Translate

24 Kasım 2016 Perşembe

Kilikya - Cilicia





ÇUKUROVA - ESKİ ADIYLA KİLİKYA (KİLİKİA)



Strabon'dan okuyalım: [Kitap XIV:V:23]


" Her ne kadar Ephoros bu yarımadanın on altı kabile tarafından iskan edildiğini söylüyorsa da, bunlardan üçü Hellen ve diğerleri, karışmış olanların dışında, barbarlardır. Bunları şöyle toplayabiliriz: Kilikialılar, Pamphylialılar, Mariandynler, Troialılar ve Karialılar deniz kıyısında; Pisidialılar, Mysialılar, Khalybler, Phrygialılar ve Milyaslılar iç kısımda yaşarlar. Bu soruna hakim olan Apollodoros, Ephoros'un devrinden daha sonra gelen Galatları, önce sözü edilenlerden sonra, on yedinci kabile olduğunu söyler. Troia savaşları sırasında Hellenler henüz buraya yerleşmemişlerdi ve yabancı kabileler zaman aşımından ötürü daha fazla karışmışlardı; ve ozan, kataloğunda, Troialıların, Paphlagonialıların ve Lydialılarınkini sayacağı yerde Mysialıların, Phrygialıların, Karialıların, Lykialıların ve Meionialıların kabileleri ve örneğin: Halizonlar ve Kaukonlar gibi diğer bilinmeyen halkları ve "Katalog" dışında Keteiler ve Solymleri ve Thebe ovasından Kilikialıları ve Lelegleri sayar, fakat hiç bir yerde Pamphylialıları, Bithynialıları, Mariandynleri, Psidialıları, Khalybleri, Mysialıları veya Kappadokialıları saymaz. Çünkü bunlardan bazıları henüz bu bölgeye yerleşmemişlerdi ve diğerleri de öteki kabilelerin içinde yer alıyorlardı. Örneğin: Hidreiesler ve Termiller Karialıların ve Dolionlar ile Bebryklerin Phrygialılar arasında yer aldığı gibi." 




* Üçü Hellen, diğerleri Hellen değil..... * 
* "Batılıların" herşeyi "Hellen" yapma hastalığı! * 


Kilikya (Cilicia) : Heinrich Kiepert (1818-99)






"Yeğen Teucer" soyundan gelenler Olba (Uzuncaburç/Mersin)'yı kuranlardır.
"Yeğen Teucer" Truva savaşlarından bildiğimiz Ajax'ın, baba tarafından kardeşidir. 






"Troya yakınlarında bir başka yerleşim merkezi daha vardı Kilik'lerin. Burada yaşayanlar, güneydeki adaşlarıyla akraba olduklarını savunuyorlardı ve bunlardan bazıları Troya Savaşı'ndan sonra güney Kilikia'ya göç ettiler. Başka bir Kilikia kenti olan Olbe, torunları orada rahip-krallar olarak hüküm süren Teukros'un oğlu Aias tarafından kuruldu. Bu Teukros, Salamisliydi. Teukros, Troya Savaşı bittiğinde babası Telamon tarafından yurdundan kovulunca Kıbrıs'a doğru yelken açtı. Kıbrıs'da Akhaion Akte, Akha Kıyısı'nda karaya çıktı ve Kıbrıs Salamis'ini kurdu. Kıbrıs'daki Salamis kenti dördüncü yüzyılda hâlâ Teukros'un torunları tarafından yönetilmekteydi." - George Thomson, Tarih Öncesi Ege








"Anadolu’nun sadece yüzeysel olarak Türkleştiğini savunanlar bilmelidirler ki, bu toprakların Helenleşmesi veya Hıristiyanlaşması da aynı şekilde yüzeysel kalmıştır. Bundan dolayıdır ki, az sayıda Türk işgalleri ülkeyi çok kısa bir zaman içinde Türkleştirebilmiştir. Batı tarihçilerinin anlayamadıkları, bir fenomen olarak baktıkları olay, işte budur. Artık ülkeyi bu harabelikten Selçuklular ve Osmanlılar kurtaracaktır. "

Prof. Dr. Ahmet ÜNAL , 
HİTİT İMPARATORLUĞU’NUN YIKILIŞINDAN BİZANS DÖNEMİ’NİN SONUNA KADAR ADANA VE ÇUKUROVA TARİHİ / pdf










"Geçmişin hangi bölümünün korunacağını, hangi bölümünün çarpıtalacağını, hangi bölümün tümden silinip 
ortadan kaldırılacağını belirleyen politikaları saptayan kimliği belirsiz beyinler vardır." 
"Geçmiş silinmekle kalmıyor, silindiği de unutuluyor, sonunda yalan gerçek olup çıkıyordu."
"Şimdi gerçek olan sonsuza dek gerçekti....  "  
George Orwell,1984









Milattan Önce Karadeniz'de Türkler





"Şurası iyi bilinmelidir ki 
günümüz insanlarının anlam veremedikleri her isim 
Rumca veya Yunanca değildir."





Trabzon Ayasofya
Selçuklular'da çokca gördüğümüz "Şifa Düğümü" (bkz.Nuray Bilgili)





Doğu Anadolu üzerinden Trabzon'a geçen oradan Yunanistan'a dönen Ksenophon ünlü yapıtı Anabasis'te şöyle bir olay anlatır:

" Bu sırada söylediğine göre, Atina'da tutsak olarak iş görmüş bir peltast , Xenophon'a gelerek bu insanların dilini bildiğini söyledi... Xenophon, konuş, öğren bakalım bunlar kimlerdir, dedi. Karşısındakiler bu soruya, Makronlar olduklarını söyleyerek, karşılık verdiler."

Burada Makronlar diye anılan savaşçı insanlar Trabzon ilinin Güneyinde, dağlık bölgelerde yaşayan birçok yerli topluluktan biridir. Xenophon bir Grek'tir, grekçe konuşur. Oysa karşılaştığı insanlar grekçe konuşmuyorlar, başka bir dille söyleşiyorlar....

Grek yazarı Xenophon yapıtında daha birçok Anadolu topluluğunun adı geçer, yazar onların dillerini bilmediğini, ancak aracılarla anlaşma olanağı sağlandığını anlatır. Oysa kimi bilginler o yöre insanlarının grekçe konuştuklarını yazıp durmuşlardı, gerçeğe karşı göz yumarak.


İsmet Zeki Eyüpoğlu
Anadolu Uygarlığı




Ayasofya Yer Mozaikleri - Trabzon
"Şifa Düğümü"





“ Trapezus ve Pharnakia'nın üst tarafında Tibarenler ve eski zamanlarda Makronlar denen, Sanlar ve Küçük Armenia bulunur; ve erken devirlerde Kerkitler denen Appaitler kavmi bu bölgelere oldukça yakındır. Bu insanların ülkesini iki dağ keser. Burada yukarı Kolkhis'deki Moskhia dağları (tepeleri Heptakometler kavmi tarafından işgal edilmiştir) ile birleşen ve çok kayalık olan Skydises dağı ve aynı zamanda Sidene ve Themiskyra bölgesinden Küçük Armenia'ya kadar uzanarak, Pontos'un doğu tarafını meydana getiren Paryadros dağı da vardır. Şimdi bütün bu dağlarda yaşayan insanlar tamamiyle vahşidir. Fakat Heptakometler daha da kötüdür. Bazıları ağaçlarda veya seyyar ahşap kulelerde yaşarlar. Bu kulelere Mosyn dendiğinden, antik devirde bu insanlar Mosynekler olarak adlandırılmışlardır. ” [Strabon Kitap XII:3;18]










Mosynekler - Mosynoeci = Moşk Türkleri - Meşe Türkleri 
Moskova adının kökeni



"Zemininin taşla çıkılıp duvarlarının yatay ağaçlarla oluşturulduğu yapı biçimi ile Güney Sibirya Türklerinin ve Uygurların da ev yaptıkları da bilinmektedir. Aynı tarz mimarlık örneğini M.Ö 400’de Anadolu’da görmekteyiz. Ksenophon, Anabasis adlı eserindeki bilgilere göre Onbinler, Trabzon'dan batıya giderken (M.Ö. Eylül 401- Mart 399) bugünkü Giresun ile Ordu arasında Massagetler'e rastlarlar. Ksenophon'un verdiği bilgilere göre Mossynoikler, ağaçların yatay olarak üst üste yığılması suretiyle inşa edilen evlerde oturmaktaydılar. Mossynoik, "ağaç kule, ağaç kalede oturanlar" manasına gelmekte olduğu için bu adla anılmışlardır."  Prof.Necati Demir






"Muşkilər İskit kavmi idi. Yunanlar onlara Mosx, ya da Mossinyok derlərdi. İsmilərinin də ağac evlərdə və ormanlarda yaşadıqlarından dolayı aldıqlarını söylərlerdi. Akkad yazılarında bu Muşkiler Meşex, ya da Meşequkimi keçər. Akkadcada bol Türkcə kəlimələr vardır və ağac anlamında meşek, arman sözləri vardır.  Yəni anladığımız bu Muşki / Mosx / Mossinyok / Meşequ boylarının adı bizim meşe sözündəndir.  Kəndiləri Türk və Ural kavimlərinin karışımı idi. Daha sonra onları kral İskitlər (Han Oğuzlar) Asurlarla bitməyən savaşlardan dolayı yanlarına alıb Anadolu-Trakya-Balkan və Kavkaz-Doğu Avropa yolları ilə köç etdilər. Şu an Rusiyada yaşayan Meşer Tatarları (Ağaçerilər) və Ural boyu olan Mokşalar (Mordvinlərin önəmli kolu) kəndi adlarında o ismin hatırasını daşıyırlar. İlk əvvəllər Mosok şəklində olan Moskva toponimi də o ismin hatırasını yaşadır." - Elşad Alili (Dilbilim, tarihçi-Azerbaycan)


Küçük Armenia (Ermenia) - Bugünkü Ermenilere atfen adlandırılmamıştır. Subar gibi, Ermen Türk boy adı varken, Kazakistan'da Erman Dağı, Ermentau , Özbekistan'da Erman Kışlak varken...[bkz.Firudin Ağasıoğlu, Ermen Boyları ve Pseudo-Ermeni Haylar (Milattan Önce Türk -Ermeni İlişkileri)]





"Grek" değil, Hıristiyan Kıpçak Türkleri 
Yazlık Köyü (Livera) - Maçka-Trabzon




Kıpçaklar, çeşitli özellikleri ile diğer Türk boylarından ayrılır. Onların en belirgin özelliklerinden birisi Türkler içerisinde sarışın, mavi gözlü tek top­luluk olmalarıdır. ... Kıpçaklar, milattan çok önceki zamanlardan beri Doğu Karadeniz böl­gesini bilmektedir. Onların daha Türkistan’daki tarihlerinin karanlıkta kal­dığı bir zamanda, MÖ. IV. yüzyılda Karadeniz’in doğu kısmında var oldukları Gürcü kaynakları tarafından kayıt altına alınmıştır. MÖ. 336’da Makedonyalı İskender’in orduları Kafkasları ele geçirmek üzere bölgeye geldiğinde Ço­ruh nehrinden Tiflis’e kadar olan yerde oldukça kalabalık bir nüfusa sahip Kıpçaklarla karşılaşmışlardı. Bu rivayete yer vererek hem Türk tarihinin hem de Karadeniz ve Gürcü tarihinin bir dönemini aydınlığa kavuşturan anonim Gürcü kaynağına bakılırsa Helenler, bir yıl süren mücadeleden son­ra ancak Kıpçakları mağlup etmiş ve yoluna devam edebilmiştir... bölge Osmanlılara intikal ettiğinde özellikle Trabzon’daki Hristiyanların büyük kısmının Kıpçak olduğunu söylemek mübalağa olmaz....

Trabzon Rum Devleti zamanındaki Kıpçak varlığı ile ilgili kilise kayıtları Doğu Karadeniz tarihini değiştirecek mahiyettedir. Özellikle Of ve Maçka ile alakalı kilise defterleri Komnenoslar döneminde buralara yoğun bir Kıpçak yerleşimi olduğunu gösterir. Oftaki Solaklı ve Büyükdere vadilerinde Osmanlı Devleti zamanındaki nüfusu 10-12.000 haneye ulaşan Hristiyanların Türk kökenli olduğu Rum kaynaklarından anlaşılmaktadır. Bu grup XVII. yüzyılda İslamiyet’i benimsemiştir (Nakrakas 2003: 222). Oftan batıya doğru ilerlendiğinde Kıpçakların yoğun olarak yaşadığı diğer bir yer olarak Maçka karşınıza çıkar. Vazelon Manastırı kayıtlarından anlaşıldığı kadarıyla bölgenin hâkimiyeti Osmanlı Devletine intikal ettiği zaman yöre­deki Hristiyanların yarısından fazlası Yunan kökenli değildi (Bryer 1986: 79 vd). Bunların büyük kısmı Türkçe isimler taşımaktaydı (Shukurov 1996: 77 vd). Of ve Maçka, güneyden Trabzon’a inilecek vadileri kontrol eden önemli bölgelerdi. Zigana ve Çaykara boğazından sahile ulaşabilecek düşman unsurlar bu noktalarda durdurulabilirdi. Buralarda Kıpçak nüfusun yoğunlaşması, Komnenoslarla yapılan antlaşmanın bir sonucu olarak düşünülmelidir.... Prof.Dr.İbrahim Tellioğlu - Doğu Karadeniz Kıpçakları


diğer makalesi:
"13.yüzyıl başlarında ortaya çıkan Komnenos hâkimiyeti sırasında Artvin-Rize-Trabzon arasına yoğunlaşmaya başlayan Hristiyan Türkler - Kıpçaklar."
Prof. İbrahim Tellioğlu







"Trabzon krallarının en seçkin birliklerini savaşçı Kıpçak Türkleri teşkil ediyordu."

Yazlık (Livera) Köy'ün Cami Kapısı - Maçka/Trabzon
1860'lı yıllarda yapılan Kilise'nin yerine 1950'lili yıllarda Cami inşa edilmiş. Kilisenin kapısı Cami kapısında kullanılmış. "Çift Başlı Kartal" arması Komnenoslar'a ait olamaz. 1204 yılında Doğu Roma'nın başkenti İstanbul Latin Haçlıları tarafından işgal edildiğinde, Komnenos Hanedanı 1204-1461 yılları arasındaki Trabzon Prensliği'nde "Tek Başlı Kartal" motifini kullanmıştır.
Hatta, 1.Manuel Komnenos zamanında (1238-1263) inşa edilen Trabzon Ayasofya'nın güney cephesindeki kemerin kilit taşı üzerinde 
"Tek Başlı Kartal" motifi rahatlıkla görülmektedir.
Bu yüzden "Çift Başlı Kartal" Hıristiyan Kıpçak Türkleri'nden kalmıştır diyebiliriz.





“Above Trapezus and Pharnacia are situated the Tibarani and Chaldaei and Sanni, in early times called Macrones, and Lesser Armenia; and the Appaïtae, in earlier times called the Cercitae, are fairly close to these regions. Two mountains cross the country of these people, not only the Scydises, a very rugged mountain, which joins the Moschian Mountains above Colchis (its heights are occupied by the Heptacometae), but also the Paryadres, which extends from the region of Sidenê and Themiscyra to Lesser Armenia and forms the eastern side of Pontus. Now all these peoples who live in the mountains are utterly savage, but the Heptacometae are worse than the rest. Some also live in trees or turrets; and it was on this account that the ancients called them "Mosynoeci," the turrets being called "mosyni." ” [Strabo: Book XII:3;18]



“At this moment one of the peltasts came up to Xenophon, a man who said that he had been a slave at Athens, with word that he knew the language of these people; “I think,” he went on, “that this is my native country, and if there is nothing to hinder, I should like to have a talk with them. Well, there is nothing to hinder,” said Xenophon; “so talk with them, and learn, to begin with, who they are.” In reply to his inquiry they said, “Macronians.” “Well, then,” said Xenophon, “ask them why they are arrayed against us and want to be our enemies.”” [Xenophon -  Anabasis. Book:4:8.4/5]




A "Greek" historian, which use a translater; 
Meaning: Not everyone speaks "Greek" in Pontus! 







“3. yy’da Trabzon’a Saldıran Boranlar Kimlerdir?”, 
Karadeniz İncelemeleri, Sayı 1 (Güz 2006), s.9-18.











Urdu, Chagatai and Turkish









Modern Urdu is the national language of Pakistan and is also spoken by many millions of people in India.


Urdu language (6th to 13th c) developed more during the Delhi Sultanate (1206–1526) and the Mughal Empire . "Urdu" itself is derived from the Turkish word "Ordu (army)" or "Orda", from which English "Horde" and Latin "Orde - Order (arrenged) - ōrdō (line of soldiers; band, troop)" is also derived from.


[That's why info like : "From Proto-Italic *ord-n- ‎(“row, order”). Maybe from Proto-Indo-European *h₂or-d-, from *h₂er-, whence artus."; is nonsense!]



* Delhi Sultanate 1206-1526 : The Delhi Sultanate was a Muslim Turkish kingdom that ruled over large parts of India for 320 years. Five dynasties ruled over Delhi Sultanate sequentially, the first four of which were of Turkish origin and the last was the Afghan Lodi. The Lodi dynasty was replaced by the Mughal dynasty which was also a Turkish State.



* Mughal Empire 1526-1858:  Babür in Turkish, (the Baburnamah, a autobiographical memoir of Babür, is familiar), called Mughal in Persian language after Mongolia; called also as Turkish-Mongolian Dynasty. 


Babür Şah (Babur Shah) was the son of Chagatai, son of Genghis Khan. Genghis Khan belonged to a Turkish tribe Börçegin (Börte Tekin = Borjigin = Blue (Sky)-Grey Wolf), and that's why some Turcologist claim that he was Turkish. His born name was Temujin (Temuçin) . Genghis Khan had many traditions accepted from Turkish culture and had many Turkish tribes, soldiers and consultant in his empire. It was difficult to seperate the Mongolian and Turkish language till the 13th century. 


Chagatai Khan spoke Turkish. Today they call it as "Chagatai Turkish Language" (Çağatay-Hakaniye- Karahanlı Türkçesi) and it is the language of Uzbek Turks. Ali-Shir Navai (15th c), an Uzbek-Turkish poet, wrote in Chagatai Turkish. 


This Turkish belongs to Karluk Turkish family, a Turkish tribe who fled from Genghis Khan to Alaska, and became a Native American. (Karluk tribe is also one of the other tribes, who established Karahanli Turkish State, the first state who accepted the İslam, 840-1212). 


Karluk Turks was also among T'ang Dynasty :"Four Karluks (+tribes) from the region of Lake Balkhash (Balkaş), sent to Ch'ang-an (T'ang) by the Uighurs in 822" [Edward H. Schafer-The Golden Peaches of Samarkand: A Study of Tʻang Exotics]


An other Turkish Art is the Taj Mahal. Built by the students of Mimar Sinan (Architect Sinan from İstanbul, 1490-1588, also known as the architect of the bridge in Mostar Bosnia) between 1632-1652, in order of Shah Jahan (Şah Cihan) a Turkish-Mughal emperor.






Turks-Mongolians-Indians-Pakistanis-T'angs



The word "order" (arrenged) is derived from "ordo-order-ōrdō (line of soldiers, band, troop)" and it is not Latin of origin, but Turkish. Means army, troop, line of soldiers in Turkish. Info like this: (Latin, Etymology: From Proto-Italic *ord-n- ‎(“row, order”). Maybe from Proto-Indo-European *h₂or-d-) is nonsense!





Murad Adji - Türks in India

"A special book should be written about the Urdu language – the official language of Pakistan and certain northern states of India. It is widespread and it is coyly called a dialect of Hindi. However, it is not clear why it is full of Türkic words and expressions. And the phrase morphology is also Türkic. Why very few Indians understand Urdu while any Azeri can easily speak it several days after coming? It appears that Urdu is the ancient dialect of the Türkic language – Oguz dialect. But it is practically impossible to convince linguists of it. And how can it be done since they find in Urdu plenty of Arab, Persian words and… not a single Türkic one? It is an envious myopia" 
(tr.note:The Urdu in Urdu stands for Türkic Ordu ~ English horde, so at least one Türkic word exists in the Urdu lexicon).









""Moğollar ile Türkler arasında ayrım yok. 13.yüzyıla kadar Türkçe Moğolca ayrımı yapamıyorlar, orada yaşayanlar için aynı dil gibi görünüyordu. Çin kaynaklarında Moğollar Türkler gibidirler diye geçer. Moğollar daha doğuda yaşıyordu, Türkler terkedince o bölgeye geliyorlar.Cengizhan'ın mensup olduğu Börteçine (kurt prensliği) sülalesinin Türk olma ihtimali vardır. "Türkler bin boydur, bu bin boyun biri de Moğoldur." derler."" 
Prof.Dr.Ahmet Taşağıl

















KARLUK TÜRKLERİ - ALASKA




Karduk - Karluk


"Karluklar: Trabzon'un güneyinde Karluk Tepesi ismiyle bir tepe bulunmaktadır. Bu tepenin çevresinde bulunan ve Trabzon merkeze bağlı köylerden Karakaya köyünün eski ismi Karluk Şumerya, Akkaya köyünün eski ismi Karluk Gozemya, Karlık'ın eski ismi ise Nefs-i Karluk'tur." - Prof.Dr.Necati Demir




"Karluk adının nasıl ortaya çıktığıyla ilgili tek bilgi kaynağı Oğuz Kağan destanıdır. Halbuki Karluk adına Hunlar ve özellikle Göktürklerde rastlanır. Göktürklerin çöküşünden sonra Karahanlı Hakanlığı’nın bel kemiğini Karlukların oluşturduğu ve bugünkü Özbeklerin atası olarak ta göründüğü bilinmektedir."  - Ahsen Batur , Kürdoloji Yalanları




"Amuderya’nın aşağı mecrasında Oğuz, Kıpçak ve Karluk kavimleri birlikte yaşamaktadır. Bunlardan Oğuzlar, Türkmen ve Azerbaycan; Karluklar, Özbek ve Uygur; Kıpçaklar, Kazak, Kırgız ve Karakalpak kavimlerini oluşturmuşlardır. Bunların sonradan Oğuz-Kıpçak ve Karluk-Kıpçak olarak karıştıkları biliniyor." - Kamal Mambetov, Karakalpaklardıñ Etnografiyalık Tarihi






Peki Alaska'daki Karluk Türkleri?



The toponym name "KARLUK" in KARLUK RIVER-KARLUK LAKE-KARLUK VILLAGE on Kodiak Island-Alaska 
comes from KARLUK Turkish Tribe.
Native Village of Chuathbaluk - Alaska
CHUATHBALUK - BALUK is Turkish: Today "fish" or in old Turkish "city" (in 8th c AD Orkhon Monument)


* * * 



Bir Eskimo Dilinde Türkçenin İzleri - II: Basit Kelimeler


Tainoca: Gua-Turey "Tanrı, Yaratıcı"
Eski Türkçe: Kö:k Tengri "Tanrı,Yaratıcı"

Tainoca: Eieri "adamlar"
Eski Türkçe: Erleren "adamlar"

Tainoca: Bo "oldukça zengin
Eski Türkçe Ba:y "zengin"

Gua-Turey'deki "ua" diftongu, acaba Kö:k kelimesindeki asli uzunluğun bir izi midir? Çünkü bu kelime, Yakutçada küöx şeklinde (Vasiliev-Cargistay-1995-99) "üö" diftonguna sahiptir.

Aynı web adresinde (pdfdeki link kapatılmış-SB) Gua-Turey isminin bulunduğu yerde Ata Bei şeklinde isimlendirilen ve kendisine kutsallı katfedilen bir kişi bulunmaktadır. Bu ismin üzerine tıkladığımızda Ata Bey kelimelerinin yer aldığı web sayfasında, kucağında iki çocuğu emziren bir kadın karşımıza çıkmaktadır. Kulağımıza pek de uzak gelmeyen bu iki kelimenin Türkçe ile ne derece ilgisi vardır bilemiyoruz.

Tanrı kelimesi çeşitli Türk lehçelerinde de çok farklı seslere bürünmüştür. Azerice ve Türkiye Türkçesinde Tanrı, Kırgızcada Tenir (Ercilasun vd.1991:848-849) Yakutçada Tanara (Vasiliev-Cargistay-1995: 260), Çuvaşçada ise Turra veya Turi şeklinde (Ceylan 1996: 82,83,161) kullanılmaktadır. Tainocadaki Turey, Çuvaşçada kullanılan biçimlere çok daha yakındır. 

Taino Kızılderililerinin dilleri üzerine yaptığımız araştırmalara bu şekilde devam ederken internette bir Eskimo dilinin karşılıkları İngilizce olarak verilmiş oldukça kapsamlı sözlüğüne rastladık. Sürdürdüğümüz çalışmalar sonunda bu sözlükte birçok Türkçe kelimenin bulunduğunu fark ettik. Interactive Inupiaq Dictionary adı verilen bu sözlük, İnupiaq Eskimolarına aittir. Adı geçen sözlük, Donald H.Webster ve Wilfried Zibell tarafından hazırlanmış olan İnupiat Eskimo Dictionary-Fairbanks, Alaska, 1970- adlı eserden faydalanırak hazırlanmıştır. ...

Ethel G.Stewart Dene ve Na-Dene Kızılderilileri - Cengiz Han'dan Amerika'ya Kaçan Türkler MS.1233 - adıyla Türkçeye çevrilen eserinde, Kızılderili kabilelerinin bir kısmının atalarının Uygur Türkleri olduğunu dile getirir. Stewart, Uygurların yaşadığı Tarım bölgesinin etnik bakımdan çok karışık olduğunu, Türklerin yanı sıra Soğdların, Çinlilerin, Tibetlilerin, Kitanların bu bölgede iç içe yaşadıklarını belirtir. Ona göre, bölge halkının bu derece karışık olması, lingüstik durumu da çok karmaşık hale getiriyordu. Konuşma dilleri, yazı dillerine oranla büyük farklılık gösteriyordu. Konuşma dilinde Türkçe, Toharca, Çince, Soğdca, Tibetçe, Kitanca, İpek Yolu Arapçası gibi birçok dile ait kelimeler kullanılıyordu.

İşte bir Eskimo dilinde geçen ve yukarıda verilen Arapça, Soğdca, Çince, eski Hintçe kelimeler ile bildiri içersinde üzerinde duracağımız Türkçe kelimeler; bu karışık mirasın günümüze kadar gelmiş uzantıları olmalıdır.

Biz zaman zaman ayrı ve düşmanca yaşamalarına rağmen Uygur-Karluk birlikteliği tarihte önemli bir yer tuttuğu için (Salman 1981:176-180,184-186) Moğol istilası yüzünden Alaska'ya kaçan Uygur Türkleri arasında Karluk Türklerinin de bulunduğunu düşünüyoruz. Çünkü Karluk Türkleriyle ilgili araştırmalara bulunan Hüseyin Salman, bir makalesinde Doğu Karluklarının 12.yüzyıldan sonra Çin kaynaklarında izine rastlanmadığını belirtir (Slaman 1981: 189). Ethel G.Stewart'ın yukarıda zifrettiğimiz eserinde Moğol istilası yüzünden Türklerin Amerika'ya kaçış tarihi MS.1233 olarak verilir.

Kanaatimizce 12.yüzyıldan sonra Çin kaynaklarında izlerine rastlanmayan Doğu Karlukları, 13.yüzyılın ilk yarısında Amerika'ya (Alaska) kaçmak zorunda kaldıkları için Çin kayıtlarından düşmüşlerdir. Bunun en önemli delili, Alaska'da bulunan yer adlarıdır: Karluk Köyü, Karluk Irmağı, Karluk Gölü.

DNA araştırmalarında ise, başka bir durum karşımıza çıkmaktadır. Bir Rus genetikçi, Kızılderililerle Kuzey Moğolistan'da göçebe olarak yaşayan insanlar arasında yaygın DNA benzerliği bulunduğunu iddia etmiştir.

Moskova Vavilov Genel Genetik Enstitüsü Müdür Yardımcısı Ilya Zakharov, Christian Science Monitor'a yaptığı açıklamada Sibirya'da yaşayan Tuva Türkleri üzerine yaptığı genetik çalışmaların Kızılderililerin kökenlerini tespit eden bir araştırmaya dönüştüğünü ifade etmiştir. Zakharov; bunun büyük ve önemli bir gelişme olduğunu, kendilerinin daha önce birçok toplumu incelediklerini ve hata payı az bir olasılıkla Kızılderililerin Tuva Türkleriyle aynı DNA'ya sahip olduğunu tespit ettiklerini belirtmiştir. ...

2-4 Temmuz 1999 tarihleri arasında Denizli'de yapılan "Yedinci Türk Dünyası Dostluk Kardeşlik ve İşbirliği Kurultayı'na katılan Onayda Kızılderili Kabilesi Reisi ve Amerika Yerlileri Sosyal İşler Daire Başkanı M.Franklin Keel de Kızılderililerin atalarının Baykal Gölü ve Yenisey-Tuva bölgelerinden Amerika'ya, Alaska üzerinden göç ettiklerini ifade etmiştir. ...

Chuathbaluk "1800"lü yılların ortalarında Alaska'da yaşayan Ingalik Kızılderililerinin yaz aylarındaki balık avlama yeri."

Balık kelimesi Kuman lehçesinde Baluk .

Dr.Mehmet Kara. / detaylı PDF:
"Karluk in Kodiak Island", The Alutiiq Ethnographic Bibliography compiled by Rachel Mason.
farklı Karluk Alaska linkleri : link 1  /  link 2  /  link 3  /  link 4

NOT:  
Kızılderili ifadesi yerine Amerika Yerlileri ifadesi kullanılması...
Dört Karluk boyu T'ang Hanedanlığına katılmıştır. 840-1212'deki Karahanlılar da Karluk Türkleridir. Konuştukları Türkçe, Karahanlı ya da Çağatay Türkçesi olarak bilinir. Tibet kaynaklarında ise Karluklar Garlok olarak geçer.- SB




ilgili:




* * * 



Köktürk Yazıtlarında, balık şehir anlamıyla, Bilge Kağan doğu yüzü 28. satır:  Otuz yaşıma beş balık tapa süledim. (Otuz yaşımda Beşbalık’ a kadar sefer ettim.)  Beşbalık anı üçün ozdı. (Beşbalık onun için kurtuldu.) 

Eski Uygur Türkçesi’nde; balıġ, balaķ, ve balıķ: 1. balık, 2. şehir anlamında kullanılmıştır. balıķ bëgi: şehir beyi, vali; balıķçı: balıkçı; balıķça: balık gibi şekilleriyle kullanılır. 

Türk dilinin başyapıtlarından olan Divan-ü Lügati’t Türk ‘te, balığ: yaralı anlamında,
“Başı anıŋ alıktı
Kanı yozup turuktı
Balık bolup tagıktı
Emdi anı kim yeter” 
(DLT C. II: 192) “Onun yarası azdı, kanı çok akıp durdu, yaralanıp dağa çıktı, şimdi ona kim yetişir.” 


BALIK” SÖZCÜĞÜ ÜZERİNE (ON THE WORD “FISH”)
Yrd.Doç.Dr.Nesrin Güllüdağ









Apaçi - Tlibgit/Koyukon ve Navajo Athabaskan Ailesindendir.

Apaçilere ait makosenin tamgaları : 
Tengri ile Dış Oğuzların Tamgası ile aynı.


Amerika Yerlileri arasında her boyun kendine özgü saç örgüsü geleneği var. 
Kesildiğinde ise güçlerini kaybettiklerini düşünürler.
Tlingit Koyukon Athabaskan


Türk Beyi
Saçları uzun ve örgülü, ant kadehi ile bağdaş kurmuş
Selçuklu Dönemi

"Uzun saç prestij göstergesi olduğu için hemen hemen bütün Türk halklarında önemli idi. Eğer yeterince uzatılamamışsa bu arkadan saça eklenen takılarla veya düzenlemelerle ifade edilirdi. Fotoğrafta Uygur kızının saçında bu uygulama görülüyor. Uygurlarda buna Cala denirdi." 
Prof.Dr.Yaşar Çoruhlu



" Oğuz Türklerinin saçları uzun ve  kesmezler. Hükümdarlar genelde saçlarını serbest bırakırken, savaşçılar ve diğer erkekler belik örerler. Oğuz erkekleri, saçlarının örgüleri çok olmasıyla tanınır. Peçeneklerin de saçları örülüydür. 9. yy yaşayan Horasan Türkleri'nin de saçları uzundu. Harzemşahlar'ın da saçları uzundu fakat hacca giderken kısaltıyorlar. Uygur metinlerinde de alplerin saçları aslan yelelerine benzetiliyor. Uygur hükümdarı ise saçlarını topuz şeklinde toplamakta ve topuzun üstünde, beş sınıf halkı temsil eden, beş dilimli taç giymekteydi." 


Navajo Kilimi - Türk Tamgaları/Motifleriyle Aynı







________________


20 Kasım 2016 Pazar

From Pazyryk to Gordion - The Turks





Pazırık (Pazyryk) 4th c BC with 24 "Hun Rose" and 
Bergama 18th c AD with 32 "Hun Rose"





These carpets/rugs can tell us about Turkish culture and history, the feelings, emotions and communication of the weavers and tribes. It is impossible to find two identical carpet or rug, every woman have her own individuality and pattern.


* Hun Rose also called as Turkmen Rose or as Lotus Flower (Nilüfer Çiçeği)


* "Turkmen" means "I'm Turk", it is not a different nation! Tribes have also his own tribes/clans/families, it is not limited with 24. All of them have their own names, that's why the "foreigners" are struggling with the study of Turkish History. Example: Pechenegs in Europe are a tribe of Oghuzes. We use the name Peçenek, and we don't have to use as "Pecheneg-Turks", because we do know that they are Turkish of nation. But strangers to Turkish History thinks that they are a different nation, like they thought that Ottoman a different nation was! That's why "they" must write as Pecheneg-Turks, Avar-Turks, Hun-Turks, Ottoman-Turks, Seljuk-Turks, Safavid-Turks, Afsharid-Turks, Karachays-Turks, Khazar-Turks, etc. in "western literature".

SB.


A Turkmen Carpet with 24 Hun Rose from Ankara

Pazyryk Carpet: in Hermitage Museum, St. Petersburg.
Bergama or Turkmen Carpet: in Museum of Turkish and İslamic Art, İstanbul.
Both are "Turkish Culture", one is from 4th c BC, which was found in 1949 (with many horse burials!), 
the other one is from 18th c AD, and the weavers didn't saw Pazyryk!






From Pazyryk to Gordion - The Turks








"Pazyryk (Pazırık)" in Altai (Altay) Turkish dialects means "buried treasure". Among Kırgız Turks (Kyrgyz) and Oghuz Turks (Turkey, Azerbaijan, Türkmenistan) it is "Basırık" (accent exchange of P/B) and it means "pressed, compacted, hidden, closed place, cover".


A "westerner scholar" wrote that "Pazyryrk is a Russian word and means mound"... Info like this is nonsens and not scientific! [The Scientific Study of Mummies by Arthur C.Aufderheide,2003]


"Rudenko wrote: "In any case, this burial belongs not to the Turkish or Mongolian race, but to the Scythians, who are Arian race." But, it is to understand that the Scythians are not arian race (which also does not exist!), by their sacrificing horses, drinking mare's milk, grave and death ceremonies is to be seen that they are Turkish. The fact that the Scythians are Turkish (at least are in socio-cultural environment of the Turks) are more consistent than the works in the opposite view, and the information in this direction is more consistent. Besides, in Chinese chronicles from the 3rd century BC, there were Huns who lived in Pazyryk area. All the artifacts, belongings from Pazyryk Kurgan shows us the same as the Turkish Kurgans. Of course, the presence of a cultural element in a region does not mean that the element of culture belongs to that region. But the characteristics of the founding element give important clues about what kind of socio-cultural environment they are, which part of culture they origin from. The oldest accounts of the Persian kinndom are from 7th century AD. In addition , generally accepted experts such as Spiegel, Kremer and Geiger, say, that carpet is not an autochthon in the Persian culture. " [translated from, Dr.Mustafa Aksoy's article]


"Hun Turks have 24 tribes/clans, Oghuz Turks have also 24 tribes. Huns-Saka (or Scythians)-Oghuz Turks are related, that's why some Turkish scientist called also the Pazyryk Hun Carpet as Saka-Oghuz Carpet." [Prof.Dr.Firudin Agasıoglu Celilov]


The Pazırık Carpet was made for a Turkish Hun / Saka ruler in the 5th-4th c BC. There are 24 segments in the centre of the carpet which symbolized 24 well known tales of Huns from Mete (Mao-tun) times and Oghuzes (Oğuz) in "Oghuzname", as well as 24 local rulers from "The book of Dede Korkut". 24 War horses with tails tied in a knot, galloping opposite the deer, guide the mortal way. And 24 deer indicate 24 life and mortal hours of one day. The weaving type is double knotted, i.e.Turkish Knot, which is also called as "Gordion Knot (Gördes Düğümü)". Pazyryk Rug is not Persian! Persians (today-İranians) knotted their carpets "still" with "Senneh Knot (Sine Düğümü)" i.e. Persian Knot.


Gordion was the capital city of the Phrygians (non-Greek/Hellens) who lived in west of Turkey, centered on the Sakarya River (old name Sangarius-Sanga-Saka-Sacae = Sakarya - Saka-r-ya "Land of Saka"). 


"Gordium / Gordion" is to explain with "Kördüğüm" in Turkish, meaning is "blind knotted - Gordium - Gordugum / Kördüğüm". And everyone knows the legend of "the Gordion Knot and Alexander the Great" (also non-Greek/Hellen), it is the same knot what we see in the oldest Turkish carpet Pazyryk (Pazırık).


Phrygians artifacts are mixed with Kaška's (Gasga) artifacts. Kaška's were a Scythian tribe [Scythians, Saka (Sacae)s and Huns are the ancestor of todays Turkish People]. It is very difficult to seperate these two cultures. In the last period of the Hittite Empire (which invaded the "Land of Hatti, non Indo-European people" and Hittites natively known as Nešili-Neshi-Nehesi, Hittite is a result of misreading!), on the eastern border in Pahhuwa (Black Sea Region- North Turkey), a Kaška city, seems to emerge a rebel named Mita. This person is referred to Muškian Mita in Assyrians tablets [Muškians were also a Scythian tribe; Muşki-Mosk-Meşe (Oak-Meşer Tatar - Ağaçeri Türkleri-Agacheri Turks / Tree people "Acatziri, Agathyrsi or Agathyrsos in ancient books: Herodotus, Virgil)]. The -uš- etymology brings connection with -uš- in Kaška. At the end of Hittite Empire comes the period of the Phyrigians and "Mita" brings us to the king "Midas" (t/d-Mida) in the 7th c BC, the son of King Gordios [Gordios-Gordion-Gordium].... 


The so-called Midas Tumulus/Kurgan and other tumulus in Gordion has the same structure as Pazyryk Kurgan. "The second Tumulus Z (south ridge) had elements in its carpentry seen in the PAZYRYK barrows. Its assemblage, however , consisted of the usual Phrygian gifts (some pre Kimmerians heirlooms and some contemporary post Kimmerian objects) except that belts and fibula were lacking. Z no doubt belonged to someone sharing ancestry with the people of the ALTAI who built 'caged' chambers. " says the archaeologist field director Rodney Stuart Young in his "Final Reports Three Great Early Tumuli". (for 24 years in Gordion till his dead in 1974, but, build a career as an American spy during World War II.)






So, Pazyryk and Gordion are connected = Kurgan Culture is Turkish Culture. The word "Kurgan" is Turkish "Korugan" = "protected". Like the Saka/Scythian king İdanthyrsus have spoken below. [ İdanthyrsus is the ancestor of Turkish leaders like, Attila of Huns, and Bilge Khagan of Kokturks (Göktürk-Sky Turks) - Bilge-"Wise" like in Bilgamesh]. 


"Idanthyrsus the Scythian king replied: “It is like this with me, Persian: I never ran from any man before out of fear, and I am not running from you now; I am not doing any differently now than I am used to doing in time of peace, too. As to why I do not fight with you at once, I will tell you why. We Scythians have no towns or cultivated land, out of fear for which, that the one might be taken or the other wasted, we would engage you sooner in battle. But if all you want is to come to that quickly, we have the graves of our fathers. Come on, find these and try to destroy them: you shall know then whether we will fight you for the graves or whether we will not fight. Until then, unless we have reason, we will not engage with you." [Herodotus book 4:127]


So, the graves i.e.Kurgans were holly for Scythians, Huns and Gokturks. Even Attila attacked Eastern Roman Empire (later named as Byzantine), when the Bishop of Margus city (in Serbia) opened a holly royal grave (kurgan) of an ancestor of the Huns in 442 AD somewhere in Danube region, and stole some goods from the grave. [Priscus of Panium 5th c AD].


According to Herodotus, the Persians call all Scythians as Sacae (Saka). Why would the Persians spoke as a different nation, if the Saka/Scythians were Persians, according to some "westerners" ? And why do the Turks have all of these Saka/Scythian cultur, traditions and names, if they were Persians? ;)


An other legend is about "Excalibur and Arthur", which was written between the 7th c AD-13th c AD, after the Scythian-Hun-Avar/Turks in Europe!.. 


Fragment 10 -Getica of Jordanes : " Although it was in his [Attila's] nature alwyas to be confident in his greatness, when the sword of Mars was discovered, an object always held sacred among Scythian kings, it nevertheless gave him additional confidence. Priscus the historian reports that it was found under the following circumstances, saying: When a certain shepherd saw a cow from his flock limping and could find no cause of such a wound, he anxiously followed the traces of blood and finally came to a sword which the cow had accidentally stepped on while grazing. The shepherd dug it up and immediately brought it to Attila. Attila rejoiced at the gift and since he was majestic, he thought he had been appointed ruler of the whole world and the sword of Mars had granted him omnipotence in war."


The name Excalibur comes from Xalub (also called as Halup-a Scythian-Sacae tribe) who lived in North Turkey at the same period. Scythians respected the sword, and stap an iron sword into a stone/rock. We do not know exactly the name of Scythians sword god, the scholars suggested the word as "ALP". Because Mars was a god of "devastating", but Alp is a "battle winner, a bold-brave-fearless-hero warrior". Like the Trojan warrior Alber (Albericus - Alberikh - Alberich = b/p), which is Alper in todays Turkish (Alp=brave warrior ; Er=Man). And "Alpericus Latin form of German Alberich" does not means "elf-ruler" like they explained to the world in different dictionars. It is not even derived from German, it is derived from Turkish, and yes, the word "Alp" became the word "Elf", which are also "brave warriors". 


["The Trojans, who settled in North Europe after the collapse of Troy, left this name in old Germanic sagas. «The saga about Nibelungs» tells us about the albs («heroes») and their king Alberikh - Trojan by origin." - Prof.Dr.Garasharly Chingiz (Çingiz Garaşarlı)]


The war god was in Greek and Roman pantheon named as Ares-Mars. When the Cimmerians and Scythians came to Anatolia they had already their myths. After the Trojan War, the Greek/Hellen tribes came to Anatolia and their mythology was occurred after cultural connection with the Cimmerians and Scythians in 8th c BC. But the mythology settled literally in the 6th c BC. Cimmerian-Turks were settled in the North of Turkey till 8th c BC, and lived till the arrival of the Scythian-Turks. The archaeologists have also found Cimmerian artifacts, horse burials and inscriptions in Gordion. It is also difficult to seperate these two Turkish (Cimmerian-Scythian) culture artifacts.


So, the sword of Arthur is the "Sword of Attila" for Europeans, and it is named after a Scythian tribe Xalub. Like the name "Arthur" was named after the Word "Arthır", which means in Karachay-Balkar Turkish, the "Story Teller". 


The God Sabazios among Phrygians;

The meaning in Turkish of -Saban- is -plow-. We read the legend of Scythians in Herodotus Histories Book IV; "Golden black plow (plough)": 


"The Scythians say that their nation is the youngest in the world, and that it came into being in this way. A man whose name was Targitaüs appeared in this country, which was then desolate. They say that his parents were Zeus and a daughter of the Borysthenes river (I do not believe the story, but it is told). Such was Targitaus' lineage; and he had three sons: Lipoxais, Arpoxais, and Colaxais, youngest of the three. In the time of their rule (the story goes) certain implements—namely, a plough, a yoke, a sword, and a flask, all of gold—fell down from the sky into Scythia. The eldest of them, seeing these, approached them meaning to take them; but the gold began to burn as he neared, and he stopped. Then the second approached, and the gold did as before. When these two had been driven back by the burning gold, the youngest brother approached and the burning stopped, and he took the gold to his own house. In view of this, the elder brothers agreed to give all the royal power to the youngest." [Herodotus-Book IV:1-4]


Sabazios was a god, who was protected by Mother goddess Cybele (Kybele) in Anatolia. He was always on horseback as a nomad (like the Kimmerian-Scythian-Turks), the god of beer and barley, in later times we see him as Dionysus/Bacchus , also an Eastern God. Which the Word Bacchus is to explain in Turkish as : Bağ / Bagh / Bacch = vineyard- vigneron [which Dionysos was pictured always with grape].


The Greek didn’t accept Bacchus in their pantheon of gods, that’s why he was birthed from Zeus for the second time, for an acceptance, and was also protected by the Mother goddess Cybele. Dionysos teaches the mankind how to "plow with an ox" in mythology, like the Scythian “Golden Plow” legend! And a question: Was Zeus also born from a Mother Goddess? Yes, from Rhea, known as "the mother of gods". Sabazios=Saba+zios : Saban ; Zios=Zeus, and so was he seperated. ;)


Saban is a Turkish tribe, named in times, in different chronicles as Sabar/Savar (b/v), Subar, Sibir (Subarian, Subartu, Avar, Chuvash). Some of the Saban tribes are the Siberian Turks today, which the geographic name -Siberia- comes from = "Land of Sibirs". And "Scythians/Sacae" was called as "Ashguzai" in Assyrian tablets, which brings us from Ashguzai to - As, Guz or Oghuz (Oğuz or like Oxus in Strabon) Turks. The Harvest Festival was named after Sabazios, "Sabantui Day" is today still celebrated among Turkish people in Asia and Russia.


On the otherhand, ancestor of the Scythians, Targitaus / Targitaos is Targitay in Turkish. The youngest son took place on throne of his father (Herodotus) like in Turkish culture. The other sons (eldest sons) of Targitay, like in Turkish traditions, were given an other land/country to run, the youngest stayed at home/center. Targitaos father (in Herodotus) was Zeus, but among Scythians it was Papaios. Papa is a non-Indo-European, a Turkish word. "Papa" in Chuvashia (Hun-Turks language) Turkish means "Father", "Baba" in Turkish (again p/b). The mother of Targitaos was the daughter of Borysthenes river, which is the nymph Borysthenis. But in Scythian god pantheon it is Api (Gaia in other nations myths), means "mother, big sister, big aunt" in Turkish, is equivalent with Earth-Mother Umay (Umai) a guide, protector of women, mothers, children and Turkish communities.


Borysthenes is todays Dnieper (Dinyeper) was called by the Scythians/Sacae (Saka) as "Oar", or as "Ver" by Jordanes, or as "Oares-Oaros" by Herodotus. Bory in Borysthenes can be explained as Bori-Börü, Wolf in Turkish. A Scythian-Turkish tribe called as Hyperborean lived in that area, and the connection between the north wind "Borean" and "Bory" is clearly to be seen. 


Goddess Leto was brought to Lycia (which is Lukkia-Wolf Land) under the guidance of the Wolves from Hyperborean, or she was a She-Wolf! Goddess Leto had two children, both are connected with wolves; Artemis, which is in Lukkian language Ertemi [Er=Man ; Temi=clean, pure (temiz,ak) ; male name among Turks-Ertem] was the moon goddess, and Apollo's nickname was "Apollo Lykeios-the Wolf". Both were fed by a she-wolf, like in the Etruscan (non-Roman) and Turkish myths! Leto, Artemis and Apollo was worshipped most in Karia-Lukkiya region, West of Turkey . Karia and Lukkiya people are related with the Pelasgians [non-Hellens, non-Indoeuropeans] who lived in Thracia/North-Greece, and fought side by side with Trojans against the invaders!..


By the way, Hyperborean Abaris, a priest of Apollo, was a shaman (Kam in Turkish), (which was never a religion rituel among Indo-Europeans!) and Abaris is the Turkish Tribe Avar. Like in in the earlier name of Dnieper "Oar-Ver/Var" , where they lived. The other tradition was, wearing an animal-skin. Like we see among Turkish people, Native Americans and todays Mongolians. Just like the Trojan warrior Dolon with his "wolf skin". Etruscans who fled after the Trojan War to Italy, painted Wolf skin weared Dolon in a tomb. Wolf-skinned Scythian-Hun/Turk warriors to be seen in Roman period, the most feared warriors gave birth to "Werewolf" legends in Europe...


The root word "Tar" of Targitaos/Targitay, is associated with the word Turk, like Turuk in "Turukku" [also Türük], a Turkish State in Mesopotamia in 3000 BC-2000 BC. Didn't call the Trojans themselves as "Teucer"? Yes, they did. Do we see in Pliny's book a nation name "Turcae"? Yes, we do. Do we use for "All Turkish People" the word Turan? Yes we do, and we see also a fertility and love goddess in Etruscan myth "Turan". Didn't the Etruscans fled from Anatolia? Yes, they did, and they are also accepted as the descandents of Pelasgians.


Pelasgians names, Trojan names are Turkish names. A warrior from Lukkiya (Lycia) called Sarpedon, what does Sarp means for Indoeuropeans? Nothing, because it is Turkish, means "hard, steep, tough, harsh", and still in use as male name among Turks.


Trojans called the river as Scamander, which comes from Saka (Sacae-Scythian) again, and sacrificed horses to the river god. Just like the Scythians-Turks sacrifice horses with burial or a ceremony.


Targitay'sons names are also to be explained in Turkish; just one name: Arpoxais (Arpaksoy) Arpa means Barley in Turkish, so the farmer tribe of the Scythians. Was Sabazios the god of Barley? Yes, he was. And -xais - xai - say in Arpoxais = is "soy", means "generation, tribe".


There are more connections: 

Tar and Bora are also related; Tar = "strong, magic, blacksmithing, powerfull" ; Bora = "strong north wind", from the "Alps" (mountain range in Europe) to south. Like "Alp Er Tonga" (have explained "Alp" above) which is Afrasiab in Shahnahme was the king of Turan, a Turkish-Saka King, grandfather of Saka Queen Tomyris (Tomris = core of iron; female name among Turks). And, "Bor" means iron dust, iron surcharge. A Hattian (non-indoeuropean, agglutinative language like Turkish) god Tarkhunt was the sky and stormgod, so he is strong, magical and powerfull. Tarkhunt name was used for a king in Nesli (Hittite) Empire as Tarkondemos, but in Turkish it is Tarkan and among Etruscan became Tarquin; coincidence? No, Turkish :) , and still in use as male name (like our famous singer Tarkan)


An article from a "westerner" is very interesting:

A.W.Buckland Anthropological Institute in London March 10,1874 on "The Serpent in connection with Primitive Metallurgy". In this learned monograph the writer maintains that a connection may be observed between the early serpent-worship and a knowledge of metals, and indeed that the Serpent was the sign of Turanian metallurgists in the same way as I have suggested that in Egypt and Assyria it was the sign of physicians. She believes that the Serpent must have played some part in the original discovery of the metals and precious stones by man, in recognition of which that animal was first assumed as a totem and thence became an emblem. She states that traditional and ornamentational evidences show that the Turanian races were the first workers in metals, and that they migrated westward, probably from India to Egypt and Chaldaea, and thence to Europe, and even to America, bearing their art and its sign; and that they fled before the Aryans, who had the further art of smelting, and that the Aryan myths of serpent-slaying record the overthrow of the Turanian serpent-worshippers." (Demonology and Devil-lore: The Devil World by Moncure Daniel Conway)


Did Apollo not slay the serpent/dragon Pyhtia in Delphi were the Pelasgians lived? Which became in Christian times "Dragon Slayer Saints"... after slaying the serpent Pyhtia, we see everywhere the "Oracle Temples", and the time was 4th c BC. Oracle, is just the reflections of Prometheus [prescient, seeing future, god who made human from a mud and gave fire for enlightenment!] which was married with Asia, "Land of As", = As Turks [also mentioned in Orkhon Monuments - 8th c AD] - As-guzai (Sguz-Scythian-Guz-Oghuz). [note: At the time, when the Orkhon monuments were erected, there was no German, French or British nation. ;) ] 


Oh yes, the Pelasgians (pre-Greek settlers of Greece), who are they? A French philosopher (who also studied history of France) Henri Berr one's said : " Pelasgians, these name was given by the Hellens, to these old people, who doesn't speaks Hellenic. But, to find out who they really are, we give up". Exactly, they gave up, they was afraid of course, because they spoke Turkish. Like, non-Hellenic god, the blacksmith god Hephaestus; a Pelasgians god, was brought from the Caucasus. 


Which Caucasos is also Turkish: appears first in Aiskhylos (Aeschylus) 490 BC in " Prometheus Bound". Pliny the Elder wrote that Caucasus came from Scythians as "Kavkaz- Kroukas", "White/Snow/Frost Rock" (Ak/Kar/Don Kaya) in Turkish "Karlı Kaya" (but today as Kafkas). Prometheus was shackled by Zeus (which is accually imposible, a God shackled a Titan, one of the First, who made human from mud. It was taking power from East to West, and to dominate humankind], and was resquiered by Herakles (Erakle, Erkle in Etruscan, which ER= Man in Turkish), the Bilgamesh in Sumerian legend [misreading as Gilgamesh - it is Bilgamesh - Bilgi = Turkish "wise" ; or Köroğlu (or Goroğlu, in Turkish legend - (oğlu-son of) Gor/Kor = Torch of Fire, Blind (Kör) and See (Gör) - Gordion-Gordium-Kördüğüm (Blind knotted) - the fire brought by Prometheus ]. 


Mentioned by Heredotus in Histories; Hercules/Herakles was the ancestor of the Scythians, like Targitais/Targitay. And the wife of Heracles was snake-legged [according to Hesiod it was Deineira, but to Scythians it was Api], and had tree sons: Agathyrsos, Gelonos and the youngest as Scythes [Herodotus 4:10].


Hercules (Erkle)' sons: Agathyrsos = Ağaçeri Turks (Tree People-Hun+Scyth/Turks Tribe); Gelonos - Jelon [snake in Turkish, also Yılan (remind: -os, Greek suffix)]; and of course the youngest Scyth (who stayed at home, in the center). 


Slaying a Serpent/Dragon with a Sword; Controlling Time : 
Wolf (Bori/Börü) - Bory like in Borysthenes or in Hyperborean (Bore) :
Tarkan, the god, holiness, adjective, title, and the root word for Turk = Tar/Tur and Turan : like "Tur'sha" one of Etruscans ancestor...
"Turanian races, the first workers in metals i.e. İron"




Can write more but...

The "West" tried for centuries to deny Turks and their rich history. When any new scientific discoveries, presentations or evidence comes out to prove Turkish civilization, the "West" hurriedly develop fictionalize/fabricated programs and articles to lie about Turks and Turkish great History.


Thus, without Us, the Westerner Scholars, "deniers, fraudsters, who have political agenda" (even Unesco!), who underestimate Turks, Turkish Culture and History, can not write the World History.


We are a huge family, and the "West" can not ignore that anymore...
Regards,
SB.

















Kaşgarlı Mahmud: (Mahmud al-Kashgari,11th c AD)
"Kimsen? Türkmenem - Kimsin ? Türk'üm" 
(Who are you? - Turk+men+em - Turk+I+am - I'm Turk)

Mustafa Kemal Atatürk:
Ne Mutlu Türk'üm Diyene.
(Happy is the one who says, "I'm a Turk")

_____________________
_____________________