mimarlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
mimarlık etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

24 Mayıs 2019 Cuma

Balyan Ailesi Mimar Değil, Müteahhit



"Muazzam bir kurguyla karşı karşıyayız"
Dr.Selman CAN





"Dolmabahçe ve Beylerbeyi Sarayı gibi ünlü Osmanlı saraylarının mimarı, tarih kitaplarında belirtildiği gibi Ermeni Balyan ailesi değilmiş. Atatürk Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi'nde 13 yıldır Osmanlı mimarisi üzerinde araştırmalarda bulunan Yard. Doç. Selman Can, Osmanlı'ya üç kuşak hizmet ettiği bilinen Balyan ailesinin mimar değil, müteahhit olduğunu söylüyor. 

Aileden Senekerim Balyan'ın eseri olarak gösterilen Bayezit Kulesi, Kirkor Balyan'a ait olduğu belirtilen Rami Kışlası, Garabet Balyan'a bağlanan eski Çırağan Sarayı, Nikoğos Balyan'a mal edilen Ortaköy ve Hırka-i Şerif camileri; Başbakanlık Osmanlı Arşivleri'ndeki belgelere göre Osmanlı'nın son başmimarı Seyyid Abdülhalim Efendi'nin eseriymiş. 

Selman Can, Dolmabahçe Sarayı'nın planlarını da o zaman 16 yaşında olan Nikoğos Balyan'ın çizemeyeceğini, arşivlerin sarayın planlarını çizen kişi olarak son başmimar Seyyid Abdülhalim Efendi'yi işaret ettiğini belirtiyor. Osmanlı Devleti'nin mimarlık örgütü Hassa Mimarlar Ocağı'nın kaldırılmasıyla etkin hale gelen Balyan ailesi, sarayın önemli yapı işlerinin ihalesini almış ve bu gelenek 3 kuşak devam etmiş. 

Serkis Balyan'a Sultan II. Abdülhamid döneminde 'sermimar-ı devlet' unvanı verilmiş. Ancak Selman Can'a göre bu paye, en üst düzey mimar anlamını taşımıyor. Can, Serkis Balyan'ın saraydaki özel bağlantıları sayesinde bu unvanı aldığını söylüyor. Ermeni kalfaların yaptıkları işlerde yolsuzluklara karıştıkları için 19. yüzyılda gözden düşmeye başladığını anlatan Yard. Doç. Selman Can, 'devlet başmimarı' payesi ile onurlandırılan Serkis Balyan'ın bile büyük inşaat yolsuzluklarına karıştığını belirtiyor. 

Can, 1882 yılında başlatılan ve 4 yılda tamamlanan bir soruşturma neticesinde Serkis Balyan'ın, Sultan Abdülaziz ve II. Abdülhamid döneminde yaptığı yapılardan toplam 200 bin altını zimmetine geçirdiğini ve hakkında açılan dava ile tüm mal varlığına el konulduğunu kaydediyor. Balyan, Ekim 1888'de sarayın başdoktoru Mavroyani Efendi aracılığı ile Sultan II. Abdülhamid tarafından affedilmiş. Serkis Balyan yaptığı inşaatlardan bazıları çöktüğü için de hapis yatmış. Babası Garabet, Serkis'in kefaletle serbest kalmasını sağlamış. 

Ayrıca ailenin hiçbir ferdinin yabancı kaynaklarda belirtildiği gibi Ecole des Beaux-Arts okulunda eğitim almadığı, İstanbul Teknik Üniversitesi'nden Aygül Ağır'ın yazışmaları sonucunda ortaya çıkmış. Belgelerde, Serkis Balyan'ın Ecole des Beaux-Arts'ta okuduğu söylenen tarihlerde İstanbul'da olduğu bilgileri de yer alıyormuş.

Ayasofya Müze Müdürü ve tarihçi Dr. Haluk Dursun da Balyan ailesinin müteahhitliğe daha yakın olduğunu doğruluyor. Ünlü eserlerin mimarlarının ortaya çıkarılması gerektiğini söyleyen Dursun, yıllar sonra bile böyle bir bilgiye ulaşılmasının tarihî kültür için kazanım olacağını dile getiriyor. Dursun, sanat tarihçilerinin ve mimarların bu konu üzerinde durmasını da istiyor."

Habibe DEMİRCAN
Biografi. net, 2 Ocak 2007



"Bizim olan her şeyi araştırıp, çalışıp, ispatlayarak geri alacağız. Emeği geçen değerli Hocalarımızın hepsine ve Aygül Hocama tüm kalbimle teşekkür ediyorum. Aygül Ağır ayrıca Venedik Ca'Foscari Üniversitesi'nde bu yıl misafir Hoca olarak İstanbul tarihi ile ilgili mükemmel bir ders sundu."

Gönül Biancat, 24.05.2019
Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi
Venedik Ca'Foscari Üniversitesi'de Bizans ve Ortaçağ Sanat Tarihi Yüksek Lisans





"Muazzam bir kurguyla karşı karşıyasınız"

"İstanbul'un son dönem mimari mirasının Ermeni ve Rumlara mal edilmeye çalışıldığını söyleyen Can; Osmanlı arşivlerinde imar ve inşa kayıtlarına ilişkin binlerce belge bulunduğunu, Türkiye'de sanat tarihçilerinin yeteri kadar Osmanlıca bilmedikleri için bu belgeleri değerlendiremediğini anlattı.

Osmanlı arşiv belgelerine göre, birçoğu Balyan ailesine ait olduğu öne sürülen yapıların gerçek mimarlarının kayıtlarda farklı olduğunu kaydeden Can, şunları söyledi: ''Benzer bir proje Rumlar için de yapıldı. İstanbul'un mimari mirası Ermeni ve Rumlara mal edilmeye çalışılıyor. Bu bilinçli bir adım. Zira uzun zamandır aynı konular üzerine çok sayıda etkinlik düzenlenmekte. Toplumsal bellek belirli konularda şartlandırılıyor. Bu projelerin neden üçüncü ayağı İstanbul'un Türk mimarları değil? İstanbul'da Türklere ait hiçbir yapı yok mu? Projeye destek verenlerin bu soruyu kendilerine sormalarını isterim''.


Dr.Selman CAN / "Balyan Ailesi Osmanlı İmar Sektöründeki Yeri" konferans videosu, 2017




Balyan ailesi mimar değil müteahhitti / Basın 2012

Çırağan Sarayı tarih danışmanı Yrd. Doç. Can, İstanbul’daki birçok tarihi yapının mimarlarının sanıldığı gibi Balyan ailesi olmadığını iddia etti. Prof. Mülayim “Balyanlar yok değil var ancak müteahhitlik, kalfalık yapmışlar”; Prof. Gündoğdu da, “Müteahhitliğini yapmak ayrı, mimarı olmak ayrı” dedi.

Çırağan Sarayı tarih danışmanı Yrd. Doç. Dr. Selman Can, Balyan ailesinin, Ortaköy Camii’nin de aralarında bulunduğu son dönem Osmanlı eserlerinin mimarı değil, müteahhidi olduğunu söyledi. İnşa edilen yapıların kalfalarının mimarları olarak algılandığını ifade eden Can;

“Serkis Balyan’ın Osmanlı’da son baş mimarlık unvanını taşıdığı bilgisi de yanlıştır. Serkis Balyan’a Sultan II. Abdülhamid döneminde bir ferman ile baş mimarlık verildiği belirtilse de, 31 Mart 1878 tarihli bu belge ferman değil bir iradedir ve verilen sermimar-ı devlet unvanı bir kadro unvanı değil, kişisel bir imtiyazdır.

Heybeliada’da inşa edilen ilk Bahriye Mektebi’nin mimarı Kirkor Balyan değil, dönemin başmimarı Kırımlı Mahmut Ağa’dır.  Dolmabahçe Sarayı Tiyatrosu Nikoğos Balyan’ın değil, İtalyan Gaspare Fossati’nindir. Baltalimanı Sahilsarayı (Büyük Reşit Paşa Sarayı) Serkis Balyan’ın değil, İtalyan Gaspare Fossati’nindir. Mecidiye Kışlası (Taşkışla) ve Harbiye Mektebi Serkis Balyan’ın değil, İngiliz mimar William James Smith’indir. Yıldız Hamidiye Camisi Serkis Balyan’ın değil, Ebniye-i Seniyye mimarlarından Rum Nikolaki Efendi’nindir. Sarayburnu Antrepoları Simon Balyan’ın değil, Alman August Jasmund’un eseridir. Malta Karakolu’na ait koğuşların mimarı Sarkis Balyan değil mühendis Seyyit Mehmet Tevfik’tir.

Ayrıca Osmanlı’da son sermimaran-ı hassa unvanını taşıyan Seyyid Abdülhalim Efendi’nin eserlerin birçoğu Balyanlar’a mal edilmiştir. Senekerim Balyan’ın eseri olarak gösterilen Bayezit Yangın Kulesi, Kirkor Balyan’a ait olduğu belirtilen Rami Kışlası, Nikoğos Balyan’a mal edilen Ortaköy Camisi yine Garabet Balyan’ın ismi ile anılan Eski Çırağan Sarayı, Sultan II. Mahmud Türbesi ve Hırka-i Şerif Camisi Abdülhalim Efendi’nin eserleridir.”






Yazan yapana sadık kalmazsa....
SB

2 Temmuz 2014 Çarşamba

KIRLANGIÇ ÖRTÜ / AHISKA-ERZURUM-KAZAKİSTAN







Sivil mimarideki örneklerine özellikle Erzurum evlerinde rastlanan kırlangıç örtü, Erzurum evinde önemli yere sahip olan tandır evinin tavan örtüsüdür. Kare kenarlar üzerine oturan kırlangıç örtüde dikdörtgen kesitli ahşap kirişler köşegen yerleştirilerek sekizgen oluşturulur, bir sonraki sıra içeri taşırılarak karelenir ve bu şekilde bindirmeli yükselen tavan üstte kare bir ışıklıkla son bulur. Bindirme sayısı genellikle 5, 7 ya da 9 olarak belirlenmiştir.

Kırlangıç örtü genellikle dini yapılar ve anıt mezarlarda uygulanmıştır. Araştırma kapsamında kırlangıç örtüye Erzurum evleri haricinde rastlanmamıştır. Buna karşın Karpuz 1984’deki Erzurum evleri adlı çalışmasında bu tip tavan örtüsünün, Doğu Anadolu’da Bitlis, Kars, Erzincan, Bayburt, Artvin gibi yerleşmelerdeki evlerde de uygulandığını belirtmektedir.




Yrd.Doç.Dr.Kemal YILDIRIM 
Gazi Üniversitesi, Tek. Eğt. Fak., 
Mobilya ve Dekorasyon Bölümü, Ankara
Arş.Gör.M. Lütfi HİDAYETOĞLU
Selçuk Üniversitesi, Güzel San. Fak., İç Mimarlık Bölümü, Konya
GELENEKSEL TÜRK EVİ AHŞAP TAVAN SÜSLEME ÖZELLİKLERİNİN VE YAPIM 
TEKNİKLERİNİN ÇEŞİTLİLİĞİ ÜZERİNE BİR İNCELEME 



AHISKA (resimli): link





KAZAKİSTAN

"In the center of the home, certainly, there is a hearth. In addition Botay 6000 years ago learned to keep warm by inventing the prototype of the tandoor. At night they covered fire clay «cap» without a bottom, thereby also protecting from fire. Within the walls of the home there are many holes — niche, where people kept meat and milk. Professor claims that the products remain fresh for a long time, the structure had thermal balance."

"Botay people were farsighted people, choosing a good place to stay. Here and in the forest for hunting and gathering, and a desert for breeding horses, and the river for fishing and crafts."

"Here on the hill, we saw about five graves. This Turkic burial, as explained by the scientist. "

resimli link



not:
"Atın, yaklaşık olarak bundan 5500 yıl evvel, MÖ 3500 yıllarında, bugünkü Kazakistan'ın kuzeyinde yer alan Botai kültüründe evcilleştirildiği biliniyor. Botai Proto-Türk'tür"





GELENEKSEL ERZURUM EVLERİNDE 
KIRLANGIÇ ÖRTÜNÜN
KURULUŞU VE SON KIRLANGIÇ ÖRTÜ 
USTASI SIRRI ALACAKANAT
Prof.Dr.Haldun ÖZKAN
Atatürk Üniversitesi Edebiyat Fakültesi
Sanat Tarihi Bölümü


_____________________