türkmenler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
türkmenler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

15 Ocak 2015 Perşembe

OĞUZ BOYLARIN, TÜRKMENLERİN KÜRTLEŞMESİ




Türkmenlerin Kürtleşmesi Olayı ve Avşar 


Türk topluluklarından bazılarının ilişkiye girdiği milletlerle kaynaşarak eridikleri malumdur. Türk tarihi incelendiğinde, İran ve Afganistan’da olmak üzere Türk oymaklarının bir kısmının (Afşarlar da dahil) kültürel değişime uğradıkları görülür. Bunun gibi Türk boyları arasında da böyle karışımlar ve erimeler söz konusudur. 

Asırlar boyunca yaşanan boy mücadeleleri ve yapılan göçler esnasında kimi Türk boylarının başka Türk boyları arasına girerek ana boy adını unuttukları ve tabi oldukları boyun adıyla anıldıkları bilinmektedir. Kimi zamanda boyların birleşiminden yeni boylar teşekkül etmiştir. Avşarlarda da bu durum mevcuttur. 

Yaptığımız araştırmalarda aslını unutmuş Afşar kökenli kişi veya köylerin kendisini Türk, Türkmen, Yörük, Yerli, Köylü gibi adlarla tanıttıklarına, hatta bunlardan bazılarının aralarında geçen münasebetler dolayısıyle Afşarları pek sevmediklerine tanık olduk. 

Bursa’da yaşayan Maraş Elbistan’lı bir arkadaşım kendilerinin aslını anlatırken “Biz Türkmen’iz. Bizim köye Dodurlular denir, komşu köyümüz ise Afşar köyüdür.” demişti. Dodurluların Recepli Avşarlarının bir obası olduğunu söylediğimde çok şaşırmıştı. Bu köyün oba adını muhafaza etmesine rağmen ana boy adını unuttuğu görülüyor. Kimi yerlerde ise Avşarlar azınlıkta kaldıkları için yörede etki ve nüfus olarak baskın olan aşiretin adıyla anılmaya başlanmıştır. Adana’da Varsaklar, Antep’te ise Beydililer arasındaki Avşarlar buna örnek verilebilir. Diğer bir husus ta, Alevi Avşarların durumudur. Bunlar, Sünni-Alevi farklılaşmasından dolayı genel ad olan Alevi adını kullanmışlar ve boy adlarını muhafaza edememişlerdir.

Biz bu bölümde ülkemizde ve çevresindeki topraklarda yüzyıllar boyu meydana gelen Türk boyları arasındaki kaynaşmaya örnek olacak böyle bir olaydan bahsedeceğiz. 

Bu “Türkmenlerin Kürtleşmesi” hadisesidir. Peki, insanlarımızın kendisini yukarıda sıraladığımız isimlerle ifade etmesi mesele olmuyorda neden “Kürt” adını taşıyınca sıkıntı çıkarıyor. 

Bunun sebebi Kürtlüğün, Türk milletini ve devletini bölüp parçalamak isteyen mihrakların kullandığı bir unsur olmasıdır. Açık söylemek gerekirse Kürtlük, Türklükten ayrı bir şey değildir. Bu yüzden bir Türk’ün Kürtleşmesi veya bir Kürdün Türkleşmesi, biraz önce bahsettiğimiz Türk boyları arasındaki kaynaşmalara örnektir. Biz olaya böyle bakıyoruz ve işin aslı da budur. 

Ancak geriye dönüp baktığımızda tarihimizde Kürt olayı çok farklı cereyan etmiştir. Dış güçler, Kürtleri Türk devletinin başına bela etmek için inanılmaz oyunlar oynamışlardır. Ancak o dönemlerde ve günümüzde dahi bu oyunlara alet olmayıp erdemli davranan Kürt aşiretleri oldukça fazladır. Kürt konusunda bizim politikacıların da ihmalkar davrandığını belirtmek yerinde olacaktır. Yapılan bir çok araştırma sonunda Kürt adı ile tanınan insanların önemli bir kısmının Türk boylarından geldiğinin kanıtlanmış olması aslında sorunu halletmiş oluyor. Yani kimi kimden koparacaklar. Öz, aslına ihanet etmez. Edenlerin soyunu bir araştırın bakın neler çıkacaktır. Abdullah Öcalan’ın Ermeni asıllı olduğunu ilk kez rahmetli Türkeş ortaya çıkarmıştı. Öldürülen PKK militanları arasında çok sayıda sünnetsiz kişilerin olması da bu açıdan önemlidir. Bu kişiler Kürtlere de düşmandır unutulmasın.

Kürt olayının bu hallere gelmesinde hükümetlerin milli politikalarının olmaması, Kürtlerin Türklükleriyle olan ilgilerinin akademik bir tez olarak kabul edilmemesi ve politik kaygılar sebep olmuştur. Bütün bu sebepler zamanla Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da Türkmen cemaatlerinin ve konumuz itibariyle Avşar Türkmenleri’nin Kürtleşmiş olmalarına veya Kürtleşmeye doğru gitmelerine sebep olmaktadır. 

Bu sebeple Bazı bölgelerde Kurmanç adı altında Türk dilinden Bayat, Bayındır, Salur, Beydili, Döğer, Büğdüz, Yıva, Karkın, Küresinli (Kasımoğlu), Milli, Karakeçili, Türkan, Tilki, Atmalı, Kızkapanlı, Çakallı.... gibi Türkmen boylarıyla birlikte Avşar Türkmenleri de uzaklaşmış ve Türklüklerini unutmuşlardır. Kürt denilen bu insanların şahıs adları da Türkçe’dir. Sözgelimi, Milli aşiretine mensup kişiler arasında adı Avşar olanlar vardır. Bugün hala Kürtler arasında Avşar adlı obalara rastlanması önemlidir.



Avşar Türkmenleri 
Adnan Menderes Kaya




Afşar boyu, Oğuz Kağan Destanı'na göre Oğuzların 
24 boyunun Bozoklar kolundandır. 
Germiyanoğlulları, Karamanoğulları Avşar boyundandır. 
Bunun yanında günümüzde Çuvaş Türkleri 
arasında “Yapşar” şeklinde bir kelime vardır ki; 
bu Avşar ile aynıdır.


Avşarlar
Ənvər Çingizoğlunun və Aydın Avşarın 

Jurnalist-etnoqraf Ənvər Çingizoğlunun və tədqiqatçı Aydın Avşarın bu kitabı Azərbaycan xalqının etnogenezində, siyasətində və mədəniyyətində mühüm rol oynayan Avşar eli və oymaqlarının yaşam yolundan bəhs edir. Onların dünyaya bəxş etdiyi dühalardan, böyük simalardan söhbət açır.




"Saddam rejiminden sonra, Türk soylarına dönen Türkmenler ana dillerini koruyarak, Aşiret, oymaklarının, boylarının Türkmen olduğunu savunmaktadırlar, ayrıca binlerce Türkmenlerde hala birçok nedenlerden dolayı Arap, Kürt olarak kimliklerine dönmemeleri buda çok üzücü bir durum sergilemektedir, günümüzde Araplaşan Türkmen yanında daha fazlasıyla korku, her türlü baskılarla, asimilasyonla Kürtleştirilmektedirler.

Tek umudumuz bir an önce Türkmen kardeşlerimiz kendi anne, baba Türk kimliklerine dönmelidirler."



Av.Sadun Köprülü
Kerkük'e bağlı Altunköprü ilçesinde 1957 yılında doğmuştur. 
Bağdat üniversitesi Kanun Şeriat (Hukuk) fakültesinden mezundur. 
Irak Türkmen cephesi eski temsilcisi araştırmacı yazardır. 
2014 te hayata veda etmiştir.


Öz be Öz Türk aşiretleri olan Kürtler....



TÜRKİYE'DE OĞUZLARIN AVŞAR BOYU - CASUS G.BELL'İN ARŞİVİNDEN / 1899-1918


Kürdoloji Yalanları - Ahsen Batur / Selenge Yayınları,2011
KİTAP OKUNMAK İÇİNDİR!


“Siyasî Kürtçüler de tarihlerini istedikleri gibi yazarlar, istediklerini ata seçerler ve bunlar beni rahatsız etmez. Ama hayalî iddialara, mesnetsiz çıkışlara dayanarak ’Biz bu bölgenin aslî sakinleriyiz, sizler sonradan gelip vatanımızı işgal ettiniz; Salahaddin Eyyubî’nin ordusu saflarında on bin Kürt savaşçı olmasaydı, siz Anadolu’ya giremezdiniz, dolayısıyla Anadolu kapılarını size bizler açtık; biz de bu ülkenin kurtuluşu için savaştık ve şehitler verdik, bu yüzden biz de bu devletin kurucu unsuruyuz’ demeye başlamışlarsa, artık o iddialar beni ilgilendiriyor demektir.”

"Türkmenlerin Kürtleşmesi olayı çerçevesinde düşündüğümüzde bazı Alevi Avşarların Kürtleşerek, Alevi-Kürt toplumunun bir parçasını oluşturduğunu söyleyebiliriz. Bize düşen bu gibi soydaşlarımıza Türk kökenli olduklarını anlatarak özüne dönmelerini sağlamaktır.."



1927 yılından 1985 yılına kadarki Genel Nüfus Sayımları’ndaki tespitler ve 2001 yılına kadar yapılan araştırma ve anketlerdeki veriler değerlendirildiğinde Türkiye’deki etnik grupların nüfusları aşağıdaki gibi tespit edilmiştir.


Etnik Kimlik......Nüfus...........Oran(%)
Türk ............64.650.000......89.79
Kürt..............5.000.000........6.94
Zaza............1.000.000.........1.4
Arap...............600.000.........0.83
Çerkes...........250.000.........0.35
Laz...............200.000..........0.28
Diğer............300.000...........0.42
Toplam........ 74.000.000.......100.00


Burada görüldüğü gibi etnik nüfus toplamda %10’dur. Bir ülkenin etnik bir mozaik olarak tanımlanabilmesinin ön şartı nüfusun genel nüfus içindeki oranın en az %35’ini oluşturmasıdır. Bu değerlendirme Uluslararası ölçüt olarak kabul edilmiştir. (Prof.Dr.Martin Lispet)

....8500 KELİMENİN 3080’İ TÜRKÇE, 2230 Farsça (1200’ü Zend lehçesi), 370 Pehlevi Lehçesi, 2000 Arapça, 220 Ermenice, 108 Keldanice, 60 Çerkezçe, 20 Gürcüce ve 300’ü menşei belli olmayandır. Alman De Groot ise 1300 yıl önce kullanılan Göktürk Türkçesine ait 532 kelimenin bugünkü Kürtçede halen kullanıldığını tespit etmiştir. 

Kaynak : Türkiye'nin Etnik Yapısı - Ali Tayyar Önder 

“Bunlar her bilinçli yurttaşın bilmesi ve üzerinde düşünmesi gereken şeyler…Sayın Ali Tayyar Önder’in 5 yıllık araştırması hemen tüm malzemeyi önümüze koyuyor”
Prof.Dr.Ahmet Taner Kışlalı



"HER BİLİNÇLİ...."

AMERİKA’DA 317 MİLYON AMERİKALI YAŞIYOR, BUNUN 50 MİLYONU ALMAN, 40 MİLYONU AFRİKA AMERİKALI VEYA SİYAH , 36 MİLYONU İRLANDALI , 32 MİLYONU MEKSİKALI , 27 MİLYONU İNGİLİZ, 17 MİLYONU İTALYAN, 10 MİLYONU POLONYALI, 10 MİLYONU FRANSIZ’DIR. 20 MİLYONU İSE KENDİSİNE AMERİKALI ATASI OLDUĞUNU İDDİA ETMİŞTİR. BU SAYININ İÇİNDE GERÇEK AMERİKA YERLİLERİ DE VARDIR. 

"The map that shows where America came from: A truly captivating map that shows the ancestry of everyone of the 317 million people who call the melting pot of America home can now be seen on a U.S. Census Bureau map."

Dailymail news , Eylül 2013



BİZİM BURALARDA O KADAR ETNİK YAPI DA YOK, OLSA BİLE HEPSİ TÜRK BOYLARI 

BATI HER ZAMAN "ELE VERİR TALKINI, KENDİ YUTAR SALKIMI"

KÖRFEZ SAVAŞINDA TÜRKİYE'YE SIĞINAN 500 BİN PEŞMERGE , ONUR ÖYMEN’İN MECLİS ÖNERGESİNE VERİLEN CEVAPTA 450 BİNİNE VATANDAŞLIK DAĞILTIĞINI BİLDİRİR ŞİMDİ KALKMIŞ BU SONRADAN GÖRMELER BİZDEN TOPRAK İSTİYOR, MEMLEKETTE KAOS YARATIYOR... !?

"Bugün ülkemizde yaşayan Kürtlerin %10-12 si Türk kökenlidir, geri kalanı ise Yahudi , Ermeni, Fars ve Araptır. Bu çalışma Batılılara aittir." Yrd.Doç.Dr.Osman Çataloluk

Peki Suriye’de başlayan savaş ile kaç “göçmen vatandaşımız” oldu?  20 yıl sonrası düşünülürse…..

"Encyclopedia Britannica’nın 1875 ile 1911 yılları arasındaki bütün baskılarında Kürtler, Turanî bir toplulukken 1911 yılından sonraki baskılarında birdenbire Mezopotamyalı bir kavme dönüşmüşlerdir.

Zazaca ve Kurmançca konuşan Alevî aşiretlerin ileri gelenleri de, Zazacayı ya da Kurmançcayı sonradan öğrendiklerini ve ‘Öz Türk’ olduklarını atalarından gelen bir bilgi olarak ifade ediyorlardı. Hala da bu tezi savunmakta, bilhassa ‘Horasan’dan gelen Türkler’ olduklarını iddia etmektedirler." Zazalar ve Türklük - Ali Rıza Özdemir, Kripto yayınları


İŞTE BU TÜRKİYE’NİN ETNİK YAPISINA YAPILAN 
BİR SOYKIRIM’DIR. 
VE DE SAVAŞIN TA KENDİSİDİR.
GERÇEKLER
SB


15 Aralık 2014 Pazartesi

KÜRT OLARAK TANINAN AVŞARLAR / AFŞARLAR



BALABANLILAR
Kürt Olarak Tanınan Afşarlar:


Kürt adı ile tanınan Afşar oymak ve obalar önemli miktardadır. Bunların bir kısmı günümüzde Kürtçe konuşmakta olup Kürt kimliğini benimsemiş iken bir kısmı kasıtlı olarak Kürt olarak tanıtılmaktadır.

Suriye bölgesindeki Afşarların bir kısmı 1375 yılında Memluklerin Çukurova’yı fetihleri üzerine yerlerinden kalkıp Sis (Kozan) yöresine gelmişlerdi. Bunlara Sis Afşarları deniyordu. Bu Avşarlardan bir grup Osmanlı, Memluklu, Ak-Koyunlu gibi devletlerin Çukurova’daki hakimiyet mücadelelerinden kaçarak Sivas-Dersim arasına göç ederek yerleştiler ve burada zaman içerisinde benliklerini kaybettiler.

Günümüzde bu bölgede yaşayan Koçgiri aşireti (bunlar Zaza’dır) bu Avşarların torunudur. Bu konuda yer adları da bizi desteklemektedir. Sivas’a bağlı Suşehri ilçesinin bir köyünün adı da Sis (Çataloluk)’tir. Ayrıca Tunceli’nin Çemişkezek ilçesinde bir köyün adı da Sisne (Varlıkonak)’dir. Sisne (Kocaçukur) adında Maraş Andırın’da da bir köyün varlığı tesadüf değildir. Bu köy adları cemaatin Adana’dan Dersim’e göç ettiklerini gösteriyor. Bilindiği gibi Türk tarihinde yer adları tesadüfen verilmemiştir.

Türk boyları göç ettikleri yerlere eski yurtlarında ki isimleri vererek orayı sahiplenmişlerdir Osmanlı devrinde Sivas ve Dersim’de bulunan ve Kürt olarak anılan aşiretin Kemah ilçesinde ve Boz-Ok’ta da yerleştiği, bir kısım kollarının ise Rumeli’de iskan edildiği görülüyor.

Ayrıca Dersim’e yerleşen Sis Afşarlarından bir bölük, Dersim oymaklarından Sisanlı Aşiretini (bunlar da Zaza) oluşturmuştur. Sisanlıların bir kısmı Erzurum’un Hınıs ilçesine göç edip burada da bazı köyler kurmuşlardır (Mirseyit, Mirgezer, Sağlam, Halefan gibi).

Rumya (Van) Gölünden Kızılırmak’a kadar uzanan sahada (Hınıs, Murat-Fırat-Karasu nehirleri arasından Erzincan-Bayburt arası, Fırat-Karadeniz arası, Erzincan’dan Sakarya’ya uzanan saha) Afşarlar yaşamakta olup, % 80 Kızılbaştırlar.

Bazı yabancı seyyahların Türk oldukları halde kasıtlı olarak Kürt oldukları propagandasını yaptıkları boylardan biri de Dersim-Sivas arasında yaşayan Avşarlardır.

Bunun gibi Diyarbakır, Mardin, Rakka ve Malatya’da yerleşen Kucur (Koçur) Avşarı günümüzde Kürtleşmeye doğru gittiği gibi, Kucur (Koçur) Afşarları’ndan olup Antakya, Arapkir, Çemişkezek, Diyarbakır, Harput, Karaman, Keban, Kızılçayır – Harput, Konya, Malatya, Maraş, Rakka ve Sivas’ta yerleşen Koçur-Zade Koyunoğlu (Uşakları) cemaati ile Arapkir ve Çemişkezek’te yerleşen Koçur-Zade Koyunoğlu İbrahim cemaati de Osmanlı belgelerinde Kürt olarak anılıyor.

Osmanlı belgelerinde Recepli Avşarı Ekradı (Kürtleri) diye anılan grup Rakka, Maraş ve Zamantı’da bulunuyor, Recepli Uşağı obası ise yine Ekrad taifesi (Kürt) olarak adlandırılıyor ve Rakka, Maraş, Zamantı ve Kadirli’de bulunuyordu. Ayrıca Hısn-ı Keyf’te yaşayan bölümü ise Receb-i Kürdlü adıyla anılıyor.

Yabancı yazarlardan Alexandre Jaba, kitabında (1860 tarihli) Kayseri civarındaki Afşarları Kürt olarak göstermişti. Bu Osmanlı belgelerindeki Recepli Avşarı Ekradı tanımına tamamen uymaktadır. Vitale Cuinet ise kitabında (1890 tarihli) Yozgat’ta Afşar adlı Kürtlerden bahsetmiştir.

Günümüzde Yozgat’ta Şefaatli ilçesinde yaşayan Kürt köyleri de Torun soyundan geldiklerini söylemektedirler. Doğudaki bu Receplilerin (Receban) Şeyh Sait İsyanı başta olmak üzere Cumhuriyet devrindeki isyanlara karıştığını görüyoruz. 1705’te iskan edildikleri Rakka’dan kaçıp Kars ve Çıldır Sancakları’na yerleşen Receplilerin bazıları artık Kürtleşmiştir. Bu grupların Kürtleşmesi yerleştikleri köylerin etnik yapısıyla ilgilidir. Kürt köylerine gelenler Kürtleşirken, Türk köylerine gelenler kimliklerini korumuştur.

Bugün bu Recepliler, Ardahan merkez ile Göle, Çıldır ve Posof’un bazı köylerinde yaşamaktadırlar (Bu köylerin hiçbiri tamamen Afşar değildir. Esasen bu köylere sonradan geldikleri için köyün asıl yerlileri nüfus olarak fazladırlar. Şunu da belirtelim 3-5 hane olarak hemen bütün köylerde Afşarlara tesadüf edilir. Bunlar o köylülerle sıkı akrabalık ilişkisine girmiştir). 

Bunlardan Ardahan merkezdekiler Kürt iken, Göle, Çıldır ve Posof’takiler Türk’tür. Çıldır ve Posof’taki Avşarların yaşadıkları köyleri tesbit edemedik. Diğerlerine gelince Ardahan merkeze bağlı Hoçuvan (Hasköy) kasabası ile burayı çevreleyen Tazeköy, Hacıali, Binbaşar, Tunçoluk ve Beşiktaş köyleri ile Göle ilçesine bağlı Yeleçli köyünde yaşamaktadırlar.

Halep Avşarları arasındaki en önemli boy olan Köpeklilerin obalarından biri de Kürt İsmail adını taşıyordu. Ayrıca bölgede Boz-Ulus arasında gördüğümüz Çobu (Çöplü Avşarı’nın akrabası) cemaatinin mensuplarına rastlıyoruz ki onlar, Ekrad taifesinden İzzeddinli’ye tabi üç cemaatten biriydi. Bu adlandırmalar aslında Türkmen toplulukları arasında Kürt kelimesinin yabancı ve etnik bir ismi çağrıştırmadığının güzel bir isbatıdır.

Yine Halep Avşarlarından olan Balabanlı cemaatinin bazı kollarına günümüzde Tunceli ilimizde rastlıyoruz. Zazaların Dersimli koluna mensup olan Balabanlılar, Yavuz - Şah İsmail mücadeleleri sonrası Osmanlı tarafından bu bölgeye getirilip yerleştirilmiştir. Halen aşiret mensupları Türk olduklarını unutmamıştır.



Avşar Türkmenleri
Adnan Menderes Kaya - PDF





BALABANLI / BALABANLU / BALABANLAR AŞİRETİ: 

Horasan (İran) ve Dimetoka'dan (Rumeli) geldikleri yolunda kayıtlar vardır... Osmanlı arşiv vesîkaları da bunları "İran Ekrâdı Tâifesinden ve Yörükân Tâifesinden" göstermektedir. Bu ifade "İran'dan gelenlerin dağda gezeni ve Türkler'in ovada gezeni" anlamına gelir. Balaban TÜRKÇE bir kelime olduğu için "İran dolaylarından gelen TÜRKLER" olarak anlaşılması gerekir. (T.Türkkan)







BALABANLILAR HAKKINDA 
ANKET ÇALIŞMASI-ERZİNCAN YÖRESİ

Katılımcılar kendilerini % 80 oranında "Balabanlı" olarak tarif ederken, % 10'u "Balaban Aşireti'nden" ve geri kalanı ise "Balabanlı Aşireti'nden" şeklinde kendini ifade etmektedir. Bu gözlem bize, Balabanlı bireylerin kendilerini, bir aşiretin mensubu olmaktan çok Balaban adlı bir kişinin soyundan gelenler ya da kendilerini, Balaban adlı şahsın takipçisi olarak görmeye daha meyilli oldukları izlenimini vermektedir.

Katılımcıların % 83’ü kendisini "Türk/Türkmen" olarak ifade etmiş, diğer katılmcılar ise kendilerini "Zaza" olarak tanımlamışlardır.

Vatan Özgül
Kitabı: Dimetoka'dan Erzincan'a Bir Alevi Aşiret : Balabanlılar




Balabanbey Köpekli Avşarı'nın Balaban obası cemaatinden olup , Bulgaristan'da, Çanakkale Ayvacık'ta, Edirne İpsala'da Bilecik Söğüt'te , Bursa Mudanya'da , Tekirdağ Muratlı ve Malkara'da Balaban, Balabancık, Balabanbey, Balabanlı isminde muhtelif köy ve çiftliklere ismini vermiştir. Evliya Çelebi seyahatnamesine göre Aydınoğlu Beyliği'nin Osmanlı Beyliği'ne katılmasından sonra tarih sahnesine çıkan Balabanbey'in İzmir ili Ödemiş ilçesi Balabanlı köyünde makam mezarının olduğu (miladi çevrime göre 1308-1368 yaşadığı) kayıtlıdır. (Ahmet Düzdağ)




Dersim , Elazığ, Erzincan, Sivas, Zara, Tokat, Muş, Varto, Van, Erciş, Ardahan ve Kars yörelerinde koç figürlü mezartaşları da dikkat çeker.










Balabanlı Mezar Taşı







Piltan Bey Cami - Kığı/Bingöl: Balaban cami olarak da bilinen yapı, Akkoyunlu dönemine aittir.Cami minaresi üzerindeki kitabeye göre: Fahreddin Kutluk Bey’in oğlu Pir Ali Bey tarafından miladi 1402 tarihinde yapıldığı anlaşılmaktadır.Yapının Osmanlı dönemi ve sonrasında çeşitli onarımlar geçirdiği kitabelerden tespit edilmiştir.Mimari özellik olarak yapı doğu batı yönünde dikdörtgen planlı içten ahşap tavanlı,dıştan kırma çatılı üst örgüye sahiptir.








Prof.Dr.Fahrettin Kırzıoğlu'nun Avşar boyu hakkında ileri sürdüğü şu önemli ve yeni tespitine birlikte göz atalım. Bu tespite göre, özellikle Doğu Anadolu Bölgesi'nde Oğuz boyları hakkında, milattan önceki yüzyıllara kadar varan bazı izler bulunmaktadır ki bunlar günümüzde bile hala yaşamaktadır.....Oğuzların Avşar boyu...Karadeniz kıyılarında seyahat etmiş ve eser vermiş seyyahların en eskisi olan Skylax, öğrendiklerini MÖ.508-500 yılları arasında Yunan dilinde kaleme aldığı kitabında, Kolklar ülkesinden sonra günümüz Hopa'sının yerindeki kasabanın adıyla anılan APSAR'os çayından ve buranın güneybatısında bulunan BYZERLER kavminden bahseder. Yunancada C,Ç,Ş seslerinin bulunmadığı bilinir ve tekil belirten os son eki çıkarılırsa geriye APSAR kalır. Öte yandan eski Türkçede F,V seslerinin olmadığı ve onların yerine P ve B seslerinin kullanıldığı malumumuzdur. Buna göre APAR şeklinde okunabilecek olan kelimenin, en eskiden bu şekilde telaffuz edilen OĞUZLARIN BOZOK kolundan gelen AVŞAR boyunun adı olduğu kesinlikle ortaya çıkar.....OĞUZ boylarından bir kısmının, büyük ihtimalle MÖ.680'de SAKALAR'la birlikte buralara gelmiş olabileceklerini düşündürüyor.





















KENDİNİ KÜRT ZANNEDEN TÜRKLER;
ÖZÜNÜ UNUTMUŞ, KAYBETMİŞLERİN
AYDINLANMASINA....