Translate

4 Aralık 2017 Pazartesi

Atatürk'ten sonra Dil Kurumu ve Türk Tarh Tezi






Cengiz Özakıncı:
Atatürk bir Dil Devrimi yapmış, çok güzel, ezanı Türkçeleştirmiş. Siz tutuyorsunuz, bakın 1932 yılında ilk Türkçe ezan Fatih'te okundu (gazete küpürünü gösteriyor). Batıyla ilişki kuruyorsunuz. Çok partili yaşama geçiyorsunuz. Amerikan politikasını ve soğuk savaşta küreselci politikayı uygulayan parti tutuyor Arapçaya döndürüyor ezanı, niçin? Çünkü Türkiye, Arapların beğenisi ve algısını kazanmak zorunda. Verilen görev bu. Yani siz Arapları kendi liderliğiniz altında toplayabilmek için ezanı Arapça'ya çevirmeniz lazım ki Araplar sizi "aa bak iyi" desinler ve sizi dinlesinler kulak versinler.


İşte böylece Dil Devrimi'ne de darbe vuruyorlar.

son 10 dakikalık bölümü



1945 yılında; 1924 Anayasası'nın dili eskimişti, çünkü 1924 yılında Dil Devrimi yapılmış değildi henüz, 1932 de Dil Devrimi yapıldı, Dil Kurumu kuruldu, dilimiz bayağ Öz Türkçe sözlerle doldu; 1945 yılında dediler ki artık Anayasası'nın dilini Öz Türkçe yapalım. Yapıldı. 1945'de 1924 Anayasası'nın maddeleri aynen olmak ve manaları korunmak üzere dili güncelleştirildi. 1952 yılında Demokrat Parti geldi, anayasanın Dil Devrimine düşman olduklarından dolayı, Anayasa'nın dilini tekrar eski, devrim öncesi haline getirdiler. 1952'de, '45'deki Öz Türkçe Anayasayı kaldırıp, devrim öncesi dilinde olan anayasayı tekrar getirdiler.


Bu da Dil Devrimi, tabi ki süreç içinde çok fazla yara aldı ama böyle başladı. İlk vurmalar...
Atatürk'ün Türk Tarih Tezi..


Levent Yıldız: 
Bugünlerde gündeme getirdiğiniz için, yeniden Türkiye'nin tartıştığı, çok teşekkür ederiz. Herkes artık Türk Tarih Tezi'ni, siyasi partiler de başta olmak üzere konuşmaya başladılar. Bu çok önemli, mütevazı yanımız vardır hep ama... konuşabilir kıldık...


Cengiz Özakıncı:
Konuşulsun ve tekrar bakılsın diye yapıyoruz zaten yapıyoruz. Bakın (kitap gösteriyor), İsmail Hami Danişment "Türk Tarih Kurumuna Açık Mektup" yazıyor, tarih 1945. Ne olmuş da, Türk Tarih Kurumu'na Açık Mektup yazma ihtiyacı duymuş İsmail Hami Danişment?


"Türk kahramanlarına Ermenililik isnadı Münasebetiyle" : Yani, Türk Tarih Kurumunun kimi kitaplarında, Batıya bağlandıktan sonra, Amerikayla ilişki kurduktan sonra, tarihimizin önemli Selçuklu simanlarına, mesela Danişmentoğullarına Ermenilik athfeden Türk Tarih Kurumu damgalı kitaplar yayımlanmaya başlıyor.. ve tam da buna itiraz ediyor. Ve diyor ki, o kitabı tamamıyla eleştirerek;


"Türk Tarih Kurumumuz, belletenin 1938 de çıkan 7-8 inci sayısının 337 sahifesinden: Türk tarih tezi hakkındaki intikatların mahiyeti ve tezin ..zaferi" başlıklı yazınıza şöyle bir sözümüz var: İmparatorluk devrinde yabancıların galibiyeti altında inliğen ve bütün halk hakları payimal olan Türkün tarihine ancak altı yüz senelik bir eskilik verilmiş, imparatorluğun (yani Osmanlı) hakiki müessisleri olan (gerçek kurucuları olan) Selçuklu Türkleri unutturularak, şerefli görülen her şey, imparatorluk camiasının (Osmanlı İmparatorluğu çatısı altındaki) 'Türk olmayan' unsurlara isnad edilmiş bütün onurlar. İşte bu suretle altı yüz yıllık tarihte Türklere pek az bir şeref hissesi bırakılmıştı.. diyor..


Yazar da Türk Tarih Kurumuna hatırlatıyor, sen böyle demiştin ama şuan yaptığın şey, işte altı yüz yıllık Osmanlının yaptığı şey, bütün onur verici şeyleri Türk dışındaki unsurlara yükleyen kitaplar yayımlamaya başladın, ne oluyor? diyerek soruyor ve onu da belgeliyor... Bu kitapta önemli bir kitaptır.


Ondan sonra şöyle söyleyeyim size; yani okullarda okutulan Tarih Kitapları da değişmeye başladı, Atatürk öldükten sonra, 1938'den sonra...


Enver Ziya Karal'ın yazdığı bir kitapta Atatürk'ün ölümünden sonra, "Kapitülasyonlar Yararlıydı!"...


Levent Yıldız: 
Osmanlıyı çökerten kapitülasyon!...


Cengiz Özakıncı: 
Yararlıydı!... Atatürk'ün Türk Tarih Tezi'nde kapitülasyonlar Türkün iliğini kemiğini kurutmuştur. Onları ancak Lozan'da çata-çat bir mücade ile kaldırabilmişizdir. Atatürk dönemindeki Tarih kitaplarında bu böyle yazılıdır ve gerçek de bu. Atatürk ölüyor, Atatürk öldükten sonra Enver Ziya Karal, tarihçi bir kitap yazıyor "hayır, kapütülasyonlar son derece faydalıdır, iyiki verilmiş falan diye kitap yazıyor:


"Osmanlı İmparatorluğu'nun Fransa ile böyle bir anlaşma yapması (yani kapitülasyon...) ne rastgele bir iştir ne de anlayışsızlık eseridir (övmeye başlıyor yani...). Kanuni Süleyman Fransa'nın ne ordusundan, ne donanmasından, ne de iktisadi varlığından herhangi bir yardım beklemiyordu. Böyle bir yardıma ihtiyacı da yoktu. Böyle olmakla beraber, Fransa ile anlaşmanın yapılması politika bakımından başarılıydı. Çünkü Hıristiyan alemi Türkler karşısında daima bir birlik beraberlik göstermiştir. Fransa Türklere karşı tarihte yapılan bütün haçlı seferlerine girmiş ve büyük rol oynamıştır. Kanuni Süleyman Fransa'nın temin ettiği karlarla Hıristiyan cephesinden onu ayırıyor ve bu cephenin birliğini parçalamış oluyordu."


Yani, anlayış değişiyor ve tarih değişiyor, yani kapitülasyonlar Atatürk döneminin tarih kitaplarında kötü, ulusumuzu mahveden, düşmanca bir şeydir, ama Atatürk ölüyor kapitülasyonlar cici, yararlı oluyor !...


Milli Eğitimde, Atatürk döneminde dünyaya uygarlık Türkler tarafından yayılmıştır. Türk Tarih Tezi, uygarlığın, insanlık uygarlığının en gelişmiş seviyesinde Orta Asya'da vardığı, ve Türklerle, Türklerin göçleriyle dünyanın çeşitli yerlerine o uygarlığın ulaştığını tez olarak ortaya koymuştur. Ve bunu pek çok kanıtlarla desteklemiştir. Türk Tarih Tezi budur.


Atatürk ölüyor; "Hayır uygarlığın sahipleri Yunanlılarmış !" diye kitaplar yazılıyor... kim Yakup Kadri Karaosmanoğlu... Homeros'un İlyada ile Odysseas'ı (kitabı gösteriyor), kaç tarihinde: 1941. Atatürk'ün ölümünden hemen 3 yıl sonra...


Levent Yıldız : 
1939 da İngilizlerle anlaşma yapıldıktan sonra...


Cengiz Özakıncı: 
Evet, evet...


..ve burada tamamen Grek-Latin Medeniyeti uygarlığın merkezine yerleştiriliyor... imza Yakup Kadri Karaosmanoğlu... Homeros ve destanları "Grek dehası, Grek hümanizmi, vs.vs." ballandıra ballandıra övülüyor... dahası...


Atatürk döneminde, Atatürk dönemi boyunca bakanlık yapmış olan Şükrü Kaya, "Eski Yunan Masalları" diye bir kitap çeviriyor, ve bu kitapta batının rönesansının en eski Yunan eserlerinin çevrilmesiyle başladığını, ve biz de rönesans istiyoruz Türkiye'ye diyor. Demek ki, Avrupa yolunu izleyerek bizde eski Yunan edebiyatını çevirip ders olarak okutursak, biz de aydınlanırız! diyor... Bunu Atatürk'ün sağlığında söylese neler olurdu... Kıyamet kopardı...


Bakın.. "Avrupa'da Rönesans devri Yunan ve Roma edebiyat ve felsefesinin Avrupa dillerine tercümesi ile başlamıştır. Homer, Hesiod, Virgil tercüme edilen klasiklerin başında gelir.".. diyor ve kendisinin yaptığı bu eski Yunan çevirisini "..bazı öğretmen ve edebiyatçı dostlarım, neşrinini gençlerimize faydalı olacağını ve zahmete değeceğini ısrarla tekrar ettiler."... Yani, gençler okuyacakmış eski Yunanlıların ne kadar uygar olduğunu!..


Tarihin Bilinmeyen Yüzü
Cengiz Özakıncı & Levent Yıldız 
1950 sonrası Türkiye'nin NATO'ya Üyelik Başvurusuyla İlgili GİZLİ GÖRÜŞME TUTANAKLARI ve 
Türkiye'nin ATATÜRK İLKELERİ'nden Uzaklaştırılmasına İlişkin ÖZGÜN BELGE VE BİLGİLER.
02.12.2017 - Kanal B /videonun tümü


_____________________________
_____________________________