kahraman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kahraman etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

3 Ağustos 2018 Cuma

UNTERTAN-THAN-TAN-THEGN İSMİNİN KÖKENİ; TEGİN



ANGLO SAKSONCA VE ALMANCA 
“UNTERTAN” “THAN/TAN/THEGN” İSMİNİN KÖKENİ ;
“TEGİN”
Tanju CAN


Günümüz Almancasında “Untertan” tarihsel kelimenin manası “takipçi, emireri, hizmetli (gefolgsman)” manasında kullanılmaktadır (1a). “Untertan”, “unterwerfen”; yani “boyun eğen” manasında da kullanılır (1b). “Der Untertan” sözcüğünün aslı olarak Ortacağ`da ; bir Prenslik ya da monarşik sistemde , “Prensine, Derebeyine sadakat ve hizmetle bağlı olan tüm tebaasını kapsayan hizmetli, emireri, hizmetçisidir”. (2)


Alman yazar Heinrich Mann`ın "Der Untertan" romanını aynı ad ile sinemaya taşınan filmin afişi. 
DDR,(Eski Doğu Almanya)da 1951 senesinde Alman yönetmen Wolfgang Staudte tarafından çekilmiştir.



Almanca “unter” kelimesi “altında, aşağıda” demektir. Bu duruma göre “Untertan”ın birebir tercümesi “Than/Tan’ın altında” , böylece “Untertanen” “Tan’ın altındakiler” demektir. Tarihte büyük imparatorlukların, siyasi birliklerin, federasyon ve konfederasyonlarında “Untertan”ları vardı.  Örneğin, Büyük Hun Birliği’nde Atilla’nın liderlik sultası altında olan Gotlar gibi.


Şimdi bu pencereden bakıldığında bu isim başka bir mana kazanmakta, “hizmetçi, emireri”nden ziyade “cihanşümul, büyük siyasi ve askeri birliğinin alt üyeleri, ganimetten de üst elitlerin altında pay alan” anlamı çıkar. 


“Thane” ismi çok daha sonraları Anglo Saksonca olduğu öne sürülen “thegn”, “hizmetçi, çocuk, öğrenci, genç” manaları ile açıklanmaya çalışılmış. (3) Bu manalandırmanın esasen bu ismin yalın hali olmadığını farkında olmadan Anglo Sakson yazarlar aynı manada olan eski Yunanca “Tekvov/Teknon” (çocuk) ismini örnek gösterirler. (4) Yazarların eski Anglo Saksonca olarak ifade ettikleri bir başka manaları da vardır “Than’ın /Thegn”, “Kahraman” ve “Genç Savaşçı” (5)



Anglo Sakson Thegn
Yukarıdaki resim Mark Harrison`nun yazdığı Anglo-Saxon Thegn AD 449–1066 kitabının kapak resmidir. Ünlü ressam Gerry A.Embleton tarafından çizilmiştir. (yayinevi Bloomsbury USA, 1993)  Garry Embleton özellikle çizdiği tarihsel ve askeri resimleriyle meşhurdur. İngiliz askeri(ordu)yayınevi Osprey için de 40`tan fazla kapak resimleri çizmiştir. (Bknz.Militärisches Erbe, Dezember 2006, p. 43) Garry Embleton dünyaca ünlü karikatürist ve ressam Ron Embleton`un kardeşidir. Abisi Ron Embleton`un yarattığı tarihsel figürler tanınmış ünlü comics dergi ve yayınlarda yer almıştır. Garry Embleton, Tolkien ressamı John Howe ile birlikte yazdığı "Ortaçağ Asker" adlı kitabı, 
tarih boyunca yaşanan hobiler üzerinde büyük bir etki yaratmıştır.(Garry Embleton`un resmi sayfası:)



Peki, “Thegn” kelimesini Eski Yunancadaki “Tekvov, Teknon ile açıklamaya çalıştıkları ifadeyle yukarıda ki anlamla örtüşüyor mu? Bu iki söylem arasında bir çelişki olduğu aşikardır. Dünyanın tüm milletlerin kültüründe “hizmetçi, hizmetli, boyun eğen” manaları bir aşağılama ve aşağılanmadır, “çocuk” veya “öğrenci”manası da olumlu görülemez. Zira amiyane tabiriyle “pişmesine, olgunlaşmasına, uzmanlaşmasına, erkek, adam olması” yani “ham” olarak görülen bir tabirdir.


Peki “Genç Savaşçı” tabiri? Genç de olsa savaşçı tabiri olumludur, rüştünü ispat etmişliğin ifadesidir. Kahraman ifadesi ise tüm milletlerde en yüksek manevi mertebedir .


Kestirmeden diyecek olursak, çelişkinin Nirvana’sını yaşamış Anglo Sakson dilbilimcileri ! Çünkü kendi dilleri ile açıklayamadıkları bu ismi, ünvanı “Yunanca” açıklamaya kalkışmışlardır. Olayın bir başka çelişkisi de, Anglo Sakson ile Germenlerin tarihi ile tarihsel birliktelerini “Eski Yunan” ile bağdaştırmalarıdır.


“Thegn” kelimesinin “Anglo-Sakson” ve “Germence” olarak nitelendirdikleri yazılışı ile eski manasına bakalım bir de. 
Bu ismi okunduğu gibi yazalım: “The = Te, gn=gin”, yani “Tegin”Sanki bilerek “Thegn” yazılmış, “Tegin” okunduğu halde, “Tegin” yazılımı daha mantıklı ve kolay olduğu halde neden “Tegin” değil de “Thegn” ?


Şimdi de manasına bakalım, acaba günümüz Almanca ve Anglo Sakson dillerinden hazırlayanların verdikleri manalar ile örtüşüyor mu?  “Than’lar kral nezdinde en yüksek imtiyaza sahiptirler.” (6) Birileri “Than”lardan birini herhangi bir şeyle örneğin bir cinayetle suçlayabilmesi için “Than”ların seviyesinde, siyasi ve sosyal statüsünde tam 12 şahide ihtiyaçları vardır. (7) Bu da demektir ki Kral’ın dışında kimsenin bu gücü yoktur. Böylesi bir ayrıcalığa sahip olan kişi, nasıl “çocuk, hizmetkar” olabilir? Hangi talebe sahip olabilir ? Bu akıl harcı mıdır ?


Bu vasıf ve imtiyaz sadece kraliyet ailesine mensup bir hanedan üyesinde olabilir ancak, yani Kralın kendi soyundan ve kanından olanlara mahsustur. Bu da kralın kardeşleri ve oğulları demektir. Tekrar dikkat çekmek isterim, yazılan ve kastedilen yüksek değil en “yüksek imtiyaz”dır.


Thegn/Tegin resmi
29 Aralık 1802-27 Ocak 1868 yılları arasında yaşamış Macar ressam ve grafik sanatçısı Balint Kiss tarafından çizilmiştir. 
Resim Macaristan’Debrecen kentinde ki sanat ve folklor müzesi olan Derí müzesindedir. Károly Lyka: Nemzeti romantika (Nationale Romantik), 
Corvina Kiadó, Budapest, 1982,György Seregélyi: Magyar festők és grafikusok adattára 
(Ungarische Maler und Grafiker), Szeged, 1988.



Peki İslam öncesi Türkler’de hanedanın en küçük oğluna verilen ünvan, ad nedir ? “Tegin”dir, yani Anglo Saksonların isimde biraz oynama yaparak yazdığı gibi “Thegn”dir.


Türk tarihine adını yazdırmış ünlü Tegin’lerden bazıları ;
1. En ünlüsü Göktürk İmparatorluğu’nun Teginidir ; “Kül Tegin (Köl Tigin)”, Bilge Kağan’ın küçük kardeşidir.
2. “Alp Tigin”, Gazneli Devleti’nin kurucusu.
3. “Anuş Tigin”, Selçuklu beyi, Harran Valisi ve Harzemşahlar hanedanının kurucularından.
4. “Anuş Tigin Derez” , Dürzilik mezhebinin kurucusu.
5. “Barha Tigin”, “Türk Şahi Tigin Devleti”nin Kurucusu, (Türk Bilimadamı Beyruni /El Biruni’nin ifadesine göre “Şahi Tigin Devletinin kurucusu “Barrha Tigin”dir.)



Sahi Tigin Devlet Sikkesi
Eftalit - üzerinde "bunu Hakan Tegin bastırmıştır" yazar ("the lord Tegin had made this [coin]")



Kimler „Tegin /Tigin“ yani „Prens“ olabilir peki ? Türk töresine göre „Kağanın en küçük oğlu“ „Tegin“ olabilir. Bu isimler ya da ünvanlar da başka coğrafyalara ancak Türkler ile gidebilir. Germenler bu isimlere Gotlar vasıtasıyla sahip olmuş olmalıdır. Çünkü Gotlar, Hunların, yani Büyük Türk Hakan’ı Atilla’ın „Untertan“larıydılar. Bu isim Atilla’ya ihanet edip onun gazabından korkup kaçan bazı Gotlarla, ya da daha sonra, yani Atilla’nın ölümü sonrası dağılan Büyük Hun Birliği‘nden kopan, ölümüne kadar Büyük Kağan’a sadık diğer Got kolları ile bugünkü Almanya, İngiltere ‘ye ulaşmış olmalıdır. Haliyle de isim Türkler‘deki gibi hanedanın en küçük prensine verilen „ad’dan ziyade, yani ilk manasından kopma yaşayarak, tüm prenslere ve kral kardeşlerine verilen ad olmuştur.


Ama tarih notlarda geçen “kralın en yüksek imtiyazı“ ifadesinin gerçek muhatabı kardeşlerinden ziyade oğullarını kapsar. Zira Krallar için erkek kardeşleri potansiyel bir tehlikedir, itina ile dikkat edilmesi gereken rakipleridir.


Ayrıca, yine İslam öncesi Türk Devletleri‘nde en yüksek devlet yöneticilerinin ünvanı „Tan“ ile başlar; „Tanhu“ veya „Tanyu“ gibi..  Örneğin, „Tan-Hu“, tarih kitaplarımız da geçen „Büyük Hun İmparatorluğu‘nun kurucusu Mete Han’ın“ ünvanıdır. Göğünoğlu manasını da taşır, „Herkesi kapsayıcı“ manasında „halk nezdinde“ demektir.


„Tanhu“nun bir başka versiyonu „Şanyu“dur ve Hun liderlerin kullandığı bir ünvandır. Günümüze bu isim „Tanhu“dan devşirelerek  „Tanju“ olarak kullanılmaktadır.


Bu isim Ortaçağ döneminde anlam olarak bir başka şekle bürünmüş, daha önce bahsettiğimiz gibi „takipçi, hizmetçi, boyun eğen“ olmuş. (8) Örneğin, İskoçya’da bu ünvan 15.Y.Y’a kadar „Kralın alacaklarını tahsil eden tahsildarlar“ı için kullanılmış. (9) „Thegn (Tegin)“ ünvanına Danimarka ve İsveç’te eski „Rün Taşları“nda da rastlanır. (10) „Thegn Taşları“da denilen bu Bengü taşlar, yeni Viking dönemindeki „Maskensteine (Maske taşları)“ denilen insan ve hayvan yüzlerini ifade eden taşlardır. (11)
„Tegin“ aynı zamanda eski İskandinav yazıtlarının birinde geçen „Kral’ın oğlunun ünvanıdır“ (bir sonraki çalışmam için gerekli olduğu için şimdilik kaynağımı saklı tutuyorum. Çalışmam yayınlanınca kaynağını vereceğim, T.C. ).



İskandinav "Rün"yazıtı



Peki bu „Maske Taşları“nda ya da „Thegen Taşlar“ında hangi hayvan sembol olarak kullanılmıştır? Kurt... Evet… Türklerin sembol ve totemi sayılan „Kurt“.


Yadıma, mahiyetindeki küçük bir ordu ile Turkland’tan İsveç’e göçen ve İsveç ile İzlandalı tarihçilerin „Türk“ olarak nitelediği „Odin“ geldi. (12) Odin’in de en belirgin 2 hayvan sembolünden birisi Kurt’tu.



Odin ve yanında adları Geri ve Freki olan kurtları




"Maskenstein" Kurt Maskeli Savaşcılar:  Thengn/Tegin figürleri Darklands_Hrōr_Werwulf_Thegn  adında internet üzerinden  satılan minyatürlerdir.
Hazırlayanların (Concept) „Robert Lane, Tim Fisher, Artist; Christophe Madura ,Sculptor; Benoît Cosse, Painter; Sébastien Picque“nin olduğu `Cearl, 
Wælwulf Thegn. /Kurt Adam Thegin/Tegin`adıyla yer alırlar. 




Bu „Maskenstein“ denilen maskeler akla hem Kıpçak maskelerini getiriyor (13), hem de taşlara vurduğumuz yazılar ve resimleriyle „Taşbaba ve Balballar“ımızı. Demek ki taşlara vurulan tamgalar, yazıtlar ve resimlerimizin bir kolu, belki mütevazi bir kolu, İskandinavya’ya gitmiş. „Futhark yazıtları“  ile „Orkun kitabeleri“ örtüştüğü halde aslının „Türk kökeni“ inkar ediliyor.



Adı „Thegin“ gibi „Tegin“ olan „Kül Tegin Yazıtı/Taşı“ 
Moğolistan'da Orhun Yazıtları Müzesi'nde sergilenmektedir.

1958’de Moğol-Çekoslovak araştırma ekibi tarafından "Kül Tigin Anıtı" kazısında bulunur. Anıtın ortasından Kül Tigin Heykeli’nin ikiye ayrılmış baş kısmı çıkartılır. 
Çenesi ve burnu zarar görmüş bu heykelin kırılmış durumdaki taç kısmı daha sonradan yapıştırılmıştır. 
(Bknz.Peter Ziene, “Moğolistan’daki Eski Türk İmparatorlukları”, Cengizhan ve Mirasçıları Büyük Moğol İmparatorluğu Sabancı Üniversitesi, İstanbul, 2006, s. 84-90)
fotoğraf: "Moğolistan Steplerinde "Nomad" İmparatorlukları (Nomadic Empires of the Mongolian Steppes) Sergisi, Kore Ulusal Müze, Nisan - Temmuz 2018.



William Shakespeares’in ünlü eseri „Makbeth“de bile „Than“ ismi doğru biçimde „Tan“ olarak yazıldığı gibi manası da gününüz Anglo-Sakson ve Almanca sözlüğünü hazırlayanların aktardığından çok daha aslına uygun olarak aktarılmıştır; „Feodal Lord/Landsherr“ yani „Derebeyi“ olarak. (14)


„Derebeylikler“ Almancada „Fürstentum“ yani „Prenslik“ (15) olarak açıklanır. „Prens“in Türkçe karşılığı „Tegin“ ise ; her ne kadar gerçek manası „Hakanın en küçük oğlunun ünvanı“ olsa da;  „Hakan“ın, ya da batılıların anladığı manada, „Kral’ın büyük veya küçük oğlu“ anlamındadır ve her oğlu bir „veliaht“tır“, bir „Prens“tir.


Anglo Sakson dediğimiz Alman ve İngilizlerin dil bilimcilerinin „Thegn“ isminde olduğu gibi ismin yalın hali de, tüm manası ve kökeni ile ortaya çıkmasın diye önce kelime ile oynadıkları yetmezmiş gibi, „Thegin“ yani Türkçe olan „Tegin“ kelimesini eski yunancadan buna uygun mana aramaları ve bulduklarını sandıkları manayla da kelimeyi murdar etmeleriyle, birbiriyle tamamen çelişen zıt açıklamalar yapmaları onları gülünç bir duruma düşürmüştür.


Özetliyecek olursak, Alman sözlüğünü hazırlayanlar, dil bilimcileri „Tan“ ünvanı/kelimesini yazarken araya „h“ harfi sıkıştırarak ”Than”olarak yazarken, „Untertan“ sözcüğünde her nedense „Tan“ sözcüğünü düzgün yazmaktadırlar. „Untertan“, „Tan“lara karşı „boyun eğen, hizmetkar, tebaa, görevli“ demek ise o halde „Than“ın veya başka versiyonu „Thegn“in manası nasıl „çocuk, hizmetli, boyun eğen“ olabilir ? Ve İskandinav „Rün Taşları“nda nasıl „Thegn Taşları“ olarak ifadesi geçer? Ne zamandan beri bu abide taslar „çocukların, hizmetçilerin, boyun eğenlere“ önem arz eder? Dilbilimcilerin daha sonra ki verdikleri bilgiler, „genç savaşçı“,“Kahraman“ ifadeleri öncekilerle hiç örtüşmekte midir? Ve tüm bu çelişkili bilgiler mantıkdışı değil midir?


„Than“ ve „Thegn“ sözcüklerinin tek bir açıklaması vardır o da sadece „Türkçe“ ile mümkündür . „Untertan“lar „Tan“ların „kadim Türkçe“ ile „Tanhu“ların sadakatle bağlılığı mecbur olan hizmetlileri, emirerleridirler...; Aynen, Atilla zamanı Gotların neredeyse tamamının Atilla’nın emrindeki hizmetlileri, emirerleri olduğu gibi. „Thegn“in verilen manaları arasında genç savaşçı , kahraman ve Kral’ın nezdinde en yüksek imtiyaza sahip ayrıcalıklı konumları sebebiyle onlar günümüz batılı dilbilimcilerin yazdıkları gibi ne çocuktur , ne de hizmetçi, onlar „Tegin“dir.


Anglo Sakson dediğimiz Alman ve İngilizlerin dil bilimcilerinin „Thegn“ isminde olduğu gibi ismin yalın halini. manasını ve kökenlerini eski yunanca’dan buna uygun mana aradıkları ve bulduklarını sandıkları daha yüzlerce kelime, sözcük, ünvan var. Bunu daha sonraki çalışmalarımda göstereceğim.


Tanju CAN
02 Ağustos 2018, Almanya


Kaynaklar:
1a - Duden, die deutsche Rechtschreibung,27. Auflage, yayınevi  Bibliographisches Institut GmbH, Berlin ,1017,Untertan,Unterwerfen.
1b- Duden, a.g.e.
2- Duden,a.g.e.,Untertan; Bedeutung
3- Joseph Bosworth, Adictionary of the Anglo-Saxon Language...., Longman, Rees, Orme, Brown, Green, London 1838,s.501
4- Bosworth, a.g.e.
5- Bosworth, a.g.e.
6- Johann Martin Lappebberg , A History of England Under The Anglo-Saxon Kings,John Murray:London, 1842, s.315 
7- Martin, a.g.e. ,. (Burdaki „12 sayısı“ ifadesi de çok ilginçtir ; Türklerin hayatında 12 sayısının yeri ve „Arthur ile 12 Şövalye“ deki gibi… )
8- Duden,27. Auflage, Untertan..
9- Joseph Friedrich Wallach, Eugen Haberkern, Hilfswörterbuch für Historiker :Mittelalter und Neuzeit,München, Francke,1964, s225,. Konrad Fuchs, Heribert Raab (Hg.): dtv-Wörterbuch zur Geschichte. Band 2, L-Z, dtv, 6. Aufl. München 1987, S. 795  
10- Heiko Fritz, Midgard Auf der Spuren der Vikinger, Band 2(2.Cilt), Yayınevi BoD-Books on Demond, Norderstedt ,2017,s.47,
11- Fritz, a.g.e.
12- Hem İzlandalı  Saga yazarı  Snorri Sturlesson’a (Snorra-Edda  Prosa-Edda  eseri), hem de İsveç Kraliyet nişanı almış tarihçi Sven Lagerbring’e göre Oden ve halkı Türk ve Asyalıdır. (bknz.Abdullah Gürgün, İsveçlilerin Türk Kökenleri Üzerine, Kaynak Yayınları,2011)
13- Kipcak Maskeleri ; Kiptschakischer mask helmet from the 13th century, Archaeological Museum Krakow , Selçuklular’ın , Memlüklülerin, Safevilerin ve daha nice Türk boylarının özellikle savaşlarda kullandıkları, insan siması ile yaptıkları maskelerdir. Tarihte süreklilik önemli ise o halde bu konuda da Türklerin tarihi sürekliliği ayan beyan ortadır.  
14- Friedrich Maurer, Anmerkungen zu einer Macbeth-Inszenierung (bir Internet Arsivinden Momentum:Heinz Rupp: Deutsche Wortgeschichte,Bd. 1,3.NA Walter de Gruyter 1974, S. 12.
15- Duden,27.Auflage, Fürstentum; Territorium mit einem Fürsten als Oberhaupt ; Bir Prensin başında olduğu bölgesel toprak ağalığı, bölgesel güç. 



___________
___________





" Tegin/Tigin is Turkish of etymology and origin, also to be seen among Anglo Saxons and Scandinavians as "Thegn". Wonder how they get the word "TEGN" ?!.. Who can be "Tegin / Tigin" ("Prince")? According to Turkish customs, "Kagan's youngest son" can be "Tegin". And these names/titles can only be brought to Europe with Turks. For example, this title was used till the 15th century in Scotland for the "royality tax collectors". The title "Thegn (Tegin)" is also found in Denmark and Sweden in the old "Runic inscriptions". These stones are also known as "Thegn Stones", which expressed human and animal faces, and therefore called as "Maskstones" during the new Viking age. "Tegin" is also the "King's son's title" in one of the old Scandinavian inscriptions. " 

Tanju CAN / Germany



About the Head of Kül Tigin* Statue:
East Turkish Khagante, 8th century, Stone, H.42,4 cm
Excavated at Khushuu tsiadam, Khashaat, Arkhangai province/Mongolia
Institute of History and Archaeology of Mongolian Academy of Sciences
"Nomadic Empires of the Mongolian Steppes" Exhibition in The National Museum of Korea, April 27 - July 15, 2018.


Kul / Kül / Köl - Tegin / Tigin (Prince)
Younger brother of Bilge Kağan (Bilge Khagan), of East Turkish Khaganate (Göktürk / Köktürk), sons of İlteriş Kağan (İlterish Khagan) of the House Aşina (Ashina, a Turkish Clan); the ruling Dynasty of Turkish Khaganate. (The word " T'u-küe " in Chinese sources is the word " Turk ".)

- Empress Ashina (551–582), empress of the Chinese/Xianbei dynasty Northern Zhou. She was the daughter of Göktürk's Muqan Khagan (Reign: 553-572) son of Bumin Khagan, and her husband was Emperor Wu. Brothers of Empress Ashina : Apa Khagan , Yangsu Tegin (Prince).

- One of the Japanese clans was "Ashina Clan", who emerged during The Sengoku period (c. 1467 – c. 1568). The district located in Hiroshima Prefecture in Japan is also called "Ashina District".



Translation and compilation by Semra Bayraktar


more about:
Scandinavians and Turks (Huns)
İskandinavlar ve Hunlar




19 Şubat 2017 Pazar

Kahraman Aşil (Achilles) Ölülerin Efendisi-Kralı Olmaktan Memnun Değildir!..


Platon, Homer'in Odyssey kitabından bir bölüm bulur ve bu bölüme göre, Achilles Odyssey'e "Ölülerin Kralı/Efendisi olacağıma dünyada bir kölenin yaşamını tercih ederim"  demiş..



* "Plato found particularly objectionable Achilles' statement, that he would prefer the life of a slave on earth than to be king of the dead." (Christianizing Homer: The Odyssey, Plato, and the Acts of Andrew - Dennis R. MacDonald)


* Plato - Republic 3:386c
"..since what they now tell us is neither true nor edifying to men who are destined to be warriors.” “Yes, we must,” he said. “Then,” said I, “beginning with this verse we will expunge everything of the same kind:“ Liefer were I in the fields up above to be serf to another,

Tiller of some poor plot which yields him a scanty subsistence,
Than to be ruler and king over all the dead who have perished,

”Aesch. Frag. 350 (1) and this: (1) Spoken by Achilles when Odysseus sought to console him for his death. Lucian, Dialog. Mort . 18, develops the idea. Proclus comments on it for a page.



* Metropolitan müzesi de bu ifadenin "Odyssey 2:489-91" geçtiği yazar, lakin Odyssey'in 2.bölümü 440'da biter. 

"Büyük kahraman Aşil'in hayaleti Odysseus'a 'Yeraltı dünyasında tüm ölülerin efendisi olacağıma, dünyada fakir bir köle olmayı tercih ederim.' der."

"...the ghost of the great hero Achilles told Odysseus that he would rather be a poor serf on earth than lord of all the dead in the Underworld (Odyssey, 11.489–91)." 



* Gelelim Plato'un diyaloglarına;

Platon hocası Sokrates'in etkisindedir, kitabındaki diyaloglarda hangisi Sokrates hangisi kendisi ayırt edilemiyor.


Platon - Devlet (1-5)

Sokrates
1. [386a] 
“Daha sonra, insanların tanrılara, anne ve babalarına saygı göstermelerinin yanı sıra, arkadaşlıklara da biraz olsun değer vermelerini istiyorsak, onlara daha küçük yaşlardan itibaren tanrılarla ilgili söylenmesi ve söylenmemesi gereken bu ve benzeri sözleri duymak istiyoruz.”

“Evet, bu ilkelerimizin doğru olduğunu düşünüyorum,” dedi Adeimantos.

“Fakat devam edelim: İnsanların aynı zamanda cesur olmaları gerekiyorsa, içlerindeki ölüm korkusunu söküp atmalarına en çok neyin yardımcı olacağını onlara anlatmamız gerekmez mi? [b] Yoksa içinde ölüm korkusu olan bir insanın cesaretli olabileceğini mi düşünüyorsun?”

“Zeus adına! Kesinlikle hayır!”

“Peki öte yandan, Hades’e ve oranın korkunç bir yer olduğuna inanan bir insan, savaşta yenilgiye uğramaktan veya esir düşmektense, ölümden korkmayıp onu tercih edebilir mi?”

“Mümkün değil, edemez.”

“O zaman insanlara (öteki dünyayla ilgili) bu tür hikâye anlatanları kontrol etmemiz gerekiyor. Onlara Hades’te olup bitenleri öyle rastgele kötülemektense, [c] övmeleri gerektiğini söylemek lazım; çünkü Hades için söyledikleri yalnızca gerçek dışı, teşvik edici olmamakla kalmayıp aynı zamanda savaşçılar için de zararlı olabilecektir.”

“Evet, bunu yapmalıyız!”

“O zaman şu mısralardakine benzer yerleri ayıklamamız gerekiyor:

‘Batıp gitmiş, bütün ölülere hükmetmektense,
Tek bir dönüm tarlası olmayan, çulsuz ve alçakgönüllü adamın yanında
Gündelikle ırgat olmayı tercih ederim.’

Ve bir de şunu silmek lazım:
[d] ‘Tanrılara ve insanlara açılsın onun evi;
Dehşet verici, çürümüş şeylerle tanrıları bile korkutan.’

Veya:
‘Bak gör; Hades ülkesindeki ferah evlerde bile
Bol ruh ve gölge varlık var; ama orada akıl ne gezer.’

Veya:
‘Bir tek o akıllıdır ruhlar diyarında, ötekiler
güçten yoksun gölgelerdir.’

Veya:
‘Ruh çıktı bedenden, kanatlandı, uçtu Hades’e
Yakınarak derdine, gençliğinin gücünü terk etti.’

Veya:
‘Ruh içinde kayboldu (toprağın) bir duman gibi
Hışırtılı kanat sesleriyle ölülerin yanına inerken.’

[387a] Veya:
‘O ürkütücü mağaranın köşelerindeki yarasalardan biri
Kayadan aşağıya düştüğünde nasıl hışırtıyla
kanat çırpıp durursa
Birbirine kenetlenip asılı durdukları yerden.
Böyle kaybolup gitti ruhlar, hışırtılarla.’

[b] Homeros ve diğer ozanlar bizlere kızmasınlar, ama artık bu tür mısraları zihnimizden silmemiz gerekiyor; şiirsel olmadıkları ve geniş kitlelerin kulağına hoş gelmediği için değil, tam tersine son derece etkili eserler oldukları için, özgür olmaları ve ölümden çok esaretten korkmaları gereken çocuklarla, yetişkin adamların zihninde kolaylıkla yer edinmeleri nedeniyle.”

“Doğru söylüyorsun!”

2.
“Bir de öteki dünyaya ilişkin, İnilti Irmağı Kokytos, [c] Ürperti Irmağı Styks,[96] yeraltı yaratıkları, damarlarında kan dolaşmayanlar gibi bütün o korkunç ve ürkütücü isimleri de aklımızdan çıkarmalıyız. Bu sözleri duyan insanların ödü kopuyor. Bu tür sözlerin tamamıyla (çocukları korkuturken ve uyarırken) yararsız şeyler olduklarını söylemiyorum. Ama bu sözleri duyan bekçilerimizin de bir savaş sırasında erkekçe dövüşmek yerine tir tir titreyebileceğini de göz önünde tutmamız gerekiyor.”

“Evet, haklı olarak bundan endişe duymalıyız,” diye cevap verdi.

“O zaman bunları dışlamalıyız, değil mi?”
“Öyle.”
“Dolayısıyla edebiyatı ve konuşmayı (söylemi) tersi yönde yapmalıdırlar, değil mi?”
“Kesinlikle.”

[d] “Ve ünlü kahramanların ağzından düşmeyen o feryat ve yakınmaları da artık bir kenara koymak gerekiyor.”

“Evet, diğerleri gibi onların da ayıklanması şart!”


Platon - Devlet (1-5)
çev:Cenk Saraçoğlu-Veysel Atayman



Kahraman olarak kabul ettikleri Aşil, aslında savaşmak için gönüllü değildir, hatta kız kılığına girmiş ve saklanmıştır. Üstüne bir de ölümden korkan kibirli Aşil var karşımızda...  Bu dizeler ayıklandıysa... varın siz geri kalan dizeleri düşünün, bir de Zenodotus tarafından (MÖ.3.yy) Hellenistik dönemde "derlenip- toparlanıp- edit" edilmişse...


Ajax (Aias) Achilles'in bedenini taşırken bir kadın Ajax'a hem yol gösteriyor hem de saçını yoluyor. İki silahlı adam onları takip ediyor. MÖ 530-520 (Walter Art Müzesi)



Ajax aynı zamanda, Hektor'un hala oğlu Teucer'un babadan kardeşidir. Ajax daha sonra intihar etmiştir, bu yüzden de Teucer'ın babası onu eve kabul etmez ve sürer. O da Kıbrıs'a gelir ve Salamis şehrini kurar. Soyundan gelenler Mersin Olba'yı kurmuştur.


Hades'in dünyasına götüren "huzursuz ruhlar nehri" Styx nehrinin bazı anlatımlara göre mucizevi güçleri vardı, birini yenilmez hale getirebilirdi. Aşil bebeklik döneminde annesi tarafından Styx nehir suyuna batırılmıştı. Aşil'in savunmasız olduğu tek nokta annesinin onu tuttuğu yer olan topuğuydu. Troya Savaşı'nda Paris onu oradan okla vurunca da öldü.  Bu durumda "Aşil topuğu" bir metafordur ve  "savunmasız nokta" anlamına gelir.


Priam (pantalonlu) oğlunun naaşını almak için Aşil'e yalvarmaya gidiyor....





Platon'un Devlet kitabının devamında:


“Ama böyle yapmakla doğru mu davranıyoruz, bir düşün! İyi insan, dostu bile olsa başka bir iyi insanın ölümünde, onun için kötü bir şey görmez, değil mi?”

“Evet.”

“Yani, iyi insan, bir arkadaşının yanında yitirdiği başka bir arkadaşı için, başına büyük bir felaket gelmiş gibi ağlayıp sızlamaz, dert yanmaz, değil mi?”

“Hayır, yanmaz.”

“İşte böyle bir insan kendi mutluluğunu kendisi bulmuş, kendine yeten ve farklılığından dolayı da başkalarına en az ihtiyaç duyan insandır, diye iddia ediyoruz, değil mi?”

[e] “Doğru,” dedi.

“Bu yüzden böyle bir insan, bir oğlunu veya bir kardeşini kaybettiğinde bir servetten, bir nimetten mahrum kaldığında, bunun hüznünü diğer insanlardan daha az hisseder.”

“Kesinlikle.”

“Bu tür talihsizliklerle karşılaştığında soğukkanlılığını sonuna kadar korur, başkalarından daha az sızlanıp dövünür.”

“Evet, üzüntüsünü diğerlerinden daha az hissedecektir.”

“O zaman haklı olarak ünlü kahramanların yanıp yakınmalarını, onlardan alıp kadınlara –o da ciddi olmayan kadınlara– ve korkak erkeklere [388a] bırakalım ki bu ülkenin koruyucuları olsunlar diye eğittiğimiz insanlar, bunları, aşağılık insanların davranışları olarak görsünler.”

“Gerçekten de çok haklısın.”

“O zaman Homeros ve öteki ozanlardan rica edelim de bir tanrıça oğlu olan Akhilleus’u[97] şöyle anlatmasınlar:

O saat uzanıp yatmıştı yanına; derken sırtüstü uzandı gene; huzursuzca döndü sonra öne, ve yeniden ayağa kalktı. Azgın denizin kumsalında, delirmişçesine şaşkın dolaştı.

[b] Ayrıca onu,

‘Kara tozları başından aşağıya dökerken’ de olduğu gibi öyle yanıp yakılırken göstermesinler. Bir de tanrıların soyundan gelen Priamos’u [98] perişan bir vaziyette,

‘Yuvarlanıp duruyor gübre içinde, Ve herkese seslenerek kendi ismiyle yalvarıp duruyor’ mısralarıyla anlatmasınlar.

Ve ozanlara ısrar edelim de tanrıları şu şekilde yalvartır vaziyette sunmasınlar:

[c] ‘Ah, acılar çekeyim diye, en gösterişli yiğidi doğurdum!’

“Ama illa da tanrılardan bahsedeceklerse tanrıların en büyüğünü şu sözleri söylüyormuş gibi özüne aykırı yansıtmaktan kaçınsınlar:

‘O da nesi, kentin surları etrafında sevdiğim erkeğin kovalandığını görüyorum, kendi gözlerimle ve yüreğimi incitiyor
bu.’

Veya benzer biçimde:

‘Ah ölümlülerin arasından en sevdiğim erkek, sen Sarpedon,’[99] [d] Menoitiosoğlu Patroklos’un elinde can vermek mi olacaktı senin kaderin?’

3. İşte sevgili Adeimantos, gençlerimiz tanrılara atfedilen bu sözlere gülüp geçeceklerine, onları ciddi ciddi dinlerlerse, bu tür sözlerin bir insan için onursuzluk anlamına geleceğini ve bu tür davranışlarda bulunurlarsa bir ayıp işlemiş olacaklarını idrak edemezler. Kendilerini sabırla kontrol edecekleri yerde, en ufak zorluk karşısında ağlayıp sızlarlar.”

[e] “Evet,” dedi. “Çok doğru söylüyorsun.”

“Evet,” dedim, “ancak incelememize göre, gençlerin böyle davranması yanlış olur. Bu kanaatimizi çürütecek başka biri çıkmadığı sürece onun doğruluğuna inanmalıyız.”

“Evet, gençlerimizin böyle davranması gerçekten de çok yanlış.”

“Fakat, öte yandan, gençlerimiz de o kadar düşkün olmamalı gülmeye.[100] Çünkü bir insan bir kez aşırı gülmeye alıştı mı, bu aşırı bir şekilde tam tersini de birlikte getirir.”

“Bence de öyle.”

“Öyleyse bizim değer verdiğimiz ölümlü insanların gülmeye teslim olduklarının gösterilmesi kabul edilemez. [389a] Hele tanrıların bu vaziyette sunulması büyük bir gaf olacaktır.”

“Evet, tanrılar bu şekilde yansıtılamaz,” dedi.

“O halde Homeros’un tanrılar üzerine söylediği şu sözleri de onaylamamız mümkün değil:

‘Hephaistos’u[101] soluk soluğa bir odadan bir odaya koşarken görünce Tanrılardan bitmek bilmeyen bir kahkaha koptu.’”

“Yani, sana göre bu sözleri de kabul etmemiz mümkün değil.”

[b] “Tamam, benim düşünceme göre olsun; ama bu sözleri kabul etmek imkânsız!”

“Neticede doğruyu her şeyin üstünde bir yere koymalıyız. Daha önceki iddiamız yanlış değilse yalan, tanrıların işine yaramayan ve sadece insanın ilacı olabilecek bir şeyse, bırakalım da bu ilacı asıl sahipleri, hekimler kullansın. Tecrübesiz insanlar ona el sürmesinler...”

“Aynen öyle!”

“İlle de söylenecekse yalan, sadece devlet yöneticileri, ancak kamuya yarar sağlayacağı durumlarda, düşman veya kendi yurttaşları karşısında yalanı kullanabilirler.[102] Fakat sıradan bir insan devlet adamlarına yalan söylerse, [c] sağlığının durumu hakkında hekime doğru bilgi vermeyen bir hastadan, bedeninin ne durumda olduğunu beden öğretmeninden gizleyen bir öğrenciden ya da kaptanına gemide veya diğer tayfalar arasında ne olup bittiğini doğru bir şekilde yansıtmayan tayfadan da daha hatalı duruma düşer.”

“Çok haklısın,” dedi.

[d] “O zaman, devlet yöneticileri bir yurttaşı yalan söylerken yakaladığı zaman:

‘Zanaatın bir ustası ya da kâhini, doktoru, dayanıklı büyük binaların marangozu,'devleti bir gemi gibi batırıp yok edecek' bir hareket yaptığı için cezalandırılacaktır.”

“En azından, eylemi de sözüne (yalanına) denk gelmişse!” ...



Aynı şey tam tersi içinde geçerlidir! Devlet yöneticileri Halkına yalan söylüyorsa, cezalandırılmalıdırlar....SB