlanmak
* Bagh > "god"

* Prof.Dr. Karjaubay Sarthocaoğlu (Kazakistan) Orhun yazıtlarından örnek vererek şunları söyler: - Bu örnekler eski Türklerin dinlerini Böge, Böke, Bögü ve dinlerini Bögü olarak adlandırdıklarını göstermektedir. [Mine bul mısaldar bayırğı türikterdiñ din basın böge, böke, bögü dep ataytının, dinin de Bögü dep aytatınına kwä bolamız.] Bögü (Täñirlik) / Bögü (Tanrılık)



Bu sebeple, "Buğ-Bağ > Bacc(-os)" sözleriyle ilgili olabilir; Bögü > Kam
* Bögü Kağan ... gibi
* Bruja (Bruha) > Büyücü=Kam > Jade (Yada) Taşı > Jada=Cadı
SB





18 Ekim 2018 Perşembe

Devlet olma yolundaki adımlarını "Midas" ile başlatan Frigya






"FRİGYALI" KAHRAMAN TURİS
Prof.H.Sayce

Turios'un Thyateira (Akhisar)'ın kurucu tanrısı olduğunu yazıtlardan öğrendik, ki ileri bir zamanda Güneş-tanrısı Apollo ile özdeşleştirilmişti. Turios Turis'den türetilmiş, eril son ek -mn- ile oluşturulmuş. Lidya gördüğümüz gibi: "İbsi-mna(n)" - Efesli ; "Kulumna(n)" - Koloeli ; ayrıca Hititlerde "Kartapakhur-meni" - Kartapakhus'un adamı.

Turis kelimesi ise Truva VI'daki bir Mikenos tabakasında bulunan bir ağırşak üzerinde bulunmuştur. Burada açıkca Kıbrıs karakterleri ile "pa-to-ri Tu-ri" yazmaktadır, ki "baba Turi" anlamındadır. (Schuchardt; Schliemann's Discoveries, pp 334-5)

Bu Tyris adını Tyriaion'a da vermiş olacak, modern çağdaki Ilgın (Konya), ki Sir W.M.Ramsay bir Moscho-Hitit yazıtını keşfettiği yerdir.

Onda (Tyris) bir Frig tanrısını veya kahramanını görmeliyiz, ki Thyateira (Akhisar)'ın Güneş Tanrısı "Tyrian"ın babası idi.

İkinci isim ise Tyrimnos bir bileşiktir; "Ma'nın şehri" demek olan "Mas-taura" daki gibi; bir tanrı adıyla birleştirilmiş. Thya adlı bir tanrıyı temsil etmesi olasıdır, belki de Tyris'in bir eşidir. Tyrimnos sikkelerde elinde bir balta taşımaktadır.

Prof.Archibald Henry Sayce 
The Phrygian Hero Tyris. A. H. Sayce
The Classical Review, Vol. 46,Issue 1,February 1932 p.11
Çeviri: SB




* TUR - Türk kelimesinin köküdür. Tyrian = Turan.(-y- u olarak okunurdu)
* İbsiman, Kuluman, Kartapakhurmeni kelimelerindeki -man ekleri Türkçede de görülür; Ataman'daki gibi... (Kartapakhur kelimesi Katpatukya, yani Kapadokya'yı da çağrıştırıyor)
* Truva VI , savaşın yapıldığı tabakadır.
* Tyris bir Frig'den ziyade bir Kimmer/Saka kelimesidir.
* Moscho-Hitit'deki "Moscho" kelimesi Muşki'dir. Demek "Muşki-Hitit" diye tabir ettikleri bir yazıt vardı !..

Henry Sayce'ın "The Moscho-Hittite İnscription" (Muşki-Hitit yazıtı) makalesinin dipnotunda 'Frigçe oua köy demektir' diyor... OUA Türkçe okunuşu ile OVA'dır ve Türkçedir. Halk nereye kurar evini-barkını? [Phrygian oua “village”]


* Ilgın: "Ilgın ilçesi (Helenistik dönemdeki adıyla Tyriaion) Hitit imparatorluk çağında önemli kenti Ikkuwaniya olduğu düşünülen Konya'nın 70 km kadar kuzeyine düşer ve Hitit coğrafyasının Aşağı Ülkesini batıya bağlayan ana ulaşım hattında yer alır. Özellikle Geç Demir Çağı ve Helenistik döneminde önem kazanan bu ortak yol (Strabon 14.2.29), büyük ihtimalle Hitit krallarının da batı seferleri için kullandığı önemli arterlerden biriydi. Nitekim Zenofon ünlü İran seferi için kullandığı Tyriaion ovasında Pers ordusu ile konaklamış ve Genç Kiros'un burada yaptırdığı askeri tatbikattan eserinde bahsetmiştir (Anabasis 1.2.14-18)." [Dr.Ömür Harmanşah - Yalburt Yaylası (Ilgın, Konya) Arkeolojik Yüzey Araştırma Projesi, 2010 Sezonu Sonuçları]


Thyateira (Akhisar) Sikkesi - MS 177-192
Solda Commodus, sağda Apollo-Tyrimnaeos atlı olarak elinde baltasıyla.


*

"Lukkia/Likya ve Frig Adları" adlı makale W. G. Arkwright (Lycian and Phrygian Names) tarafından 1918 de yazılmış.

"Arkeologlar arasında genel kabul görülen bir teoriye göre, Yunanistan'daki yerel adlara göre burada tek bir dil konuşuluyordu, ama Anadolu'da (Küçük Asya'da) bu tamamıyla farklıydı; konuşulan dil Yunanca, Trakyaca, İlliryaca veya Frigce'den farklıydı. Ne Aryan (yani Hint-Avrupa) ne de Semitik diliydi ve Lukkia (Likya) yazıtlarına benziyordu. Daha sonraki bir tarihte, Greklerin gelmesinden önce veya sonra, belirli Trakya ve İlirya unsurları eklenmiş, ancak coğrafi adlara çok az katkıda bulunmuşlardır. Yunanistan'daki yerel adlarda -ss (-σσ-) ve özellikle -nth (-νθ-)  yabancı unsurlar olarak kabul edilir.  -ss (-σσ-) ve -nd (-νδ-) son ekliler Likya'dan ve Küçük Asya'nın diğer bölgelerinden bilinir ve bu yerel olan Likya dilinden türetilmiştir." [çev:SB]

[According to a theory which has been very commonly accepted by archaeologists in this country, the local names of Greece prove that a single language was once spoken there and in Asia Minor which was totally different from Greek, Thraeian, Illyrian, or Phrygian. It was neither Aryan nor Semitic, and resembled that of the Lycian inscriptions.At a later date, whether before or after the arrival of the Greeks, certain Thraeian and Illyrian elements were added, but they contributed little to the sum of geographical names.This belief is founded on the occurrence in Greece of local terminations in -σσ- and especially in -νθ-, which are considered to be foreign, and on their identification with the suffixes -σσ- and -νδ-, which are well known in Lycia, as well as in other districts of Asia Minor, and are derived from the native Lycian language... link



"Şehirli" olan Frigler ne zaman atlarını damgalamış? 


"Her şeyi bilen wiki"ye de sordum! [Pages in category "Kings of Phrygia"]. Bana "Frig" birkaç isim dışında bir "kral listesi" veremedi! Hadi verdiklerine bakalım: wikiye göre kaydedilen "Frig" kralları/adları:

- Acmon : Akmon / Akman olarak da okunabilir, Ak öz Türkçedir. Akman Türklerde hala isim/soyisim olarak kullanılır.

AKMAN "MANAEUS"un oğludur; MANAS  benzerliği... Erkek kardeşi "Doeas" (DUAS) ile Karadeniz'i terk ederek "Frigya'ya" gelir. Kendilerini "Titan"lar olarak tanıtırlar ve " En Yüksek-Ulu" sıfatını takarlar. Güçleri tüm Frgiya'ya yayılır, hatta "Yunanistan" ve "İtalya"ya uzanır. Karadeniz'de o tarihte kim vardır? Alizonlar, Kaşkalar, Kimmerler... Akman'ın oğlu URANUS: Uranus'tan -us eril ekini çıkarırsak zaten "OĞUL" kelimesi ile karşılaşırız: URAN / URHAN / UGHLAN / OĞLANUranus bilimle uğraşıyormuş ve "prens" sıfatını almış, çünkü kendisini tanrı olarak görmüyormuş.
[kaynak:Kutsal kitaba göre:] [[kaynak:Mitolojiye göre:]

Ayrıca bir antik kentimiz var "Acmonia (Akmonya)" antik kenti. Buradaki "-ia" eki aidatlık ekidir, yani "Akmon'un Şehri" demektir. Günümüzün Ahat Köyü'dür (Banaz-Uşak), basındaki habere göre Romalılar tarafından kurulmuştur, ama tarihini MÖ 9.yy olarak verirler. Ben mi yanlış okuyorum, yoksa onlar mı tarihte yanlışlık yapmış bilemiyeceğim... Bildiğim bir şey varsa o da MÖ 9.yy'da Romalıların adı-sanı yoktur! Yani kenti Romalılar kurmuş olamaz. 


"Wikinin" verdiği diğer "Frigli"lere bakalım:


- Gordias : Muşkili Mita'nın babası ise Muşkili'dir.
- "Frig kralı" Dymas : Truvalı Hecuba (Ecuba)nın babası. Ama Truvalı Hecuba zamanında "Frig" yoktu !
- Midas (ki bu Muşkili Mita, dolayısıyla babası Gordias da öyle!)
- "Frigyalı" Mydon (Acmon'un oğlu). İlyada'ya göre, ki MÖ 6.yy'da yazılmıştı, Mydon'da Truva savaşından önce Truvalı Priam ile Amazonlara (Erpatalar) karşı savaş yürütmüş, lakin o dönemde "Frig"lerin adı-sanı yoktur!
- Tantalus: Pelops ile Niobe'nin babasıdır ve aslında Egelidir, Manisa- Truva arasında geçer hikayesi, bu yüzden "Frigyalı değildir, ki döneminde "Frig" yoktur!


Hani nerede bu Frig kralların ,elitlerin, zenginlerin, normal halkın isimleri, nerede?... Koskoca Frig Devleti diyorsunuz Gordios ve Midas dışında kral ismi sayamıyorsunuz! Ama her yerde "Frig Devleti", "Frigler" olarak geçenlerin hem de yazısı olan bir topluluğun hiç mi "Midas", yani Mita ve Gordias dışında kralları yoktu? Yazısı olan millet niye kayıt altına almamış peki, mümkün mü bu? İsimler, "Frigçe" mi, yoksa Kimmer/İskit Türkçesi mi? 



Şimdi kalkıp buna "Frig Sanatı" mı diyeceğiz? Hayır...
Bu düpedüz "Türk Sanatı"

Maltaş Anıtı - Göynüş Vadisi / Afyon
"Friglerin" mezarları dolmen/kaya mezarları iken, Gordion ve çevresindeki Kurganlar nasıl "Frig"lere ait olabilir? Bu anıtın üzerindeki "tamgalar" Türk.



Başka kaynaklara da bakalım:



"... Epigrafik verilerden, şahıs isimlerinin çoğunun Phryg-Lyd kökenli olduğu anlaşılmakta ..."

kaynak: "Antik Kaynaklar, Epigrafik ve Arkeolojik Veriler Işığında Kuzeybatı Pisidia Bölgesi’nin Kültürel Kimliği"
Bilge Hürmüzlü Kortholt,Öznur Anrıver PDF

Bu makaledeki birkaç isme eleştirilerim:

1) Makaleden:
"Aleksandros: Grek-Makedon kökenli olan isim, Hellenistik Dönem’de Büyük İskender’in (İ.Ö.333/330) Küçük Asya’ya gelmesinden sonra yerel halk tarafından da kullanılmaya başlanmıştır. Helenizasyonun Küçük Asya’ya yayılmasından sonra yerel halkın Grek kökenli isimleri (Aleksandros vb.), kendi dillerine uyarlayarak kullandıkları anlaşılmaktadır."

* Grek-Makedon toplulukları gelmeden önce Hitit kaynaklarında (MÖ 13.yy) "Truvalı (Wilusa) Alaksandu" adı geçer. Ve Aleksander kelimesi de Alaksandu'nun Grek-Makedon dilindeki söylenişinden başka bir şey değildir.! Yani, Aleksander Grek-Makedon kökenli olamaz!


2) Makaleden: 
"Appas-Appa : Appa, köken olarak epikhorik bir isimdir. Ap- eki ile başlayan isimler, Küçük Asya’da genellikle Phrygia, Karia, Lykia ve Galatia Bölgeleri’nde kullanılmıştı."

* APPA / APİ / APA İskitler'deki Umay Anadır : Papaios (Papa/Baba) nın eşi, Targitaos'un da annesidir! Yani kelime Öz-Türkçedir. 


3) Makaleden:
"Attalos-Atalos: Makedon kökenlidir ve onomastic olarak kabul edilmektedir. İsmin kökeninin, Luwi ve Goth dillerinde olan Attala kelimesinden geldiği belirtilmiştir."

* ATTA / ATA Öz-Türkçedir. Ne Makedon, ne Luwice ne de Gothça'dır... Hattilerden Hititlere geçmiştir.


Hitit yazıtlarında geçen ATA - ANA
... anna- ‘mother’...
... Old Hittite at-ta-aš-ša-an ‘his father’...
... at-ta-aš-mi-iš ‘their father’ as attaš⸗(š)miš ).... 
kaynak: A Grammar of the Hittite Language, 2008

<anna-> mother -- mothers 
<atta-> father -- fathers


... b) In the Neo-Hittite era, the separation between the two elements is less and less felt. Following constructions like attas-sis "his father" (Nom. Sg.) : attassin < *attan-sin "his father" (Acc. Sg.), one builds the Nom. Sg. attas-mis "my father",
but the Acc. Sg. attasmin and attasman "my father", as well as attastin "your (sg.) father",
as if the inflection only affected the end of the group..: kaynak:




"Tarihî ve çağdaş Türk Lehçelerinde, “baba” kavramı daha çok “ata” ( ada / eti / aça), “dede” ve “aba”
kelimeleri ile karşılanmaktadır."

ATATÜRK, ATABEY, ATAOL, ATABEK, ALMA-ATA, ATALAY, vb.gibi Türk isimlerinde hala yaşamaktadır.
Yıllardır Türkiye yaşayıp Gordion kazı başkanlığı yapmış olan Rodney S.Young'un bundan bahsetmemesi de utanç vericidir!

"Soldan sağa doğru yazılmış... Kelime (ya da isim) ATA daha sonraki zamanlarda Gordion'da grafitileri arasında yaşamaktadır. Bu yaşayan bir terimdi." 
[kaynak: OLD PHRYGIAN INSCRIPTIONS FROM GORDION:TOWARD A HISTORY OF THE PHRYGIAN ALPHABET1 (PLATES 67-74)  Rodney S.Young:]
"The inscribing was done from left to right... The word (or name) ATA occurs among the later graffiti of Gordion. It was a term which lived on."

ATA is Turkish of etymology, means "ancestor, father", and it is still in use as in ATATÜRK, ATABEY, ATAOL, ATABEK, ALMA-ATA, ATALAY, etc...
It is a shame that Rodney S.Young (or anyone else) did not mentioned that!...
SB

ATTAS
Gordion kazılarından çıkan bir başka yazıt...
kaynak:Rodney S.Young, 1969
Old Phrygian İnscriptions From Gordion

Buradaki ATTAS, Saka/İskit kralın ATAİL'in adının grekleştirilmiş hali ATHEAS / ATAİLS gibi...Belki de aynı kişidir, çünkü bu Gordion buluntusu MÖ 5.yy'a aittir. ATAİL, MÖ 339'da Büyük İskender'in babası II.Filip tarafından bir savaş meydanında öldürülmüştü.


Eğer Hitit yazıtlarında ATTA ve ANA ya rastlanıyorsa ve de aynı anlamda kullanılıyorsa, Hititlerin Türkçe konuşan halklarla etkileşim halinde olduğunu ve hatta aynı topraklarda yaşadığı bir gerçektir. ATA kelimesi ÖZ Türkçedir, "batılılar"ın -her şeyde- iddia ettiği gibi ATA kelimesi Hint-Avrupa dili falan değildir. Tüm Türk dünyasında ATA anlamındadır ve halen isimlerde kullanılır. Hitit metinlerinde geçen WATER kelimesi yüzünden Hitit dilini Hint-Avrupalı yapanlar, ATA ve ANA kelimesini es geçer... Halbuki Anadolu'daki Hitit Devleti bir ulus devletidir ve "Hint-Avrupa dili konuşmayan" Hattilerin ülkesini istila etmiştir. Onlardan önce ve sonra bu topraklarda yaşayanlar Türkçe konuşur. Friglerde ya Kimmerlerden almış kullanmış, ya da bizzat Kimmer ya da İskittir! 


4) Makaleden:
"Papas-Papa: Papas ismine Küçük Asya’da Mysia, Bithynia, Paphlagonia, Lydia, Karia, Phrygia, Galatia, Pisidia, Lykaonia, Pamphylia, Isauria ve Kilikia Bölgeleri’nde çoğunlukla rastlanmış olup, ismin köken olarak Phrygia ve Isauria Bölgeleri ile ilişkili olduğu belirtilmektedir. Dolayısıyla, şahıs isminin Phrygia’ya özgü ve epikhorik (yerel) kökenli olduğu anlaşılmaktadır."

PAPAS / PAPA Türkçedir. Çuvaş-Hun Türkçesinde hala mevcuttur! İskitlerin PAPAİOS'undan gelir!


5) Makalede Artas adını da "Pers kökenli" vermişler. Oysa Artaş Med-Part Türklerinden kalmadır ve Türkçedir.



6) Makaleden:
"Babeis-Babis: İsimler, Phrygia ve Lykia Bölgeleri’nde kullanılmıştır. Özellikle Phrygia Bölgesi’nde bu isimlere oldukça yoğun şekilde rastlanmaktadır. Bu durumda, ismin Phrygia’ya özgü olduğu açıktır. Babis ismi, Babeis’in versiyonudur. Kuzeybatı Pisidia kentlerinin, Phrygialılar’dan etkilenerek Babis ismini yerel dillerine uyarladıkları açıktır. "

* BABEİS / BABİS Türkçedir ve PAPAS / PAPA 'nın farklı söylenişidir !

Türkoloji kaynaklarına bakmayıp "Hint-Avrupa"cıların kaynaklarını baz alırsanız böyle çuvallarsınız! Anadolu'da farklı dillerde birçok topluluk vardır, bunlardan biri de TÜRKÇE'dir. Bunu göz önünde bulundurmanız ve dikkate almanız siz akademisyenlerin görevidir. ["Antik Kaynaklar, Epigrafik ve Arkeolojik Veriler Işığında Kuzeybatı Pisidia Bölgesi’nin Kültürel Kimliği" makalesine eleştirimdir]  Kısaca, "Frigce!" olarak kaydedilen bu İsimler "Frigce" değildir, ancak coğrafi tanımla "Frigyalı" olabilir.



- Papias, Sagaris, Appia, Appa, Attagos, Anar, Germe, Meka, Brater, Appa, Dades, Tateis, Gainas, Agdistis, Men, Zamelon,  Sabaizos


Laodikya Antik Kenti - Denizli



Lycus (Çürüksu) Vadisi'nde İskitler

Pavlus'un (MS 1.yy) Koloselilere mektubunda Lycus Vadisi'ndeki "İSKİTLER"den bahseder. 


İncil, Koloselilere Mektup: 3-11:
" Bu yenilikte Grek ve Yahudi, sünnetli ve sünnetsiz, barbar, İskit, köle ve özgür ayrımı yoktur, Mesih her şeydir ve her şeydedir."


* Kolossae (Colossae) Denizli'nin 25 km doğusunda, Honaz yakınlarında bulunan antik kenttir.
* Lycus (Çürüksu) Vadisi ; Pamukkale-Hierapolis, Laodicea,  Kolose'nin de içinde bulunduğu vadidir. Laodikya Kazı Başkanı Prof. Dr. Celal Şimşek, Lycus Vadisi’nin en eski yerleşim yerinin 7 bin 500 yıl öncesine kadar dayandığını bu yerleşim yerini de Anadolu’da yaşayan kavimlerin kurduğunu belirtir.
* Kurrhoslu Theodoret (Cyrrhus, Halep sınırına yakın antik kent): Antakya okulunun teologu ve Kurrhos piskoposu (MS 393-458), Doğu Roma Kilisesinde önemli tartışmalarda rol almıştır. 431 Efes Konsili'nde İskenderiye piskoposu Cyril (Kiril) ile karşı karşıya gelen İstanbul piskoposu Nestorius'a yazdığı mektupta onu kınamadığını ve İskenderiye piskoposu Cyril (Kiril)'a karşı olduğunu 451'deki Kadıköy Konsili'ne kadar yazmıştır. Bu mektuplar ölümünden sonra 553'deki İkinci İstanbul Konsili'nde kınanmıştır. Halbuki esas kınanması gereken Cyril'dır, çünkü o İskenderiye Kütüphanesinin biliminsanı Hypatia'nın ölümünü azmettirendir! (Balık baştan kokuyormuş...) Süryaniler ise Theodoret'i aziz olarak görür.

kaynakta:
"Barbar kelimesi Grek olmayan veya Grekleşmemiş topluluk için kullanılırdı"
"Frigler kesinlikle Grek değildi"
"Burada İskit olarak kaydedilenler Frig olabilir miydi? Frigler'de İskitler gibi "göçebe (nomadic)" olup kuzey-batıdan Lycus vadisine gelen ve bir zaman siyasi kontrolü elinde tutan gruptu. İskitler o zaman yerliydi, çünkü barbar kelimesi dışarıdan gelenleri kapsar. Kolose ve Lycus vadisindeki Hıristiyanlar kendilerini İSKİTLER olduğunu söylerler. Bunun anlamı, onlar MÖ 7.-6.yy'daki yönetici topluluğun torunları mıdır?" diye soruyor...[kaynak: Colossae in Space and Time: Linking to an Ancient City

Evet, İSKİTLERİN torunlarıdır. Piskopos Theodoret (MS 5.yy) de Balkanlarda "İskit Dilini" konuşan vaizleri misyonerlik için kullandığını yazmış. MS 1.yy Anadolu'sunda İskitlerin yaşadığını ve MS 5.yy'da bile hala kendi dillerini, yani İskit Türkçesini koruduklarını görüyoruz. Yoksa, Pavlos MS 1.yy'da İskitler'den bahseder miydi? Teolog Theodoret 5.yy'da "İskitçe (Türkçe)" konuşan vaizle çalışır mıydı?..



Solda Pazarlı'da bulunan bir Panel (Anadolu Medeniyetler Müzesinde),
sağda Kelermes Kurganı'ndan çıkan bir buluntunun çizimi.
Her ikisinde de aynı betimleme; Pazarlı MÖ 6.yy, Kelermes Kimmer ise MÖ 7.yy....

Sizce başkenti Gordion olan ülkede hakimiyet kime aittir?
Bu görseli Pazırık'tan Gordion'a Türk Dünyası sunumunda da göstermiştim.

Memluk Türkleri 12.13.yy / Ashmolean müzesi
'Frig' diye tanımlanan mobilya parçası üzerindeki tamga ile birebir aynı.


Tarihi MÖ.2300'e kadar geriye giden Yassıhöyük / Gordion'a Frigler ancak MÖ 1100 gibi gelmiş! Bunun yanında, bölgede yapılan arkeolojik çalışmalar ile tarihi veriler Kimmer/İskit-Türklerinin buradaki varlığını da kanıtlamaktadır. 
Şimdiye kadar hep şehri Kimmerlerin yaktığını söylemişlerdi, ama araştırmalar
Kimmerlerin yangından 
sorumlu olmadığını ortaya çıkardı.
Birebir benzer betimlemeleri yapanlar, aynı kültür potasından gelmiştir, hatta aynı soydan bile olabilir...
Hitit Devleti dağıldıktan sonra özgür olan Kaşkalar 'Friglerin' arasına karışmıştır. Asur kaynaklarında MÖ 11.yy'dan beri görünen Muşkilerin Mita'sı ile birleşmişlerdir. Bu sebeple;
Siyasi hayatını, devlet olma yolundaki adımlarını "Frigyalı Midas" ile başlatan 'Frigya' gerçekten de 'Frig Uygarlığı' mıdır?
Bunun artık sorgulanma zamanı gelmiştir...

SB


23 Mart 2018 Cuma

Pazırk'tan Gordion'a Türk Dünyası - IV




önceki Pazırık'tan Gordion'a Türk Dünyası - I / II / III




Frigya - Gordion ahşap panel üzerinde OZ damgası


Frigya - Gordion başka bir panelden detay


Kars-Posof 19.yy Halının üzerindeki damgalar





Damgalar konusunda Mustafa Aksoy ne diyor? : 

“Oş/Kırgızistan, Lviv/Ukrayna’da bir kilisede şamdan, Mari El’de süt poşeti ve İvanov’un Sibirya araştırmasından bir damga… Bu yerlerde yaşayan Türklerin dinleri, dilleri vatanları, devletleri farklı, ancak damgaları ortak. Söz konusu damgayı Türk kültür coğrafyasının her yerinde görmek mümkün. Dolaysıyla tarih ve kültür araştırmalarında damgaların önemli belgeler olduğunu söylemek abartı olmamalı.” 


resim: Mustafa Aksoy


"Bunlar geleneksel, yani atadan görerek yapıldıkları için sosyal DNA özelliğine sahiptir. Dolayısıyla tarihe ve kültüre yeni bir yöntemle bakabilmemiz mümkündür. Kürtçülük yapanların veya ve farklı bir dil konuşuyor diye bazı insanları Türk kültür coğrafyası dışında görenlerin de bu damgaları anlattığına biraz kafa yorması gerekmiyor mu?" M.Aksoy


resim: Mustafa Aksoy ""Damgaların yazdığı tarih, üste ortadaki damga Alaska’nın başkenti Anchorage’den, diğerleri Şırnak, Siirt, Hakkari, Türkmenistan (bayrağından ve patikte), Antalya, Kazakistan, Rize, Kırgızistan’dan... "



Geçen hafta bulduğum Daunia Stelleri de Taşbabadır aslında. Ve en önemlisi üzerlerinde Türk halı kilim desenleri vardır. MÖ.8.yy-ila MÖ.6.yy a tarihlenen Daunia stelleri ya Etrüsklerin etkisiyle ya da bizzat Etrüsk soylular tarafından yapılmıştır. Çünkü, İtalyanın güneydoğusunda yaşamış olan Daunialar Etrüsklerin müttefikidir. 





 Frigya,  fildişi mobilya parçasında Türk Damgası




En eski Oz damgası Saymalıtaş'tadır. Mezopotamya’da görüldüğü gibi, Anadolu’nun birçok yerinde de görülür. Truva da MÖ 3000. Hatti MÖ 2500. Göktürk alfabesinde Z ye gelen sestir. Ozlaşmak tanrıya ulaşmaktır, bu sebeple de şairlere OZAN denir.


Frigya-Gordion, ahşap mobilyadan detay "Oz Damgası" ile "Ay düğümü"


Truva - MÖ 2000 - 1200

Hatti - Alacahöyük MÖ 2300

Ahmet Yesevi Türbesi - Kazakistan

Saka-Türk dönemi - Afganistan

Türkmenistan, Halı detay, Oz Damgası ile Ay Düğümü.





Kısrak Sütü Kımız ve Amazonlar

Amazon Part Atışı yaparken - Etrüsk vazosundan detay, MÖ 6.yy
Başlığa dikkat...


Dünyada sadece iki millet kısrak sütü içer, Moğol ve Türkler. Başka bir millet içmez. Persler de içmez, Grekler de içmez. MÖ 1000 lerde Akdeniz havzasında Moğol vardı da biz mi okumadık?..  

Hesiod ve Homer kısrak sütü içen topluluktan bahseder, bunlar Kimmer ve İskit'tir. Virgil’in kitabında Amazon olan Camilla kısrak sütü içer, Latinler içiyor mu? Hayır içmiyor. Camilla’nın Türk olduğunu söylemiyorum ama o bir Amazondur... Ve Amazonların İskitlerden olduğu kanıtlanmıştır. [[Andrea Major ile Dr.Kimball Amazonalar ve İskitler için Türk demez! Hint-Avrupacıdırlar!]]



Gorgolardan Medusa Centaur şeklinde, Perseus kafasını keserken, MÖ 795

“Gorgo'lar Amazonlar gibi savaşçı bir soydur. Atlant'lara (Atlantis) yakın bir uzak ülkede oturur. Amazonlar, kraliçeleri Myrina'nın yönetimi altında Atlant'ları yendikten sonra, bunlar Amazonları Gorgolara saldırmaya iter. Gorgolar yenildikleri halde, kısa zamanda toparlanırlar, ama sonra Perseus ve Herakles eliyle alt edilirler.” [Sicilyalı Diodorus (MÖ.90-30)önemli bir kaynak, (Azra Erat-Mitoloji Sözlüğü)]

Gorgolar Amazonların bir koludur ve bu Gorgolar "Koruyucu zırh olarak büyük yılan derilerini kullanırlar" der Diodorus, tıpkı At-Adam şeklindeki Medusa'nın bedeninin pullu olması gibi. Ve belki de bu yüzden saçları yılanlı tasvir edilmişti. Yaşadıkları bölgeye göre değişen kıyafetleri; Kürk, Deri, Pantalon ile çizme botlarıdır. Ama Hellen sanatçıları onları elbise, etekle de resmetmişlerdir. Onlar kendilerine İskit-Türkçesinde "Oerpata", yani Er öldüren derken, Hellenler "Amazon" dedi.  Peki Gorgon kelimesi?  Gorgo Türkçedir: Korku’dur. Azerbaycan Türkçesi : qorxu / Kırım Tatar Türkçesi : qorqu  / Türkmenistan Türkçesi: gorky ‘dur. Hep aynıdır.




sözde "Frig" başlığı



Gordion’da bulunan başlık tiplerine Frig başlıkları adını verdiler. Ama o başlıkları Pazırık’ta, Orta Asya Sakalarında da görüyoruz. Frigler’den önce Kimmerler, aynı dönemde ise Sakalar var.  İskitler, Sakalar, Amazonlar, Partlar, Göktürkler ve Anadolu’nun zeybekleri de kullanmış bu başlıkları. Peki o zaman nasıl Frig kökenli oluyor da "Frig başlığı" adını taşıyor?  Bu akademisyenleri gerçekten anlayamıyorum… 


Pazırık kurganından çıkan başlığın ve pelerinin çizimi




Başlık Frig değil İskitlere aittir.



Friglerin tanrısı dedikleri Sabazios mesela… Saban bir İskit-Türk boyudur. Daha öncede bahsettim gibi Suvar/Sibir diğer adlarıdır. Sabazios sürekli at sırtında yaşayan göçebe atlı, gökyüzünde gezen gökbaba, Arpa ve Bira tanrısıdır. Aslında sonradan Dionysos'a dönüştürülmüştür ve diğer adı da Bacchus’tur. Bacch Türkçedir, Bağ - Bağcı demektir. [kaynak: meslektaşımız Güven Beker’in çevirisini yaptığı 'Eski ve Modern Türkler' Mustafa Celalettin Paşa] 

Anatanrıça Kybele himayesinde olan Dionysos Anadoluludur, Hellen kökenli değildir. Dionysos Bakkhoi ya da Bakkhoi Saboi olarak ta adlandırılmıştır. Hellen halkı içine sinderebilsin diye, Zeus'tan ikinci kez doğurulma miti uydurulmuştur. Üzümden şarap yapmasını öğrenir ve öğretir, “ilk öküzü Sabana koşan” tanrı olarak da anılır. Tıpkı Sabazios gibi… Zeus kelimesi bile ondan türetilmiş olabilir…  



Sabazios, MS 170-230 Roma dönemi


Haziran-Temmuz aylarında Orta Asya ve Rusya’daki Türklerin kutladığı  Sabantui da (Tui-Toy-Bayram) hasat bayramıdır, Dionysos şenlikleri olarak ta geçer. Bugün değişmeyen adıyla Sabantoy  kimler tarafından kutlanılıyor? Traklar mı? Grekler mi?...



Hayatın Efendisi" ya da "Hayat Ağacının Efendisi" Dionysos (Bacchus)
Şarap Kabı - MÖ 6.yy ortaları


James Frazer’ın “Altın Dal” kitabından bir bölüm: "Dionysos ya da Bakkhos en çok şarap tanrısı olarak tanınır, fakat o genellikle bir ağaç tanrısıydı. Örneğin, bütün Yunanlıların "ağacın Dionysos"una kurbanlar verdiği söyleniyor. Boeotia'da [pelasg bölgesi] onun unvanlarından biri "ağacın içindeki Dionysos" idi.  Şimdi bağlantı kuralım:

Ağaç Kovuğu - Kıpçaklar [Kimmerlerle soydaş] Gobustan
Ağaçtan Doğma - Ağaç Ata – Uygurlar Destanı
Dionysos = Sabazios "Atıyla gezen Göçebe Tanrı" ve Bakkhos - Bağcı - Bağ
Bir İskit [Saka] boyu olan Saban (Suvar/Subar/Sibir Türkleri) Kimmerlerin atası
Avrasya'daki Türklerde (Tatar, Başkort) Sabantoy 
Size neyi hatırlatıyor? Tabii ki  Sabazios = Bacchus = Kimmerler'i 



Marsyas'ın hayatını anlatan lahit, Roma dönemi

Marsyas – Marsu+As; bir Frigyalı mıdır? Yoksa Kimmer ve Saka soyundan mıdır? Çünkü kaval bir Türk icadıdır.  Hellenlerin çalgısı ise Lir'dir.

Dr. Atınç Emnalar : "Alman asıllı müzikolog Curts Sachs , kavalın Türkçe asıllı olduğunu belirtmiştir. Macaristan Zulnak’ta, 1933 de bir 'kurgan da Türk çobanına ait ''ötkeçin''ne yani kemikten yapılmış çifte kavala rastlanmıştır." [[not: Kaval kemiği adı da buradan gelmektedir]].  Macar Denes Van Bartha, bu tür örneklerin yayılma merkezinin Ural ile Altay arasındaki Ön Türklere ait en eski uygarlık ürünü olduğunu ayrıca doğrulamıştır. Anadolu’ya İskitler vasıtasıyla geldiği söylenir" der.

Hellenler bu flüte sahip olabilmek için Marysas efsanesinin başına, "Athena'nın bu flütü icat ettiğini, üflediğinde çirkinleştiğini, diğer tanrıçaların gülüp alay etmesinden dolayı da dünyaya attığı" bölümü ekler..  Apollo'nun, Marsyas'ın derisini bir İskit’e yüzdürdüğü de söylenir.  Roma ve Avrupa içlerine Etrüsklerden geçtiği bilinir. Romalılar ile Hellenler arasında, Etrüsklerin ulusal çalgısı olan çift çıkışlı flüt (Aulos) bir efsane olmuştur.  

Adile Ayda: "Eberhard’a göre Türkler fevkalâde iyi flüt çalardı: iki çeşit flüt kullanırlardı… Etrüsklerin ise flüt çalmaktaki ustalığı Yunanistan’da bile ün salmıştı ve Etrüsk kelimesi “iyi flüt çalan” manasına gelirdi" der.


Çok karıştı değil mi? Benim bile aklım karışıyor…

Özetle; Frigler, Kimmer ve İskitler'den çok etkilenmişler, hatta Frig denilenlerin Kimmer-İskit/Saka Türkleri olma olasılığı çok yüksektir. Çünkü, MM dedikleri sözde Midas Kurganı Muşkili Mita'nın babası ya da dedesine ait ise, o zaman o kurganın sahibi de Muşkilidir. MÖ binli yıllarda ortaya çıkan Muşkiler, MÖ ikibinli yıllardaki  Kaşka/Gaşkalarla aynı soydan ise, Kaşkalarla MÖ 7.yy'da tekrar İskit-Saka olarak karşımıza çıkanlarla aynı boydansa, Gordion Kurganı'da Türk soylusuna aittir demektir. Ayrıca, mitoloji ve destanlarda İskitler "Greklerden" değil, "Grekler" İskitler'den etkilenmiştir, tıpkı Avrupa ortaçağ destanlarının Türk destanlarından etkilendiği gibi..

Çingiz Garaşarlı "Truvalılar ve Etrüskler Türk İdi" kitabında : Trakların ulusal kökeniyle ilgili gerçekleri İskandinav yazıları korumuştur. Trakya da ilk önce yaşamış Tiras ve ondan Türklerin türemeleri yazar. Tiras sözcüğü 10.yy da Hazar Türklerinin yazılı belgesinde Türk ulus adlarından Tir-s sözcüğüyle aynı kökenden. Trakların Bisalt adlı boyu, da Türk boyu Bizal da. Buzal, Bozal olarak ta Azerbaycan'ın Tovuz ilçesinin Bozalganlı köyünde yaşar. Trak boyu Saki, Truva ve Trakya'da Skay boyları. Bu Saki-Skay Türk Saka ulus adıdır. Trak mitolojisinde türkücü diye bilinen Tamir sözcüğü Türk uluslarında yaygınca görülen bir kişi adıdır. Trakya'nın Dakiya kentindeki bir dağ Tape adını taşımıştır. Trak dilinin söz varlığında ve Türk dillerinin kaynaklarında yapılan araştırma sonucu, Trak dili söz varlığının çok daha eski dönemlerde Türkçe kökenli olduğu gösterilmiştir. Daha eski Trak söz varlığındaki kişi, boy, ulus ve yer adlarının eski Türkçe söz varlığında karşılıkları vardır. Ayrıca eski Trak dili söz varlığı, eski Türkçe niteleme sözcüklerinin kökleriyle kolayca açıklanmaktadır. Ancak MÖ 1.binyılda tümüyle özümlenmeler sonucu özgün dillerini yitiren Trakların özel adlarından oluşan geniş söz varlığı doğal oalrak Hint-Avrupa kökenlidir. Trakları Hint-Avrupa kökenli sayan Batılı dil bilimciler, eski Trak ülkesinde sonraki çağların Hint-Avrupa kökenli özel ad söz varlığını araştırmışlardır. Ancak, onlar, çok daha eski dönemlerin Hint-Avrupa kökenli olmayan özel ad söz varlığının eski Türkçe kökenli olduğunu belirtmemişlerdir." der.  Yani Traklar'da da Türkçe ve Türk görülüyor.



Frigya MÖ 8.yy - Gordion ile İskit MÖ 7.-6.yy - Ziwiye
Koç Şeklinde Rython





Son olarak;
Neden Türk kültürü ve Medeniyeti denmez?

Isaac Newton için; "İngiliz fizikçi, matematikçi, astronom, mucit, filozof, ilahiyatçı"… Nikola Tesla için ; "Sırp kökenli Amerikalı mucit, fizikçi"… Thomas Alva Edison için ; "Amerikalı mucit" .. denilirken, hiçte "Hıristiyan" mucit falan denilmiyor. Hatta bu kategoride bile arayamazsınız, ama İslam Mucitleri, İslam Matematikçileri, İslam Sanatı mevcuttur.

Lakin, Tıpta, bilimde "Büyük Üstad" olarak anılan İbni Sina; Sıfırı bulan, Ay'da bir kratere adını verdikleri, Cebir'in babası Harezmi ; Astronom , matematikçi Ali Kuşçu ; Da Vinci'yi bile etkileyen "El-Cezeri" ; gibi TÜRK mucitler "TÜRK" yerine "İSLAM" olarak tanıtılmaktadır. Nedense, Türklerin siyasal kimliğini belirlemede İslamlık öne çıkmaktadır. Halbuki, İslam bir çok farklı millet barındırır. Biz de Yahudi ya da Hıristiyan eserlerini, din başlığı altında mı sergileyelim yani?.. o anlama geliyor çünkü…



Çiçek aşısının muciti TÜRKLER'dir. 

Çiçek aşısını yapan Yörükleri (Türk’tür farklı bir etnik yapıştıran batılılara inat) görüp bizzat deneyimleyen, İngiltere’nin İstanbul seferinin eşi Lady Montagu 1718 yılında bu olayı İngiltere'ye götürmüş, Kraliçe’nin izni ile hükümlülerin üstünde denetmiştir. Bu tarihten sonra da İngilizler tarafında icat edildiği öne sürülmüştür. 

"1798 de ilk çiçek aşısının öncüsü, dünyanın ilk aşısı" İngiliz Edward Jenner diye tanıtılan ; ya da  kuduz aşısını bulan Fransız Louis  Pasteur diye de devam edenlerin etnik kimliği hep bellidir. Domino etkisi yapan ve dünyanın ilk aşısı olan çiçek aşılamasını kimin kimden aldığı öğretilmez…Türk ‘ün adı anılmaz. Zamanında Montagu’nün mezar taşına iyi ki yazılmış da artık söyleyebiliyoruz; “ Çiçek Aşısını Lady Montagu Türkiye’den İngiltere'ye getirmiştir” diye...

Bilenlerin sayısı o kadar azdır ki, siz anlatsanız bile, size hadi canım der gibi bakarlar. Batılılar gururla yaptıklarını anlatırken, öğretirken, “biz” bırakın uzak tarihi, yakın tarihte yaptıklarımızı bile anlatamıyoruz. Halbuki bu tip olaylar bir ulusun medeniyet ölçüsüdür. 

Bunun yanında İtalyan Giuseppe Adami ve Renato Simoni tarafından bestelenen Turandot operasını yazan bir Farslı değil Türk'tür; Nizami Gencevi'nin destanıdır, ama dünya Turandot'u Fars destanı / İtalyan operası diye alkışlar....

İlk gözlemevi bir Türk olan ULUĞ BEY tarafından 1428-1429 kurulmuşken, Avrupa'ya 1467-71 yıllarında Oradea Romanya'da kurulmuştur. Türklerin yoğun olarak gittiği, yerleştiği, yurt tuttuğu yerlerdir; İskitler-Hunlar-Avarlar-Kıpçaklar- Osmanlılar... Ayrıca Greenwich ölçümleri Uluğ Beyin Zig ölçümlerine göre hazırlanmıştır.

Aynı ayrıştırmaları müzelerdeki eserlerin açıklamalarında da görürüz. "Hıristiyan eserleri" yoktur ama "İslam eserleri" çoktur... Türklerin siyasal-etnik kimliği yoktur.... Türk Kültürü ve Sanatı Selçuklu Dönemi veya Türk Kültürü ve Sanatı Safavi Dönemi değildir adları, ayrıca Safaviler dahil Selçuklular bile İran kültürü olarak tanıtılır!... Assyrian Culture, Persian Culture, Greek Culture, Roman Culture, Chinese Culture, Etruscan Culture …derseniz karşınıza binlerce veri çıkar, ama Turkish Culture deyince sadece Osmanlı, diğerlerini aramak isterseniz hep boy adlarıyla aramanız gerekir. Ve Avrupa halkı onların Türk Kültürü ve Sanatı olduğundan bi haberdir. Tüm eserleri Türk başlığı altında toplasalar, Avrupalıları karabasan basacaktır...




İki yıl önce Metropolitan Müzesinde Selçuklular sergisi vardı, ne dediler?  “1030 dan 1337 ye Selçuklular, Orta Asya’dan göçebe bir kavim”..  Turkic nomad… Turkic kelimesi bir kere uygun bir tanımlama değil. Selçuklular Oğuz’dur, halis Türk’tür Turkic değil, çünkü Turkic “gibi” anlamına gelir ve genelde Kazak, Kırgız gibi diğer Türk devletleri için kullanılır. 


Selçuk Türkleri - Metropolitan Müzesi


Geçtiğimiz aylarda da British Müzesinde “İskitler Bozkırın Efendileri Sergisi” vardı. Ne diye açıkladılar İskitleri…  İrani dilli, yani Pers kökenli. Halbuki her bir kanıt aksini söylüyordu. Tabi itirazımı kanıtlarıyla gönderdim, ama bize kulakları sağır, gözleri de kördür !... Yanlışta ısrar ediyorlar…



Bugün tarih hala "politik gündemi olan akademisyenler" tarafından yazılıyor, Türk tarihinden bir sayfa aydınlatılığında hemen bir anti-tez üretiliyor. Buna rağmen,  21. Yüzyıl Türk Dünyası’nın yükseleceği asırdır…

Alman Türkolog Annemari von Gabain’ın da dediği gibi: "Türkoloji, yabancılar için bir meslek, Türkler için ise milli bir görevdir.” 

Ve ben Türk olarak doğduğum için gururluyum….
Teşekkür ederim.
Semra Bayraktar , Mart 2018



Türk Dünyası'nı temsil eden Halı 2016'da Bakü'de dokunmuştur.