abdal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
abdal etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

14 Şubat 2018 Çarşamba

Avrupa'da Avar Kurganları





Zillingtal-Avusturya'da 797 adet Avar Kurganı (MS 630/650 - 800/820) 


"586 graves of the Avar period cemetery at Zillingtal (district Eisenstadt) were excavated under the coordination of F.Daim between 1985 and 1994. These graves are part of a cemetery from which 211 graves had been excavated in 1927 and 1930 and subsequently published. Comprising 797 graves in total, the cemetery of Zillingtal is the largest cemetery of the Avar period in Austria. It was used from the second phase of the early Avar period (EA II) until the third phase of the late Avar period (LA III),5 which roughly corresponds to the time span from 630/650 until 800/820 AD.

The metal finds from women’s graves at Zillingtal were included in the analysis of 7th and 8th-century women’s graves in Eastern Austria by A. Distelberger. The anthropological and zoological material was investigated by S. Grefen-Peters. A comprehensive analysis of the cemetery is in preparation. Approximately 80 % of the graves contained pottery, usually one vessel; in rare cases two vessels per grave were found."

'Settlement and the Ceramic Finds from the Cemetery in Zillingtal, Burgenland, Eastern Austria' by Hajnalka Herold - link


Photo from Hungary Magyar Nemzeti Muzeum










AVAR TURKS in EUROPE
Bronze presses with "Çintemani (Chintemani)=meaning of the symbol is "Oath")" for Belts
The first half of the 7th century - Magyar Nemzeti Muzeum





Prof.Dr.Ahmet TAŞAĞIL

Avar, Bulgar, Khazar, Cuman = Turks
"The Other Europe in the Middle Ages - Avars Bulgars Khazars and Cumans: 450-1450" book










AVARS
Abars, Abdals, Abdally, Abdaly, Aores, Aorses, Asi, Asii, Avars, Assuns, Awars, Beçen, Budini, Ephtalites, Gushans, Gushanas, Güsans, Hantals, Juan-juan, Jujuan, Kasans, Kashans, Kushanas, Kushans, Koshans, Kusans, Kusüns, Küsans, Kyusüns, Obres, Oghondors, Olhontor-Blkars, Onogurs, Pasiani, Peçenek, Sacarauli, Sacarauli, Sakauraka, Tochari, Tochars, Tocharians, Turgesh, Uars, Wars, Usuns, Ussuns, White Huns, White Süns, Yazig, Yu-chi, Yüeh-chih, 
and other variations

Subdivisions and ethnic affiliates
300 BC-922 AD
Most references to European Avars, retained in the Avar dateline, erroneously link them with Jujans, who in fact have only indirect connection to the Uar Avars, via political association with the Abdaly (Ephtalite) state (M.&M. Whitby The History of Theophylact Simocatta). The listings pertaining to the internal life of the Jujans have no bearing on the Avar history... link





... And to the Westerner Scholars: Don't be afraid to use the word Turk!..
Because they are Turkish of ethnic...
We are a Huge Family, no matter what our name is, the surname is Turk...
SB




28 Mart 2017 Salı

Hıristiyan Hunlar




Akhun - MS.5.yy



Hunların Hıristiyanlığı seçmesi ve yayması...



Hunların Hıristiyanlıkla temasları konusunda meşhur Hıristiyan topograf Kosmas Indikopleustes Bakteria ve İran arasındaki bölgede yaşayan Hıristiyan cemaatlerden bahsederken Hunlara da yer vermektedir. Bahsedilen bu Hun topluluğu Nasturi Hıristiyanlığının etkin olduğu Ak Hun veya Eftalitler' dir *. Bu bilgiyle paralellik arz eden diğer bir veriye Mingana'nın eserinde de rastlanmaktadır. 6. yy.'da, Hazar denizi kıyılarında yaşayan ve Nasturi Patrikliğinin çabalarıyla 549 yılında sayıları oldukça fazla miktarlara ulaşan Ak Hunlar Hıristiyanlığı kabul etmiş ve İncil Hun diline tercüme edilmiştir. 


Yine, 550 yılında imparator Justinian'in elçisi olarak Türklerin ülkesine giden Probus, Türklerin Hıristiyanlığına şahit olduğu ve geri dönüşünde Türkler arasında yaşayan rahiplere başarılarından dolayı bir kilisenin ihtiyaç duyabileceği her şeyi gönderdiğine dair bir bilgide bulunmaktadır. Bizans İmparatorluğunun faaliyetleri üzerine dönem kroniklerine dayanılarak yazılmış olan Muralt'ın eserinde 619 yılında Hun kralının ve halkın ileri gelenlerinin vaftiz edildiğinden ve kralın Patrice unvanı aldığından bahsedilmektedir.


... şu bir gerçektir ki Nasturi misyonu tüm orta Asya' da etkin olan bir faaliyettir: Bu durumda konu ele alındığında Hunların da bu misyon faaliyetlerine dahil edilmiş olma ihtimallerinin oldukça yüksek olduğu söylenebilir.


Paris Kütüphanesinde 1555 A nolu ve 733 ve 746 yıllarına veya 861 yılına ait olduğu düşünülen bir Yunan piskopos listesi el yazmasından bahseden Moravcsik'e göre Hun Piskoposluğunun yerini Terek nehrinin batısında Kuban havzasında takriben Sabir arazisinde aramak gerekmektedir.



Yonca Anzerlioğlu
Karamanlı Ortodoks Türkler (syf 69)


SB 
* Ak Hunlar'ın Eftalit dışında diğer bir adı da Abdallar'dır (Abdaly).bknz. İskender Lahti

Ek: 
Orta Asya'da Nestorian inancında olan Türkler ve Hıristiyan Türkler
"Tang Hanedanlığı Döneminde Orta Asya'da Nasturi Türkleri"
(2012 tarihli, Sincan Üniv.prof.un makalesi Çince, googletranslate ile önce İngilizce'ye çevrilmeli, yoksa cümle devrik oluyor.) Ya da: Turkic Tribes in Nestorian Belief in Central Asia


ilgili:




Ak Hun - MS.5.yy-6.yy 
Kuyruğu düğümlü atıyla, Part atışı yapan Türk.
Buluntu yeri Pakistan, British müzesinde

White Huns Turks (Hephthalite or Abdaly) 
Turkish warrior with Parthian (also a Turkish tribe) shot and horse with knotted tail. 5th or 6th century AD.
Found in Pakistan, in British Museum.







28 Ağustos 2015 Cuma

Ağaçeri Türkleri




Yabancı kaynaklardaki
"ACATZİRİ" - "AGATHYRSİ" "AGATHYRSOS"



Ağaçeriler ve Hunlar


"466 yılında Avrupa Hunlarına bağlı Ağaçeri Türk boyu Azerbaycan yoluyla Doğu Anadolu'ya gelmiştir. Sasani kaynakları bunları Akkatlar, Bizans kaynakları Akatzir olarak tanımlamaktadır. Ağaçerilerin bir bölümü Halep, Şam yörelerine kadar inmişlerdir. Kafkasya, Mezopotamya ve Doğu Anadolu'da güçlü bir devlet kurmuş Karakoyunlular içinde önemli bir boy olarak bu Ağaçeri kavmi de mevcuttur.

Tunceli'nin Malazgirt ilçesine bağlı bir köyün ismi HAÇERİ (Ağaçeri) ve aynı ilçeye bağlı diğer iki köyden birinin adı HAÇERİ SÜFLA diğerinin adı ise HAÇERİ ÜLYA isimlerini taşımaktadırlar."


Ali Tayyar Önder,2005
Türkiye'nin Etnik Yapısı






“Büyük Hun İmparatorluğu'nun yıkılışından sonra Batıya göç eden Hunların bir kolu 395 tarihinde Erzurum üzerinden Anadolu'ya gelmiş, 451 yılında onları Akhunlar izlemişlerdir. Büyük bir göç dalgası da 466'da gerçekleşmiş, Avrupa Hunları'na bağlı Ağaçeri Türk boyları Anadolu'ya gelmişler ve yerleşmişlerdir.”


Ali Külebi , 2011




*



Reşidüddin’de anlatılan Oğuz-Kağan destanına göre Kıpçaklar 24 Oğuz boyundan biriydiler. Reşidüddin’de “Kıpçak, Kalaç ve Ağaç-eri kabileleri Oğuzlarla karışıp kaynaşan halktan türemişlerdir” denilmektedir.

Oğuz-Kağan’ın Kıpçak adını verdiği ve Kıpçak kabilesinin kendisinden türediği kabul edilen efsanevi çocuk, Oğuzların İt-Barak kabilesine karşı düzenledikleri başarısız bir sefer sırasında dünyaya gelir. Çocuğu bir ağaç kovuğunda bulurlar ve ona bu duruma uygun bir isim verirler. “Kobuk, kovuk” sözcüğünden türetilen bu kelime Türkçede “içi çürümüş ağaç” demektir. Ebu’l Gazi “Eski Türk dilinde içi oyuk ağaca Kıpçak derlerdi” demektedir ki, gördüğümüz gibi qubcaq-gyvcaq kelimesi içi boş, çürümüş anlamındadır.

Oğuz-Kağan destanındaki efsanenin bir başka versiyonuna göre, Kıpçak adı verilen çocuğun dünyaya gelişinden önce yeryüzünde bir ağacın aşırı şekilde büyüdüğü anlatılır. Oğuz-Kağan nehri geçmek için ağacın kesilmesini emreder. Oğuz-Kağan nehri geçerken keresteden yapılmış salda dünyaya gelen çocuğa güya “Sen benim gibi prens ol ve adın Kıpçak olsun” der.

Sözü edilen efsanelerde sürekli olarak Kıpçak’ın ağaçtan zuhur ettiği, yani Kıpçakların kökeninin ağaç ve ormanla ilintili olduğu vurgulanmakadır. Şu veya bu halkın türeyişiyle ilgili eski etnogenetik efsanelerde süjeyle ilgili her detayın gizli bir genetik kökeni vardır ve her özellikte muayyen bir etnik topluluğun yaptığı işe şifreli bir işaret mevcuttur. Kıpçakların etnik gelişimin daha erken dönemleriyle ilgili rivayetlerde mutlaka ağaç ve ormandan söz edilmesi, onların ormanın yavaş yavaş  bozkırla yani orman-bozkır şeridiyle yer değiştirdiği bir yerde türemiş olmaları ihtimalini göz ardı etmemize imkan tanımamaktadır.

Reşidüddin’de Kıpçaklarla birlikte ormanlık bölgede yaşayan başka bir halktan söz edilmesi de dikkat çekicidir. Bilindiği gibi bu halk “Ağaç-eri” adıyla meşhurdur.

Reşidüddin’e göre Urasut, Telengüt, Kuştemi, ormancı Urankat da orman kabilelerine mensuptur. Ona göre “Çadırları ormanlık alanda bulunan her kabileye orman kabilesi denilir.


Kıpçaklar
Sercan M.Ahincanov
Selenge Yayınları



*


“Herakles yaylarından birini (çünkü o zamana kadar iki yayı vardı) kurdu, omuzdan atma kılıç kayışının nasıl kuşanıldığını gösterdi, sonra yayı ve kılıç kayışını kadına verdi; kılıç kayışının tokasında altın bir kupa vardı. Bunları verdikten sonra gitti. – Çocukları doğdular. Büyüyünce analrı adlarını koydu; birincisinin adı AGATHYRSOS, sonrakinin GELONOS, en küçüğünün SKYTHES. Sonra Herakles’i sözüne bağlı kalarak onun emretmiş olduğu şeyi yaptı. Çocuklarından ikisi AGATHYRSOS ve GELONOS istenilen şeyi yapmadılar, kendilerini dünyaya getirmiş olan anaları onları kovdu, çıkıp gittiler, en küçükleri SKYTHES istenileni yaptı ve yerinde kaldı. Sonradan gelen bütün SKYTH kralları bu HERAKLES oğlu SKYTHES’ten türemişlerdir. SKYTHlerin bugün de kılıç kayışlarında asılı duran kupalar HERAKLES’in kupasının anısını sürdürürler…” Heredot 4.kitap; 10



“Tauris’den sonra gelen gene Skyth’lerle karşılaşırız, bunlar, Tauris’in kuzeydoğusundaki ülkede, doğu denizi kıyılarında, yani Kimmerler Bosphoros’unun ve Palus-Maiotis’in Tanais’e kadar uzanan batı bölümünde otururlar; Tanais bu iç denizin bir girintisinde denize dökülür. – Öbür yandan İstros’dan kuzeye doğru kara yönünden girilirse Skythia sınırı olarak önce AGATHYRS’lerin ülkesine, arkasından Neuriler ülkesine, sonra Androphaglar ülkesinden geçerek, en son Melankhlenoslar ülkesine varılır.”... Heredot 4.kitap; 100


Peki Kral Abdalonymos...!
Abdaly (Hephthalites) Bizans kaynaklarındaki Eftalitler, 
yani Ak Hunlar - Abdal....!

HEREDOT BİLE MİLATTAN ÖNCE 5.YÜZYILDA AĞAÇERİ TÜRKLERİNDEN BAHSEDERKEN , 
HALA TÜRKLERİN ANADOLU'YA 11.YÜZYILDA GELDİĞİ SAFSATASINA İNANAN VAR…..



*

“To the south dwell the Acatziri, a very brave tribe ignorant of agriculture, who subsist on their flocks and by hunting.”(37)


JORDANES (6th c AD)

*


"Herakl saqatların ulu babası olan Skitin atasıdır". (F.Ağasıoğlu). 
"İskitler Herakles'ten türemiştir, ecdadıdır." (Zaur Hesenov).


*


E.Arthur Thompson does accept Akatziri as Türkic-speaking  European Huns, and thus with a stroke of a pen defiantly negate the whole Scytho-Iranian Theory. / link

*

Akatsir. M.Z. Zekiyev, İskit sözcükleri arasında Türkçe kökenli "er/ir" / "erk":"erkek" (erkek, herif, insanlar, mertçe) kelimeler mevcuttur, diye yazmaktadır. Yine Türk dili için karakteristik olan "-lı, -tı" sonekleri de mevcuttur. Don'da ormanlık bölgede, kısmen de Kuzey Kafkasya'da yaşamış olan büyük İskit kabilesini "Akatsir" ("Akaçir") (Yunanlılar Türkçe "ç" harfini "ts" olarak yazmışlardır) diye adlandırmışlardır. "Akaçir" kelimesi "agaç"/"akaç" ("orman") + "er" ("erkek" "insanlar") kelimelerinden müteşekkil olan "Orman halkı" (Orman insanları) demektir (Zekiyev, 1986, s. 24, 29).

Akaçirlerden, 442 yılında Hun Kağanı Attila'ya elçi gönderilen Pannonyalı Priscus ve Got tarihçisi Jordanes (M.S. IV Yüzyıl) bahsetmektedirler. M.Z. Zekiyev, "Hazarların Akatsirler ile özdeşleştikleri" görüşündedir (Aynı eser, s. 25). Hipotez olarak Hazarların İskit Akatsirlerin ahfadı olduklarını ortaya koyabiliriz. Bazı bilim adamları "Hazar" sözcüğünün "Haz"/"Kaz" ("kaz") + "ar" / "er" yani "Kaz insanlar" sözcüklerinden oluştuğunu kabul ediyorlar. Muhtemelen "Kazak/" Kazah" sözcüğü de totem durumundaki "kaz" + "ak" sözcükleriyle bağlantılıdır.

Agathirs, "Akatsir" sözcüğünü Yunan yazarları çoğu kez "Agathirs" şeklinde yazmışlardır. Burada "s" harfi kelimeye eklenmiş alışılmış Yunanca tamlama, "th" sesi ise "t" sesine tekabül etmektedir: "Agatir" Fonetik açıdan bakıldığında sözcüğün "Agaçir"den türetilmiş olduğunu görüyoruz. M.S. I-IV yüzyıllarda Pliny, P. Mela, Ptolemaeos, Julius Solin, Ammianus Marcellinus Agathirs'lerden söz etmektedirler. Ptolemaeos onları Savromotlarla akraba olan Türk dilli Savarların (Suvar) yukarısına yerleştirmektedir (Geybullayev, 1991, s.293-294).

Savromat. Bu sözcük "Savar"/"Suvar" + "er", "Su insanları" etnoniminden ve+ "mat" kompozitinden oluşmaktadır. 
"Agaceri" terimi ise Azerbaycan'da "Agaceri- dag"; "Agareri" + "dağ" olarak muhafaza edilmiştir. Bu toponim (İran) Güney Azerbaycan'da da mevcuttur (Geybulayev, 1991, s. 294).

K.Laypanov, İ.Miziyev
Türk Halklarının Kökeni



*

Ağaçeri Türkleri; Agathii (6 c.) also calls Huns of Azov Sea as Scythians.


The first son of Heracleus is Agathirs, more correctly, Agathiros. Here -os is a Greek name ending; ir ‘man, male, people’; agad-agas-agach ‘tree, forrest ‘ (interdental d~th was written in Russian through Greek symbol theta and sounded as ‘f’: Theodor-Feodor, Skif-Scyth, Agathir-Agafir, etc.). Agathir is ‘forrest people or people with tree totem’. Later we meet this ethnonym in the forms akatsir-agach eri with the same meaning. In Türkic language with the same semantics we have also ethnonyms Burtas (burta-as ‘forrest people’), Misher (mish-er ‘forrest people’). (*SB)


ETHNIC ROOTS of the TATAR PEOPLE
Mirfatykh Z. ZAKIEV
TATARS: PROBLEMS of the HISTORY and LANGUAGE
Collection of articles on problems of lingohistory, revival and development of the Tatar nation.Kazan, 1995.
(*SB = Misher 'forest people', are to be seen as Moski or Mushki (Muşki) in Anatolia as King Midas of Phrygia, same tribe as Kaska (Kaška) Meşe (Meshe) Tatar is the other name of this Turkish tribe.

*

"Muşkilər İskit kavmi idi. Yunanlar onlara Mosx, ya da Mossinyok derlərdi. İsmilərinin də ağac evlərdə və ormanlarda yaşadıqlarından dolayı aldıqlarını söylərlerdi. Akkad yazılarında bu Muşkiler Meşex, ya da Meşequkimi keçər. Akkadcada bol Türkcə kəlimələr vardır və ağac anlamında meşek, arman sözləri vardır.  Yəni anladığımız bu Muşki / Mosx / Mossinyok / Meşequ boylarının adı bizim meşe sözündəndir. Kəndiləri Türk və Ural kavimlərinin karışımı idi. Daha sonra onları kral İskitlər (Han Oğuzlar) Asurlarla bitməyən savaşlardan dolayı yanlarına alıb Anadolu-Trakya-Balkan və Kavkaz-Doğu Avropa yolları ilə köç etdilər. Şu an Rusiyada yaşayan Meşer Tatarları (Ağaçerilər) və Ural boyu olan Mokşalar (Mordvinlərin önəmli kolu) kəndi adlarında o ismin hatırasını daşıyırlar. İlk əvvəllər Mosok şəklində olan Moskva toponimi də o ismin hatırasını yaşadır. EXCALİBUR sözü Anadolu'da yaşamış XALUB (diğer adları GARGAR, TİBAREN, ALAZAN) İskit boylarıyla alakalıdır. Bu Xalub'lar Samsun etrafında oturur, bakır üretir ve silah yapırlardı.  Hitit yazılarında geçen KASKA'lardır."

Elşad Alili / Dilbilim, Azerbaycan
Institution of Linguistics, Azerbaijan


"Hititçe yazılı kaynakların susması sonrası bu halkın akıbetine ilişkin bilgi veren başka bir kaynak olmaması, konu hakkında farklı yorumlara sebebiyet vermiştir. Hitit Devleti’nin son dönemlerinde doğu sınırları yakınlarındaki bir Kaška kenti olan Pahhuwa’da, Mita isimli bir isyancının ortaya çıktığı görülmektedir. Bu kişi, Anadolu’yu istila etmeye çalışan Asurluların kaynaklarında Muškili Mita olarak geçmektedir. Muški isminde geçen šk etimolojik bağlantısı akla Kaška’yı getirmektedir.  Bu neticede Kaškaların Hitit Devleti’nin son bulmasıyla birlikte Muški yerleşim alanları olan Orta Anadolu’ya kadar yayıldıkları düşünülebilir. Ayrıca Mita ismi Hitit Devleti’nin çökmesinin ardından birkaç yüzyıl sonra bölgede merkezi bir devlet kurmayı başarmış Friglerin mitolojik kralı Midas’ı da akla getirmektedir....

Daha önce ifade edildiği üzere Kaškalar, Hitit yerleşim alanları olan Orta Anadolu’ya doğru sürekli bir yönelim halinde olmuşlardır. Hitit Devleti’nin her güç durumundan bir istifade çıkarmış olan Kaškaların, Hitit sonrası bölgede ortaya çıkan otorite boşluğu ve istikrarsızlık neticesinde bölgeye girmiş oldukları ve hatta Hitit kentlerinde yerleşmiş olma ihtimalleri üzerinde düşünülmesi gereken bir husustur. Ancak bu aşamada Hitit sonrası Hitit kentlerinde görülen Frig kalıntılarının en azından bir kısmının Kaškalara mal edilmesi gerekecektir. Kaška ve Frig kültürleri arasında bir ayrım yapmak için elde yeterince veri olmaması tespiti kuvvetlendirmeyi güçleştirmektedir."


Serkan Demirel
Öğretim Görevlisi, Karadeniz Teknik Üniversitesi
Akademik Bakış,cilt 6, sayı 12, 2013





"Evripid "Alkestid" de xalibler ölkesinde olan demirden bahs edir. Xaliblerin skif tayfalarından olmasını tasdiq eden melumata Xaliblerin skif tayfalarından olmasını tasdiq eden malumata Apolloninin "Arqonavtların yüşü"ne verdiyi sxoliyalarda rast gelirik. Burada skif xalqlarının siyahısı verilir, hemin siyahıda xalibler de vardır. Ksenofont yazır ki, "ellinlerin torpaqlarından keçdikleri xalqlar içerisinde en cesurları xalibler idi ve onlar ellinlerle albayaxa döyüşe girirdiler." 

Zaur Hasanov "Char Skifler (Çar İskitler - Royal Scythians)"


*




Bu ara bıraktı denizi,yükselen Aurora, görünunce
İlk ışıklar çıktı seçkin gençler kapılardan
Donanmış ince ağlarla, oklarla, tuzaklarla, sonra
Geniş temrenli kargılar taşıyan Masyller atlarıyla,
Duyarlı köpekleriyle. Bekliyor konağın kapısında, daha
Yatağından kalkmayan kraliçeyi Kartacalılar, altınlı
Erguvan örtülü gemini çiğneyen, kişneyen at da, orada
Göründü, çevresinde kalabalık, kraliçe sonunda.
Değerli, süslü Sidon dokuması üstlük omuzlarında,
Altın okluk, altın iğneyle tutturulmuş saçlar.
Altın düğmeyle iliklenmiş parlak erguvan giysi,
Frigyalılar, aralarında güleç, sevecen Iulus ilerliyorlar,
Kraliçenin yanında giden en yakışıklı Aeneas,
Birlik sağlıyor iki topluluk arasında, gelince kış
Ksanthos'tan, Likya'dan göçen Apollo gittiğinde
Sevdiği anayurdu Delos'u görmeye, orada anısına.
Dryoplar, Giritliler, gövdeleri boyalı AGATHYRSESLER
Törenler, eğlenceler düzenlerdi sunaklar çevresinde.
O da dolaşırken Cynthus tepesinde, altın bağlarla
Tutturulmuş dalgalı saçları toplayan yapraktan
Başlık, omuzlarında birbirine sürtünen, tınlayan oklar.
Ona benzerdi yüzü, soylu, görkemli Aeneas'ın, ancak yavaştı.

AENEAS - VERGİLİUS (MÖ:70-19) ; IV:130-150
çev: İsmet Zeki Eyuboğlu , payel yayın, 2010
Oniki kitaptan oluşan bu destan, Truva kentini terk edip, yeni bir kent kurmak için yelken açan Aeneas'ın yolculuğu ile Lavinium'u kurmasını anlatır. Daha sonra Alba Longa ve Roma olarak anılan şehirler....



BURADAKİ AGATHYRSESLER, AĞAÇERİ TÜRKLERİDİR.
"GÖVDELERİ BOYALI" ORJİNALİNDE "DÖVME" DİYE GEÇER.
TÜRK BOYLARININ İSİMLERİNİ BİLMEYEN DE OKUR GEÇER.
TRUVALILARIN DA TEUCRUM DİYE GEÇTİĞİNİ SÖYLEMEM GEREK
SADECE BUNUNLA KALSA GENE İYİ
BİR DE GELONOS KABİLESİ VAR
HERKÜL'ÜN (ERAKLE) OĞULLARI; İSKİT, AĞAÇERİ VE GELONOS 
O DA BAŞKA YAZIDA
SEVGİLERLE,
SB.



TRUVA - ETRÜSK - TÜRK 
TÜRKLERİN GİZLENEN TARİHİ 


Crimea Scythian King Scilurus with his son Palacus - 2th c BC


SCYTiAN KiNG'S BROTHER CARTHASiS
Acatziri; Agathyrsi; Agathyrsos; Agacheri Turks.


Scythians = Huns = Turks



1 Şubat 2015 Pazar

İSKENDER LAHTİNDE İSKİT TÜRKLERİ





İSKENDER LAHDİ - MÖ.4.yüzyıl


İskender Lahdi, İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nde bulunan en önemli eser kabul edilmektedir. 1887 yılında Sidon kentinin krallar mezarlığında bulunmuştur.

Her ne kadar İskender Lahdi olarak anılsa da aslında İskender'e ait değildir. Sidon Kralı Abdalonymos'a ait olduğu düşünülmektedir.

Lahdin ön yüzünde solda atının üzerinde İskender gösterilmiştir. İskender, Herakles soyundan geldiğine inandığı için, başında Nemea aslanının postu ile tasvir edilmiştir Buna ek olarak, Mısır tanrılarından Ammon'un simgesi olan koç boynuzu görülmektedir. Lahdin üzerindeki bu tasvirden dolayı lahdin ismi İskender ile bütünleşmiştir. Aslında İskender Babil'de ölmüş ve cenazesi İskenderiye'ye gönderilmiştir. 

Lahdin gövdesinin uzun yüzlerinden birinde "Persler" ve Yunanlılar arasındaki bir savaş sahnesi yer almaktadır. Yunanlılar ile "Pers" askerleri kıyafetlerinden kolaylıkla ayırt edilebilir. Yunanlılar kısa tunik veya pelerin giyerken, "Pers" askerlerinin geleneklerine göre erkeklerinin yüz ve parmak uçları dışında bedenlerini açıkta bırakmaları yasak olduğundan, pantolonlar birkaç kattan oluşan uzun kollu gömlekler ve başlarını saran tiaralar giydikleri göze çarpmaktadır. Savaş sahnesinin İskender'in MÖ.333 yılında kazandığı, ona Fenike ve Suriye kapısını açan Issus savaşını temsil ettiği düşünülür. Bu savaşın sonuçlarından biri de, lahdin sahibi olduğu sanılan "Abdalonymos"'un yazgısının değişmesi ve bir süre sonra Sidon kralı olmasıdır.

Lahdin ikinci uzun yüzünde iki av sahnesi canlandırılmıştır. At ve arabalarla avlanmanın Yakındoğu uygarlıklarına ait bir özellik olduğu, İskender'in de Fenike'de bu tür avlara katıldığı bilinmektedir.

İskender'in İran'ı aldıktan sonra Doğu ve Helenistik kültürlerini bir araya getirerek bir Yunan-Pers İmparatorluğu kurmayı amaçladığı kabul edilmektedir. Hayatının sonuna doğru bir Pers prensesiyle evlenmiş, Pers giysileri kullanmaya başlamış ve Pers saray adetlerini benimsemiştir.

Lahdin bir yüzünde dost olarak bir arada avlanan "Persler" ve Yunanlıları bu anlayışın ışığında görmek gerekir. İskender'in III.Darius'u Issus'ta yendikten sonra Amanos dağlarını aşıp Akdeniz kıyısını izleyerek Suriye'ye girdiği bilinmektedir. Pers yönetiminden hoşnut olmayan Sidon halkı, zengin kentlerinin kapısını Makedonya ordusuna açmış ve İskender'den kendilerine bir kral seçmesini istemişlerdir. İskender, Sidon'a kral seçecek zamanı olmadığından, bu işi Hephaestion'a vermiştir. Onun bulduğu "Abdalonymos" ise Sidon krallık ailesiyle ancak uzaktan akraba olup, kral seçilinceye kadar kentin dışında sakin hayat süren bir kişidir. Adı, Farsça 'tanrıların hizmetçisi' anlamına gelen "Abdalonymos"'un, daha sonra kendi için hazırlattığı lahdin süslemelerinin arasına İskender'in ve Hephaestion'un tasvirlerinin konulmasının nedeni budur.

Akroterin üst sırası yer yer sadece kanat parçaları kalmış kartallarla dönüşümlü olarak yerleştirilmiş kadın başlarından oluşmuştur. Eski Suriye'de kartalların ölülerin ruhlarını cennete taşıyan kuşlar olduğuna inanılırdı. İki yanda en altta sıralanan daha küçük dokuzar kadın başı da Anadolu ve Mezopotamya kültürlerinde tarih öncesi dönemlerden beri tapınılan ana tanrıçayı akla getirmektedir. Her iki alınlığın tepe akroterleri "Pers" grifonları ve bitkisel bezemelerle süslüdür. Alınlığın köşelerine lahit koruyucusu olarak birer aslan oturtulmuştur. İnce boyunlu, gövdeleri zayıf birer köpeği hatırlatan bu aslanlar Ion sanatına özgü bir motiftir.

Lahdin kapağı da gövdesiyle aynı cins mermerden yapılmıştır. Lahdin işlemelerinin inceliği böyle bir eseri Yunanistan'dan Lübnan'a götürmek çok tehlikeli olduğu için eserin Sidon'da yapılmış olması gerektiğini akla getirmektedir. Heykeltıraşı hakkında herhangi bir bilgiye rastlanmamıştır. Lahdi boyayan ressamların da yontucu kadar usta oldukları sanılmaktadır. Lahit bitirildiğinde gözler, kirpikler, dudaklar ve giysilerin mor, sarı, mavi, kırmızı ve menekşe rengiyle boyandığı, figürlerin tenine hafif vernik sürüldüğü anlaşılmaktadır.

İstanbul Arkeoloji Müzesi







Yukarıdaki Lahit'in resmi açıklamasıdır... 


Ama rölyeflere dikkatli bakıldığında giyim kuşamlarından, kullandıkları ok yay'a kadar herşey İSKİT TÜRKLERİNİ göstermektedir. Araştırınca da bu değerli çalışmayı buldum. Anlaşıldığı gibi biz hep "asker" olarak başkaları adına savaşmışız.... 




Türkic Warriors and Archers
Alexander Sarcophagus
Marble, Sidon (Lebanon), Late fourth century BC

The so-called Alexander Sarcophagus of Istanbul Archaeological Museum is regarded as one of the most important archaeological discoveries of the nineteenth century. It was found in 1887 in the underground royal necropolis of Sidon (present day Saida). Originally it was painted. The sarcophagus belonged to the King of Sidon Abdalonymos. One of the long sides of its casket shows a battle scene between the Scythians (Sakas) in the Persian service and the Greeks, i.e. Macedonians (the Thracians that the Greeks called the barbarians) of the Alexander's army. 

The opposite long face is decorated with two hunting scenes, those of a lion and a deer, where both the Scythians and Greeks participate. One of its short sides bear a battle scene of three isolated fights. The other short side shows a panther hunt. It is notable that for the sculptor, no Persian soldiers exist, and to show a Persian warrior, the sculptor has only Scythian warriors for a model. 

Reportedly, this is one of two sarcophaguses contracted by Alexander Macedonian himself. The silver swords, composite bows and arrows were stolen eons ago, so only the traces of metal embedded into the marble indicate the weapons used by the participants of the reliefs.

Details from the so-called Alexander Sarcophagus. Scythians with pointed hat and boots, pants. Achaemenids called "Saka Tigrakhauda" and the Greeks "Kermikhions" and "Melanchlaeni", ie "pointed hat Saka".

link





EKLER:


Ayrıca; "Herakl saqatların ulu babası olan Skitin atasıdır" 
(F.Ağasıoğlu) 

"İskitler Herakles'ten türemiştir, ecdadıdır."
(Zaur Hesenov). Bilgamış, Alpamış, Herakle....









* * *






Peki Kral Abdalonymos...!


ABDAL

*Safeviler devrinde İran'da yaşayan Türk boylarından biri
*Anadolu'da yaşayan boylardan bazısı
*Afganistan'da yaşayan bir Türk boyunun adı
*Tasavvufta Allah'ın sevgili kulları arasından seçilmiş kırk din büyüklerinin adı
*Eskiden tarikatlara bağlı dervişlere verilen ad.
*Allah'a ulaşma yolunda belli aşamaya erişen kimse.
*Gezgin derviş
*Dilenci kılıklı, üstü başı perişan kimse. 

"Abdal ata binince bey oldum sanır; Şalgam Aşa girince yağ oldum Sanır; Çulu dökülür Abdalın, herkes tanır; Suyu çeker şalgamın, Aşık usanır"


"Milattan sonra V. ve VI. yüzyıllarda Orta Asya tarihinde önemli bir rol oynamış bulunan Eftalit veya Akhun diye bilinen kavmin adının da aslında Abdal veya Aptal olduğu iddiası kolaylıkla reddedilemez. Nitekim bugünkü Yakutçada erkek Şamanların lâkabı olarak kullanılan abidal kelimesi de bu hususu doğrular mahiyettedir.” ( KÖPRÜLÜ, 1988: 62).


"455 AD-Abdaly (Hephthalites) conquer Kushans and invade India" = Hephthalites yani Ak Hunlar-Abdal....!



Köken olarak Arapça denilir - b-d-l kökünden gelmekte ve "kahraman" demektir. Lakin Türk boyunun adı olarak geçmesi bence kökü hakkında biraz kuşku uyandırıyor...! 

Özellikle de Türkçenin Akadçaya ve Arapçaya etkisi düşünüldüğünde.....SB



Abdal ile ilgili daha fazla detay:
Yard.Doç.Dr.Mahmut SARIKAYA
Ok.Mahmut SEYFELİ
KIRŞEHİR ABDAL / TEBER DİLİ
ve ANADOLU, AZERBAYCAN, ÖZBEKİSTAN GİZLİ DİLLERİYLE İLGİSİ -PDF


























* * *