sümerce etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
sümerce etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Aralık 2023 Pazar

Beş Kıtada Konuşulan Dil: TÜRKÇE

 

Altayistik Araştırmaları ve Türkçenin Yaşı

Prof.Dr.Osman Fikri Sertkaya


UNESCO'nun sıralaması ile dünya üzerindeki nüfus yoğunluğuna göre, birinci dil Çince, ikinci dil Hintçe, üçüncü dil Latin Amerika'da da konuşulan İspanyolca, dördüncü dil iletişim dili olarak İngilizce, çünkü Hindistan, Pakistan gibi ülkelerde de konuşuluyor, beşinci dil ise Türkçedir. Ancak TÜRKÇE dünyada binlerce yıldan beri yayılarak varlığını devam ettiren ve 20'den fazla lehçesi ile beş kıtada konuşulan tek dildir. Başka örneği yoktur.


Türkçenin tarihi kaynaklara göre yaşı için Göktürklerden daha da gerilere gittiğimizde, Hun devresinde bir çok Türkçe kelimenin kullanıldığını görüyoruz. Prof. Dr. Talat Tekin Hunların Dili adlı eserinde Çin kaynaklarına ve Çinli hocaların yayınlarına dayanarak Türk soylu olan ve arkaik bir Türkçe konuşan Hun'lara ait Çin kaynaklarında geçen "kut, ordo, temir, tengri, yabgu, yemci(ebçi)" vs gibi bir çok kelimenin Hun devrinde kullanıldığını naklediyor. Naklediyor diyorum çünkü bu görüşlerin sahipleri Çinli araştırıcılar "Bu kelimeler bizim kelimelerimiz değil, bunlar Türklerin kelimeleridir" diyorlar. Dîvânü Lugâti't-Türk metninde kırngak (satır kenarındaki düzeltmede ise kıngrak) şeklinde geçen ve "et ve hamur kesmeye yarayan satıra benzer bir kesici" anlamına gelen kıngrak kelimesinin MÖ 1022'ye ait Şien-Tanşu'da da kıngrak şeklinde geçmesi, "Çin kaynaklarında yazıya geçen" tarihi tespit edilmiş en eski Türkçe kelimedir. Buna göre MÖ 1022'ye 2021'i eklersek kıngrak kelimesi 3043 yaşında oluyor. Bir başka söyleyişle Türkçenin yaşı 30 yüzyıldan da fazla geriye gidiyor.


Tarih içerisinde daha gerilere giderek Sümerce ile Türkçe arasındaki ilişkilere bir göz atalım. Dünya medeniyetinin öncüsü sayılan ve yazılı tarihi başlatan Sümerler M. 3800 ile MÖ 1800 tarihleri arasında Aşağı Mezopotamya = Güney Mezopotamya'da yaşadılar. Dilleri ise bugün Avrupa'da Latincenin kiliselerde konuşulması gibi, Sümer tapınaklarda konuşularak MÖ 1000 yılına kadar devam etti. Yukarı Mezopotamya = Kuzey Mezopotamya' da yani Türkiye'nin Doğu Anadolu bölgesinde Fırat ve Dicle nehirleri arasında yaşayan Türkler ile Sümerler arasındaki kelime alış verişleri Fritz Hommel'den Osman Nedim Tuna'ya kadar incelenerek her iki kavim arasındaki kelime alış verişi ispat edilmiş ve böylece Türk dilinin varlığı yaklaşık olarak en az MÖ 3500'lere kadar geriye götürülmüştür ki bu gün itibarı ile bu 55 yüzyıl veya 5500 yıl eder.


Fritz Hommel Sümerceden seçtiği 200 kelimeyi Eski Uygur Türkçesi kelimeleriyle karşılaştırdı. "Zwei hundert sümero-türkische Wort vergleichungen als Grundlage zu einem neuen Kapitel der Sprachwissenschaft [Dil biliminde yeni bir dönemin başlangıcı olarak iki yüz Sümerce-Türkçe kelime karşılaştırması]" adlı Münih'te hazırladığı çalışmasını Nisan 1915'te "Den Herren Friedrich Wilhelm Karl Müller und Albert August von Le Coq dankbar zugeignet" ithafı ile Uygur Türkçesi'nin önde gelen iki araştırıcısına takdim etti. (Bu çalışmanın yayımı B. Niels tarafından 1919'da Ur Dynasti Tablet'te yapıldı.

Daha sonraları ise batılılar Sümercenin turanî yapısı üzerinde durmaktan da vaz geçerek "Sümerce Sami ve Hint-Avrupa dillerinden olmayan nev'i şahsına münhasır bir dildir" demeye başladılar.


Prof. Dr. Osman Nedim Tuna bu konuda Fritz Hommel'den sonra çalışan ikinci kişidir. 1947-1948 ders yılında başladığı Sümerce-Türkçe kelime karşılaştırmalarını 40 yılı aşkın bir şekilde devam ettirmiş ve "Sümer ve Türk Dillerinin Tarihi İlgisi ile Türk Dilinin Yaşı Meselesi" adlı çalışmasını 1990 yılında yayımlamıştır. Osman Nedim Tuna yüzlerce Sümerce kelime arasından 168 Sümerce kelimeyi seçerek Türkçe ile karşılaştırmış ve 16 ses denkliği ile kelime alış verişini ispatlamıştır.


Osman Nedim Tuna'nın çalışmasının değeri: 16 ses denkliği ile Sümerce Türkçe karşılaştırılması sonucunda Sümercede Türkçe kelimelerin tespiti dil bilimciler tarafından üç şekilde açıklanabiliyor

1 . "Sümerce ile Türkçe akraba dillerdir" diyecekler. Ama bu iki dilin ayrı diller olduğu ispatlanmıştır.

2. "Sümerlerle Türkler birlikte yaşıyorlardı" diyecekler. Ama Sümerlerin aşağı Mezopotamya'da yalnız yaşadıkları biliniyor.

3. "Sümerlerle Türklerin yakın komşuluk ilişkisi ile kelime alışverişleri olmuştur" diyecekler. O zaman da bu yakın komşunun Sümerlerin kuzeyinde, yani Yukarı Mezopotamya'da yaşamış oldukları açıkça belirecek.


Yukarı Mezopotamya tabiri ile Doğu Anadolu bölgesinde Fırat ve Dicle nehirlerinin civarları kasdedilmektedir. O zaman Doğu Anadolu Bölgesi'nin 5000 yıllık Türk yurdu olduğu anlaşılmaktadır.


Bu konuda Osman Nedim Tuna şunları söylemiştir: "Türkler daha MÖ en az 3500'lerde bugünkü Türkiye'nin doğusunda oturuyorlardı ve dilleri, Sümerlere içiçe (muhtemelen superstratum-substratum) yaşarken, henüz, iki kola ayrılmıştı. Yani en eski lengüistik örneklere göre Türkçenin yaşı filoloji örneklere dayanılarak MÖ 3500 yıllarına karar götürülebilmektedir ki bugün itibarıyla bu 55 yüzyıl veya 5500 yıl eder".


Böylece Türk dilinin yaşı tarih içerisinde MÖ 3000'lere uzanarak 50-58 yüzyıl, yani 5000-5800 yıllık bir geçmişe sahip olmaktadır. Böyle bir dilin işlek ve hakim bir dil haline gelebilmesi için en az bin yıllık bir geçmişinin de olması gerekiyor. Böylece Türkçe için 6500 yıllık bir derinliğe erişebiliyoruz.


Prof.Dr.Osman Fikri Sertkaya

Altayistik Araştırmaları ve Türkçenin Yaşı

Kökler, Yay Çeken Kavimlerin Şafağı - Cilt I (Ötüken, 2021) içinde.


*******

SB NOT:

1 - Yabgu Kassitlerden (Kaslar, Mezopotamya MÖ 1500) beri kullanılmaktaydı: jabku/jabgu-yabku/yabgu/yabqu

2 - Kıngrak Homer ve Herodot'ta akinak olarak geçiyordu.

3 - Ordo önce Latinceye, oradan da İngilizceye geçti; ordo-order.

4 - Kut ise İngilizcede God oldu.



9 Aralık 2022 Cuma

Kökenleri belirsiz olan sözcükler-adlar

 


Belirsiz - Uncertain

(Batılılara göre)

*Aegeus, kökeni belirsiz.

*Aegisthus, kökeni belirsiz, Klytemnestra'nın sevgilisi, Aka Memnon'un kuzeni.

*Aeneas , uncertain origin

*Anchises, kökeni belirsiz. Aeneas'ın babası.

*Anker,(anceria, ancheria) kökeni belirsiz.

*Aphro- kökeni belirsiz. Grekçeye köpük anlamında geçer, halk etimolojisidir.

*Archo (rektum), kökeni belirsiz.

*Ariadne, Minos'un kızı, kökeni belirsiz.

*Artemis, kökeni belirsiz.

*Asclepius, kökeni belirsiz.

*Aspasia, kökeni belirsiz.

*Athene/Athena, Grek öncesi, kökeni belirsiz. 

*Atreus, Pelops'un oğlu, Akamemnon ile Menelaos'un babası, kökeni belirsiz.

*Boreas, kuzey rüzgârı, kökeni belirsiz.

*Caesar, kökeni belirsiz.

*Calchas, kökeni belirsiz

*Cassandra, Pirim'in kızı, kökeni belirsiz.

*Centaur, at adamlar, kökeni belirsiz

*Corybant, kökeni belli değil, belki Frig !

*Cronus, kökeni belli değil

*Cybele, uncertain origin

*Dionysos, uncertain origin

*Erinys, uncertain origin

*Gaea, Gaia uncertain origin

*Gorgon, uncertain etymology

*Hades, uncertain origin

*Hecuba, uncertain origin and meaning

*Hephaestes, Grek öncesi, uncertain origin.

*Hermes, uncertain of origin.

*İcarus, uncertain origin

*Neleus, Poseidon oğlu, Nestor'un babası, uncertain origin

*Neseus, Erkle'nin öldürdüğü kentaur, uncertain origin

*Ocean, uncertain orign

*Odysseus, İthaca kralı, uncertain origin

*Olympos, Makedonya'da dağ, unknown etymology

*Orion, Artemis'in öldürdüğü dev, uncertain origin

*Orpheus, uncertain origin

*Pegasus, kanatlı at, Grek öncesi kökenli, halk etimolojisi

*Pelops, uncertain origin

*Perseus, uncertain origin

*Phoebus, uncertain etymology

*Poseidon, uncertain origin

*Rhea, Zeus'un anası, uncertain origin

*Sarpedon, uncertain origin.

*Scylla, uncertain origin

*Sibyl, Sibylla, peygamber, uncertain origin

*Silenus, Bacchus'un satir lideri, uncertain origin

*Tarpan, vahşi at, Rus steplerinde, Tatar kökenli

*Thallasian, deniz, Grek öncesi

*Turco, Turkic, Turkish, Turks, Turcus

*Turanian, Asiatic people, region name of the east Persia

*Turk, Turkey, Turki, Turkic, Turkoman, turquoise

*Uhlan, cavalryman, Uhlan, Ulan, Turk-Tatar: oghlan, boy, youth, child, infans

*Vesta, uncertain origin

*Xantho - Grekçe sarı, ancak  > uncertain origin !

*Yarmulke, a skullcap worn esp.by observant jews. ukr. pol. yarmulka of uncertain origin, possibly Turkish yağmurluk

(not "possibly", %100 Tr. - SB)


*Yoghurt, Turk > yoğurt.

(Yes, yoghurt is Turkish of etymology! SB)

from the book of Ernest Klein - Klein's Comprehensive Etymological Dictionary Of The English Language

and


İşlerine gelmeyince "uncertain (belirsiz)" ya da HA-değil demek yerine "pre-Greek", yani illaki "Greek" sözünü kullanmaları 😉


Bazılarının kökenine bakalım,

Artemis < Ertemi (Likçe) < Türkçe Erden (Kıpçaklarda bakire), Erdem (faziletli)

Athene < Akene < Türkçe, ene/eni zaten Türkçe ana demek, ki Likçede de eni ana anlamında.

Sarpedon < Sarp(e)don < Türkçe

Uhlan < Oğlan, yani Türkçe

Gorgon < Korkmak fiilinden, Türkçe, aynı şekilde

Corybant < Korumak

Hecuba < Eke Aba, yani Büyük Abla/Ana, ki yazıtlarda Ecuba olarak geçer.

Poseidon,Pelops < Pelasg kökenlidir, ki Pelasglar Hint-Avrupa değildir.

Boreas < Türkçe Bora, soğuk kuzey rüzgarı, hâlâ kullanırız.

Aphr-(dite) < Apatouran'dır, İskitlerin Apa'sı, Ana'sı, Touran kentinin Ana tanrıçasının Grekçe diline geçmiş halidir.

-eus ekleri zaten Anadolu kökenlidir.

Caesar < Etrüskçedir, aesar (tanrılar)'dan gelir. Etrüskçe Hint-Avrupa dili değildir.

Hades < Aydes (Aides olarak yazılır), Aydon (Aidoneus), Pelasg kökenlidir.

Anchises < Anghises ya da Ankhises olarak da okunur ve Türkçede ng sesi mevcuttur.

Aspasia < Türkçede kullandığımız Haspa sözü ondan türemiştir.

Calchas < aslı Saklak'tır, Türkçedir. Etrüsk aynasında yazılıdır ki sağdan sola okunur. Kâhinlik de Saklı olanla ilgilidir.

Olympos < Olu- olarak okunur ki Ulu Türkçedir.

Cassandra < Sumercedir. Turovalı prenses Kassandra kâhinedir. Sumercede kas hesap, tahmin, öngörü ; sanga, sangu ise tapınak/saray yöneticisi, şefi, din adamı anlamına gelir. Yani Kas-Sand(g)(dra) öngörüye sahip keşişe/kâhine olur.

Xantho < Ksanthos'tan gelir ve Grek öncesi Anadolu'da kullanılır. Kas ve Sak ile de ilgilidir.

Vesta ile Hestia Anadolu kökenlidir. Grek olmayan İonyalılar'da adı İstie olarak geçer ve ocak tanrıçası/iyesi(ruhu)dur. İs Türkçedir ki Sumerlilerde de vardır (İzi ateş, ısı); İs duman, kurum, koku, is ; İssi sahibi, iye (isi < iye+si < idi-si). İsi, sıcak, ısı

SB


Etrüsk aynası (MÖ 5.-4.yy) üzerindeki kişinin yazıttan dolayı Akhaların kâhini Khalkas olduğu öne sürülür. Ciğer falına bakmaktadır, yani yapılan iş gizlidir. Bu kişinin Khalkas olup olmadığı tartışılır;

1-) Melekler gibi kanatlı! Oysa Khalkas bir insan.
2-) Yazıtta Khalkas yazmıyor! Çünkü okunuşu soldan sağa değil. Ancak "anlamdıramadıklarını" soldan sağa okuyup "sonuçlandırıyorlar"!

Sağdan sola yazılımı: Sakh(=x)lakh(=x)
Okunuşu: Saklak
TR : Saklı ; saklamak

Aynanın arkasında Türkçe SAKLAK/SAKLA(MA)K/SAKLI yazmakta.

*
Oğuz Han Destanından

Uruz adlı kardeşi, vardı Urum Kağan'ın,
Uruz Beğ'in oğlu da kurtarıverdi canın.
Uruz Beğ göndermişti, oğlunu bir şehre,
Dağ başında kurulmuş, gizlenmiş bir nehire.
Uruz Beğ dedi ona : "Kenti korumak gerek!
Vuruş bitinceye deg, şehri saklamak gerek!
Vuruş bittikten sonra, halkını al gel!", dedi.
Oğuz bunu duyunca, ne içti, ne de yedi.
Oğuz aldı ordusunu, hemen bu şehre yetti.
Uruz Beğ'in oğlundan, Oğuz'a elçi gitti.
Çok, çok altın gümüşle, hediye inci gitti.
Dedi : "Ey Oğuz Kağan! Sen benim kağanımsın!
Babam bu kenti verdi, dedi : 'Sen benim oğlanımsın!
Sakla bu kenti bana, bunu korumak gerek!
Harpten sonra kentini, al emrine bana gel!'"

Bu Uruz Beğ'in oğlu, sözüne devam etti :
"Düşmanı ise eğer, Oğuz Kağan'ın babam,
Beni hiç suçlamayın, suçluysa eğer atam!
Ben seninleyim her an, emrine bağlanmışım,
Emrini emir bilip, sana bel bağlamışım!
Kutumuz olsun, sizin kutlu devletinizin,
Soyunuzdandır bizim, tohumu neslimizin!
Tanrı buyurmuş size, yeryüzünü al diye,
Başımla kutumu da, veriyorum al diye!
Hediyeler gönderip, vergini sunacağım,
Dostluktan çıkmayacak, karşında duracağım!"

Bu yiğidin hoş sözü, Oğuz'u sevindirdi,
Uruz Beğ'in oğluna gülerek yarlık verdi.
Dedi : "Bana çok altın, çok hediye sunmuşsun,
Şehrinin kentini de, çok iyi korumuşsun.
Kentini saklayarak, iyi korudun diye,
SAKLAP adını verdim, sana ad olsun diye".

Dostluk kıldı Oğuz Han, sonra ordusunu aldı,
İdil nehrine gelip, kıyılarında kaldı.

(Ögel, Türk Mitolojisi, Cilt 1)

*

Etruscan bronze mirror, late 5th-4th century BC,
from Vulci / Gregorian Etruscan Museum/Vatican
The inscription is Turkish, to be read as SAKLAK (saklı), means 'hidden', and not Khalkas! Because, they wrote from right to left.

SB


Certain - Belirli ;)