dionysos etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
dionysos etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Kasım 2025 Pazar

Dionysos and Shamanism

 

Comparison

Attis playing the drum, wearing a Phrygian cap (from Anatolia) and a Kam (shaman) from Siberia 

Roman Imperial Attis wearing a Phrygian cap and performing a cult dance. Cybele's consort is the Phrygian shepherd called Attis, and their relationship was recognized in ancient Greece and Rome, though there are likely Phrygian roots to his character as well. Attis is believed to be her younger mate, often considered to be a deity himself, though beneath the goddess. It is highly debated whether Attis arrived with Cybele or after her, tacked on by the later Greek and Roman followers.

During the Roman Empire, the myth circulated that Attis castrated a king and was thus castrated in turn, and left to die under a pine tree. His followers buried him and then castrated themselves in his honor. These followers developed into Cybele's cult of priests, called the Galli.

Oktay Polat


... But, you women who have left Tmolos, the bulwark of Lydia, my sacred band, whom I have brought from among the barbarians as assistants and companions to me, take your drums, native instruments of the city of the Phrygians, the invention of mother Rhea and myself... (Dionysus; Euripides, Bacchae)


* Neither the name nor Dionysus himself is of Greek origin, he says "I come from the east"

* Tmolos is a mountain, Bozdağ, Manisa/Turkey


... O secret chamber of the Kouretes and you holy Cretan caves, parents to Zeus, where the Korybantes with triple helmet invented for me in their caves this circle, covered with stretched hide; and in their excited revelry they mingled it with the sweet-voiced breath of Phrygian pipes and handed it over to mother Rhea, resounding with the sweet songs of the Bacchae... (Euripides, Bacchae)


* Neither the name nor Bacchos himself is of Greek origin.

Comes from "Bakşi (Bakshi)", which is Turkish, "religious people, followers, priest, priestess". The religious teachers of Buddha, or Burkan in Turkish, who were descendants of the Sakas, were called Bakshi and they would get drunk and engage in excessive behavior, as in the Dionysian festivals. The Shaman's attire is called "manyak (maniac)." Therefore, the name "Maenads," priestess of Bacchos who performed ecstatic movements at Dionysian festivals, is derived from the word "manyak (maniac)." The word is of Turkish origin.


* At some point, Anatolian mother goddess Kybele (Cybele) became Gaia or Rhea  in Greek and Rome myths.

* Korybantes are the sons of Apollon and Thalia (a muse), and priests of Kybele. But, "korubantes (y=u)" is a Turkish word; Koru, korumak "to protect, guard, secure".

* Kybele is Kubebe in Lydian geography, but also the name of a princess in Sumerian, who was later deified. It is mentioned as Kubaba in Hittite inscriptions (Kültepe). So, Kybele is not from Phrygia or Thrace.

* Barbarians = People who does not speak Greek.

* Shamanism does not exist in Greek culture. (Gladstone)

* "Phrygian pipes" - not necessarily a Phrygian culture. Because there are Scythian (Sacae/Saka) and Kimmerian tribes who lived in this region. And we do know that these flutes are Scythian of origin. This also applies to the "Phrygian hat," because the same "headdresses" was worn by the Sakas (Scythians) in Central Asia, who had no connection with the "Phrygians."

SB


İmages:

Parabiago plate - 4th c AD / Milan; Attis is sitting with Kybele in her car drawn by a pair of harnessed lions, with dancing Korybantes around.

Shamans from Central Asia.



1 Mayıs 2024 Çarşamba

Dionysos - Buda / Bacchos - Bakşi

 

Dionysos - Buda / Bacchos - Bakşi


Saka Türklerinin soyundan gelen Buda (Buddha), ya da Türkçe adıyla Burkan’ın din hocalarına Bakşi deniliyordu ve Dionysos* festivallerindeki gibi sarhoş olup aşırıya kaçan davranışlarda bulunuyorlardı. Bu durumda Bakkhaların karşılığı da din görevlileri olurdu ki mitolojide Bakkhalar da esrik kadın rahibeler olarak geçiyordu. Kam gibi don değiştiren, doğa ile insanı bütünleştiren, icat ettiği davul ile birlikte flüt ve tef’i de toylarında kullanan Dionysos ise Bakkhaların başı olarak Bakkhos adını alıyordu. Yani Bakşi Başı oluyordu ve Bacchos/Bacchus sözcüğü Türkçe Bakşi'den geliyordu.


Bakkhos/Dionysos İlyada’da korkak bir tanrıydı. Bu da sözlü Homer çağı ile yazılı Peisistratos döneminde Bakkhos’un henüz Grekler arasında tam olarak tanınmadığını ve kült olarak yayılmadığını gösteriyordu.


Bakşiler de Dionysos gibi kaplan/pars'a binerdi...


SB

Turova ve Saka Türkleri📚

* Dionysos sözcüğü bile Grek Öncesi ve Hint-Avrupa olmayan bir dilden geliyordu.


Aydın Arkeoloji Müzesi / Nysa Salonu - Dionysos'un Hayatı
Aydın Archaeological Museum / Nysa Hall - The Life of Dionysus



Bagghalar/ Bakkhalar/ Bakşiler ayinlerde keçi postu giyerek keçi donuna bürünürdü. Tanrının da keçi kılığına dönüştüğünü düşünen Dionysos takipçileri kurbanlık keçiyi parçalayıp yer ve kanını da içerdi. Oysa Grek kültüründe Kamlık kültürü yoktu. Dionysos festivallerinde karşılaştığımız bir başka karakter ise alt bedeni keçi olan Satyrler’di. Oysa onlar keçi donuna girmiş olan bakşiler/bagglar yüzünden türetilmişti. Tıpkı üretilen bir başka karakter gibi; Çobanların tanrısı keçi ayaklı Pan.

Saka-Türk ve Pers döneminde yaşamış olan Euripides’in Bakkhalar adlı eserinde rahibelerin (Bakkhaların) yabanıl kavimlerden seçildiği ve bakşiler gibi davrandıkları görülüyordu.

Euripides, “Kadınlarımız evlerinden kaçmışlar. Neymiş, Bakkhos şenliklerini kutluyorlarmış! Dionysos dedikleri benim tanımadığım, yeni çıkma bir tanrıya tapınırlarmış dağbaşında. Öbek öbek kadınlar ortalarında testiler dolusu şarap. Gizlide kuytuda erkeklerle çiftleşirlermiş! Sözde Bakkha rahibeliği bunu gerektirirmiş. Bana sorarsanız Bakkhos’a falan değil Afrodite’ye çalışıyor bu kadınlar,” diyordu.

"Hislerine hükmetmeye alışmak bahanesiyle edeb dışı hareketler ve içki âlemleri" düzenleyen Bakşiler gibi Dionysos takipçileri de aşırılığa kaçtıkları için Roma imparatorluğu Bacchanalia festivalini yasakladı (MÖ 186).

Mitolojide hem tahıllar (buğday, arpa), hem de üzüm bağı Bacchos (Bagh)’a aitti. Dionysos şenliklerinde içilen şarap Grek kültüründeki gibi suyla karıştırılmayıp İskitler gibi sek içiliyordu. Üstelik bu içim şeklinin adı da "İskit gibi içmek" idi. Şarap ve Dionysos kültürü Greklere geçtikten sonra şarap içimi yemeklerden önce sek, yemeklerden sonra da sulandırılmış olarak servis edildi. Bu keçiyi parçalayıp yemek ve kanını içmek geleneği Hıristiyanlığa da geçti ve ayinlerde İsa’nın kanı denilerek şaraba batırılmış ekmek verilmeye başlandı.

SB
Turova ve Saka Türkleri📚
* Apollon’a karşı müzik yarışmasını kazanan Saka kökenli Marsyas’ın (M/Barsias= Bars/Pars) da bir Satyr, yani bir bagg-bakşi olduğu söylenir.



Omuzlarında keçi postu, elinde çoban değneğiyle yapraklardan yapılmış bir etek giyen Satyr/Pan
(Hellenistik dönem, Walters Sanat Müzesi)




3 Aralık 2023 Pazar

Yakar, Iakar, Iachus (ıακχος) : TÜRKÇE

 

"Yakus bir meşale tutuyor"

"Iacchus holding a torch."

Paus. 1.2.4

Kibele-Attis kültüne adanan bir altarda meşale taşıyan Yakus (İacchus), Roma dönemi MS 4.yy (Atina Arkeoloji Müzesi)
Kibele daha sonra Demeter olarak anılır.


Iakar - Iachus (ıακχος)

 - I -'nin İngilizce okunuşu - J - iken Türkçe okunuşu - Y - 'dir (Tr, jag-mur=yağmur, janak=yanak, gibi)

Yani sözcük Yakarmak'tır, Yakmak'tır, Türkçedir.

Ancak araştırmacılar onun sadece ağlamak, bağırmak anlamında olduğunu iddia ederler ki eksiktir. Çünkü Yakarlar ellerindeki "meşale"lerle bağırarak yani Yakararak alaya katılırlar. Sözcüğün anlamı da sadece bağırmaları değildir, ellerindeki ateştir, meşaledir, yakılmıştır, yakandır aynı zamanda.


Başlangıçta anlamdırdıkları şekilde devam etmişler ve kökenini tam olarak vermiyorlar.
Hatta meşale tutucu olarak LAMPADEİON kelimesini kullanıyorlar.





j-y

*

Carl Kerenyi

"Knossos'ta, Yunanca okunuşu 'Iakos', 'Iachos' ya da 'Iakchos' olabilen i-wa-ko ismine rastlarız; Knossos ve Pylos'ta çoğunlukla i-wa-ka halini almaktadır. Yunanca için tamamıyla yabancı gibi görünen bir Sirius ismi 'Iakar', aslında o kadar da yabancı olmayabilir. Bir Mısır hikâyesi, Minos isimleri 'Iakar' ve 'Iachos' ile bağlantılı olarak ifade edilebilir. 'Iachen' veya 'Iachim', söylentiye göre Mısır'da Kral Senyes'e tabi yaşayan akıllı ve dindar bir adamın ismiydi. Bu adam aynı zamanda kutsal bir figür olabilirdi. Erkenden doğuşu sırasında Sirius'un kızgın gücünü zayıflattığı ve böylece o zamanlarda şiddetlenmiş olan salgınları yok ettiği söylenmekteydi.

Ölümünden sonra bir tapınak mezarlığına gömüldü ve uygun kurban törenleri yapıldığında, rahipler onun sunağından ateş alıp, yıldızın yıkıcı ateşine karşı düzenlenen sihirli bir ritüelde bu ateşi taşıyorlardı.

Dionysos'ta bu ateş 'yaz ortasındaki saf ışığa' dönüştürülmüştü. Gök tanrısının oğlu şahsında 'Zeus'un ışığı' olarak kabul edilmişti. Hesychios (MS 5./6.yy), Yunanca sözcük iachron - lügatından bildiğimiz bir sıfat - 'zarif Zeus'un ışığında yıkanmış' olarak dahası 'eudieinon' olarak tanımlar. Böyle bir ışık, somut şekilde Dionysos'un bir eşi olduğu düşünülen kutsal bir figürün eline yerleştirilmişti.

Yukarıda bahsedilen iki Minos ismiyle aynı kökten gelen bu figürün ismi muhtemelen törenlerde yinelenen ısrarlı bağırıştan son şeklini 'Iakchos' olarak almıştı. Yalnızca bağırışın yüceltilmesi söz konusu olamaz. Yunanlılara göre, Iakchos'un iki özelliği vardı: ismi yüksek sesle sonsuz kereler tekrarlanırdı ve meşale taşıyıcısıydı. Iakchos figüründe, Dionysos'un ışık ve ateşle olan bağlantısı korunmaktaydı. Lucian, 'Ateş bir Dionysos silahıdır' der. Baküs rahibeleri saçlarında alev taşıyabilirlerdi.

Sophocles'in Antigon eserinde koro Dionysos'u, hasta Thebai kentini iyileştirecek 'alev saçan yıldız kümelerini yöneten kişi' olarak çağırmaktadır. Bu açılardan gökyüzündeki gerçek bir yıldızı çağrıştırmış olabilir; ancak onu, karşılaştığı yıllık Dionysos hazinelerin koruyucusu anlamında 'Iakchos, hazine muhafızı' (tamian Iakchon) olarak çağırır. Dionysos bu özelliği, Sirius yılının alevli doğuşuyla bağlantılı olduğu günlerden, Minos kökeninden getirmekteydi. Atina'da meşale taşıyan Iakchos heykelinin taşındığı tören, opora'nın sonunda düzenlenirdi.

Eleusis Gizemlerinde, yeraltı dünyasında Kutsal bir Çocuğun doğduğu bağ bozumu sırasında yer alırdı. Yüksek sesle çağrılan Iakchos 'gece gizemlerinin ışık getiren yıldızıydı'. Bu yüzden Aristophanes, Elysium'da kutsanmış bir ölü töreni olarak değiştirilmiş şekilde töreni sahnelediği Kurbağalar eserinde ona seslenir: İki elinde de savurarak, yanan meşaleleri alevlendiriyor, Iakchos, ey Iakchos! Gece gizemlerinin parlayan yıldızı."

Carl Kerenyi, Dionysos


*


"Musalar'a ve her şeyden önce Demeter'e, orgiastik, Bacchic ya da koral nitelikteki her şeye ve inisiyasyonlardaki mistik unsura; ve sadece Dionysos'a değil, aynı zamanda Demeter'in dehası olan gizemlerin baş liderine de "Iacchus" adını verirler. Ve dal taşıma, koro dansı ve inisiyasyonlar bu tanrılara tapınmanın ortak unsurlarıdır. Musalar ve Apollon'a gelince, Musalar korolara başkanlık ederken, Apollon hem korolara hem de kehanet ayinlerine başkanlık eder. Ama tüm eğitimli insanlar, özellikle de müzisyenler, Musaların hizmetkârlarıdır; hem bunlar hem de kehanetle ilgili olanlar Apollon'un hizmetkârlarıdır; inisiyeler, meşale taşıyıcıları ve hiyerofantlar ise Demeter'in hizmetkârlarıdır." Strabon. 10.3.10


Herodot : "Theokydes oğlu Dikaios, ki o zamanlar Atina sürgünü olarak Med'lerin yanında bulunuyor ve onlardan büyük saygı görüyordu: Kserkes (Serhas) birlikleri, Atinalıların bırakıp kaçmış oldukları Attika'yı yakıp yıktıkları sırada, bir gün, Lakedaimonlu Demaratos ile birlikte Thria ovasında bulunuyorlarmış, Eleusis yörelerinden doğru, en az otuz bin kişilik kadar bir ordunun kaldırabileceği gibi bir toz bulutunun yükseldiğini görmüşler; şaşırmışlar, bu tozu kim kaldırabilir acaba, diye sormuşlar kendi kendilerine ve derken sesler işitmeye başlamışlar, bu sesler ona İakhos onuruna okunan mistik ilahi sesleri gibi geliyormuş."


M.Ökmen'in buna dipnotu: İakkhos, tanrıçalarla aşıkları arasında aracılık yapan tanrısal çocuktur, meşalelerin titrek ışıkları arasında Eleusis'e doğru yapılan alayı yöneten odur. İakkhos mistik ilâhisinin nasıl bir şey olduğu hakkında Aristophanes bir fikir vermektedir: "İakkhos, ulu tanrı, sesimize koş... Kullarının kutsal korosunu yönet... Özgür ve sevinçli oyunumuza senin usta adımların da katılsın, seslerimizin yarattığı bu kutsal oyuna. Azra Erhat, İakkhos'un Dionysos'la olan benzerliğini belirtiyor; "Öyle ki, İakkhos Anadolu'dan gelme tanrı Dionysos'un Yunanistan'da ve özellikle Eleusis'de yaratılmış bir tıpkısı sayılabilir."



Iacchus is Turkish of etymology.

"Elindeki meşaleyi yaktı." (He lit the torch in his hand.); Yakmak = Burn

"Yakararak ağladı." (He cried imploringly/shouting.); Yakarmak = Supplicate



"Muses, and above all to Demeter, everything of an orgiastic or Bacchic or choral nature, as well as the mystic element in initiations; and they give the name "Iacchus" not only to Dionysus but also to the leader-in-chief of the mysteries, who is the genius of Demeter. And branch-bearing, choral dancing, and initiations are common elements in the worship of these gods. As for the Muses and Apollo, the Muses preside over the choruses, whereas Apollo presides both over these and the rites of divination. But all educated men, and especially the musicians, are ministers of the Muses; and both these and those who have to do with divination are ministers of Apollo; and the initiated and torch-bearers and hierophants, of Demeter." Strab. 10.3.10




26 Temmuz 2020 Pazar

Üç Gözlüler



Turova - Zeus - Üç Gözlüler - Okunev


Zeus adı, Hesiod (MÖ 7.yy), İlyada (yazıya geçirilme MÖ 6.yy), Herodot (MÖ 5.yy) gibi geç bir tarihte Grek kaynaklarında karşımıza çıkıyor. Oysa Trakya'da tanrı için "ziu/zia" sözleri var ki Trakya'dan geldiği savulunan Sabazios (ki Saban Türkçedir ve hala Sabantoy olarak kutlanır) at üzerinde göklerde gezen "Göçebe Gök ve Arpa Tanrısı" olarak gösterilir... ki Grekler ata MÖ 7.yy'dan sonra biner. Bununla birlikte Miken yazıtları dedikleri Linear B yazıtlarında (link1- link2) tanrı için "di-wo, di-we" sözleri kullanılmış, yani Zeus'taki ya da Trakya'daki gibi -z- ile değil. Turova'ya hem doğudan hem de batıdan göç var, ki bunların arasında Traklar da gösterilir. Ancak Trakların atası olarak gösterilen "Tiras" Türkçedir ve 'Togarma'nın amcasıdır; Togarma'nın amcası olan Tiras'in da babası Gomer/Kimmer'in diğer bir oğlu Aşkenaz, yani Hazarların atası, 10.yy'da Hazarlara tıpkı Sabazios sözündeki Saba gibi Sabir/Sabar da denilmekteydi... 

Togarma'nın oğlu olan "Taurus (Türk)" sözünü Turova da görürüz. Hitit metinlerinde Turova ülkesi ya da kenti için "Tarausia" sözü kullanılır, tıpkı bugünün Kırım ve çevresine zamanında "Taurisi Scythia"sı dedikleri gibi. Ayrıca Hitit metinlerinde geçen Tegarama (Gürün/Sivas) kentinin adı da Togarma'dan gelir. Tiras aynı zamanda "Tursha-Teresh" olarak da Etrüsklerin atası sayılmaktadır. ... Kırım ve Balkanlar'daki Kimmer-İskit varlığını da hatırlarsak, Sabazios'un bir Frig değilde bir İskit tanrısı/iyesi (ya da kam) olması yüksektir. Bu sebeple Zeus sözünün "di-we, ya da di-wo"dan ziyade "Sabazios"tan türetildiğini düşünüyorum, ki görevleri hem "Zeus" hem de Anadolulu "Şarap/Bağ Tanrısı Dionysos"ta görülür.

Özetle, Greklerin tanrılar düzeni, MÖ 8.yy'dan sonra Hesiod, İlyada, Euripides ve Herodot gibi yazar ve şairler tarafından "sonradan" oluşturulmuş. Herodot'un İskit atası olarak Zeus'u vermesi onun İskitlerin ne olarak adlandırdığını bilmemesinden kaynaklanıyor ki bir başka yerde Papaios (Papa-Baba) olarak verir ki İskit-Türklerinin Atamız demiş olması Herodot tarafından "Tanrı-Zeus" olarak algılanmış olması da muhtemeldir. Çünkü Greklerin kültüründe Tanrılar ata olarak verilir. İskitler ise tanrıları değil, insanları ata olarak gösterir, bunlardan biri Herkül (Erkle) ve diğeri de Targitaos'tur (Targitay). Ancak Herodot'a göre  her ikisinin de babası Zeus'tur. Soy atama/bağlama bir yasayla MÖ 6.yy'da gerçekleşmiş. Her aileye ya da kavme birer ata bahşedilmiş ve Herodot gerçekleşen bu olaydan tam 100 yıl sonra yazmış. Ayıca kıta Yunanistan'ın yerli halkı her kaynakta "Hint-Avrupalı olmayan" Pelasg (Etrüsklerin de atası) ve Lelegler olarak geçer ki bunların soyundan gelenler de Turova ile birlikte Batı Anadolu'nun yerlilerindendir.

Dionysos'a gelirsek;
Frig-Lidya coğrafyasında asıl adı Bacchus'tur ve Bağ/Buğ = "Tanrı-Bağcı" olarak Türkçedir. Her ne kadar Hesiod Dionysos'tan bahsetse de Bacchus sözü ise Euripides'in Bakkha'lar eseriyle MÖ 5.yy'da kıta Yunanistan'a girer. Ancak "Dionysos" adı Zeus'tan doğurulduğu için, Linear B'deki gibi "di-we/di-wo"dan türetilmiştir. -nysos için ise Nysia (Sultanhisar-Aydın) da doğduğu için geldiği ve Dio adına eklendiği öne sürürlür. Bir başka açıklamaya göre de Linear B yazıtındaki "di-wo-nu-so" dan türetildiği, ama -nuso'nun kökeni bilinmediği, hatta belki de "nüsa=ağaç" (MÖ 6.yy) anlamına geldiği de tartışılır. Yine de "nüso" sözü Hint-Avrupa dillerinden değildir... ki Bacchus/Dionysos "Asma/Bağ" tanrısı olduğu için asma da "ağaç" gibi görüldüğü için "ağaç tanrısı" olarak kabul edilebilinir. Ayrıca Pelasgların yerlisi olduğu Boeotia'da Dionysos "Ağacın içinde yaşayan tanrı" olarak anılır ve kurbanlar verilirdi. Bacchus için Sabazios'taki ya da Saban'daki gibi "Bakkhoi-Saboi" denildiği de bilinir. Arkeolojik kazılar da asmanın anavatanının Kafkasya ve Anadolu olduğunu, MÖ 3500'lerden beri de bilindiğini gösterir. Ve Dionysos nasıl Kibele'den doğmuşsa, Sabazios da ondan doğurulmuştur. Ancak daha sonra Zeus, Sabazios ile Dionysos'un babası yapılır. Burada "yumurta mı tavuktan, tavuk mu yumurtadan" sorusunu sorabiliriz. Bu tıpkı Afrodit'in öyküsüne benziyor; Afrodit Hesiod'ta Zeus'un halası iken, İlyada'da Zeus'un kızıdır. Çok net olan ise; Hint-Avrupa dillerinde kullanılan "wine (şarap)" ve  "vineyard (üzüm bağı)" sözlerinin "Bacchus" ile yakından uzaktan alakası olmadığı gibi,  "Saban" sözünü de anlamıyla Türkçe olarak açıklayabiliyoruz.


Turova Kralı Pirim'in ülkesindeki Zeus (tabi ki adı Zeus değildi, ancak ne olduğunu bilemeyiz) tapınağında bulunan ahşap heykelin de "üç gözü" vardı... Odysseus'un kör ettiği dev Kiklop da aslında tek gözlü değil, "üç gözlü" idi, çünkü adında anlamı "çok" olan "Poly" var ki bu da dev Kiklopların aslında "üç gözlü" olduğunu gösterir. Pelasglar duvar ustaları olarak da tanınmıştır, hatta Atina Akropolünün duvarlarını Pelasglar inşa etmiştir. Bu tip duvalara ya Pelasgic ya da Kiklop denilmiştir. Bu durumda Kikloplar da Pelasg soyludur.


Semra Bayraktar



Üç Gözlüler

* Kam (Şaman), Proto-Türk-Okunev MÖ 2500-1800 / Hakasya
* Sicilyalı Galatea ile Kiklop Polyphemus mozaiği / Cordoba-İspanya (Kordoba yer adı da Türkçe), Roma dönemi MS 2.yy.


Kam (Shaman)




Soru ve yorum:
Bağ-Buğ sözünün Tanrı anlamına geldiği ve eski dönemde kullanıldığı;
Buğday sözünün de tanrının yiyeceği olduğu için bağ-buğ sözünden türetildiği;
Aynı zamanda üzüm bağlarının da bu sözden türetildiği, çünkü Grek mitolojisindeki Anadolu kökenli tanrı Dionysos'un hem sabana öküz koşan (çiftçilik-buğday), hem de şarabın (üzüm bağları) tanrısı olmasından dolayı öz adı olan Bakkhos (Bacch-os)'u aldığı (Dİonysos adını Zeus'tan doğurulduktan (!) sonra alır, çünkü Dionysos zorla kıta Yunanistan'a girmiştir) ki Bağ sözü Türk Dünyasında üzüm bağlarıdır.
Rusçada tanrı sözüne karşılık Bog (Бог) sözünün de Türkçeden geçtiği;

Soru: Bağ-Buğ = Tanrı ; doğru mudur?
Yorum: Doğru ise Bacch-os sözü özüyle tanrı demektir ve Türkçe kökenlidir. Hem Buğday, hem de üzüm şarabı tanrıyı ifade eder... Bu sebeple Hıristiyanlıkta "İsa'nın kanı" diye şarap içmekteler...


* Bağdaş kurarak oturmak da buradan geliyor olabilir, tanrının mekanı, kut alan alp kağan...
* Türk Mitolojisinde Yaşıl Han > Bacchus'un Ağaç Tanrısı olması...
* Buğu > Hakan ve elitlerin yakılarak defnedilmesi, tanrıyla bütünleşmek (ozlaşmak)
* Bağrı yanmak, gönül bağı, bağırmak, bağışlamak, bayılmak (beğenmek)
* Bağdat - Bağdadı = Karnını doyurmak, Tanrı tarafından bağışlanmak
* Bagh > "god"

* Prof.Dr. Karjaubay Sarthocaoğlu (Kazakistan) Orhun yazıtlarından örnek vererek şunları söyler: - Bu örnekler eski Türklerin dinlerini Böge, Böke, Bögü ve dinlerini Bögü olarak adlandırdıklarını göstermektedir. [Mine bul mısaldar bayırğı türikterdiñ din basın böge, böke, bögü dep ataytının, dinin de Bögü dep aytatınına kwä bolamız.] Bögü (Täñirlik) / Bögü (Tanrılık)



Bu sebeple, "Buğ-Bağ > Bacc(-os)" sözleriyle ilgili olabilir; Bögü > Kam
* Bögü Kağan ... gibi
* Bruja (Bruha) > Büyücü=Kam > Jade (Yada) Taşı > Jada=Cadı
SB





6 Ocak 2017 Cuma

Hayat Ağacının Efendisi Dionysos






"Hayatın Efendisi" ya da "Hayat Ağacının Efendisi"
Dionysos (Bacchus) 
Şarap Kabı - MÖ 6.yy ortaları






"Dionysos ya da Bakkhos en çok şarap tanrısı olarak tanınır, fakat o genellikle bir ağaç tanrısıydı. Örneğin, bütün Yunanlıların "ağacın Dionysos"una kurbanlar verdiği söyleniyor. Boeotia'da onun unvanlarından biri 
"ağacın içindeki Dionysos" idi.
Altın Dal - James Frazer (syf 311)



"Dionysos'un doğudan geldiğini, Anadolu'dan çıkıp Yunanistan'a güç bela girebildiğini efsane bağıra bağıra dile getirir. "
Azra Erat -Mitoloji Sözlüğü



"Ellenler küpe takmayı efemine ile özdeşleştiriyordu. Bu da Ellen erkeklerinin küpe takmadığını gösterir. Kulakları delik olan Apollonides bir "barbar" olarak, yani "Hellence Konuşmayan"lardandı. Apollonides Boiota lehçesi ile konuşuyordu. Boeotia Korinth Körfezi'nin kuzeydoğusunda yer alır. Pelasglarla ilişkilendirenlerin yanında MS.110-180 yıllarında yaşamış coğrafyacı Pausanias onları Minyaslılar ile ilişkilendirir. Teos (Sığacık-İzmir) kurucu atası Athamas (Atamız), Boeotia'dan gelmiştir. Teoslu Anacreon ise İskit kökenlidir ve Strabon'a göre o Teos'u Athamantis olarak adlandırmıştır." 



Bağlantı kuralım:
Ağaç Kovuğu - Kıpçaklar [Kimmerler]
Ağaçtan Doğma - Ağaç Ata - Uygurlar
Dionysos = Sabazios "Atıyla gezen Göçebe Tanrı" 
Bakkhos - Bacchus - Bacc - Bağcı - Bağ
Bir İskit [Saka] boyu; Saban (Suvar/Subar/Sibir)
Avrasya'daki Türklerde (Tatar, Başkort) Sabantuy Festivali
Boeotia - Pelasg - Teos kurucusu Athamas


SB.


















17 Temmuz 2016 Pazar

Side - Nar



SİDE kelimesi NAR anlamına geldiği gibi, NAR en erken dönemde de kent için kullanılan bir motiftir.


Apollo Tapınağı







Side'nin baş tanrısı Apollon boynunda pelerine benzeyen bir giyim parçası ile bir yanında yayı, diğer yanında oktanlığı ile betimlenmiştir. Köşelerde ise akanthus yaprakları ye alırken sadece bir köşede yarışmalarda birinci gelen atlet ve müzisyenlere verilen çelenk bulunmaktadır. Anadolulu bir tanrı olan Apollo Side'de şehrin kurucu tanrısı olarak tapınım görmüştür. Onuruna Pythia Bayramı kutlandığı bilinir, ama hiçbir zaman kehanet ocağı olmamıştır. Özellikle MS 2. yüzyılın sonu ile 3.yüzyılın başında Apollon Athena’dan daha çok önemsenmeye başlamıştır.






Kentin baş tanrıçası Athena başında miğferi, elinde mızrağı, kalkanı ve kutsal hayvanı yılan. Kaset köşelerinde ise palmiye dalı, rozet, Side'nin simgesi Nar ve zafer çelengi var. Athena Side'de köken bakımından Yunan Athena'sından ayrılmaktadır. Tanrıça savaşçı kimliği betimlenmiş olsa da Side Athenası'nın en belirgin atribüsü NAR'dır. Nar Anadolu ve Mezopotamya'da bereketi simgelediği için ana tanrıça kültü ile birleştirilmiştir. Bu yüzden Side Athena'sının özünde de eski bir toprak ana kültü yattığı düşünülmelidir. Athena Tapınağı ayrıca Asyl* yetkisi de almıştır.

[* Asylia, Hellenistik dönemde Laik ve İlahi kanunlar arasında bir dokunulmazlık zırhına sahip demektir ve Tapınaklara verilen bir özelliktir. Suçlu dahi olsa, kişi korunmak için tapınağa sığınabilirdi.-SB]






Artemis avcı kıyafeti ve oktanlığı ile betimlenmiştir. Köşelerde geyik ve iki köpek yer alır. Artemis diğer tanrılara göre daha küçük ve özensiz tasvir edilmiştir. Bunun sebebi Perge ile Side arasındaki soğuk savaştır, çünkü Artemis Perge'nin baş tanrıçasıdır. Apollo'nun ikiz kardeşi olduğu için tapınım görmüştür, ama Artemis Pergaia ile kesinlikle benzerliği yoktur.







Kybele başında diadem, kale tacı ve üzerine çektiği manto ile betimlenirken, bir yanında ayinlerde kullanılan ortası delik sığ bir kase olan phiale, diğer yanında tympanon (tef) yer alır. Köşelerde ise iki aslan, ziller ve Attis başlığı yerleştirilmiştir. Kybele Side sikkelerinde aslan üzerinde sıklıkla betimlenmiştir. Eski Anadolu kültlerinin Roma İmparatorluk Dönemi içlerine kadar yaşatıldığı da görülmektedir.








Dionysos'un kadınsı büstü metal bir Hydria üzerine yerleştirilerek çevresi sarmaşık dalları ile daire içine alınmıştır. Köşelerinde iki çam kozası*, zil, lagabalon (üzerine keçi ayağı postu geçirilmiş sopa), pan flütü, çifte balta, auloi (çift borulu flüt) ve üzüm salkımı bulunur. Dionysos tiyatronun koruyucu tanrısıdır.

[* Bu çam kozası bana göre enginardır. Çünkü, enginar akşamdan kalanlara iyi gelir ve afrodizyak özelliği vardır. Bu yüzden de Dionysos Şenlikleri'ne daha uygun düşer. Hatta 16.yy'da afrodizyak özelliği yüzünden kadınlar tarafından tüketilmesi yasaklanmıştır. 1946'da Marilyn Monroe'yu Enginar Güzeli seçmeleri de tesadüf değildir.-SB]






Dikkat çeken bir başka blokta ise orta kısmında bir ay ve yedi kollu yıldız betimlemesidir. Her iki yanında bulunan parçalar içerisinde dört kolu uzun, dört kolu biraz daha kısa Makedonya yıldızına (Makedonya yıldızı 16 kolludur) benzer betimlemeler bulunmaktadır. Buradaki Ay-yıldız Men kültü ile bağlanmak istenmiştir. Yalnız Side'de Men Kültü ile ilgili buluntular da yazıtlar ve mimari buluntular bunu destekler nitelikte değildir. Side şehrinde P tapınağı olarak isimlendirilen yapı Mansel tarafından Men Tapınağı olarak adlandırılmıştır. Tapınağın ithar yazısı bulunmadığı gibi, sözü edilen bezemeler arasında Men kültü ile ilintili bir bezemenin de olmayışı burasının bir Men tapınağı olduğu konusunda büyük bir şüphe uyandırmaktadır.

Prof. Dr. Hüseyin Sabri ALANYALI
Side Kazı Başkanı - link
Side Kazıları - link






KÜN-AY betimlemesi Göbeklitepe, Mezopotamya ve Orta Asya'da görülür.
Anadolu'daki her antik şehir ve betimlemeler Hellen (Grek) veya Roma demek değildir. Bu topraklarda Milattan Önceki dönemlerde de Türk vardır. Ve de Türk Tarihi ile ilgili verileri takip edenler bunun farkındadır.


"Türk bayraklarında hilal vardır ama Arap bayraklarında yoktur. Hilal, daha çok Türklerin etkisinde olan ülkelerin bayrağında mevcuttur." - link













Antalya Türkiye'nin en büyük üreticisi olmakla birlikte, Türkiye dünyada Hindistan ve İran'dan sonra üçüncü sıradadır.(link)

Batılılar ise Nar'ın faydalarını daha yeni öğreniyor ;)







We already knew :)

Pomegranates reveal its powerful anti-aging secret

ilgili makale
Pomegranate finally reveals its powerful anti-aging secret
Intestinal bacteria transform a molecule contained in the fruit with spectacular results








SB


24 Haziran 2016 Cuma

Nysa ve Dionysos


Tiyatro podyumundaki frizlerden Bebek Dionysos (MÖ.1.yy)
Baby Dionysos (Bacchus) - 1st c BC 
from the Theater of Nysa (12.000)- Sultanhisar / Aydın.


Antik Karia bölgesinin önemli bir kenti olan Nysa (Sultanhisar) Aydın'ın doğusunda bulunan ve Eski Çağ'da Messogis olarak adlandırılan bügünkü Aydın dağlarının güneye bakan yamacında, kışın su taşmalarına neden olan, buna karşın yazın kuruyan Tekkecikdere adlı bir akarsuyun çevresinde çok dik bir boğazın oluşturduğu alanın her iki yanında kurulmuş olan eski bir yerleşimdir.

Kentin kuruluşu ile ilgili farklı bilgiler bulunmaktadır ; Augustus devrinin ünlü gezgin ve coğrafyacısı Amasya'lı Strabon (MÖ. 64-MS. 21) ile tarihçi Stephanus'un (MS. 6.yüzyıl) anlattıklarından öğreniyoruz. 

Nysa adı özellikle Helenistik devir krallık ailesi kadınları arasında oldukça sık rastlanan bir addır. Stephanus, Ethnica adlı eserinde Eski Çağ'da Nysa adını taşıyan on kentten Karia bölgesindekinin, Suriye kralı Seleukos'un oğlu I.Antiochos Soter (M.Ö. 324-261) tarafından eşi adına kurulduğunu belirtir. 

Strabon'a göre, Nysa Poleponnes'teki (Yunanistanın güneyindeki yarım ada=Mora yarımadası) Sparta'dan gelen Athymbros, Athymbrados ve Hydrelos adlı üç kardeş tarafından kurulan üç ayrı küçük yerleşmenin sonradan büyük bir kent halinde birleşmesi ile olmuştur ve Athymbros da bu yeni kentin kurucusu olarak anılmıştır. Bu nedenle antik kent başlangıçta Athymbra olarak adlandırılmış ve zaman zaman da Antiocheia olarak tanınmıştır. 

Kentin adının MÖ. 2.yüzyılın başlarında Nysa olduğu bilinmektedir ve tarihi de MÖ.6.yy'a kadar geri gidebilmektedir, lakin şimdilik fazla bir bilgimiz yoktur. Bununla birlikte, Seleukosların Anadolu'da kurdukları askeri koloniler halindeki kentlerin yanında, küçük yerleşmelerin birleşme (synoikismos) yoluyla tek bir sivil kent halinde oluşturdukları kent kurma politikasına uygun bir şekilde kurulmuş olan Nysa'nın Kral III.Antiochos (MÖ.223-187) tarafından ele geçirildikten sonra sığınma (asyl) hakkı istenilen bir kent olma ayrıcalığını elde ettiği bilinmektedir.

Nysa, Romalıların yönetimi altında sikke bastırmıştır ve antik kentte basılan Cistophorus türü sikkeler MÖ.133-111 yılları arasında tarihlenmektedir. Birinci Mithridates savaşı sırasında Nysa'lı Chairemon adlı varlıklı bir kişi Romalıları desteklemiş ve bunun üzerine Mithridates tarafından öldürülmüştür. 

Chairemon'un akrabalarından Pythodoros (Pythodoros of Tralles diye de geçiyor) , Pompeius (Gnaeus Pompeius Magnus; Pompey the Great) ile Gaius Julius Caesar'la yakın dostluğu vardı. 

Pythodoros , Marcus Antonius'un (Mark Antony ) kızlarından Antonia (doğumu Roma MÖ.47- ölümü İzmir) ile evlendi. Mark Antony, kızını 20 yaş büyük olan Pythodoros ile evlendirmesindeki sebep, Parthia istilasında müttefik olmak istemeseydi ve o dönemde Antony Cleopatra ile Mısır'daydı...

Bu Doğu ittifakından dolayı Roma Senatosu korkuya kapıldı, Octavian (Augustus) savaş ilan etti. MÖ.31 de Cleopatra ile Antony'i yenerek Roma İmparatorluğunu kurdu ve ilk imparator oldu.

Antonia'nın kızı Pythodoris (İzmir doğumlu, Pythodorida ; Pythodoris I ;Pantos Pythodorida) ise önce Pontus sonrada Kapodokya kraliçesi olmuştur. Strabon, Pythodoris'i iyi bir yönetici olarak tanımlar. 

Kentin gelişmesi özellikle Roma İmparatorluk çağı içerisinde, Strabon'un ölümünden sonraki dönemdedir. Milattan sonraki ilk 300 yılda, yani Roma İmparatorluk çağı içerisinde Nysa'da neler olduğu konusunda çok fazla bir bilgimiz bulunmamakla birlikte bazı yazıtlarda İmparator Vespasian, Hadrian, Pius, Marcus Aurelius ve Commodus'un adlarının yanısıra İmparator Gallienus'un küçük oğlunun adına da rastlanmıştır. 

Kent 12. yüzyılda Selçukluların yönetimi altına geçmiş, ancak kısa bir süre sonra yine Bizanslıların hakimiyeti altına girmiştir. Nysa'nın 1402 yılında Timurleng tarafından istila edilmesinden sonra yavaş yavaş önemini kaybetmiştir. Kentte bugün görülen kalıntıların büyük çoğunluğu Roma ve Bizans çağlarına aittir. Nysa harabelerinin güneyinde yer alan bugünkü modern Sultanhisar ilçesi ise MS.14. ve 15. yüzyılda kurulmuş ve gelişmiştir. 

İki kenti birleştiren bir köprü, bir stadyum, akar suların içinden geçtiği gizli bir yer altı geçidi, Tiyatrosu, Gymnasion’u ve Agora’sı günümüze kadar ayakta kalmış önemli bölümlerindendir. 

MÖ 1. Yüzyılda yapıldığı düşünülen 12 bin kişilik antik tiyatrosu ve sahne yapısında çok iyi korunmuş durumda olan şarap tanrısı Dionysos (Bacchus) kabartmaları vardır. Tiyatrosunun 38 m uzunluğundaki sahne binasına ait 6 adet, podyumuna ait 26 adet friz bloğu, Aydın Arkeoloji Müzesine taşınmıştır.

Efes Celsus kitaplığını da restore eden V.M.Strocka, 2002-2008 arası Nysa kütüphanesi kazılarında bulunmuştur.

Her ne kadar Nysa kütüphanesi MS 2.yüzyıl İmparator Hadrianus döneminde yapılmış olsa da, Amasyalı Strabon'un eğitim almak için bu şehre gelmiş olması, şehrin antik çağda bir eğitim ve bilim merkezi olduğunu gösterir. 

Rodos ve Nysa da okul/eğitim başkanı olan hocası Aristodemus'tan dilbilgisi ve hitabet dersleri aldı. Aristodemus aynı zamanda filozof, stoacı, astronom, coğrafyacı ve siyasetçi olan Posidonius'un torunuydu. Strabon'un kitabını yazmasına etken olduğu söylenir.


SB.

kaynaklar: 
link1  -  link2  -  link3
ve Prof.Dr. Vedat İDİL - "Nysa ve Akharaka (Nysa and Acharaca)" adlı eseri



EK:

* Türkçedeki Nisa ismi Arapça'dan gelir "Kadınlar" demektir. 
* Dionysos'un şarap sanatını buradaki su perilerinden (Nymph) öğrendiği söylenir.
* "Dionysos ya da Bakkhos en çok şarap tanrısı olarak tanınır, fakat o genellikle bir ağaç tanrısıydı da. Örneğin, bütün Yunanlıların "ağacın Dionysos"una kurbanlar verdiği söyleniyor. Boeotia'da onun unvanlarından biri "ağacın içindeki Dionysos" idi. " - Altın Dal - James Frazer (syf 311)



Bağlantı kuralım:
Ağaç Kovuğu - Kıpçaklar / Ağaçtan doğma - Uygurlar
Dionysos - Sabazios "Atıyla gezen Göçebe Tanrı" Saban bir İskit boyu
Bakkhos - Bacchus - Bacc - Bağ - Bağcı

SB.


***

The stage of the theater is 38 m long.
6 pieces of the stage and 26 pieces of the podium frieze blocks are in Aydın Archaeological Museum.

V.M.Strocka who restored Ephesus Library Celsus, was in Nysa between 2002-2008 during the excavations of the library, which was built in 2nd c AD, emperor Hadrian period.

Nysa was an educational and scientific center in ancient times,
even Strabo (born in Amasya) came to Nysa for education.

Bacchus - Bacc - Bağ - Bağcı is Turkish (vigneron, winemaker)
Dionysos is also to be called in Anatolia as Sabazios, a Scythian tribe is called Saban, means in Turkish plow. Sabazios has been described as "Nomadic Horsemen God".

Dionysos or Bacchus (Bakkhos) was recognized most as god of wine, but he was also the god of tree "Dionysos in the tree" was his other name.

Born from tree is a Turkish legend. Some Turkish tribes like Kipchak Turks have it in their tribe name, Kipchak (Kıpçak-Gıpçak; known for Europeans as Cumans or Polovts, and in Egypt as Mamluks) means "tree cavity". Uyghurs are also born from a tree in legends.

SB



9 Mayıs 2016 Pazartesi

Dionysos Şenlikleri, Maenadler ve Enginar






Urla Enginar Festivali'ni görünce aklıma geldi...

Dionysos'un peşinden çılgınca dans eden Maenad'lerin ellerindekine Çam Kozalağı diyorlar. Bence o Enginar. 
Çünkü, enginar akşamdan kalanlara (+karaciğer) iyi gelir ve afrodizyak özelliği vardır. 
Bu yüzden de Dionysos Şenlikleri'ne daha uygun düşer. Hatta 16.yy'da afrodizyak özelliği yüzünden 
kadınlar tarafından tüketilmesi yasaklanmıştır. 
1946'da Marilyn Monroe'yu Enginar Güzeli seçmeleri de tesadüf değildir.
SB


Maenad  - Augustus dönemi MÖ.27-14
Roma kopyası, Pliny'nin bahsettiği Kallimachos'un "Laconia Dansçıları"(MÖ.425-400)
Metropolitan Müzesi,New York




They are not "Pine cones", but "Artichoke"...
Have aphrodisiac effect and it is also good for "hangover" (liver), 
so what I'm saying is  "everyone described wrong". 
Pine cones does not fit the Dionysos festivities.

Maenad - Augustan period 27-14 BC 
Roman copy, after original work of Kallimachos 425-400 BCE, which Pliny mentioned as "Laconia Dancers"
Metropolitan Museum of Art,New York




Bir adet orta boy Enginar Diyet lif,magnezyum ve iz mineral krom için mükemmel bir kaynaktır ve bol C vitamini ihtiva eder Enginar folik asit, biotinve iz mineral mangan ve niacin, riboflavin, tiamin A vitamini ve potasyum kaynağıdır. Antioksidanlar kalp hastalıklarının, bazı kanser türlerinin Alzheimer ve diğer kronik hastalıkların risklerinin azaltılmasında etkendir. Çok yüksek düzeyde antioksidan içerir. Güçlü choleretic aktivitesi ile (karaciğer da ki safra salgılarını teşvik) karaciğerdeki choleretics kolesterol atılımını artırarak kolesterol seviyesinin düşmesine yardımcı olur...



Artichoke (Cynara scolymus) - Enginar