haç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
haç etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

28 Ocak 2025 Salı

Bu Türklerin alınlarında siyah dövmeli haç işareti vardı


Maurikius (20 yıl), 7.Yıl (MS 588/589)

Bu yıl; Pers (SB) hükümdarı Khosroes'i (1) oğlu olarak kabul eden kıvrak zekalı imparator Maurikius, Melitene (2) Piskoposu olan akrabası Dometianus'u, savaş komutasını teslim ettiği Narses'le birlikte ona [Hüsrev'e] gönderdi. Onlar, Khosroes'in ve Doğu Roma'ın (SB) askeri gücünün tümü ile birlikte Pers (SB) ülkesini istila ettiler. 

Baram [Behram] bunu öğrendiği zaman, emri altındaki kuvvetleri topladı ve Alexandrina (3) denilen bir yerde ordugahını kurdu; buraya yerleşmekle, Armenia'dan ilerleyen orduların Narses ile birleşmesini önlemeyi amaçlıyordu. Çünkü İmparator Maurikius, Baram'a karşı birlikte savaşsınlar diye, magister militum per Armeniam (4) İoannes Mysrakon'a, ordularını yanına alıp Narses'le birleşmesini emretmişti.

Gece boyunca Doğu Roma (SB) kuvvetlerin tümü birleştirildi ve Baram'a karşı savaşmak için hazırlık yapıldı. Korkuya kapılan Baram ise bir tepenin yanında ordugah kurmuştu. Yaşanan korkunç çatışmada cereyan ederken Hintli hayvanları, yani Baram'ın fillerini küçümseyen Narses, barbarların (Perslerin, SB) ordusunun merkezi phalanxını (5) bozguna uğrattı. Bu gerçekleşirken Baram'ın diğer phalanxları da karşı koyamadılar ve gaspçının kuvvetlerinin çoğu kaçtı. 

Narses Persleri (SB) takibe başladı ve öldürdü, 6.000 kadar esiri de Khosroes'e getirdi. Khosroes onların tamamını cezalandırarak mızrakla infaz ettirdi. Ancak içlerindeki Türklerin tümü Byzantium'daki [başkent] imparatora gönderildi.

Bu Türklerin alınlarında siyah dövmeli haç işareti vardı, imparator kendilerine bu haç işaretini nasıl elde ettiklerini sorduğunda, uzun yıllar önce Türkiye'de (6) bir salgın hastalığın ortaya çıktığını, aralarından bazı Hıristiyanlar'ın (7) kendilerine bunu yapmalarını önerdiğini ve o zamandan beri ülkelerinin emniyette olduğunu söylediler. (SB)

Roma (SB) askerleri, Baram'ın çadırını ve ordu yükünü filleriyle birlikte ele geçirip hepsini Khosroes' e [Hüsrev' e] getirdiler. Baram, Pers (SB) ülkesinin iç bölgelerine kaçtı ve böylelikle savaş onun aleyhine sona ermiş oldu. Büyük bir zafer elde eden Khosroes, tahtını yeniden ele geçirdi ve Romalılara (SB) bir galibiyet ziyafeti verdi. Fakat Narses, ülkesine dönmek üzere iken Khosroes' e, "Bugünü unutma, hatırla Khosroes! Hükümdarlığını sana dostça bağışlayan Romalılardır! (SB)', dedi.

Bir suikasta kurban gitme endişesine kapılan Khosroes, Maurikius'tan 1.000 Romalıdan meydana gelen bir muhafız alayı talep etti. Bu barbara karşı büyük bir sevgi besleyen Maurikius, onun isteğini yerine getirdi. Böylece Romalılar (SB)'ın Pers savaşı sona erdi.


Theophanes Confessor'ün Kroniğinde Türkler

Çev. Hatice Aydın, 2021

Dipnotlar:

(1) Chosroes: Sasani İranı'nda 590-628 yılları arasında hüküm sürmüş olan II.Hüsrev Perviz'dir. IV Hürmüz' ün oğlu ve Sasaniler'in büyük hükümdarlarının sonuncusudur. Meşhur İranlı kumandan Behram Çubin'in, babası IV Hürmüz'e karşı giriştiği isyanı bastırdıktan sonra tahta oturmuştur. Sasaniler bu dönemde Hazarlar, Müslüman Araplar ve Bizans ile yoğun ilişki ve mücadele halinde olmuşlar.

(2) Bugünkü Malatya

(3) Muhtemelen Arbela (Erbil).

(4) Magister militum per Armeniam: Anadolu'nun kuzeydoğusundaki Doğu Roma ordularının başkumandanı. İmparatorluğun bu bölgedeki askerleri ağırlıklı olarak Ermenilerden oluşmaktaydı.

(5) Phalanx. Falanks. Mızraklı ve kalkanlı birlikler. Geçmişi MÖ 25. yüzyıla kadar uzanan phalanx, MÖ 8. yüzyılda Homeros aracılığıyla ilk defa Grek kaynaklarında görülmüş, o tarihten itibaren Grek savaş stratejisiyle ilişkilendirilmiştir. Antik Çağ savaşlarının en etkili ve kalıcı askeri oluşumlarından biri olan phalanx, kelime olarak da Grekçe "parmak" anlamına gelmektedir. Phalanx birlikleri, uzun mızraklarla ve birbirine kenetlenen kalkanlarla donatılmış savaşçılardan oluşuyordu.

(6) Türkistan (Orta Asya), Türk Kağanlığı toprakları. Tarihte Türk toprakları için kullanılmış olan "Türkiye" kelimesi Theophanes'in kroniğinde iki yerde geçer. İlki 588-589 yıllarının anlatıldığı kısımda Türk Kağanlığı (Göktürk) toprakları olarak geçerken, ikincisi 730-731 yıllarının anlatıldığı kısımda, Hazar Kağanlığı topraklarını ifade etmek için kullanılmış. Dolayısyla "Türkiye" kelimesi tarihte ilk defa 6. yüzyıla ait Doğu Roma (Bizans) kaynaklarında görülmektedir. 9. ve 10. yüzyıllarda ise İdil Nehri'nden Orta Avrupa'ya kadar uzanan saha için kullanılmış olup bu kullanım Kafkasya bölgesinde bulunan Hazar Kağanlığı'nı ifade etmek için "Doğu Türkiye'si", Arpad Hanedanı'nın kurmuş olduğu Macar Devleti için de "Batı Türkiye'si" şeklinde kendini göstermiştir. Yine "Türkiye" adı, Bizans İmparatoru VII. Constantinus Porphyregenitus tarafından bizzat kaleme alınmış olan De Administrando İmperio adlı eserde, Arpad'ın Macaristanı'nı ifade etmek için defalarca anılmıştır.

(7) Burada bahsedilen Hristiyanlar, Orta Asya'daki Nasturilerdir.


SB NOTLAR

Parantez içine aldığım SB olan yerlerde İngilizce çevirisinin aksine Türkçe çevirisinde "Bizans" ve "İran" kelimeleri kullanılmış. Yanlıştır.



- İtirafçı Theophanes (8.-9.yy) Hazarlı IV.Leo'nun* döneminde sarayda görev aldı. 787'deki İkinci İznik Konseyi'ne katıldı. İkonoklazmaya** direndiği için V.Leo'nun*** döneminde hapse atıldı. 818'de öldü. Doğu Roma'nın 285-813 arası tarihi olaylarını yazdı.

* Hazarlı IV.Leo'nun (750-780) babası V.Konstantin, annesi Hazar Kağanı Bihar'ın kızı Çiçek (Tzitzak)'tir.

** İkona : Türkçe "ay-kön" kelimesinden gelir ve "gerçeği söyle" anlamındadır;

-Ay, ayğ, "söz, kelime, söylemek", (Tonyukuk yazıtı).

-Kön, "doğru olmak, itiraf etmek, doğruyu söylemek".

*** V.Leo (775-820) için her ne kadar "Ermeni" kökenli deseler de babası Bardas'ın Türk kökenli olma olasılığı var. Çünkü, Kaşgarlı'da Bargan, Kıpçaklar'da Barkan adı görülmekte ki Kıpçakların "Ermenileştiği" de bilinmekte. Ayrıca V.Leo bir Türk olan general "Bardanes Tourkos"un kızıyla evlenmişti.

Hatice Aydın'ın dipnot 7'de belirttiği Suriye'den gelen Nasturiler Orta Asya Türkleri arasına Hristiyanlığı yaymıştı. Ancak haç işareti Türklerin Tengri için kullandıkları bir damgaydı ki Kimmer-Türkleri bile Tengri'yi daire içinde haç ile temsil ederdi. Nasturi inancında olan Türkler ise yazıtlarında Asur abecesini kullanmış olsalar da Türk diliyle yazmıştı. Hristiyanlık 6.yy'da Hunların (Akhunlar) arasında da yayılır, hatta İncil Hun-Türkçesine çevrilir. Ve bırakın İsa'nın dönemini, İsa'dan 400 yıl sonra bile "haç" Hıristiyanlığın sembolü değildir.

"Haçlar ile ilgili olarak, onlara ibadet etmiyoruz - biz Hıristiyanların - onlara ihtiyacı yok; sen, putperestler, ahşap putları kutsal sayanlar, ahşap haçlara tapıyorsunuz."- Minucius Felix (MS 3.yy,kilise babası)

Nasturiler Nestorius'un takipçileri için kullanılan bir terimdir. Nestorius Meryemana'nın 'insan İsa'yı doğurmasından dolayı ona Theotokos değil Kristokos denilmesini önerir. Çünkü tanrının oğlu olamazdı. Ancak 431'deki III. Efes Konsili'nde bir sonuca varılamayınca imparator 433'te bu tartışmaya son verir. İskenderiye Piskoposu Kyril'in önerisi kabul edilir ve İstanbul patriği olan Nestorius görevinden alınarak Antakya'daki manastıra sürülür. Kyril ise ödüllendirilir. Ayrıca İskenderiye Kütüphanesi'nin bilim insanı Hypatia'nin ölümünü azmettiren kişi işte bu Kyril'dir (Cyril). Kyril daha sonra "aziz" (!) ilan edilmiştir.












Görseller: Çeşitli bölge ve zamanlardan Türklere ait "Tengri" damgaları; Orta Asya'dan Taşbaba, Saymalıtaş, Turova ağırşakları, Kimmer Taşbabaları, Hasankeyf, Spiti Vadisi, Gemikaya, Hatti, Özbekistan, Taşkent, Samsun, Çeçenistan ve Aydın Yörükleri.



4 Ocak 2025 Cumartesi

Kimmer Türkleri

 

Kimmerlerin esas işareti haç olup...

Ekber Necef / video

"Türklərin Qafqazdakı varlığını 11-ci əsrdən götürmək utopiyadır | QƏRBİ AZƏRBAYCAN XRONİKASI, Baku TV"

Kimmer Türkleri - Tengri tamgasıyla Taşbaba / Ukrayna


Mamikonyanlar "Kara Hunlar"dır ve Fergana bölgesinden buraya gelmişlerdir.

Kafkas Hunları; Hristiyanlığın yayılması, Kayseri Piskoposluğuna bağlı kalması ve dilinin de Süryanice olması; Albanlar Massaget+İskitler'dir, Batı kaynakları onlara Alban demiştir; Oğuz ve Kıpçak birdir, sadece dilde "lehçe" olarak ayrılır. - Ekber Necef

______

Torbalı Gurgur Dağı Lahti; bir Kimmer Lahtidir.






Prof. Dr. M.Taner Tarhan. / İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi - Türkiye

Ön Asya Dünyasında İlk Türkler: Kimmerler ve İskitler

"Kimmerler ve İskitler Eskiçağ'daki "Türk Kültür Tarihi"nin, daha genel bir deyişle de "Milli Tarihimiz"in ilk temsilcileridir. Çünkü, Eskiçağ ve devamındaki çesitli yazılı kaynaklardan edindiğimiz bilgilerin ışığı altında ve bu bilgileri doğrulayan, zenginleştiren muhteşem arkeolojik bulgular yardımıyla, adları günümüze kadar ulaşmış olan ilk Türkler ve ilk Türk Devletleridir. Onların öyküsü "tarihî gerçekler" olarak, bir anlamda -çok uzun süreli- Eskiçağ'daki "Türk Dünyası"nın öyküsüdür. Her ne sebeple olursa olsun, inkârı mümkün olmayan gerçekleri vurgulamak için "İlk Türkler" başlığın özelliğini özellikle kullandığımızı, öncelikle ifade etmek isteriz."

"Kimmer ve İskitler'in -hâlâ- 'İndo-İranî" kökenli olduklarını savunanları, insafa davet ediyoruz."


Prof. Dr. Mir Fatih Zekiyev / Kazan Devlet Üniversitesi - Tataristan

Ön ve Orta Asya, Kafkasya, Karadeniz'in Kuzeyi, İdil-Ural ve Batı Sibirya'daki Eski Türkler

 "Karadeniz'in kuzeyinde milattan çok öncesinden itibaren Tavr, Trak, Onogur, Kimmer, Sıkıdı (Rusçası: Skif) vb. gibi isimleri taşıyan Türki dilli kavimler yaşamıştır."


Prof. Dr. Ekrem Memiş / Selçuk Üniversitesi Eğitim Fakültesi - Türkiye

Ortadoğu'da Türklerin Varlığı Tartışmaları

"Kafkaslar üzerinden Doğu Anadolu'ya giren Kimmer ve İskit kavimleri de Urartu'nun zayıf düşmesinde yardımcı faktor olarak rol oynamış olabilir. ...

Troyalıların İtalya kıyılarına ayak bastıkları bu ikinci göç (MÖ 8.yy) hareketinin cereyan ettiği sıralarda Avrasya steplerinden gelerek Kafkaslar üzerinden Doğu Anadolu'ya giren iki Türk kavmi ile karşılaşıyoruz. Bunlar, Kimmer ve İskit kavimleridir. Kimmerler, Anadolu'da Frig Devleti'ni yıkarak yaklaşık bir asır bu ülkede egemen olmuşlar, sonra da Lidyalılar tarafindan ortadan kaldırılmışlardır. İskitler ya da diğer adıyla Sakalar denilen Türk kavmi ise 28 yıl Doğu Anadolu'ya hükmettikten sonra, Kimmerlerin boşalttığı Güney Rusya'ya yerleşerek orada Büyük İskit İmparatorluğu'nu vücuda getirmişlerdir. Fakat bir kısım Sakalar, Güney Rusya'ya dönmek yerine batıya doğru yürümeye devam ederek, Anadolu'yu baştan başa geçtikten sonra deniz yoluyla İtalya'ya gelmişlerdir. İşte Sakaların bu grubu ile daha önceden İtalya'ya göç etmiş olan Batı Anadolulu Troyalılar İtalya'da karışıp kaynaşarak, bizim Etrüskler ya da Tursakalar dediğimiz kavmi meydana getirmişlerdir. Bir başka deyişle, Etrüskler adı verilen kavim, Troyalılar ile Sakaların birleşmesiyle oluşmuş yeni bir Türk topluluğudur."


****


R1b Haplogrubu (M343, M269, L23)

İlhan Cengiz

Tengritagh Akademiyesi, 24. Juli 2015 

Uyghur Academy of Art and Science/link

R-M343 olarak da bilinen R1b haplogrubu, Türk halklarında görülen Y-DNA (baba hattı) haplogruplarından biridir. R1b haplogrubu, çok eski zamanlara dayanması nedeniyle günümüzde doğal olarak çok sayıda millette görülmektedir.

R1b’nin Yaşı ve Kolları

R1b, 22200 yıl önce R haplogrubundan ayrılan koldur. R1b’nin yaklaşık 22200-18700 yılları arasında yaşayan ataları M343 olarak adlandırılmaktadır. R1b haplogrubunun büyük çoğunluğunu tahmini olarak 16700 yıl önce ana koldan ayrılan R1b1a (L389 veya bir alt dalı P297) oluşturmaktadır. Bunun yanı sıra R1b1b ve R1b1c adlarıyla diğer minör kollar da mevcuttur.

R1b1a’nın çok fazla kolu olması nedeniyle bu kollar hakkında fazla detaya girmeyeceğiz. Ancak R1b1a’nın 15900 yıl öncesinden itibaren kollara ayrıldığı ve yaklaşık 6000 yıl öncesinde bu ayrışmanın daha da çeşitlendiği görülmektedir. Aşağıdaki görselde R1b’nin ana kollarını gösteren bir soy ağacı yer almaktadır.

R1b haplogrubu, Asya, Avrupa ve Afrika kıtalarında görülmektedir. Bu haplogrubun yaklaşık 16700 yıl önce belirginleşen üç farklı dalı belirli bölgelerde daha fazla görülmektedir.

R1b1a, hem Asya’da hem Avrupa’da görülen bir daldır. R1b1a’nın alt kollarından L23, hem Batı Avrupa’da hem Orta Asya’da en çok görülen R1b dalıdır. Bu dal aynı zamanda Türkiye’de de görülmektedir. L23’ün Batı Avrupa’da görülen alt dalları genel olarak P312 gibi Türklerde pek görülmeyen dallardır. L23’ün alt dallarından Z2103’ün türevleri hem Asya hem Avrupa’da görülebilmektedir.

R1b1b, pek yaygın olmayan bir daldır. Bu dal ile ilgili pek fazla veri bulunmamaktadır. Ancak bazı çalışmalara göre Türkiye’de ve Orta Asya’da mevcuttur.

R1b1c, genel olarak Afrika’da Nijerya, Çad, Kamerun, Sudan gibi ülkelerde görülen R1b dalıdır, ancak bu dal Avrupa, Orta Asya ve Orta Doğu’da da az miktarda görülmektedir. V88 olarak da bilinen R1b1c ile ilişkili SNP’ler, genel olarak PF6279, PF6281, F3867, PF6289, M18, V35, V69 şeklinde sıralanabilir.

Türklerde R1b’nin Kolları 

Haber et al (2012), Cristofaro et al (2013) ve Balaresque et al (2015)’in yaptıkları çalışmalarda, Orta Asyalılarda R1b1a’nın P297, M478 ve M269’un dalları görülmektedir. L23, U106, U152 gibi dallar da yine Orta Asya’da görülen M269’un alt dallarındandır. Yine Trofimov(2007)’un ve Lobov(2009)’un çalışmalarına göre Rusya’da Başkurtlar ve Tatarlarda görülmektedir. FTDNA Kazakistan DNA projesinde R1b1a’nın iki ana kolu olan M73 (R1b1a1) ve M269 (R1b1a2)’un alt dalları (L23 gibi) çeşitli Kazak, Kıpçak ve Tatar boylarında görülmektedir.

R1b, Türk halkları arasında en fazla Rusya’da yaşayan Başkurtlarda görülmektedir. R1b haplogrubu, Başkurt halkında, Trofimov (2007)’un çalışmasına göre %45 oranında, Lobov (2009)’un çalışmasına göre %35.2 oranında en fazla görülen haplogruptur. Bu haplogrup, Rusya’da Tuymaznskyli Tatarlar’da %16 oranında görülmektedir (Trofimov, 2007). Yine Cristofaro (2013)’nun çalışmasına göre Afganistan Özbeklerinde %11 oranında görülmektedir. R1b, Balaresque (2015)’in çalışmasına göre Orta Asya’da Özbekler, Karakalpaklar ve Taciklerde mevcuttur. Bu çalışmada özellikle Karakalpaklarda görülmesi dikkate değerdir. Cristofaro (2013)’nun çalışmasına göre R1b haplogrubunun çeşitli alt dalları Özbekler, Türkmenler, Kırgızlar, Moğollar, Tacikler ve Hazaralarda mevcuttur.

R-U106, 4900 yaşındadır ve L23’ün alt dallarındandır. Bu dal hem Orta Asya’da hem Doğu Avrupa’da görülmektedir. Özbeklerin yanı sıra Tacikler ve İranlılarda da kısmen görülmektedir.

Aşağıdaki bağlantıda çeşitli genetik makalelerden derlediğimiz 248 adet R1b örneği, ülkeleri, etnik kimlikleri ve 12 marker y-str bilgileri ile tablo halinde sunulmuştur. Tabloda Asyalı halklar mavi zeminde, Avrupalı halklar ise farklı zeminde gösterilmiştir. Ayrıca y-str sıralaması, FTDNA projelerindeki y-str marker sıralaması temel alınarak yapılmıştır. Listede Orta Asyalılarda R1b’nin çeşitli dalları ve L23’e bağlı dallar mevcuttur.

Antik R1b Örnekleri 

Antik R1b örnekleri içerisinde en eskisi Haak (2015)’ın çalışmasından M.Ö. 5650-5555 yıllarına tarihlendirilen Tataristan’daki R1b1a örneğidir. Bu örnek taşıdığı kültürün izleri nedeniyle Mezolitik (Orta Taş Çağı) dönemine tarihlendirilmektedir. R1b’nin Afrika’da yaygın görülen dalı R1b1c (V88) ise İspanya’da Neolitik döneme ait bir alanda tespit edilmiştir. Bu örnek ise M.Ö. 5178-5066 yıllarına tarihlendirilmiştir. R1b1c, muhtemelen çok daha eski çağlarda ana kol R1b1’den ayrılarak İspanya’ya gitmiştir. Bu noktadan hareketle R1b1c’nin Afrika’ya geçmiş olabileceği üzerinde durulabilir.

R1b1a’nın bir kısmı Ural dağlarının güneyinde kalırken bir kısmı M.Ö. 2000’lerde İç Avrupa’ya, bir kısmı M.Ö. 700 -1500 civarında Kafkasya’nın güneyine inmişlerdir. R1b’yi bugünkü Türkiye topraklarına taşıyan halklar arasında İskitler, Kimmerler ve Türkler etkili olmuştur. Tataristan ve Başkurdistan çevresinde bulunan antik R1b verilerinden anlaşıldığı üzere, R1b’nin bir kısmı da aynı dönemlerde veya daha eski zamanlarda Orta Asya’ya yayılmıştır. Orta Asyalı ve Urallı R1b’ler Ön Türklerin oluşumunda yer alan gruplardandır. Bir miktar R1b de yine M.S. 11. ve 13. yüzyıllarda Moğol istilasına paralel olarak kitlesel Türk göçünde yer alarak Orta Asya’dan Güney Asya ve Ön Asya’ya göç etmişlerdir.

R1b Göç Yolları 

Jean Manco’nun çeşitli makalelerden derlediği antik R1b örneklerinin konumlarını gösteren bir harita hazırladık. Bu haritada mavi yıldız bugüne kadar bulunan en eski R1b1a örneğidir. Turuncu kareyle gösterilen antik örnekler M.Ö. 1000-3000 arasına tarihlendirilen örneklerdir. Görüldüğü üzere bir kol Ural Dağlarının güneyinde kalırken diğer kol Avrupa içlerinde yer almıştır. Her iki kolda da L23 dalı görüldüğü için, ayrılma M.Ö. 4000’lerde gerçekleşmiş olabilir.

ELEŞTİREL BAKIŞ AÇISI

R1b, diğer haplogruplar gibi çok sayıda alt dala sahiptir ve bilinen dalları bir çok halkta görülmektedir. 6000 yıllık geçmişe sahip olan L23 dalı da hem Türki halklarda hem de Ermeniler ve Avrupalılarda görülen ortak dallardan biridir. Ancak burada vurgulanması gereken husus şudur. Antik DNA verileri R1b’li Ermenilerin atalarının kuzeyden, yani Ural bölgesinden veya Kafkasya’nın kuzeyinden geldiğine işaret etmektedir. Bu da Ermenilerin önemli bir kısmının aslında Türklerle aynı kökenden olduğunu açıkça göstermektedir.

Ancak Türkiye’de genetik konusunda yeterli bilgisi olmayan bazı kimseler, genetik test yaptırdıklarında sonuç R1b çıktığında maalesef kendilerini Ermeni kökenli zannedebilmekte veya kökenleriyle ilgili şüpheye düşebilmektedir. Oysa ki bu yazımızda da ifade ettiğimiz gibi R1b haplogrubu, Orta Asya’da Türk halklarında yaygın görülen bir haplogruptur; ancak Orta Asya’dan yeteri kadar test yaptıran olmadığı için bunu ancak bilimsel çalışmalardan takip edebilmekteyiz. Nitekim dünya genelinde genellikle Ermeni, Yahudi, Arap ve Avrupa kökenliler genetik testlere yoğun rağbet göstermektedir. Diğer taraftan Orta Asya ve Rusya’da yaşayan Türkler, bu konulara pek meraklı olmamaları nedeniyle veya yeterli mali güce sahip olmadıkları için test yaptıramamaktadırlar. Bunun neticesinde test yaptıran nadir bir Türk vatandaşı 20.000 ilâ 3000 yıllık haplogrup dallarında Ermeniler, Avrupalılar, Yahudiler vb ile 12-25 marker bazında eşleşebilmektedir. Oysa ki bu eşleşmeler test yaptıran kişilerin 4000 ilâ 30.000 sene önce, henüz günümüz etnik gruplarından çok daha eski zamanlarda, ortak ataya sahip olduklarına işaret etmektedir. Bir kimsenin Ermeni veya başka kökenli olduğunu kanıtlayabilmesi için yakın dönem 67 ilâ 111 marker bazında bir Ermeni ile eşleşmesi gerekir. Çünkü Ermeni toplumunun oluşum süreci M.S. 500’lere dayanmaktadır.

Dikkat edilirse R1b olan Ermenilerin büyük bir çoğunluğu da R1b olan Orta Asyalı ve Türkiyeli Türklerle yaklaşık 6000 yıl öncesinden aynı kökten gelmektedir. Nitekim Güney Kafkasya’da bulunan iki adet antik R1b örneği M.Ö. 1000’lere tarihlendirilmektedir. Aynı dönem Kimmerlerin Kuzey Kafkasya’da faal oldukları dönemdir. Bu dönemi müteakip Kimmerler, Anadolu ve Azerbaycan’ı istila ettiler. Ancak R1b’yi sadece Kimmer ve İskitlere bağlamak da doğru değil. R1b, Güney Kafkasya’ya daha eski zamanlarda da gelmiş olabilir. Fakat mevcut antik DNA bilgileri R1b’nin Türkiye, Azerbaycan ve İran coğrafyasında M.Ö. 1700 senesinden daha eski zamanlara gitmediğine işaret etmektedir. Ancak ileride daha eski R1b örnekleri bulunursa bu bilgiler güncelliğini kaybedebilir.

Kafkasya’nın kuzeyinden gelen Kimmerler (belki İskitler veya her ikisi) kuşkusuz, Ural’ın güneyinde yaşayan Türk halklarıyla ortak haplogruplara sahipti. R1b haplogrubu zaman içerisinde Orta Asya’nın bir çok köşesine, belki daha eski devirlerde Altaylar ve Moğolistan’a kadar çok geniş bir alana yayılmışlardır. Kuşkusuz bundan 3-4 bin sene önce de insan grupları tek bir haplogruptan değil, çeşitli haplogruplardan oluşuyordu. Nitekim Neolitik ve Bronz dönemlere özgü arkeolojik alanlarda birden fazla haplogrup çeşitlerine rastlanmaktadır. Bu da farklı ata soylarından insanların Paleolitik devirlerden beri bir arada ortak dil ve kültür çevresinde yaşadıklarını göstermektedir.

R1b haplogrubu, Türkiye’de %16 gibi yüksek bir oranda görülmektedir. Tarihsel bağlamda değerlendirme yapıldığında, R1b haplogrubunun Orta Asya ve İdil-Ural bölgesinde mevcut olması bu haplogrubun tamamı olmasa da büyük bir kısmının Türkiye topraklarına yaklaşık 800 yıl önce Orta Asya’dan geldiğine işaret etmektedir. Kendini Ermeni, Laz, Rum vb olarak tanımlayan gayri-Türk R1b’ler ise yine aynı topraklardan (Kafkasya’nın kuzeyinden) 3000 sene önce bu topraklara gelen Kimmer veya İskitlerin torunlarıdır. Özetlemek gerekirse R1b’nin Orta Doğu’ya varışı, M.Ö. 1700’den itibaren ve akabinde M.Ö. 1. milenyumda İskit-Kimmer aracılığıyla ve M.S. 6.-13. yüzyıllar arasında ise kitlesel Hun-Türk göçleriyle gerçekleşmiştir.

Kaynaklar: 

1. Haber et al (2012). Afghanistan’s Ethnic Groups Share a Y-Chromosomal Heritage Structured by Historical Events. PLoS One. 2012; 7(3): e34288.

2. Cristofaro et al (2013). Afghan Hindu Kush: Where Eurasian Sub-Continent Gene Flows Converge.

3. Balaresque et al (2015). Y-chromosome descent clusters and male differential reproductive success: young lineage expansions dominate Asian pastoral nomadic populations.

4. Trofimov, (2007) Variability of Mitochondrial DNA and Y-DNA in Populations of Volga-Ural Region, 03.02.07, P.111, Institute of Biochemistry & Genetics, Russia.

5. Artyom Sergeevich Lobov (2009). Structure of the Gene Pool of Bashkir Subpopulations, Russian Academy of Sciences, Institute of Biochemistry and Genetics, Ufa Scientific Center.

6. Kazakhstan DNA Project, FTDNA, 2015.

7. Haak et al (2015), Massive migration from the steppe is a source for Indo-European languages in Europe, Web: http://biorxiv.org/content/early/2015/02/10/013433

8. Ancient DNA Samples, Jean Manco, http://www.ancestraljourneys.org






Yoksa bazılarımız hâlâ "Batılıların" masallarına inanmayı mı tercih ediyor?..

SB

12 Mart 2024 Salı

Erzurum'da Hristiyan Türkler

 

Ortada Tengri Damgası, Kıpçak Haçı ve Tekeler



Koçlar
Okunev - Erzurum

Erzurum Aziziye Taş Eserler Açık Hava Müzesi - link





Türk kültüründe Koç Taşlar




13 Ağustos 2016 Cumartesi

Atilla ve Papa - Türk Düşmanlığı






ATİLLA - PAPA

Priskos, Atilla ile Vatikan ve tüm batı ülkeleri ile arasında diplomatik yapan kişidir. Atilla'yı en ince ayrıntısına kadar tasvir yapan bir kişidir ve kitap yazar, bu tüm batı kaynaklarında mevcuttur.

Bu şahsın kitabını ülkemizde bir akademisyen de çevirmiştir. Elde olan nüshalarını çevirmiştir. Bir de sözde kayıp olan -Vatikan arşivlerinde bulunan- sıklıkla batı tarihçilerinin Priskos'un işte bu "kayıp parşömenlerine" dayanarak yazdıkları ve Türklere kin kustukları kitaplar da vardır.

En meşhuru sahte Hun tarihçisi diye batının dahi kabul ettiği Marsilyanus'tur. 4.asırda Heredot tarihinin kahramanlarını Hunlara uyarlayarak bir Hun tarihi yazar. Çağımızda bu hikayenin Heredot'ta geçtiği meydan çıkınca, batının dahi sahte Hun tarihçisi unvanını verdiği şahıs. Yine Bizans tarihçisi Papaz asıllı Türklere büyük kin duyan Jordanes'te "Priskos'un kayıp parşömenlerinden okuyup yazdım" diyen bir yalancıdır ki bu da Batı tarihçilerince tespit edilmiştir. Uzun uzun yazmayacağım bunlar zaten bilinen konulardır.

Atilla, Papa Leo'ya diz çöktürüp, köpek gibi yalvartıp, ayağını öptürmüştür. Bunu hazmedemeyen batı tarihçileri, güya Atilla, Papa'nın önünde kutsandı, hatta Hıristiyan oldu zırvasını yazsalarda, yazılı belgeler, özellikle batılı bazı kaynaklar yok edilmediğinden mecburen bu görüşlerini yalanlamıştırlar.

Papaların kölelerin ayaklarını öpme adeti, o zamanki Papa'nın Atilla'nın ayağını öpmesinden sonra başlamıştır. Atilla'nın, Papa'nın ayağını öptürmesini bir türlü hazmedemeyen Vatikan, sonradan "Bak Papa kölelerin ayağını öpüyor" hikayesini uydurmuşlardır. Bırakın bu ayakları, bırakın bu yalanları...
Hatta bu olaydan sonra "Hunlar Türk değil, Macar'dır" diye iddia etmeleri de yine bu dönemdedir. Sonra bu zırvayı da tarihin gerçekleri yüzünden Asya Hunlarının Türk olduğunu kabul etmişlerdir.(*SB)

Vatikan'da bilinen bir çok belge, kitap zaman zaman gün yüzüne; kazara veya çeşitli nedenlerle çıkmaktadır. Vatikan arşivlerinde kayıp denilen "Priskos'un parşömenleri" de dahil bir çok belge vardır. Vatikan'da her Papa değişiminde birçok tarihi kayıt, belge vs. yeminle ve mühürle yeni Papa tarafından teslim alınır. Papa'nın arşivcileri bu belgeler üzerinde çalışırlar. Bir Piskopos vardır ki bu kişi Alessandro Sperelli'dir. Papa tarafından görevlendirilen bu şahıs, arşiv yazıları ve Hıristiyan teolojisi üzerine kitaplar yazar. Bunlardan biri 1664 basım orjinal devrin Papa'sı imzalı aşağıdaki kitabıdır.

Bu Psikopos, aynı zamanda pastoral devrin üç Papası ile çalışır. Papa Urbanus, Papa İnnocentius (1644 yılı) Papa Alexander Septimus. 1664 basım Papa Celemens imzalı iki cild kalın kitap ve Vatikan arşivlerinde 83 sayfalık resim ve gravürlü Roma diplomasi tarih kitabı ki işte konu ile alakalı kitaptan bazı sayfalar (Keleş 2016,1-3)

Papa Leo kimdir? Papalar tarihinde, Roma'da Hun İmparatoru Atilla'yı, İtalya işgalinden dönmeye ikna eden kişi olarak geçiyor. Birçok tarihçi, 452 yılında Atilla'nın 100.000 kişilik ordusu ile Alp Dağları üzerinden İtalya'ya girşini hiçbir tereddüte mahal vermeden yazarlar. Papa 1.Leo bir heyetle Atilla'nın huzurunda çıkar ve Roma'nın bağışlanmasını Atilla'dan ister. Hatta birçok tarihçi, Atilla'nın Roma'yı alarak Hıristiyanlığı ortadan kaldıracağından endişe edildiğini söylerler.

Leo Atilla'nın önünde diz çöker, elini öper, af diler. Ancak Avrupalılar ve Vatikan tarihçileri bu durumu gururlarına yediremeyerek, "böyle bir olayın olmadığını" iddia ederler. Hatta Atilla'ya barbar diyerek, hakaret dahi ederler. Çünkü kuyruk acıları vardır. Ancak bütün tarihçiler, Papa Leo'nun Atilla'yı bir şekilde ikna ettiğini söylerler. Atilla Roma'yı işgal etmesine ve Roma'ya hakim olmasına rağmen, Papa'yı ve kiliseyi azad etmiştir. Yani Atilla eğer isteseydi o gün Hıristiyanlığı bitirmişti. Bugün Vatikan diye bir yerden artık söz edilmeyecekti.

Avrupalı bazı tarihçiler, Atilla'nın Papa tarafından neyin karşılığında ikna edildiğini eserlerinde açıkça sorarlar. Sahi neyin karşılığında? Vatikan, bu konuyu bugün şöyle açıklar: "Papa 1.Leo Atilla'yı ikna etmiştir. İsa mesihin yardımıyla." Vatikan, Papa'nın Atilla'nın önünde diz çöktüğünü ve yalvardığını söylemez. Böyle bir olayın kanıtı olmadığını söyler.

Ancak Vatikan'ın yalanını biz ortaya çıkaralım. Hem de tarihi bir belge ile. İşte Vatikan'ın yalanını ortaya çıkaracak bu belge: 470'li yıllara ait, Marinus'un yapmış olduğu yazı ve resimler. Bu yazı ve resimler bize şunu anlatmaktadır: Atilla ayakta, başında bir ışık hüzmesi var. Bu ışık hüzmesi, Hıristiyanlar'da azizliğe işaret eder.



Papa Leo, Atilla'nın elindeki ipe veya kırbaca bağlı bir şekilde yerde emekler halde tasvir edilmiştir. Atilla'nın elindeki kırbaç da olabilir ipte. Resimdeki çizimde alt tarafta muhtemelen Roma kilisesini betimleyen bir lahit bulunmaktadır. Atilla elindeki kırbaçla veya iple Leo'yu terbiye eder bir haldedir. Grekçe yazılarda okunabilen kısımda şunlar tercüme edilmiştir: Marinus Leo ile alay ederek; "Papa Leo Asyalı'yı 'Paraglit' ilan etti. Bu kelime çok ilginç. Barnabas İncili’nde geçen bir kelime. Ahmet, tavsiyeci, büyük ruh, arındırıcı anlamlarında kullanılır.

Bu Hıristiyan dünyasında bugün de tartışılan bir mevzuu. Bu metinde de o kelime şöyle geçiyor: Keşiş Marinus, Papa Leo ile dalga geçerken mealen şunu söylüyor. Leo Attila’yı İsa’dan sonra gelecek Barnabas’ın Paraklit’i yaptı. (Burada Marinus Barnabas’ı da sapkın ilan ediyor.) Yani Papa Leo, Attila’yı tabiri caizse peygamber ilan ediyor. Yani Paraklit’in Attila olduğuna inanıyor. Batılı tarihçiler soruyordu ya; Leo, Attila’yı neyin karşılığında ikna etti? Cevabı Marinus bize veriyor.

Papa Leo ile Attila arasındaki bu paraklit meselesinin elbette bir anlaşması var. Vatikan hazır arşivlerini açmışken bu belgeyi de açıklasın! Vatikan Gizli Arşivleri Müdürü Sergio Pagano asıl bu 
belgeyi ortaya çıkarsın. Bu belgeyi de halka açsın!

Demek ki, Attila’nın önünde 1. Leo diz çökmüş, yalvarmış, bununla da kalmamış Attila’yı da peygamber ilan etmiş, paraklit kabul etmiş. Attila Peygamber değildi. Bugün Vatikan ve Hıristiyanlık alemi varlıklarını Attila’ya yani bir Türk’e borçludur. Attila paraklit ünvanını kabul etmemiştir. Atilla sadece din adamlarına Türk’ün asaletini gösterip, merhamet etmiştir [Keleş 2016а, 3-6].


Prof. İvan Dobrev "Atilla" /link
Internationally Recognised Orientalist Professor in Linguistics and Specialist in Turkish and Bulgarian Languages, Literature and Culture Professional Translator from Turkish into Bulgarian and from Bulgarian into Turkish





"... Batı Roma İmparatorluğu, Hunlarla her zaman sıkı dostluk ve ittifak ilişkileri kurmuştur. Öyleki bu sıralarda karşılıklı  esir değişimi dahi yapmışlardır. Bu ittifakın alt teminatı Hunlara rehine olarak gönderilmiş olan
(aynı zamanda da elçi olarak) Dorystolon (silistre) doğumlu Aetius'tu.
O, Hunlardan başka şeyler yanında, ata binmeyi
yay ve kılıç kullanmayı da öğrenmişti..."
Ali Ahmetbeyoğlu - Avrupa Hun İmparatorluğu



(*SB) Asya Hunları, yani Teoman ve Mete'yi Göktürkler Atası olarak kabul eder.




Bu Rölyef kendi onurlarını kurtarmak için yapılmıştır. Atilla ne Roma ordusundan, ne de Papa'dan çekinmiştir.





Atilla'dan Merymenana'ya


Hunlarda AY KÜN tamgalarını kullanır, zaten Türklerin sembolüdür. Hilal'i gittikleri her yere götürmüşlerdir, "İslamın sembolü değildir" der Süleyman Ateş, Müslüman Türkler den dolayı Batı, İslamın sembolü olarak kabul etmiştir. Haçlı seferlerinde karşılarında hep Türkler vardır. Zaten Türkler yüzünden başlamamış mıydı? Mülk hakkının kendilerinde olduğunu sananlar "Kutsal topraklar"ı geri almak zorundadır. Halbuki amaçları diğer dinlerini kontrolü altına almak, diğer dinlere mensup insanların nüfusunu azaltmak ve Hıristiyanlığı Dünya dini yapmaktır. Mutlak Hakimiyet, Mutlak Egemenlik...





Meryemana Evi'ndeki Heykel (eski ve yenilenmiş) - 19.yy
Meryemana - 12.yy - Torcello Katedrali




Meryemana Anatanrıça yerine konmuştur.


Efes Konsili'ne gelinceye dek Anadolu, ataerkil olan Helen ve kısmen ataerkil olan Roma egemenlikleri altında bulunmuş olsa da, Anaerkil yapı MÖ.10binlerden beri devam eden bir gerçekliktir. Türklerde Anaerkildir. Hıristiyanlığı yaymak çok zordur, özellikle Tanrıçalara tapınılan şehirlerde, halk devşirilmeye müsait değildir. Ne yaptılar peki? İsa kimdir sorusuna cevap ararlarken, aslında Meryemana'ya sıfat bulmaya çalıştılar, ki "Hıristiyanlık Fotoğrafına" bir "Kadın" girsin, erkek egemenliğinden çıksın. 431 yılında, her nedense! İstanbul'da değilde Efes'te toplanan konsilde İsa'ya "Tanrı'nın Oğlu" sıfatı verilince Meryemana'ya da "Tanrı'nın oğlunun Anası" sıfatı verildi. Meryemana tıpkı Artemis, Kybele gibi bir yüce makama getirilmişti, daha ne isteyebilirlerdi ki, muhteşem bir plandı. Anatanrıça'yı hakimiyetleri "altına" almışlardı, işi bitmişti...


Meryemana heykelleri, çizimleri yapılmaya başlandı. Anatanrıçalar Kybele ve İsis'e benziyordu. Kucağında bir çocuk olan Anne. 


Ama asla Hilal kullanılmamıştı! Ya da dört köşesinde nokta olan ve artı ile temsil edilen Tengri tamgasını.





Manastırlarda 12.yy'dan itibaren Meryemana için kullanılan dört noktalı artı ,Tengri sembolü
Yaratılış'ı anlatan 12.yy bir halıdan detay
The Monastic Symbol uses dots from the 12th century for Virgin Mary and not before.



Orta Asya Türkleri


Hakas Türkleri


Türkmenistan'dan Tengri damgalı kolye ucu



Atilla ile başlayan Türk düşmanlığı 13.yüzyılda pekişmişti. Türklere ait ne varsa Vatikan ile Hıristiyanlar tarafından kullanılmaya başlandı. (Bu arada, Hıristiyanlık düşmanı da değilim!) 


Meryemana heykellerine ve çizimlerine Hilal eklendi: Meryemana'nın ayakları altında bir Hilal; Haç'ların altında bir Hilal; ya da, artık Meryemana'yı temsil eden dört noktalı artı tamgası; gibi. Hepsi Hıristiyanlaşmıştı. Tıpkı Haç'ın 4.yy'da Milano Fermanı'ndan sonra Hıristiyanlığın özgün simgesi haline gelmesi gibi...



Her şey üst üste geldi değil mi? 
Haç'ın Hıristiyanlığa kabulü 4.yy
Atilla'nın ayağını öpen Papa 5.yy
Efes Konsili Meryemana 5.yy
Haçlı Seferleri 11.yy - 12.yy - 13.yy....


Meryemana Evi'ndeki "Meryemana heykeli" de Hilal'in üzerinde durur. Heykel evin bulunmasından sonra, yani 19.yy'da konmuştur. Daha farklı bir Meryemana heykeli de olabilirdi. Yok, illaki Hilal üzerinde olacak! Bu topraklarda kimler yaşar? Buralarını kim çok ciddi bir şekilde istemektedir ve bu yüzden kimden kurtulunmalıdır? Kimdir ezeli düşman? Bu Türkler var ya bu Türkler, Protestanların bile yanında, Katoliklerin karşısında, yani Vatikan'ın karşısında durmuş, burnunu onun işlerine sokmuştur!.. 


Azılı bir Türk ve Müslüman düşmanı olan Papa X.İnnocent heykelinin altında, 29 Ekim 2004'teki imza törenine ne demeli? Hilal, 29 Ekim, İnnocent, vs... Batılılar bayılır böyle sembollere, tarihlere, isimlere, ince ayrıntılara... Yeter ki uyanık ol!


SB.











ilgili:

"Artı (+) Damgası ise Tengri (Gök Tanrı) demek olup, ölen kişinin günahsız olarak Tengri’ ye kavuştuğunu ifade etmektedir ve bir çok Türk boyunca arma olarak kullanılmıştır. Daha sonra Hiristiyanlık inancında Haç’a dönüşen Tamga daire içerisine alınmış haliyle de Türkler ve onlar vasıtasıyla diğer Pagan inanca sahip kavimlerce kullanılmıştır.

Viking Krallığının kurucusu Odin’in sembolü daire içerisine alınmış artı (+) Tamgası olup, Odin Haçı olarak bilinmektedir. Bugün Samsun Müzesi teşhirinde bulunan pişmiş toprak bir lahitte Odin Haçına rastlanması pagan geleneklerin Samsun’un Helenistik dönemine yansımış iz düşümü olarak değerlendirilebilir."

Dr.Emine YILMAZ - SAMSUN'DA TÜRK TAMGALARI
Arkeolog/Sanat Tarihçisi -Samsun,2011 





Odin ve Halkı Türk'tür. Snorri Sturlusson'un yazdıkları dışında Hunlarla karıştıklarını söyleyen İskandinav bilim adamları da vardır.

"Swedish Professor Åke Daun show that foreigners perceive Swedes as being cold heartless people with a sluggish mind. These are traits that can be attributed to their Attila-genes.... According to Professor of Archeology at the University of Oslo, Lotte Hedeager, the old Norwegian (and also Swedish) ruling class consisted of Huns. ... many of the names given in the Nordic sagas are parallel to the names of Hunnic kings, like Halfdan (Huldin), Roar (Ruga), Ottar (Ottar), and Adils (Attila). ... Atle, which is derived from Attila, is a common name in present day Scandinavia."
By Tor G. Jakobsen, NTNU / link


Hun- Atilla-Odin bağlantısı yapan Norveçli Prof.Lotte Hedeager. / link


'Haç ve gamalı haç Türk kültürünün ürünüdür' diyen Dr.Tahsin Parlak.





"As a sign of Tengri - Khan the Türks selected a direct equilateral cross, named “adji". It should be noted the cross also existed before as a sign of Türkic culture, ..."

Murad Adji - Türks and religions · Тюрки и религии
KIPCHAKS- An ancient history of Türks and Great Steppe








KIPÇAKLAR : Türklerin ve Büyük Bozkırın Eski Târihi'den Atilla bölümü:

"Attila’nın askerî birlikleri, çok geçmeden, Roma açıklarında durdular. “Mağlûbiyet kurbânı” Kıpçaklar, savaş sancaklarıyla Roma’ya geliyorlardı! Onları, başta piskopos Lev olmak üzere, asiller karşıladılar. Romalılar, kendilerine merhamet etmesi için Attila’ya yalvardılar; onlar, Türklerin iyi kalpli, başkalarına yardıma hazır ve kin tutmaz olduklarını biliyorlardı. Roma papası bile, yalvararak dizleri üzerine çökmüştü... Bu karşılaşma, Vatikan’da muhâfaza olunan, Rafael’in tablosunda yansıtılmıştır.

Kıpçakları durduran, tabiî ki, düşmanın göz yaşları değildir. Hattâ, İtalya’da vebânın ortalığı kasıp kavurduğu yalanı da değildir. Roma piskoposunun başı üzerinde tuttuğu haç. O durdurdu.

Bu, Tengri’nin haçı idi! Atlılar, onu Gök’ün irâdesi kabûl ediyorlardı. Roma, Türklerin mukaddes bildiği şeyi, başları üzerine kaldırmışlardı, Deşt-i Kıpçak’ın hâkimiyetini tanımışlardı. Savaş sona erdi.

Attila eve döndü."

Murad ACİ
Çev. Fahri UNAN - link









// VE AVRUPALILARIN "TÜRK" (MÜSLÜMAN) DÜŞMANLIĞI 



23 Ekim 2015 Cuma

Kıpçaklar ve Haç




"Özellikle Kıpçakların damgaları artı şeklinde, artı işaretinin uç kısımları üç tane yonca şeklinde motif oluşturuyor, ve nerede bunları görsek Kıpçak motifleri diyoruz. Bu motifleri hıristiyanlıktan öncede görüyoruz. Ermeniler bu yapıların kendilerine ait olduğunu söylüyor, o zaman kendilerine bir sorsunlar bakalım bu Ermeniler kim? Bizim ırkımız, milletimiz kim, Haylarla, Huylarla bir ilgileri var mı? Yoksa bunlar o mezhebe girmiş Türk Boyları mı? . Halı kilim motiflerimize sahip çıkıyorlar, tamam ama siz kimdiniz geçmişte? Bunu irdelerseniz Kıpçaklara dayandığını göreceksiniz. Gürcü mezhebinde de bol miktarda Kıpçak Boyları var. Gagavuzlar da dinleri hıristiyan, ama aynı Türk boylarından gelme. Yapımız aynı, milletimiz aynı, dinimiz ayrı..."  





"Size bir anımı anlatayım. Mardin'de bir Süryani kilisesine gitmiştim. Mor Yakup Kilisesi'ndeki Mor Yakup Türbesinin üstündeki bütün motifler aslında Dış Oğuz Damgaları. Bunları hıristiyan olduktan sonra aynen kullanmışlar. Yine Mardin'deki Büyük Kilise'ye gittiğimizde oranın papazıyla konuştuk, tartıştık. Onlar çarmıha gerilmiş İsa'yı koymuşlar ama, onun yanında eski Türk Kültüründen gelen OG/ÖG damgasını haç olarak kullandıkları açıkça görülüyor.


"Bizim bu bölgedeki Kıpçak manastırların özellikleri tamamen ortada, Çadır stilinde manastırlar. Hatta bizim yanımızda Öşvank Manastırı/Kilisesi, gidin bakın usta damgaların hepsi Göktürk Alfabesi....ama kapılarındaki kitabe mensup oldukları dinin kitabeleri...bu da gayet normal. Bugün biz cami yapıyoruz ama halen daha bugünkü camilerimizde Arap alfabesi kullanıyoruz...Yani yarın 50-100 yıl sonra, biri geldiği zaman bunu Araplar yapmış demiyecek ki, dinin dilini konuşmuşlar diyecekler."



Prof.Dr. Tahsin Parlak - Qıpçaqlar/Kıpçaklar



Doç.Dr. Gaffar Çakmaklı




Nihai sonuçlar tartışılmaz: İki Türk konfederasyon Kıpçaklar ve Kumanlar



"The final results is indisputable : Two Turkic confederacies the Kipchaks and the Cumans"

Book: Cumans and Tatars : Oriental Military in the Pre-Ottoman Balkans, 1185-1365 by istvan Vasary



Kipchaks are Turkish people of the Oghuz (Oğuz) Tribes Confederation (also called as Cumans) like other Turkish tribes ; Pechenegs, Aq Qoyunlu (Akkoyunlu-White Sheep), Artiquids, Safavids, Seljuks, Ottomans...etc.
Kipchaks or Polovets (Turks) : Blond and blue/green eyed Turkish people, in Chinese and Russian archives (and more...)

Stone Ram (Gravestones) are Turkish Art and Culture
They belong mostly to Akkoyunlu and Karakoyunlu






Stone Horse (Gravestones) Turkish Art and Culture
They belong mostly to Kipchak Turks








Kıpçakların, yani Dış Oğuzların varlığı ve de Hıristiyanlığın yayılmasındaki rolü inkar edilemez.
Biz hep birbirimizle savaşmışız, savaştırılmışız.

______________________________________