SAYFALAR

17 Temmuz 2014 Perşembe

GÖKTÜRK VE DOĞU ROMA






Gök-Türk Elçilerinin Justinos'a Gelmesi


Justinos'un hükümdarlığının dördüncü yılının başında (568 sonu-569 başları), Gök-Türklerden bir elçi Bizans'a geldi. Gök-Türklerin gücü arttığı için, önceden Eftalitlerin şimdi de Gök-Türklerin tebaası olan Sogdlar krallarından Sasânîlere bir elçi göndermesini ve Sogdların orada seyahat etmesine ve Medlere ham ipek satmalarına izin verilmesi hususunda talepte bulunmasını istediler. 

İstemi bunu kabul etti ve liderleri Maniakh olan Sogdlu elçileri gönderdi. Elçiler Sasânî kralına ulaştıkları zaman, kendilerine herhangi bir engel olmaksızın topraklarında ham ipek satma izni verilmesini talep ettiler. Elçilerin taleplerinden çok da memnun olmayan Sasânî kralı, topraklarından Sasânî bölgesine serbest giriş verme konusunda isteksiz olduğu için, cevabını bir sonraki güne kadar erteledi ve ertelemeye devam etti. 

Bir dizi ertelemeden sonra, Sogdlar bir cevap vermesi için baskı yapmaları üzerine Hüsrev, meseleyi tartışmak için bir meclis topladı. Bu sırada Kral karısının ırzına geçtiği için, kendi kabilesini Gök-Türklere şikâyet eden (bu sırada kabilesini terk ederek Medlere katılmıştır) Eftalit kavmine mensup olan Katulph adında biri, Sasânî kralına ipeği reddetmesini değil, adil fiyatını ödeyerek satın almasını ve bunları elçilerin gözleri önünde yakmasını tavsiye etti. 

Bu sayede adaletsizlik yaptığı için itham edilmeyecek; fakat Gök-Türklerden ham ipek almak istemediği anlaşılacaktı. Böylelikle ipekler yakıldı ve Sogdlar bütün bu olanlardan hiç de memnun olmayarak ülkelerine döndüler.

Sogdlar neler olup bittiğini İstemi'ye anlatınca, İstemi Sasânîlere başka bir elçi gönderdi, çünkü Sasânîler ve kendi devleti arasında dostane ilişkiler kurmak istiyordu. Bu ikinci Türk elçi gelince, Sasânîlerin yüksek dereceli yetkilileri Katulph ile görüştükten sonra kral [Hüsrev], İskitlerin güvenilir olmayan doğaları nedeniyle, Gök-Türkler ile dostane ilişkiler kurmanın tamamen Sasânîlerin aleyhine olduğuna karar verdi. 

Bununla birlikte elçilerden bazılarının zehirlenmesini emretti, bu sayede bundan sonraki elçiler de buraya gelmeyi reddedeceklerdi. Türk elçilerinin çoğunluğu, üçü veya dördü hariç, yiyeceklerine karıştırılan öldürücü zehir ile öldürüldüler. Sasânîler arasında Türk elçilerin Sasânî ülkesinin boğucu kuraklığından öldükleri haberi yayıldı, çünkü kendi ülkeleri genellikle kar kaplıydı ve soğuk havadan uzaklaşınca hayatta kalmaları mümkün değildi. Geriye kalanlar farklı bir durumdan şüphelenmiş olsalar bile, kendi ülkelerine döndüklerinde Sasânîlerin söylediklerinin aynısını söylediler.

Fakat kurnaz ve zeki bir adam olan İstemi neler yapıldığının farkına vardı ve elçilerin hainlikle öldürüldüklerini anladı. Bu da Sasânîler ile Gök-Türkler arasındaki husumetin nedeni oldu.

Sogdların lideri Maniakh bu fırsatı değerlendirdi ve İstemi'ye Gök-Türklerin Romalılar ile dostluk kurmalarını ve diğer insanlardan daha çok kullandıkları için onlara satış amaçlı ham ipek göndermelerinin daha iyi olacağını tavsiye etti.

Maniakh'ın kendisi Gök-Türk elçileri ile iyi anlaşmak için oldukça hevesliydi ve bu sayede Romalılar ve Gök-Türkler dost olabilirlerdi. İstemi bu teklife onay verdi ve Maniakh'ı elçi olarak selamlarını iletmek üzere, ayrıca ham ipekten oldukça değerli bir hediye ve bir mektup ile beraber Roma İmparatoruna gönderdi.

Mektubu taşıyan Maniakh yola çıktı. Çok sayıda yollardan geçti ve çok sayıda arazileri aştı, bulutlara erişen yüksek dağlardan, geniş ovalardan ve ormanlardan, bataklıklardan ve nehirlerden geçti. Daha sonra Kafkasları geçti ve nihayet Bizans'a ulaştı. Saraya girip İmparatorun karşısına gelince, her şeyi dostane ilişkiler kurallarına göre yaptı. Mektubu ve hediyeleri bunları almak için kendisine gönderilen kişilere verdi ve zahmetli yolculuğunun boşa çıkmamasını istedi.

İmparator İskit dilinde (Gök-Türkçe) yazılmış mektubu bir tercüman aracılığıyla okuyunca, oldukça istekli bir biçimde elçiyi huzuruna kabul etti. 

Daha sonra elçilere Gök-Türklerin liderliği ve konumu hakkında sorular sordu. Elçiler dört eyalet olduğunu, fakat tüm insanlar üzerindeki hâkimiyetin sadece İstemi'de olduğunu söylediler. Ayrıca, Gök- Türklerin Eftalitleri istila ettiğini ve onları vergiye
bağladığını da söylediler. İmparator şöyle bir soru sordu: 

"Yani tüm Eftalit gücünü kendinize tâbi mi kıldınız?". Elçiler de "Tamamen" diye cevap verdiler. 

Sonra İmparator "Eftalitler şehirlerde mi yoksa köylerde mi yaşıyorlar?" diye sordu. Elçiler: "Efendim, bu insanlar şehirlerde yaşıyorlar".

"Öyleyse" dedi İmparator, "sizin bu şehirlerin hâkimi olduğunuz açık". "Doğrusu bu" dedi elçiler. 

İmparator sordu: "Çok sayıda Avar'ın Gök-Türk hâkimiyetine karşı nasıl isyan çıkardıklarını ve herhangi bir kısmının size tabi olup olmadığını anlat bize." 

"Ey İmparator, hâlâ bize bağlı olan kişiler var. Kaçanların sayısı tahminimizce yirmi bin civarındadır." 

Daha sonra elçiler Gök-Türklere tâbi olan kabileleri sayarak İmparatordan Romalılar ile Gök-Türkler arasında barış olmasını ve hem saldırı hem de savunma ittifakı yapılmasını talep ettiler. Ayrıca Roma İmparatorluğunun düşmanı olan ve bölgelerine baskın yapanları yok etmek için istekli olduklarını da eklediler. 

Elçiler bu şekilde konuşurken, Maniakh ve yanında bulunanlar ellerini havaya kaldırarak bu sözleri dürüst bir amaçla söylediklerine dair büyük yemin ettiler. Ayrıca eğer iddiaları yanlışsa ve yerine getirilemezse kendileri, hatta İstemi ve tüm ırk üzerine lanetler okudular. Bu şekilde Gök-Türk insanları Romalıların dostu oldu ve devletimizle bu ilişkileri kurdular.

Önceden Sacae olarak adlandırılan Türkler barışa ilişkin olarak Justinos'a bir sefaret gönderince, İmparator Türklere bir elçi göndermeye karar verdi. 

O sırada doğu şehirlerinin genel kumandanı olan Kilikyalı Zemarkhos'a bunun için hazırlanmasını emretti. Uzun bir yolculuk için gerekli olan hazırlıklar tamamlanınca, Justinos'un hükümdarlığının dördüncü yılının sonlarına doğru (Ağustos 569), on beş yıllık döngünün ikinci yılında ve Latin takvimine göre Ağustos ayının başlangıcında Zemarkhos, Maniakh'ın kendisi ve arkadaşları ile Bizans'tan ayrıldı.


Bizans Kaynaklarında Türkler (Menandros'un Fragmanları)
İsmail Mangaltepe






EK:
1)
Batı Türkleri / Çin Kaynaklarına Göre , Edouard Chavannes
Selenge yayınları

"A-şi-na Mi-şe, İstemi Kağan'ın beşinci kuşaktan torunudur; İstemi, bir zamanlar şan-yü'ye (1) eşlik ederken on büyük şefi yönetmişti. Yüzbin askeri vardı; batı ülkelerinin çeşitli barbar (hu) krallıklarını yola getirdi. Kağan oldu ve krallığına "On Oklar" adı verildi. Nesilden nesile torunları bu halkı yönetti, A-şi-na, barbarlar arasında Mo-ho-tu (bagatur) yabgu (2) adıyla tanınıyordu."

(1) Şan-yü, Hiung-nuların büyük şeflerinin eski unvanıdır; burada şüphesiz İstemi'nin büyük kardeşi Tu-man (Bumin) Kağan kastedilmektedir. Bu metin önemlidir. Çünkü Kuzey (Doğu) ve Batı Türklerinin bölünmesinin Bumin ve İstemi kağanların zamanından beri var olduğunu ispatlıyor. Burada açıkça İstemi Kağan'ın Batı Türklerinin asıl birinci şefi gibi görüldüğünü görüyoruz.
(2) Anlaşılan, yabgu unvanı Batı Türklerinde kağan sıfatının tamamlayıcı kısmını oluşturmaktadır ki, pek çok isimde yabgu kelimesinin bulunması da bu şekilde izah edilebilir.


2)
VARAHŞA SARAYI DUVAR RESİMLERİ
Dr.Gözde Sazak / PDF

Türk tarihinin en önemli devletlerinden olan ve ilk kez “Türk” adını taşıyan Gök-Türk Devleti, sanat tarihi açısından çok az incelenmiş bir dönemdir. Gök-Türklerin İstemi Kağan (552-576) yönetimiyle başlayan Batı kanadı hakimiyeti (552-709) ve bu dönemde Maveraünnehir bölgesinde yapılan sanat faaliyetleri, hem az incelenmiş hem de batılı tarihçi ve sanat tarihçiler tarafından “Türk” olarak adlandırılmamıştır. Bu makaledeki amacımız, Batı Gök-Türk Devleti'nin ve haleflerinin (I. ve II. Gök-Türk Devletleri arasındaki fetret devrinde sürekliliği korumuşlardır) hakimiyet dönemleri olan VI. ve VIII. yüzyıllar arasında Maveraünnehir bölgesinde bulunan Buhara Şehrine bağlı Varahşa yerleşim alanındaki Varahşa Sarayı'ndaki duvar resimlerini incelemektir. Bu inceleme sonunda Varahşa Sarayı duvar resimlerinin konulara göre sınıflandırılmasını yapmak, bu konular içerisindeki Türk kültürüne ait unsurları bulmak ve değerlendirmek hedeflenmektedir.


MURAL PAINTINGS OF VARAKHSHA PALACE


The Gokturk State, which is one of the important states of Turkish history, was scarcely analysed in terms of art history. The Gokturk State is first Turkish state which used “Turk” name. The Gokturks dominated the Western part (552-709) with the Istemi Khagan rule (552-576). The artistic activities of this period in Transoxiana were scantly examined and both Western historians and art historians did not name as Turk. In this article, the mural paintings of Varakhsha Palace will be examined. Varakhsha, which was a part of Transoxiana region, is an archeological site in Bukhara. This region was dominated by the Western Gokturks between the 6th and 8th centuries. At the end of this examination, it aims to categorize the mural paintings of Vararkhsha palace according to their subjects and to find the evidence of Turkic culture and finally to evaluate the paintings.