aristo etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
aristo etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

8 Mart 2019 Cuma

Antik dönem Atina'sında Aile




Dorlarla birlikte (MÖ 1100-700) kıta Yunanistan halkı anaerkil aile düzeninden babaerkil aile düzenine geçti. Bu dönemde erkek, kadını kaçırarak y ada onu satın alarak on sahip olurdu. Doğan çocuklarla birlikte tüm aile erkeğin otoritesi altında yaşardı.

Kral Kekrops'tan (*) önce evlilik kurumu yoktu. Babaerkillik ile erkekler asıl, kadınlar ise ikinci plandaydı. Atinalı bir kadının dışarıda bir erkekle birlikte görülmesi büyük ayıptı. Sokakta dolaşırken yanında bir kollayıcının bulunması şarttı. Soyun sürdürülmesine önem verilirdi. Çocuksuz ve bekarlara iyi gözle bakılmazdı. Hatta çocuksuz kimseler yüksek konumlara getirilmezdi. 

"Evde kalmış kız" olmak aşağılayıcı bir anlam taşıdığı için, Atinalı genç kızlar evlenmeye can atardı. Evliliğe adım atılırken bir anlaşma yapılır ve bu bir 'iş anlaşması' olurdu. Düğün törenleri gösterişli olur kadın ve erkek ayrı otururdu. Evlenen kadın kocasının koruması altına girer, malı da kocasının olurdu.


Hesiod'un Kadınları

Erkek evlenme çağına gelince evlenmelidir. Erkek için en büyük mutluluk, iyi bir karısının olması, en büyük felaket ise kötü bir eşe sahip olmasıdır. Erkek, eşini istediği gibi yetiştirebilmek için, genç bir kız almayı yeğlemelidir. Gerektiği zaman karısını para ile satın almalıdır.

Takıp takıştırıp, kıçını sallayıp
aklını çelmesin kadının biri.
Gözü ambardardadır diller dökerken sana
Ha kadına güvenmişsin, ha bir hırsıza.
Bir tek oğlu olsun baba mirasına konan
Ancak böyle çoğalır evin zengniliği
Sen yaşlanıp ölünce oğlun tutar yerini.


Platon'un Kadınları

Evlenme ve aile sevgisi vatan sevgini engeller. Bu sebeple memurlar ve askerler evlenmemeli, sadece devlet çıkarını düşünmelidir. Kadın mülkiyet gibi ortak olmalıdır.

Gelecek kuşakların sağlıklı olması için, 55 yaşını erkekler ile 40 yaşını aşmış kadınların evliliğinden doğan çocukları öldürmelidir. Çünkü bu yaştaki çiftlerin çocukları sakat doğar. Çocuklar, eğitimci erkeklere ve süt annelere bırakılmalı ve onlar tarafından yetiştirilmelidir. Anneler doğurduğu çocukları tanımamalıdır.


Aristo'nun Kadınları

Kadın aklı gelişmiş bir yaratık değildir. Çünkü onun iradesi zayıftır. Bu sebeple onun yeri yuvası olmalıdır. O erkeklerin yaptığı işleri görmek gücünden yoksundur.  Kadın politika yapamaz ve savaşamaz. Erkek ise akıllı, güçlü, cesur ve adildir; tüm bu sebeplerle ailenin doğal başkanıdır. Bununla beraber koca karısına karşı insanca davranmalıdır. Aile kurmak insan için zorunludur, çünkü doğal bir kurumdur.


Sokrates'in Kadınları

Aile hayatında kadın ve erkek eşittir. Bekar kimseler evelnip yuva kurmalıdır. Ailede erkeğin görevi dışarı hayatından, kadının görevi ise ev içerisinde olmalıdır. "Evleniniz; eşiniz iyi huylu çıkarsa mutlu, kötü huylu çıkarsa filozof olursunuz."


Nahit Bilgin
Felsefeden Ekonomiye Antik Yunan Dünyası
Arkeoloji ve Sanat Yayınları, 2004


Çeşme Başında Kadınlar
Hydria, MÖ 5.yy / Metropolitan Müzesi


(*) Kral Kekrops (Cecrops) Gaia'dan (Yer) dünyaya gelen Atina'nın mitolojik kurucusudur. Doğum adı Acte olduğu için şehre öncelikle Attika denilmiştir. Bel altı yılan kuyruğu, üstü insan olarak tasvir edilir. Tanrıça Athene'ye kurban sunan ilk kişi olarak Akropolis'teki tapınağı yaptırmıştır. Kente ad verileceği zaman Poseidon ile Athene arasında bir yarışma düzenlenir. Poseidon atları Athene ise zeytinağacı getirir. Çekişmeyi Athene kazanır ama Poseidon itiraz eder, Athene Kekrops'tan lehine karar vermesini ister. Böylece Kekrops Attika'nın ilk kralı olur. Hatta Acte ve Attika yerine Kekropeia olarak da anılmıştır kent. Kekrops'tan sonra krallık oğlu Erikthonis'a geçer. Erikthonis aynı zamanda Hephaistos ile Athene'nin oğlu olarak da geçer (bazı kaynaklarda Athene'nin evlatlığıdır). Kekrops için topluluğa şehir kurmasını ile ölüleri gömmeyi öğrettiği ve yazıyı getirdiği söylenir.


Bu anlatılan mitolojisidir. 
Şimdi mantık yürütelim:

Poseidon getirdiği atlar 'erkeklerin' işine yarayacaktır; savaşta, yolculukta, ticarette...gibi. Ama  'doyurma' görevi olan 'kadınların' işine yarayacak şey zeytin ağacıdır. At eti yemediklerine göre atlar karın doyurmayacaktır.  Bu bize şunu gösterir; Her ne kadar kadınların bu oylamadan sonra oy kullanmaları yasaklanmışsa da buradaki zafer 'kadınlar'a aittir. Zeytin ağacını 'Pelasg kökenli kadınlar'a borçludurlar. 

Athene'nin getirdiği zeytin ağacının kazanmasıyla şehrin adı Athene (Athína-Atina) olarak değişir ki kentin ilk halkı Pelasglardır. Böylece Athene şehrin baş tanrıçası olmuştur.  Ama gel gör ki tanrıça Athene 'Truva'dan Pallas ile birlikte çalınmış ve savaştan yüzyıllar sonra bir kült haline dönüşmüştür. Bu da tiran Peisistratos (MÖ 608-527) dönemine denk gelir ki hem heykellerinin yapımı hem de Akropol'deki Athene Tapınağı'nın kuruluş tarihiyle (MÖ 5.yy) uyuşmaktadır. Tapınağın yeri Pelasglar döneminde zaten bir kült merkezidir. Bu arada Athene'ye başka bir görev daha yazarlar; 'atların nasıl eğitileceğini gösterdi' derler. Hani 'atlar' Poseidon tarafından getirilmişti!

Erikthonis aynı zamanda Truva krallar listesinde Dardan (Dardanos)'ın Teuker (Türker)'in kızı Batieia (Batıay)'dan olma oğlu olarak geçer. Yani Paris onun soyundan gelmektedir. 'Güzel' Helena'yı İLK kaçıran kişi olan Atina kralı Theseus da Atinalı Erikthonis'in soyundandır. Tesadüf müdür? Hayır. Belki Helena'nın ilk kaçırılış öyküsü Paris'e yamanmıştır, ya da söz konusu 'yasal bir evlilik'tir...

- Ne Hephaistos ne Poseidon ne de Athene, ne 'Grek' kökenlidir ne de 'Grekçe' !..
- Zeytinağacı Anadolu'dan gitme.
- Yazı MÖ 8.yy'da kıta Yunanistan'a girmiştir, ama edebiyat eserleri yoktu. Anayasalarını yapan Solon (MÖ 6.yy) bile yazıyı Anadolu'da öğrenir.
- Homer'e atfedilen eserleri Anadolu'dan Atina'ya getirenler Solon'la Peisistratos'tur, öncesi yoktur. Bugün okunan 'İlyada' Peisistratos 'İlyada'sıdır ve tabi ki sansür edilerek, kesip biçilerek 'Akhalar'ın tarafını tutacaktır. Truvalıların açısından yazılan metin mutlaka vardır ama hasır altı edilmiştir.
- Erikthion ile ilgili olarak; 'Grekler' her şeye; kente, ataya; birer mitoloji uydurmuş ve bu şekilde diğer tarafla bir bağ kurmuştur. İsimleri ise ya Anadolu'dan ya da 'Barbarlar'dan almışlardır. ["barbarların kullandıkları isimlerden Yunanca isimler türetmek" (Strabon 13)]. Ve Dardan ile Theseus Erikthion'un soyundan ise o zaman her ikisi de Pelasg kökenlidir. 
- O dönemde 'Grekler' atları eğitmiyordu, eğitilmiş atların ticaretini yapıyordu. Aksine, Truvalılar 'atları evcilleştirenler, eğitenler' olarak geçer.


SB

Halikarnas Balıkçısı; 'Düşün Yazıları', 'Altıncı Kıta Akdeniz', 'Anadolu Tanrıları'.
George Thomson; 'Tarih Öncesi Ege'



23 Mart 2015 Pazartesi

Eski Yunanistan'da Karaderililer



Aristoteles, ırk olarak Eski Yunanlılar gibi beyaz tenli değil, 
tersine karaderili ve kıvırcık saçlı olarak gösterilmiştir. 
Yapılan resimlerde, sözgelimi ünlü Atinalılar Okulu çalışmasında 
Rafael, Aristoteles'i neredeyse karaderili olarak göstermiştir. 


Rafael 1510 - Atinalılar Okulu, soldaki beyaz tenli Platon, sağdaki kıvırcık saçlı Aristo 
(Rafael Odaları - Vatikan Sarayı)






Aristoteles'in "Hayvanlar ve Kullanımları" adlı kitabının  "Kitab na't al-hayawan wa-manafi'ihi" 
adıyla yayımlanan  13. yüzyıl Arapça çevirisinde, 
solda Büyük İskender (beyaz tenli) elini çenesine koymuş, dinliyor, 
sağda Aristoteles (kara tenli) ona ders veriyor olarak resmedilmiştir. 


Bu resmin bir kopyası Seyyed Hossein Nasr'ın 1976'da yayımlanan Islamic Science: An Illustrated Study, World of Islam adlı kitabında yer almıştır. Kitabın Arapça orjinali İngiltere Kütüphanesi kolleksiyonundadır. (British Library- Aristotle instructing Alexander the Great from The Description and Uses of Animals compiled from works by Aristotle and ‘Ubayd Allah ibn Bakhtishu. The undated copy was probably made in Baghdad in the first half of the 13th century)






California Üniversitesi (CSULB) İlkçağ Felsefesi Profesörlerinden 
D.Kenneth Brown'un arşivinde yer alan 
"İskender, Mienza'da öğretmeni Aristoteles'i dinliyor" 
(Alexander listening to Aristotle, his teacher, at Mienza) 
adlı gravürde, Büyük İskender'e (sağda eli çenesinde) 
ders veren Aristoteles (solda elini uzatmış) 
kıvırcık saçlı kara derili bir Afrikalı olarak gösterilmiştir. 
Bu gravür'ün Aristoteles'in 13.yüzyılda Arapça'ya çevrilen 
bir kitabında yer alan resimle benzerliği, düşündürücüdür. 


Alexander listening to Aristotle, his teacher, at Mienza






Gustav Adolph Spangenberg'in 1883-1888 yılları arasında yaptığı 
"Aristoteles Okulu" adlı duvar resmi (fresk) 
Martin Luther Üniversitesi Arşivi'ndedir ve 
burada da Aristoteles (ayakta sağda) yine 
karaderili olarak gösterilmektedir. 

Spangenberg - Schule des Aristoteles







"Eski Yunanistan" denilerek belli bir coğrafyaya bağlanmak yerine, 
"Eski Yunan" denilerek belli bir soya bağlanan düşünürlerin 
en önemlilerinden biri olan Aristoteles'in karaderili olarak çizilen
 resimleri onun bugünün beyaz derili Yunanlılarıyla 
soydaş olamayacağını gösterdiği gibi, 
"Eski Yunan" yapıtlarının pek çoğunda 
"Yunan Kahramanları"nın kimilerinin karaderili 
oldukları gerçeğiyle karşılaşmaktayız.

Kazılarda bulunan vazolar ve amforalar üzerinde hem resimleri
 hem adları yazılı olan bu kahramanlardan 
örneğin Herakles'in karaderili olduğu görülmektedir.


İÖ.550 dolaylarına ait bir Atina amforasının üzerinde bulunan resimde, karaderili Herakles (solda), yüzüne bir aslan maskesi geçirmiş olarak Amazon savaşçıların beyaz derili önderi Andromache'in (sağda) elini bileğinden kavramış. (Herakles (dressed in his customary lion-skin) attacks an Amazon (right), bringing her to her knees. Above: Detail from an Athenian black-figure clay vase, about 550 BC. Boston, Museum of Fine Arts )






Üzerinde Eski "Yunan" söylencesinde adları geçen beyaz derili Peleus ile 
beyaz derili Thetis'in evliliklerini konu alan bir resimin bulunduğu, 
İsa'dan önce 580'lere tarihlenen vazoda, resmedilen diğer 
"Yunan"(!) kahramanların karaderili oldukları açık seçik görülmektedir. 


Peleus ve Thetis (ortada) resim Sophilos imzalı İÖ.580 , British Museum, Londra. (Attic Black Figure Dinos with Marriage of Peleus and Thetis, by Sophilos, ca. 580 B.C)





Eski "Yunan" söylencesine göre Athena, babası Zeus'un başından zırhı ve mızrağıyla birlikte doğmuştur. 
Kazılarda bulunan amforalarda Zeus da karaderili olarak gösterilmiştir. 


İÖ.540 dolaylarına tarihlenen Attic kara figürlü amfora, "Athena'nın Doğuşu". Tanrıça Athena, silahlarını kuşanmış olarak babası karaderili Zeus'un (ortada) başından çıkıyor. (Boston Güzel Sanatlar Müzesi - H.L.Pierce Vakfı)





Kimi Eski "Yunan" amforalarında karaderili "Yunanlı" Herküles, 
karaderili Nesso ile beyaz derili Deianira uğruna savaşmaktadır. 


Attic black figure Tyrrhenian amphora 550-540 BC. (Antiekensammlungen und Glyptothek)





Eski "Yunan"ın en önemli tanrılarından biri olan Dionisos dahi, 
Yunanistan'da yapılan kazılarda bulunan vazo resimlerinde karaderilidir. 


Eski "Yunan" tanrısı Dionysos (sağda) beyazderili Hebe ile (solda) 
(British Musuem, attic black figure dinos c.580 BC.)




Eski "Yunan" kahramanlarından Boğa Minotauros ile savaşan 
Thesesus'un bile karaderili olduğunu görüyoruz 
bu "Yunan" vazolarından birinde. 

 Theseus and the Minotauros - Musee de Louvre , attic black figure-shape, amphora, ca 550 BC.




Dahası Odisseus bile karaderilidir.

Karaderili Eski "Yunan" kahramanı Odysseus (sağdan ikinci) 
beyaz derili günahkar Kirke'ye (soldan ikinci) kılıcını çekiyor. 
(Antiquarium del Castello dell'Abbadia,Vulci,İtaly : 
Pseudo-Chalcidian Black figure ca.520 BC.





Görüleceği üzere Eski Yunanistan'da adı geçen düşünürlerin, kahramanların, bilgelerin önemli bir bölümü karaderilidir ve dolayısıyla bunlar beyaz derili Yunanlılarla soydaş değildir.


Bu gerçeği 1980'lerde saptamış , çeşitli yazılarımızda dile getirmekte iken, Batı'da "Black Athena" (Kara Atina) adında bir kitap yayımlandığını duyunca , bu kitap da bu gerçekleri bulacağımızı düşünmüştük.


Gördük ki, kitabın adı Kara Atina olmasına karşın, Martin Bernal, Eski Yunan Uygarlığı denilen uygarlıkta, karaderili Afrikalı, Eski Mısır'lı bilgelerin etkisini değil, daha çok Filistin bölgesinde yaşayan İsrailoğulları'nı, Musevilerin etkisini kanıtlamaya ve bu parlak uygarlığın tapusunu Hellenosemitism deyimini kullanarak kendisinin de bir üyesi olduğu İsrailoğulları soyuna vermeye çabalamaktadır.


Bu saplantısından dolayı Prof.Bernal yukarıda aktardığımız içinde karaderililerin yer aldığı Eski Yunan vazolarından tek söz etmediği gibi, Aristoteles'in çoğu yapıtlarında karaderili olarak resmedildiğinden de hiç söz etmemiştir.


Az önce kanıtlarını gösterdiğimiz üzere, Eski Yunan Düşüncesi denilen, gerçekte o günkü ya da bugünkü Yunanlıların bir üretimi değil, tüm kişisoyunun bilgi, düşünce ve deneyimlerini derleyip toplayan ve katkılarla geliştirerek, yine kişisoyunun bilgisine sunan, hiçbir ırka, hiçbir soya tapulanamayacak olan, kişisoyunun türlü soylarından gelen bilgilerin oluşturduğu, böyle olduğu içindir ki başta Yunanlılar olmak üzere hiçbir ulusun tapusunu kendi üzerine geçiremeyeceği; soylar, ırklar ve dinler üstü bir düşünce üretimidir.


Bu düşünsel üretime Eski Yunan Düşüncesi adını vererek, onu bir soya tapulamak, bilim ve us dışı, ırkçı bir tutumdur. Buna Eski Akdeniz-Ege Uygarlığı ya da Eski Yunanistan-Yakındoğu Uygarlığı diyerek ırka değil coğrafyaya dikkat çeken bir ad vermek, bilim onuruna daha yaraşır bir tutum olacaktır.




Cengiz Özakıncı
İslamda Bilimin Yükselişi ve Çöküşü
syf312-320


___________


"Irk kavramı da yanlış anlatılıyor.  Dünya üzerinde kimilerine göre 4, kimilerine göre 5 ırk vardır. Caucasian dedikleri "white race" beyaz ırkı sadece sami ve hint-avrupalılar için kullanıyorlar, lakin bu bilinçli yapılmış bir eksik bilgidir, çünkü Türkler'de bu ırktandır. Diğerleride Mongoloid, Congoid, Capoid ve Australoid'tir. Bugünkü Yahudiler de bu beyaz ırktantır, lakin millet olarak farklıdır ve Samiler (Araplarla aynı) milletindendir. Türkler ise en çok boya sahip geniş bir Millettir. Göçlerle de herkes karışmıştır." - SB